Abdülhamid Han 176 yaşında

Osmanlı'nın 34. padişahı Sultan İkinci Abdülhamid Han, 176 yıl önce bugün doğdu. 33 yıllık görevi boyunca milletine hizmet eden Abdülhamid Han, milli ve yerli değerlerin kaybolmaması için mücadele etti. 

Abdülhamid Han 176 yaşında

Tanzimat’tan ikinci Meşrutiyet’e, imparatorluğun en çalkantılı yıllarında tahta çıkan bir padişah. İkinci Abdülhamid Han. 21 Eylül 1842’de İstanbul’da Çırağan Sarayında dünyaya geldi. Abdülmecid’in eşi Tirimüjgan Hatun’dan olan ikinci oğludur. Annesi henüz o 11 yaşında iken hayata gözlerini yumdu.

Abdülhamid doğduğunda sarayda mu’tad olan merasim tekrarlandı. Sultan Mecid, Babıali’ye bir Hat-tı Hümayün gönderdi. Yedi gün, yedi gece beşer nöbet top atıldı. Evlerin önünde kandiller yakılarak şenlikler yapıldı.

Sultan, Kırım Harbi’nde İstanbul’a gelen Nihal Hanım ve Dilbercanan Hanım gibi sarayın tecrübeli kalfalarının elinde büyüdü. Bu iki hanım, sultanın hükümdarlığına da şahitlik ettiler. Sessiz sakin bir çocuk olan Abdülhamid’i babası Abdülmecid, “İçli çocuğum” diye severdi.

Şehzade Abdülhamid, kendisinden iki yaş büyük biraderi Murad ile beraber 1846 yılında Haydarpaşa sahrasında okuma merasimleri ve sünnet merasimleri yapıldı.

Attığı ok şaşırmaksızın isabet ederdi

Abdülhamid şehzadeliğinde gayet cesur ve serbestti. Kırlarda gezinmekten zevk alırdı. Ata binerdi. Hem de atların en sertine biner ve saatlerce gezerdi. Bahçelerinde kuşlar, tavuklar, hindiler besler bakımlarıyla meşgul olurdu. Sarayda ise kendine ait marangozhanesinde oymacılıkla uğraşırdı.

Yemek zamanı muntazamdı. Acıkmadan yemek yemezdi. Uykusu hafif, vücudu zinde ve çevikti. Hafızası çok kuvvetliydi. Gençliğinde her sabah günde beşer darbe artırarak mermeri tokatlama, yay çekme kılıç kalkan kullanma idmanları yapardı. Kılıç kullanmakta fevkalede mahirdi.

Piyano ve yabancı dil eğitimi aldı

Amatör olarak suluboya, yağlıboya resimleri de yapardı. Bazı resimlerde sedef parçaları kullanır, bunları manzara arasına serpiştirerek tezyin ederdi. Sultan biraderi Murad ile ihtişamlı bir tahsil gördü. Yabanı dil eğitimlerinin yanı sıra piyano ve batı musikisi eğitimlerini tamamladı.

Zerafet sahibi sultan

Abdülhamid zerafete meftundu. Temiz ve itinalı giyinmenin hayatta bir intizam ifade ettiğini söylerdi. İnsanların kıyafetlerinde ihmal göstermelerinin kendilerinde fikri intizam bulunmayışından ileri geldiğine inanırdı.

Sıhhatine itina gösterdiği için çalışma saatleri, yemek saatleri, istirahat saatleri son derece muntazamdı. Geceleri erken yatar, sabahları erken kalkar, sabah banyosunu ihmal etmezdi. Saçları sağdan ayrılmış olarak taradı. Hereke kumaşından kıyafetler giyerdi.

Yıldız Sarayı’nda çok zengin bir kütüphane kurdu. Ecdadı içerisinde en çok Yavuz Selim Han’ı severdi. Sultan Abdülhamid’in mütemadiyen kullandığı cümlelerden biri “Şüphe basiretin başıdır” idi.

Sultan Abdülhamid, Endonezya’dan Doğu Türkistan’a, Yemen’den Güney Afrika’ya kadar bütün mazlumlarının yardımına koştu, bütün mazlumlara el uzattı.

Bugün hala hayranı olan bir çok eser ve projenin öncüsü olan Sultan Abdülhamid Han 10 Şubat 1918’de vefat etti.

"Bizi bırakıp nereye gidiyorsun?"

33 yıllık saltanatında ne yazık ki dostundan çok düşmanı oldu. En büyük dostuysa daima hizmet ettiği millettiydi.

Naaşı götürülürken yüz binlerce insan, "Bizi bırakıp nereye gidiyorsun Ey Ulu Hakan!" nidaları ve gözyaşlarıyla Sultan'ı uğurladı.


 

Güncelleme Tarihi: 21 Eylül 2018, 10:07
YORUM EKLE

banner26

banner25