banner15

Afrika’dan Amerika’ya Köle Bir Âlimin Öyküsü: Ömer Bin Seyyid

Ömer bin Seyyid, 1770’te Batı Afrika’da, Senegal ve Gambiya nehirlerinin arasında bulunan Futa Toro’da, varlıklı bir aile içinde dünyaya gelir. Ancak 1807 yılında, esir olarak tutulur ve köle tüccarlarına satılıp Amerika’ya gönderilir. 1864’te vefat edene kadar geri kalan 57 yıllık hayatını köle olarak geçirecektir.

Afrika’dan Amerika’ya Köle Bir Âlimin Öyküsü: Ömer Bin Seyyid

 Ömer Koçyiğit 

Amerika’nın Avrupalı güçler tarafından yeni bir yerleşim yeri olarak kurulması birkaç asırlık bir tarihe dayanıyor. Denizlerde güçlü olan Batı Avrupalı devletler, on altıncı yüzyıldan itibaren Amerika’nın doğu kıyısından başlayarak şehirler inşa ettiler. Burada yeni kurulan yaşamın en önemli geçim kaynağı tarımdı ve tarımda ihtiyaç duyulan işçi potansiyeli, köleler yoluyla elde ediliyordu. Bu yüzden Amerikan tarihinin önemli sosyal ve ekonomik boyutlarından biri de köleciliktir. Özellikle İngiltere, Hollanda, Fransa ve İspanyalı denizcilerin transatlantik ticaret ağındaki kazançlarının bir bölümü köle ticaretinden sağlanıyordu. On dokuzuncu yüzyılda bugünkü Senegal topraklarından Amerika’ya köle olarak getirilen Ömer bin Seyyid isimli âlimin hayat hikâyesi, bunun sadece bir örneğidir.

Bugün South Carolina eyaletine bağlı olan Charleston şehri, Amerika tarihindeki köle ticaretinin en büyük merkeziydi ve getirilen kölelerin yarıya yakını bu şehirden kıtaya giriş yapmışlardı. On dokuzuncu yüzyılda bu şehrin yarısından fazlasının kölelerden oluştuğu bilinir. Deniz yoluyla bu şehre gelen köleler kendilerini satın alacak iç bölge tüccarlarını bekliyor, yetenekleri ve yaşlarına göre biçilen değeri ödeyenler tarafından alınıp yeni yurtlarına götürülüyordu. Bu bekleme sürecinde maruz kaldıkları ağır hakaretler ve fiziksel şiddetler yüzünden bir an evvel yeni sahiplerine ulaşmayı ümit ediyorlardı. Bu kölelerden birisi de, 1807’de Charleston’a getirilen Ömer bin Seyyid’di.

Ömer bin Seyyid, 1770’te Batı Afrika’da, Senegal ve Gambiya nehirlerinin arasında bulunan Futa Toro’da, varlıklı bir aile içinde dünyaya gelir. Beş yaşındayken babası bir savaşta öldürüldüğü için amcası onun yetişmesinde etkili olur. Arapça öğrenip öğretmeye başlayan İbn Seyyid, doğduğu topraklarda ilmî birikimi için yirmi beş yıl harcamıştır. Ancak 1807 yılında, 37 yaşındayken, esir olarak tutulur ve köle tüccarlarına satılıp Amerika’ya gönderilir. 1864’te vefat edene kadar geri kalan 57 yıllık hayatını köle olarak geçirecektir.

1807’de Charlestonlu bir vatandaşa satılan İbn Seyyid, onun ölümünden sonra, 1810 yılında kaçıp uzun müddet kuzey tarafa doğru yürür. Fayetteville yakınlarında yakalanıp hapse atılır. İbn Seyyid hapishanedeyken bulduğu kömür parçalarıyla hücresinin duvarlarına serbest kalmak istediğini bildiren Arapça ibareler yazar. Okuma yazma bilen bir kölenin satılık olduğu kısa sürede civar bölgelerde duyulur ve “bilinmeyen bir dilde, sağdan sola doğru ustaca yazı yazan” özelliğiyle İbn Seyyid meşhur olur. 1810’da Fayetteville’ye bir ziyaret için gelen General James Owen, İbn Seyyid’i merak eder ve hapishaneye gelip bu ün salmış köleyi görür. Ardından İbn Seyyid’i satın alarak hapisten çıkarır ve memleketine, Bladen bölgesine götürür. İngilizlere karşı yapılan 1812 Savaşı’nda yardımcı general olarak savaşan James Owen, North Carolina’nın aktif siyasetçilerinden ve 1828-1829 yıllarında eyaletin valisi olan John Owen’ın kardeşidir. İbn Seyyid, hayatının sonuna kadar James Owen ve ailesinin kölesi olarak onlarla beraber yaşamıştır. Ona “Meroh” ya da “Moreau” gibi isimlerle hitap eden Owen ailesinin çocukları, İbn Seyyid’i “Meroh amca” olarak tanır. Ramazan ayı geldiğinde orucunu tutan İbn Seyyid’e aile tarafından bir Kur’an-ı Kerim bir de Arapça İncil hediye edilir. Öte yandan James Owen, Fayetteville’deki Amerikan İncil Topluluğu’nun ve bu şehirdeki ilk Presbiteryen Kilisesi’nin adanmış üyelerindendir. Bunun etkisiyle olacak ki, 1820’de Ömer İbn Seyyid, Fayetteville’deki Presbiteryen Kilisesi’nde vaftiz edilerek Hristiyanlığa geçer.

Araştırmacılar, Ömer bin Seyyid’in Hristiyanlığı kabul edişinin zorlama ile olduğunu, kendisinin İslamî yaşantısını gizliden devam ettirdiğini ifade ederler. İleriki yıllarda kaleme aldığı yazı ve notların satır aralarında da bunu görmek mümkündür.

Yazının tamamı için TIKLAYINIZ

YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35