Arakanlılara bayram yaşatmak istiyoruz

Arakanlı mültecilerin yaşadıkları insan hakları ihlalleri, Uluslararası Mülteci Hakları Derneği (UMHD) tarafından rapor haline getirildi. “Sığınma Hakkı Perspektifinde Arakan” adıyla hazırlanan raporun amacının burada yaşanan insan hakları ihlalleri ve soykırımın tüm dünyaya duyurulmak olduğunu söyleyen UMHD Başkanı Av. Uğur Yıldırım, “Tüm Müslümanlara emanet olan bir Arakan halkı gözlerimizin önünde ve biz şuan onları gündemimizde ilk sıraya koyduğumuz için bu yıl odak noktamıza orayı koyarak kurban bağışı kampanyamızı oraya yönlendirdik. Onlara da bir nebze olsun bayram yaşatmak istiyoruz” dedi.

Arakanlılara bayram yaşatmak istiyoruz

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Son yüzyılın en büyük zulümlerine ne yazık ki Arakanlı Müslümanlar maruz kaldı. Her türlü temel hakkı yok sayılan, topraksız ve kimliksiz olarak yaşamak zorunda kalan Müslümanlar, bütün dünyanın gözleri önünde sürüldüler, katliama uğradılar ve kimliklerini kaybettiler. 1962 darbesinden bu yana bir kaç yıllık aralarla Rohingyalara karşı çeşitli zulüm ve hak ihlalleri gerçekleştirildi. Bu etnik temizlik ve asimilasyon politikası öylesine vahşete dönüştü ki, soykırım ve insanlık dışı eylem gibi hukuki nitelendirmeler dahi, bu hukuk dışı ve insani değerden yoksun fiiller dizisi karşısında yetersiz kalmaya başladı. Geçtiğimiz 15 yıl içerisinde ise Myanmar’da Budist çetelerin ara ara artırarak devam ettirdiği şiddet eylemlerinin sonuncusu 2017 yılı Ağustos ayında gerçekleşti ve 700 binden fazla Arakanlı mülteci Bangladeş’e sığındı. 

İNSAN HAKLARI İHLALLERİ ORTAYA KOYULDU

Bölgeye gözlem ve raporlama yapmak amacıyla giden Uluslararası Mülteci Hakları Derneği “Sığınma Hakkı Perspektifinde Arakan” adlı raporu çıkardı. Raporun tanıtım toplantısı derneğin genel merkezinde yapıldı. Hem raporun tanıtımı hem de bölgede Kurban Bayramı için Sadakataşı Derneği ile ortaklaşa başlatılan kurban bağışı kampanyasıyla ilgili konuşan Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Genel Başkanı Av. Uğur Yıldırım, “2017 yılının yaz aylarına doğru Arakan’daki zulüm yeniden hortladı. Budist çeteler devletin ve oradaki resmi rejimin de himayesiyle masum Müslüman Arakan halkının maalesef kâbusu oldu. Onlara ölüm kusturdu, tecavüz etti ve 1 milyona yakın insan yerlerinden yurtlarından ayrılmak zorunda kalarak maalesef yine istenmedikleri Bangladeş’e sığındı. Bu olayların yaşanmasının akabinde bölgeye gidip tespitlerimizi yaptık buradaki insan hakkı ihlallerini ortaya koyduk” dedi.

NE KİMLİKLERİ NE VATANLARI VAR

Arakanlılar’ın vatansız ve kimliksiz olduklarını vurgulayan Yıldırım, “Arakan’da insanlar toplu olarak bir nevi vatansızlar çünkü ülkeleri kendilerini yok sayıyor. Yani kimlikleri yok. O yüzden Birleşmiş Milletler toplama kampında kırk bin kişi var diyorsa gittiğinizde yüz bin kişiyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Gönderildikleri yer de (Bangladeş) onları çiçeklerle karşılamıyor. O yüzden buradaki acı ve ızdırap çok daha fazla. İnsanlara verdiğiniz yardımın karşılığında onların kimlik belgelerini alırsınız mesela. Oradaki yardım kuruluşları bunu bile yapmaktan aciz kalıyor. O yüzden yardım yaptıkları insanları tek tek fotoğraflamak zorunda kalıyorlar. Çünkü siz yaptığınız yardımı bile kimliğini bilmediğiniz insanlara yapmış oluyorsunuz. İşte tüm bu çerçevede “Sığınma Hakkı Perspektifinde Arakan” raporunu bir insan hakkı bağlamında değerlendirerek oluşturduk. Buradaki gözlemlerimize yer verdik. Burada çalışan birçok sivil toplum kuruluşuyla görüştük. Burayla ilgili yapılan raporları da az çok derleyip toparlayarak özetledik. “Sığınma Hakkı Perspektifinde Arakan” raporumuzu ilgililerin, akademisyenlerin, bu konuyla ilgili araştırmacıların, aktivisitlerin takdirine sunuyoruz” diye konuştu. 

HER EVDEN BİR HİSSE ARAKANLI MÜLTECİLERE

“Aslında kurbanı bu noktada bir yakınlaşmak, paylaşmak anlamında vesile kıldık” diyen Av. Yıldırım, “Bu anlamda bölgede yıllardır pek çok çalışmaya imza atan Sadakataşı Derneği ile beraber sadece Bangladeş’teki kamplara özel olarak kurban kampanyası yaptık. Buradan Türk halkına çağrıda bulunuyoruz. Bugün dünyanın pek çok yerindeki mülteci kamplarında bulunmuş, gözlem yapmış birisi olarak konuşuyorum; gerçekten Arakan’daki durum bir STK’nın hatta bir devletin dahi altından kalamayacak şekilde kronikleşmiş ve çok büyük bir kördüğüm haline gelmiş bir durum maalesef. Orada dolaştığınız zaman 3 tane çocuk görseniz ya bir tanesinin üstünde elbise var altında yok ya da tamamen elbisesiz. Gıda, barınma, su, yiyecek imkânlarının hemen hemen tamamı STK’lar aracılığıyla temin edilmeye çalışılıyor. Sığındıkları Bangladeş’te dahi durum o kadar kötü ki şuan dünyanın kişi başına milli gelir oranının en az olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Bu şartlar altında tüm Müslümanlara emanet olan bir Arakan halkı gözlerimizin önünde. Bu manada dünyanın pek çok yerinde yokluk ve fakirlik var ama Bangladeş’i gerçekten bu noktada birinci sıraya koyduğumuz için bu yıl odak noktamıza orayı koyarak kurban bağışı kampanyamızı oraya yönlendirdik. Onlara da bir nebze olsun bayram yaşatmak istiyoruz. Ben halkımızın teveccühünü, kadirşinaslığını, bugüne kadar dünyanın her yerinde yaptığı yardımları aynı şekilde Arakan’a da yaptığını biliyorum. İnşallah bu kurbanda da evlerinden en azından bir hissenin Bangladeş’teki Arakanlı kardeşlerimize gönderilmesini temenni ediyoruz” ifadelerini kullandı.  

SAĞLIKLI YAŞAM SORUNU YOK, YAŞAM SORUNU VAR

Sadakataşı Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Hacı Dursun Tunç ise “Dünya genelinde 3 milyon Arakanlı mülteci var. Bangladeş’te var olan ve 1 milyon 300 bin kişinin yaşadığı kamplar dünyanın en ağır şartlarında bulunan kampları. 1 buçuk milyon insanın çoğunun ayağında ayakkabı bile yok. Necip Türk milleti ve STK’ları çok fazla yardım yapıyor ama hepsi yetersiz. Eğitim sorun, ibadet sorun, sağlık sorun ama orda insanların en temel sorunu sağlıklı yaşam bile değil yaşam sorunu. 1 milyon 300 bin kişiye ne kadar yardım ulaştırabilirsiniz? Dünyanın değişik bölgelerinden yardımlar geliyor ama bu yardımlar oradaki insanların haftada bir ya da iki kez karınlarını doyurmaya yetiyor. Ayakkabılarımızı bile yıkamayacağımız çamurlu, kokuşmuş sularda çocuklar yıkanmaya çalışıyordu. Bütün dünyanın en acı olaylarını toplayıp, bin ile çarparsak ancak oradaki acıyı ortaya koyabiliriz. Sadece kurbanda değil 365 gün tüm dünya kamuoyunun Arakan’a yardım göndermesi gerekir. Buraya götüreceğimiz kurban bağışları ile belki de yılda bir kez et yeme imkânı bulacaklar. Oradaki insanların hayata tutunmaları bizim yardımlarımıza bağlı. Batılı kurumların rakamlarına göre 750 bin, yerel verilere göre 1 buçuk milyon kişi son dönemde soykırıma uğradı. Bu zulmü dünyaya duyuran ise Türkiye oldu. Yine Türk halkı oradaki insanların yaşaması için yardımlarını esirgemeyecektir diye düşünüyorum.” diye anlattı.
 

Güncelleme Tarihi: 03 Ağustos 2018, 15:08
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER