banner39

Osmanlı Muavenet-i Milli Cemiyetinden Tayyare Cemiyetine: Türk Hava Kurumu

Son zamanlarda orman yangınları sebebiyle Türk Hava Kurumu (THK) yeniden  gündeme geldi. Ağırlıklı olarak, uçaklarının bakımının zamanında neden devlet tarafından yaptırılmadığı sorgulandı. Oysa söz konusu Kurum bir sivil toplum kuruluşu idi ve uçaklarının bakımını yaptıracak yeterli bütçesi vardı.

Tarih Araştırmaları 15.08.2021, 18:19 06.09.2021, 10:13
Osmanlı Muavenet-i Milli Cemiyetinden Tayyare Cemiyetine:  Türk Hava Kurumu

Dünya Bülteni - DÜBAM Tarih Araştırmaları

Türk Hava Kurumu” veya “Tayyare Cemiyeti” mevzubahis olunca Vecihi Hürkuş’un adını zikretmeden konuyu kapatamazsınız. Çünkü bu zat  ömrünü havacılığa adamış üstün bir zeka. Onun ülkemize tamamen yerli malzemelerle  imal ettiği uçak sebebiyle nasıl ödüllendirildiğini araştırırken devrin hava kuvvetleri tarafından dışlanıp istiskal edildiğini okuyunca çok şaşırdık.  Aşağıya eklediğimiz  belgede hadiseyi beraber okuyalım:

“Hava Kuvvetleri Müfettişliği emrinde çalışan Türk tayyarecilerinden Vecihi Efendi’nin  bundan birkaç ay evvel  Hava Kuvvetleri Müfettişliği nam ve hesabına sırf kendi sa’y ve gayreti, ilim ve ihtisası ile  inşa eylediği  bir tayyare  mezkur müfettişlik hangarında   muattal bir halde bekletilmektedir. Tayyare Cemiyeti bu uçağın Vecihi Efendi’ye verilmesini Başvekil İsmet Paşa’dan rica etmektedir. İsmet Paşa da bu talebi kendisine hitaben  gönderilen yazının üzerine “lütfen alakadarâne  nazar-ı dikkate alınması ricasıyla  Müdafaa-i Milliye Vekaletine celp edilmesi” talimatını yazarak  Müdafa-i Milliye Vekaletine (Milli Savunma Bakanlığına)  gönderir. Müdafa-i Milliye Vekaleti  Başbakan İsmet Paşa’nın uygun gördüğü bu teklifi  çeşitli bahanelerle red eder ve Vecihi Efendi’nin kendi elleriyle yaptığı uçağın yapımı sırasında devletin malzemesi kullanıldığını bildirerek Tayyare Cemiyetinin bu talebini geri çevirir.”  (*)

Öyle anlaşılıyor ki Türk Hava Kuvvetleri, Vecihi Hürkuş’un Tayyare Cemiyeti için imal ettiği  uçağın Ankara semalarında uçmasından rahatsız olmuş. Bu olayda Hava Kuvvetlerinin  dışardan uçak ithal edilmesini tercih ettiği anlaşılmaktadır. Bağışlarla satın alınan uçakların sayısı  da bu iddiayı teyit etmektedir. Oysa  tarihi kaynaklarımız  başlangıçta Tayyare Cemiyetinin  Türk Hava Kuvvetleri ile iç içe çalıştığını, hatta 1933 senesinde Türk Hava Kuvvetleri bütçesine 6.559.329 liralık destekte bulunduğunu, Ziraat Bakanlığının TTC’nin at yarışları masraflarını karşıladığını, TTC’nın yöneticilerinin  çoğunun havacı askerler olduğunu  kaydeder ki doğrudur. Bütün bunlara rağmen Vecihi Hürkuş’un Tayyare Cemiyeti için  imal ettiği uçağın kendilerine verilmesi talebi Hava Kuvvetleri tarafından, Başbakan İsmet Paşa da ikna edilerek red edilmiş.

***

Son zamanlarda orman yangınları sebebiyle Türk Hava Kurumu (THK) yeniden  gündeme geldi. Ağırlıklı olarak, uçaklarının bakımının zamanında neden devlet tarafından yaptırılmadığı sorgulandı. Oysa söz konusu Kurum bir sivil toplum kuruluşu idi ve (aşağıda tafsilatıyla anlatılacağı üzere)  uçaklarının bakımını yaptıracak yeterli bütçesi vardı. Ancak zamanla liyakatsiz yönetim kurulları  tarafından iyi yönetilmediği için  iflas etmişti. Hükümet de yapılması gerekeni yapmış ve THK’yı kayyuma devretmek zorunda kalmıştı. Bu tartışmalar arasında biz de eski adı “Tayyare Cemiyeti” olan THK’ın kurulmadan önceki ve sonraki geçmişini araştırdık. En güzel araştırma muhakkak ki TTC’nin arşivlerinde yapılır.  

 

 Türk Havacılık tarihini 1925 tarihinden itibaren  başlatanlar tarihi bilgileri yeni nesillere doğru olarak anlatmıyor. Havacılığı 1925 tarihinden başlatmak, 1903-1925 tarihleri arasında “Donanma-i Osmanî Muavenet-i Milliye Cemiyeti”nin (DOMMC) çatısı altında kurulmuş olan “Tayyare İaneleri”ni ve “Kıtaatı Fenniye ve Mevakii Müstahkeme Müfettişi Umumiliği”nin bünyesinde oluşan ve bir rivayete göre 1912 senesinde ilk yerli montaj uçağını uçurmuş olan “Hava Kuvvetleri”ni görmemek demektir. Varını yoğunu  vatan savunması için seferber etmiş olan hatta Rusya’dan önce havacılık sektörünü faaliyete geçiren fedakar ecdadımızın gayretlerini de yok saymaktır. Tayyarecilik sanayiinin  1903 tarihinde dünyada ilk uçuş haberi duyulur duyulmaz  gündeme geldiğini ve 1909 tarihinde ise bu sektör için para toplanmaya başlandığını ispatlayan yüzlerce bilgi ve belge var.

 “Tayyare Cemiyeti” 16.2.1925 tarihinde  resmen kurulmadan önce havacılığa ait  altyapı faaliyetlerini Donanma-i Osmani Muavenet-i  Milliye Cemiyeti bünyesinde “Tayyare İaneleri” adı altında bir kampanya yürütülüyordu. Mezkur Cemiyet 19 Haziran 1909 tarihinde yani Türk Tayyare Cemiyeti’nden  17 sene önce havacılık alanını da kapsayacak şekilde kurulmuştu. Bu organizasyon “Tayyare İaneleri” (**) antetli makbuzlarla 1909 tarihinden itibaren  “DOMMC”nin bünyesinde para toplamaya başladı.(**)  O zamanlar Tayyare İanelerini yürütenler   DOMMC gibi  ülkenin her tarafında teşkilatlanmamıştı. DOMMC ise,  Baron de Cutters’in ilk İstanbul’da uçuşu gerçekleştirdiği 1909 senesinde kurulmuştu. O tarihlerde tayyarenin keşfedilmesi, harp tarihinde tüfeğin icadı gibi bütün savaş ezberlerini alt üst eden yeni bir kırılma noktası idi.  Libya İtalyan uçakları tarafından atılan  bombalarla kaybedilmişti. Büyük  devletler  denizcilikte olduğu  gibi hava savunması konusunda da ciddi yatırımlar yapmışlar ve kayda değer sermayeler ortaya koymuşlardı. Osmanlı Devleti de Mısır, Kuzey Afrika, Hicaz, Irak coğrafyası dahil  her yerden hava savunması için büyük bir yardım seferberliği başlatmıştı. (Biz aşağıda sadece Sivas Polis Teşkilatının Tayyare İanesi olarak gönderdiği  3846 altın değerindeki makbuzu paylaştık).

Cumhuriyetimizin kuruluşundan 14 ay sonra 16.2.1925 tarihinde  Atatürk tarafından  “Tayyare İaneleri”nin faaliyetleri “Donanmayı Osmanî Muavenet-i Milliye Cemiyeti” bünyesinden alınarak “Türk Tayyare Cemiyeti” (TTC) kuruldu.  TTC kurulmadan önce finansal kaynağı vardı.  Tayyare (uçak) yapma düşüncesi 1909 tarihinde fiilen planlanmıştı. İlk uçak Vecihi (Hürkuş) tarafından 1922 tarihinde yerli malzemelerle  yapılmış ancak Hava Kuvvetleri tarafından uçuşuna izin vermemişti. Oysa TTC’nın ilk başkanı da bir asker idi. Tayyare Cemiyeti’nin ismi 1935 tarihinde değiştirilerek “Türk Hava Kurumu” oldu. Kurumun ismi neden değiştirildi bilmiyoruz.

Tayyare Cemiyeti kuruldu ama bu cemiyete gelir muslukları lazımdı. Bunu da çeşitli  gelir kaynakları bularak halletmişlerdi. Aşağıda tafsilatlı olarak kaydedildiği üzere bunlar,  çeşitli vakıf mülklerinin sembolik fiyatlarla  Tayyare Cemiyetine kararnamelerle hibe edilmesi, zekat, sadaka, bağış ve kurban derileri, milli piyango çekilişleri, ispirtolu içkilerin satış karı üzerinden alınan % 4,5’lük vergi, gümrüklerde kalmış olan malların Cemiyet adına satılması, takvim, kıymetli evrak ve yıllıkların basım yayım hakları, keza Vaaz ve Nutuk isimli kitapların basım ve yayın hakkı, devlet dairelerine dağıtılan Atatürk büst ve posterlerinden elde edilen gelirler, ihracat maddelerinden alınan yüzde 1’lik katkı şeklinde özetlenebilir. (Bu gelirler günümüzde, otoyollarından, tünellerden, köprülerden keza ihraç ettiğimiz sanayi ve tarım ürünlerinden, keşfedilen yeni doğalgaz gelirlerinden yüzde 1 ila 4,5 arasında iane=yardım almak anlamına gelmektedir ki yekunu çoğu devletlerin bütçelerini aşan gelirlerdir).

Büyük savaşlardan çıkmış olan milletimiz yeni dönemde ülkenin hava savunması söz konusu olunca, Tayyare Cemiyetine de büyük ilgi gösterdi. O kadar ki Donanmayı Osmanî Muavenet-i Milliye  Cemiyetine bir cihad ruhu ile  toplanan yardımlar  yeni dönemde de  Tayyare Cemiyetine teberrularla devam etti. Fakat yeni kanunlar art arda  toplumun beklentilerinin aksine yürürlüğe girince teberrularda duraksamalar oldu. Eski yardımların devam etmesi için camilerden Tayyare Cemiyeti’nin önemi müftü ve vaizlerimize  anlattırılarak yardımların  sürdürülmesi  yönünde hutbeler okutuldu. Memurların maaşlarından belli oranlarda TTC’ye vermeleri taahhütleri alındı. Mesela, yağlı boya ile İtalyan ressamlara  yaptırılan   Gazi’nin tablolarının sanat değeri cami cemaatine hatırlatıldı, buna rağmen  tablolar müşteri bulamadı. Vaazlar da müspet netice vermeyince, Tayyare Cemiyeti devrin din otoritelerine Ebussud Efendinin fetvalarını o günlere yorumlatarak  halkın zekat ve fıtır sadakalarını toplamaya başladı. Zekatın hangi şartlarda kimlere verileceği Kuranı Kerim ve fıkıh kitaplarında  ayrıntılı olarak yazılı iken aşağıda kaydettiğimiz  Ebussud Efendinin (2) fetvalarını ileri sürüp  Cumhuriyetin laiklik umdesiyle çelişir şekilde  zekat toplamaya çalıştılar. Öğrencilik yıllarımızda bile THK’nın fitre ve sadaka zarfları gelirdi. Biz  de harçlıklarımızdan fedakarlık yapar zarflara para koyup verirdik.

TÜRK TAYYARE CEMİYETİNİN FİNANSAL KAYNAKLARI:

  • 1934 tarihinde  710 sayılı bir kararname ile  piyango çekilişleri Tayyare Cemiyetine devredilmiş,
  • 1935 senesinde ise  ispirto ve ispirtolu içkilerin satış karı üzerinden alınan % 4,5  Tayyare Cemiyetine verilmiş,
  • İstanbul Rıhtım Şirketi’nin halktan fazla olarak aldığı vergiler keza Tayyare Cemiyetine devredilmiş. 
  • Tayyare Cemiyeti tarafından yaptırılan Atatürk büstlerinin Cemiyete yarar sağlamak amacıyla, devlet dairelerince satın alınması için tebligat yayınlanması istenmiş (bu tebligatın hükümet tarafından yayınlanıp yayınlanmadığını öğrenemedik)
  • İstanbul’da tütün işçilerinin alacakları yevmiyenin Tayyare Cemiyeti hesabına yatırılmaları suretiyle Cuma günleri de çalıştırılmış,
  • CHP Kongresinde, Tayyare Cemiyeti için vakıflardan yardım isteklerinde bulunulmuş (Belge ilişik),
  • Tayyare Cemiyeti İsmet Paşa’ya madalya vermiş, 
  • Cemiyete yardım taahhüdü olan memurların taahhüt miktarlarının maaşlarından kesilerek makbuz karşılığı Cemiyete verilmesi sağlanmış,
  • SSCB tayyarecilerle  akşam ziyafeti düzenlenmiş,
  • Müftülük personelinin aylık olarak taahhüt ettikleri Tayyare Cemiyeti yardımından ödenmeyen 3 aylık paranın İl Tayyare Cemiyetlerine gönderilmesi sağlanmış,
  • Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi tarafından zekatların Tayyare Cemiyetine verilmesinin caiz olduğu genelgeleri yayınlanmış ve alınan talimat gereği bu konuda halkın desteğini almak için 350 sene önce vefat etmiş olan Ebussud Hazretlerinin  fetvalarından yararlanılmış, (Sözkonusu fetva aşağıya dercedilmiştir).
  • Cemiyetin düzenlediği Milli Piyango çekilişleri aleyhine konuşma ihtimali olan din görevlilerinin mahkemelere sevk edileceği Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından müftülüklere bildirilmiş,
  • Kıymetli evrak ve defterlerin  satış yetkisi Tayyare Cemiyetine verilmesi için Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı Bey tarafından BMM’ne kanun teklifi sunulmuş (3.14.1925),
  • Keza ithal edilecek sinema filmlerinin ithal yetkisinin Tayyare Cemiyetine verilmesine dair  aynı mebus tarafından kanun teklifi verilmiş (5.1.1926),
  • Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Cemiyete gelir sağlanması için  Gazi’nin satılamamış olan yağlıboya tablolarının satılması için tabloların sanat değerlerinin öne çıkartılarak  müftülüklerden bunun halka anlatılması konusunda destek istenmiş. (12.12.1929),
  • Tayyare Cemiyeti adına Ankara’da yapılan at koşusu masraflarına harcanmak üzere  Ziraat Vekaleti tarafından Tayyare Cemiyetinin bütçesine para transfer edilmiş,
  • Bilad-ı Yunus (Osmangazi) ahalisi elinde bulunan vakıf arazisinden  471 dönüm 3 evlekten ibaret araziye bilirkişinin 16.400 lira değer biçmesine halkın itiraz etmesi üzerine Vakıflar Umum Müdürlüğünün bir yazısı ile bir kararname  çıkartılarak 5000 lira ile Tayyare Cemiyeti tarafından satın alınmış,
  • Bir başka belgede ise  Tayyare Cemiyeti Türk Hava Kuvvetleri  bütçesine 6.559.329  lira destekte bulunmuş. (Bu para 471 dönümlük vakıf arazisinin 5000 liraya yani dönümünün 10,6 TL’dan satın alındığı  esas alındığında Bursa’da 618.805 dönümlük araziye tekabül etmektedir).
  • Gümrük ambarlarında sahipsiz kalan eşyanın Tayyare Cemiyetine terk ve ihda olunması hakkında kanun layihası sunulmuş (13.3.1927).
  • Çanakkale’nin Mara burnunda (?) Cezayirli Gazi Hasan Paşa Vakfına ait 29 dönüm arazi  keza dönümü 10 lira mukabilinde Cemiyete verilmiş,
  • Gureba Hastanesi civarında vaki evkafa ait kabristana bitişik  arazi  Tayyare Cemiyetine kararname ile  ferağ edilmiş (hediye edilmiş).

Tayyare Cemiyeti’nin gelir kaynakları saymakla bitmez. Bunlar dikkatimizi çeken kalemler. Öyle anlaşılıyor ki bu sivil toplum  kuruluşu için halktan yardımlar toplanırken “Türk Hava Kuvvetleri ile aynı misyonu sürdürüyor” söylemi yardımları arttırmış. Bunu Diyanet İşleri Reisi Rıfat Börekçi’nin yardımları sürdürmek için  Ebussud Efendinin fetvasını gerekçelendirmesinden anlıyoruz. Keza TTC tarafından Hava Kuvvetleri bütçesine 6,5559.329 milyon liranın verilmiş olması da iç içe çalışma iddiasını doğrulamaktadır.  Ancak Vecihi Hürkuş’un imal ettiği uçağa TTC’nin sahip çıkması, Hava Kuvvetlerinin de sözkonusu uçağa uçuş izni vermemesi toplum nezdinde infialle karşılanmıştır.   

Hülasa, öyle görünüyor ki bu kurum da çağın gelişen teknolojilerinin gerisinde kalmış veya   miadını doldurarak “Li külli şey’in ecelun müsemma… “ (Her şeyin bir eceli vardır) sırrına mahzar olmuştur. Bu geçmişi ile aynı isim altında yeniden canlandırılmaya zorlanması  daima mazisini hatırlatacaktır.  O arazinin sahipleri vakfiye tapularını ileri sürecek ve hak talebinde bulunacaklardır. Bu kurumun, başlangıçtaki misyonu sürdürmesi için  İHA-SİHA imal eden TUSAŞ/TAI gibi bir sektöre devredilmesi en isabetli karar olacaktır.

Orman yangınlarına gelince, Geçen sene Avustralya’da meydana gelen büyük yangın 240 gün sonra ancak mevsim yağmurları neticesinde söndürülebilmişti. Avustralya Başbakanının bu yangınları iklim değişikliklerine bağlayıp tatiline devam etmesi  eleştirilmişti.  Daha önceki yıllarda yine  Viktorya Yağmur Ormanlarında meydana gelen yangınlarda ise 220 kişi dumandan boğularak vefat etmişti. Avustralya hükümeti bu yangınlar karşısında da aciz kalmıştı.

Türkiye’de  ise Sayın  Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere, Çevre ve Orman Bakanımız ile Dışişleri Bakanımız, ilgili bütün yetkililerin  tam kadro gece gündüz bölgede bulunarak organize bir eşgüdüm içerisinde yangınlara anında müdahale edip 216 yerde meydana gelmiş olan yangınları kısa sürede söndürmüş olması tarih ve toplum nezdinde takdirle karşılanmıştır. Umarız bu duyarlılık devam eder ve  yangınlar bir daha tekrar etmez. Yangınları söndürmek için canları bahasına çalışan itfaiyecilerimize, su taşıyan vatandaşlarımıza  medyun-ı şükranız, bu uğurda vefat eden vatandaşlarımıza  Allahtan rahmet ve mağfiret, yaralananlara da acil şifalar dileriz.

Kaynakça:   (Bilgi kaynaklarımız BCA ve BOA’dan alınmış olup,  yanlış yorumlara mahal vermemek için bazıları olduğu gibi aşağıda dercedilmiştir)

KARARNAME (7023)

Çanakkale’nin Mara burnunda  Cezayirli Gazi Hasan Paşa Vakfına ait  mesdud (kapalı) zaviye mefkufatından olup beher dönümüne mahalli heyet idaresince 10 lira bedel takdir edilmiş olan  29 dönüm miktarındaki arazinin mezkur bedel üzerinden  hesaplanarak esman-ı bi’l garsının ahzıyla Tayyare Cemiyeti namına  ferağı, Evkaf Müdüriyeti Umumisinin 05.08.1928 tarih ve 52994/88 numaralı tezkresiyle vukubulan…..gi üzerine İcra Vekilleri heyetinin 12.08.1928 tarihli içtimaında tasvib ve kabul olunmuştur.

Reisi Cumhur               Başvekil       İcra vekilleri

Gazi M. Kemal            İsmet               İmzalar

İmza                             İmza

KARARNAME

Gureba Hastanesi civarında vaki evkafa ait kabristana merbut haritada işaret içinde olan saha dahilindeki arazinin Tayyare Cemiyeti Merkez-i Umumisi binası inşa etmek üzere  1000 metre murabbası  300 ve mezkur saha dahilinde müsadif duvarın be her metre mukabbaında  800 arşın üzerinden  cemiyet-i müşarunileyhaya ferağı için muktazi muameletin ifası, Evkaf Müdür-i Umumiyesinin Mart 926  tarih ve 21921/48 numaralı tezkiresiyle tasvib ve kaydolunmuştur.

Reisi Cumhur               Başvekil       İcra vekilleri

Gazi M. Kemal            İsmet

İmza                             İmza

KARARNAME (7065)

                                                          Başvekalet Muamelat Müdüriyeti

18 Mart 1828 tarih ve 6329 numaralı kararnamenin zeylidir.

Bilad-ı Yunus (Osmangazi) ahalisine ……i derdest bulunan vakıf arazisinden  471 dönüm 3 evlekten ibaret olan kısmında   köye uzak ve kuvve-i enbatiyesi (verimliliği) hafif  görüldüğü cihetle mukaddema (önceden) takdir edilmiş olan  16.400 küsur lira bedel ile  alınmışsa köylüler tarafından  istiftar gösterildiğinden  ve kendisinin ziraata kafi arazisi bulunduğu anlaşıldığından İstanbul, Eskişehir ve Çanakkale hava hatları için ehemmiyet-i askeriyeyi haiz bulunan  mevzuubahs arazinin  esmanı tayyare cemiyetince tesviye edilmek üzere  heyet-i muhammene tarafından  takdir edilmiş olan 5000 lira bedel mukabilinde  Müdafaai Milliye  Vekaleti namına  tazdifi, Müdafaa-i Millilye ve Maliye Vekaleti Celilelerinin 5 Temmuz 13 Ağustos 1928 tarih ve 429/4532 ve 3176 numaralı tezkireleriyle vukubulan …… ve  Evkaf Müdürüyeti Umumiyesinin 14 Ağustos 1928 tarih ve 53454 numaralı mütealaanamesi üzerine İcra Vekilleri Heyetinin (Bakanlar Kurulunun) 18.8.1928 tarihli ictimaında  tasvib ve kabul olunmuştur.

Reisi Cumhur               Başvekil       İcra vekilleri

Gazi M. Kemal            İsmet

İmza                               İmza

KARARNAME

28.09.1926 tarih ve 4038 numaralı kararname zeylidir:

İzmir Vilayetine tabi Ödemiş Kazasının Balyanyon Nahiyesine bağlı Küre ve Bağcılar Karyelerinde  bulunan ve Donanma Cemiyeti uhdesinde iken  şimdiye kadar mesul müdür tayin edilmemiş  ve resmi ikametgah göstermemiş olması hasebiyle  meadin-i fızza menamesinin muadil 61’inci maddesi ahkamına tevfikan imtiyazları fesh edilmiş olan  iki kıt’a civa madeninin , 12 Kanunuevvel 1341 tarih ve 681 mahsus kanunu mucibince  Türk Tayyare Cemiyetine  henüz devredildiği ve kaydının evvelen tecdidi ile  mesul müdür iraesine ait muamelenin de bizzarur teehhür ettiği  anlaşılmasına mebni kaydının o suretle tashihi, Ticaret Vekaletinin 10 Ağustos 1926 tarih ve 10303/384 mahsus tezkiresiyle vukubulan teklifi üzerine, icra vekilleri heyetinin 15 Ağustos 1926 tarihli içtimaında  tasvit ve kabul edilmiştir.

Reisi Cumhur               Başvekil       İcra vekilleri

Gazi M. Kemal            İsmet

İmza                               İmza

030_0_18_01_02_37_50_006

(**)

19 Mayıs 1912 tarihli “Tayyare İanesi” olarak  Sivas Polis memurlarının göndermiş olduğu Donanmayı Osmanî Muavenet-i Milliye Cemiyeti yardım makbuzu ile göndermiş olduğu toplam 3846 kuruş 20 paralık yardım. Makbuzun üzerinde şöyle yazmaktadır. “ Sivas Polisi Memurîni tarafından  Emniyet-i Umumiye Tayyaresi namına iane olmak üzere 3846 kuruş 20 para Dananma-i Osmanî Muavenet-i Milliye veznesine teslim edilmiştir.” Yazılı olup keza makbuzda, 1458 Osmanlı Lirası 2280 ‘in Mecidiye 108, 20 kuruşun da mağşuşe (saf olmayan sikke) kaydedilmektedir.

CHP Katibi Umumiliği   6173     Ankara, 5 Mart 1928

Cumhuriyet Halk Fırkası         Mıntıka Müfettişliği  

Mebus-ı Muhterem  Beyefendiye

BİLUMUM   MÜFETTİŞLİKLERE

Zekat ve Sadaka-i Fıtra hakkında  Tayyare Cemiyeti riyasetinden mevrud (alınan)  tahriratın bir sureti  aynen takdim ve bilvesile teyid-i hürmet eylerim efendim.

Cumhuriyet Halk Fırkası Katib-i Umumisi

Erzincan Mebusu

(Yeni harflerle yazılışı)  (*)

BAŞVEKİL İSMET PAŞA HAZRETLERİNE

  Ankara, 17 Mart 1341

Efendim,

Mukaddema Kuvay- Hevaiyye Müfettişliği emrinde müstehdem bulunan Türk Tayyarecilerinden Vecihi Efendinin bundan birkaç ay evvel  Kuvayı Hevaiyye Müfettişliği nam ve hesabına sırf kendi say ve gayreti, ilim ve ihtisası ile  inşa eylediği  bir tayyare elyevm (bugün)  mezkur müfettişlik hangarında   muattal bir halde hıfz olunmaktadır. Gerek evvelce bir heyet-i fenniye  tarafından  projesi muvafık-ı fen görülen ve inşasından sonra da  Vecihi Efendinin bizzat yaptığı tayeran (uçuş) tecrübeleriyle mükemmeliyet ve metaneti hakkında  şayan-ı dikkat ve emniyet   neticeler  istihsal olunan ve gerek  bir çok cihetten  muayyen Avrupa tayyare tiplerinde  şimdiye kadar ğayr-ı meşhud bir takım havass-ı suudiyeyi haiz bulunduğu anlaşılan  böyle bir Türk eserinin memleketimiz âfakında meçhul kalışı cemiyetimizin  nazar-ı dikkatini celb etmiştir. Bu eser Türk zekasının  fen alemindeki kudret  ve kabiliyetine beliğ bir vesika teşkil etmek  itibariyle  umumi bir  dikkat ve alaka ile  karşılanmaya layıktır.  Tayyarecilik mesleğindeki terakkiyatı  yakından takibe  ve bu meslek müntesiplerini teşvik ve teşcie her şeyden ziyade ehemmiyet veren  “Türk Tayyare Cemiyeti”  Vecihi Tayyaresini  uzun bir müddet daha kûşe-i nisyanda  bırakmayı tecviz edememekte ve bu tayyarenin bir an evvel vatan semasının muhtelif ufuklarında  ve hasseten Ankara’nın  üstünde cevelanlar yapmasını müstelzim teşebbüsatı temine çalışmak  arzusundadır. Bu hususta zat-ı devletlerinin de  bizim fikir ve emellerimize  iştirak buyuracaklarından emin bulunmaktayız. Binaenaleyh zat-ı samileri tarafından Müdafaa-i Milliye Vekaletine (MSB’na)   verilecek bir emirle  bu tayyare cemiyetimiz namına  Vecihi Efendi’ye tevdi edildiği taktirde  maksadımız tamamıyla husul bulmuş  olacaktır.

İşte bu ümit iledir ki, Türk Tayyare Cemiyeti muhterem reisine müracaat eder ve mekam-ı âlilerinden vekalet-i aidesi nezdinde bu lütfun ifası hususuna delalet buyurulması  rica ve temennisinde bulunur efendim.

Türk Tayyare Cemiyeti Reisi

--------------------------   

Başvekalete   4/1922

Lütfen alakadarane  nazar-ı dikkate alınması ricasıyla  Müdafaa-i Milliye Vekaletine celp edilmesi

                                                                                                İsmet (İnönü)   19 Mart 41

MÜDAFAA VEKALETİ

EVRAK-I UMUMİYE MÜDÜRİYETİ

1/3/21

                                                                             23.3.1341   

                                                                                3217

(1)

T.C. MÜDAFAA-İ MİLLİYE VEKALETİ

HARBİYE DAİRESİ

                                               Umur-ı Hevaiyye Şube: 7                              912 / 6407

BAŞVEKALET-İ CELİLEYE

19 Mart 1321 tarihli ve 4/1922 numaralı derkenar-ı sâmileri cevabıdır.

Tayyare Cemiyeti tarafından  Vecihi Beye itası talep olunan tayyarenin kuvay-ı heviyye elinde mevcut motor ve tayyare  malzemesinden bil istifade fabrika ustalarına imal ettirilmiş olmasına ve malzemenin devlet malı bulunmasına mebni Türk Tayyare Cemiyetine itası mümkün görülmemektedir. Bu babada Erkan-ı Harbiye-i Umumiye  Riyaset-i Celilesiyle  görüşülerek mutabık kalındığını ve keyfiyetin Tayyare Cemiyeti Riyasetiyle de görüşüldüğünü arz ederim efendim.

Mudafaa-ı Milliye Vekili

            İmza

                                                                                                                                                     Başvekalet                              4/1922

T.C. EDİRNE VİLAYETİ

MÜFTÜLÜĞÜ

UZUNKÖPRÜ KAZASI MÜFTÜLÜĞÜNE

Müslümanların zekat, sadaka-i fıtr ve kurban derilerini Tayyare cemiyetine vermeleri şeran caiz olduğuna  dair fetevay-ı şerife ile esbab-ı mucibe ve Ebussud Efendinin  bir fetvasını muhtevi emr-i sami leffen (ilişikte) irsal edilmiş olmakla (gönderilmekle) mucibiyle amelin dinen ve maddeten lüzumunu bizzat beyan buyurmaları ve vaizin efendiler vasıtasıyla ahaliye lisanı münasible tebliği temenni olunur efendim. 18 Ramazan 1344

Ebussud Efendinin Fetvası ve Rıfat Börekçi tarafından o günlere adapte edilen gerekçesi.

Gerekçenin alt kısmında fetvanın metni verilmiş. Buraya yeni harflerle de yazıyoruz.

EBUSSUD  EFENDİ’NİN  FETVASI

“Donanma sabıkan bir hezimet-i azimeye uğrayıcak (uğradığında) ağniyâ-yı müslimîn, gayret-i din için tekrar donanmaya ve guzat-ı mümininin teçhizine sarf ettikleri malı, sabıkan lazım olup  eda olunmayan ve halen edası lazım olan ve bundan sonra lazım olacak zekatlarına niyet edip dahil etse zekat-ı mezbure yerine geçer mi?        

El Cevap: Geçer”

(Sadeleştirilmiş olarak; “Müslüman zenginlerin, hezimete uğrayan donanma yerine yeniden donanma ve askeri teçhizat için ayırdıkları parayı eski zekat borçlarına ve gelecek zekatlarına sayara vermeleri caiz olur mu” diyor?)

DİYANET İŞLERİ REİSİLİĞİ      

TAHRİRAT MÜDÜRLÜĞÜ

Gazi Hazretlerinin Türk Tayyare cemiyetine büyük para ve emek sarfıyla yaptırılan yağlı boya tablolarının eskiden çekilmiş fotoğrafileri öne sürüldüğü için satılamadığı, halbuki cemiyet tarafından  neşredilen bu tabloların  sanat itibariyle büyük bir kıymeti haiz oldukları cihetle eski resimlerin yerine  kaim olması gerek  cemiyetin menfaati ve gerek sanat ve tarih noktasından çok istifadeli olacağı Cemiyet reisliğinden  bildirilmekte olmakla muktezasının  ifa buyurulmasını rica ederim efendim.

ORHANELİ MÜFTÜLÜĞÜNE

Başvekalet-i Celileden şerefvarid 8.12.1929 tarih ve 273322 Sayılı tahriratın  bir sureti yukarıya  çıkarılmıştır. Muktezasının ifası tamimen tebliğ olunur efendim.  12/12/1929

banner53
Yorumlar (0)
19
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?