banner39

banner35

Ashab-ı suffa

Ashab-ı suffa, Mescid-i Nebevi’nin kuzey kısmına hurma dallarından yapılan gölgelikte yatıp kalkan ve kendilerini ilme adayan sahabedir.

Tarih Dosyası 31.03.2022, 15:02
Ashab-ı suffa

Ashab-ı suffa veya ehl-i suffa kimlerdir?

“Suffa” kelimesi Arapçada güneşten korunmak için yapılan gölgelik manasınadır. Kelime dilimizde “sofa” şeklini almış olup bilhassa Anadolu’da elan kullanılmaktadır.

Ashab-ı suffa, Mescid-i Nebevi’nin kuzey kısmına hurma dallarından yapılan gölgelikte yatıp kalkan ve kendilerini ilme adayan sahabedir.

Ehl-i suffa, ashaptan bekâr, kimsesiz ve fukara olanlardı. Gündüzleri su taşımak, topladıkları odunları satmak suretiyle geçimlerini sağlayan ashab-ı suffa, geceleri de mescidde ve suffada ders görürlerdi.

Allah Resulü’nün (s.a.) tayin ettiği hocalar elinde yetişen ehl-i suffanın, İslâmiyet’in hızla yayılmasında mühim hizmeti görülmüştür. Peygamberimiz Efendimizin (s.a.) daima yakınında bulunan, vakit namazlarını hep Efendimizin (s.a.) arkasında kılıp vaazlarını dinleyen ashab-ı suffa, bu feyizle pek çabuk yetişip etrafa yayılarak öğrendiklerini din kardeşlerine öğretmişlerdir.

Zaman zaman sayıları sekseni aşan ehl-i suffadan evlenen, vefat eden veya dışarı gönderilen sahabenin yerini başkaları almış ve Mescid-i Nebevi yanındaki suffa, feyizli bir medrese-mektep olarak pek değerli sahabenin ilim yolunda yetişmesini sağlamıştır.

Baş tarafta kaydettiğimiz gibi ashab-ı suffa dünya malından yana fukara idi. Ancak bu fukara insanlar kimseden bir şey istemezlerdi. Ashab-ı suffa, ol bahtiyar kimselerdi ki Allah Resulü’nün (s.a.), “Eğer sizin için Allah katında hazırlanan şeyi bilseydiniz, yoksulluğunuzun ve ihtiyacınızın daha da artmasını isterdiniz.” müjdesini duymuşlardı. Bu, dünya malından mahrum kimselerin ahireti mamurdu. Peygamberimiz Efendimiz (s.a.) kendisine bir şey getirildiğinde getirilenin mahiyetini sorar, hediye ise kenarından bir parça alıp o hediyeyi ehl-i suffaya gönderir, getirilen sadaka ise olduğu gibi suffa halkına verir, kendisi hiç yemezdi. Allah Resulü (s.a.), “Ben ve ev halkım sadaka yemeyiz, bize sadaka helal değildir.” buyurmuştur.

Ashaptan durumu müsait olanlar ehl-i suffayı doyururlar, bunu bir vazife olarak yaparlardı. Peygamberimiz Efendimizin (s.a.) de suffa halkını misafir ettiği sık sık görülmüş, Allah Resulü (s.a.) zenginlere zekât ve sadakalarını ehl-i suffaya vermelerini tavsiye etmiş, “Kapı kapı dolaşmayı âdet edinip topladıklarıyla geri dönen, gerçekten yoksul değildir. Hakiki yoksul, zaruretini giderecek kadar malı olmayan, buna rağmen dilenmekten sıkılan ve kendisine sadaka verilmesi için muhtaçlığı bilinmeyendir.” buyurmuştur.

Yorumlar (0)
10
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?