Atatürk-İnönü ve II.Dünya Savaşı

Alman-Rus saldırmazlık antlaşmasının imzalanması Türkiye’de tam bir hayal kırıklığı yaşattı ve bir korku dönemini başlattı. Türkiye en çok korktuğu ihtimalle savaşın henüz başında karşı karşıya kaldı. Sovyet tehdidi savaşın ilk günlerinden son günlerine kadar Türkiye’de en ağır şekilde hissedildi.

Atatürk-İnönü ve II.Dünya Savaşı

Tarih Dosyası/ Dünya Bülteni

Almanya’da ve İtalya’da Faşist rejimlerin 1930'lu yıllarda iktidarda bulunması ve özellikle Hitlerin Versay antlaşmasını yırtıp atacağını deklare etmesi Avrupa coğrafyasının yeni bir savaşa doğru gittiğinin işaretlerini vermekteydi. Türkiye ise  Avrupa’da yaşanan bu gelişmelere karşılık olarak Balkan Antantı -Sadabat Paktı ile etrafında bir barış havzası kurmaya çalışmakta, başlayan bloklaşmada tarafsız bir konumda kalmaya özen göstermekteydi.

1938 yılı Avrupa’da savaşın patlak vermesinin her an beklenildiği bir senedir.Bu tarihlerde Türkiye Dışişleri Bakanı Tevfik Rüstü Aras ile Alman Dışişleri Bakanı Funk arasında önemli bir görüşme yapılıyordu. Bu görüşmeden Almanya’nın Türkiye’ye ittifak teklifi çıkmıştı. Dışişleri Bakanı Aras ile Başbakan Celal Bayar’ın değerlendirmelerinde ise Almanya ile yapılacak bir ittifakın Türkiye’yi tehlikeye sokabileceği bundan dolayı bu teklifin kabul edilmemesi gerektiği görüşü benimsendi. Cumhurbaşkanı Atatürk’ün de konuya yaklaşımı aynı şekildeydi: “ Karar isabetlidir…Türkiye tarafsız kalmalıdır, bir ittifak içine girmemelidir. Bu teklifi ve kararı hiç kimseye söylemeyiniz”.

Aslında Atatürk’ün en büyük çekincesi Sovyet Rusya’ydı. O, Türkiye’nin gireceği bir ittifakın her ne şekilde olursa olsun Türkiye’yi savaş sonunda Sovyet Rusya ile baş başa bırakacağı görüşündeydi. Atatürk bunu Ali Fuat Cebesoy’a şu şekilde ifade etmişti:' …yakında dünya durumu mütareke yıllarından daha çok ciddi karışacaktır… birkaç maceracı Almanya ve İtalya’nın başında zorla bulunuyorlar. Karşı karşıya geldikleri zayıf devlet adamlarının aczinden cüret alıyorlar. Bunlar, bugün dünyayı kana boyamaktan çekinmeyeceklerdir. Eski dostumuz Rus Sovyet hükümeti, acizlerle maceracıların yanlış hareketlerinden yararlanmasını bilecektir. Bunun sonucunda, doğru hareket etmesini bilmeyip en küçük bir hata yapmamız halinde başımıza mütareke yıllarından daha çok felaketler gelmesi mümkündür.”

Atatürk’ün bu ifadeleri 1945 yılında ortaya çıkan durumun özetiydi. Atatürk’ün bu düşüncesi aslında yeni de değildi. Sovyet hükümeti ile dostça ilişkilerin olduğu 1932 yılında da Türkiye’ye gelmiş bir Amerikan Generali Mac Artur’la görüşmesinde Sovyetler Birliği için şu kaygılarını  ifade ediyordu: ‘…Avrupa’da vuku bulacak bir harbin galibi ne İngiltere ne Fransa ne de Almanya’dır. Sadece Bolşevizmdir. Rusya’nın yakın komşusu ve bu memleketle en çok harp etmiş bir millet olarak, biz Türkler, orada cereyan eden hadiseleri yakından takip ediyor ve tehlikeyi tüm çıplağı ile görüyoruz.”

Atatürk son günlerinde de Türk devlet adamlarına İngiltere ve Almanya arasında hiçbir seçime yönelmemeleri bu ülkelerin hiçbiriyle bağlayıcı bir ittifaka girmemeleri konusunda birçok uyarıda bulunmuştu. Aynı zamanda doğrudan ve dolaylı olarak SSCB’ye karşı yönelmiş hiçbir antlaşmaya da girilmemesini özellikle vurgulamıştı.

Atatürk döneminde oluşturulmaya çalışılan bu  tarafsızlık politikası onun ölümünden sonra, savaşın başlaması ve seyri içinde yerini değişkenli bir politikaya bıraktı. Cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü bu tarafsızlık politikasını ilk aylarda sürdürmüşse de 1939 yılının Nisan ayında İtalya’nın Arnavutluk’u işgal etmesi üzerine bu politikaya son verildi. Bu gelişmenin ardından Türkiye İngiltere- ittifakına yaklaşmaya başladı.

Türkiye,İngiltere ve Fransa ile ittifak görüşmeleri yaparken bu devletler aynı günlerde Sovyetlerle de görüşmekteydi. Türkiye Sovyetlerin de dahil olduğu bir antlaşmanın gerçekleşeceğini düşünmekteydi. Ancak sonuç böyle olmadı. Sovyetler, İngiltere ve Fransa ile anlaşma yerine Almanya ile bir yakınlaşma içerisine girdiler. 15 Nisan’dan 12 Mayıs 1939 tarihine kadar yapılan görüşmelerin sonunda Sovyetlerin dışarıda kaldığı Türkiye, İngiltere ve Fransa’nın dahil olduğu ortak bir deklarasyon yayınlandı. Türkiye savaştaki yerini belirlemiş oldu. Böylece Türkiye daha savaşın başında kendini bir ittifak antlaşmasıyla bağladı ve taraf oldu.

Türkiye, İngiltere ve Fransa ile yaptığı ittifak antlaşmasında acele etmişti. Bu erken karar Türkiye’yi bir anda Sovyetler Birliği ile karşı karşıya getirmişti. Sovyetler Birliğinin ittifaka dahil olmaması tersine Almanya ile iyi ilişkiler kurması, ardından da Alman-Rus saldırmazlık antlaşmasının imzalanması Türkiye’de tam bir hayal kırıklığı ve korku dönemini başlattı. Türkiye en çok korktuğu ihtimalle savaşın henüz başında karşı karşıya kaldı. Sovyet tehdidi savaşın ilk günlerinden son günlerine kadar Türkiye’de en ağır şekilde hissedildi.

Kaynak: Necdet Ekinci; Türkiye’de Çok Partili hayata Geçişte Dış Etkenler, Toplumsal

Dönüşüm yay.

Selim Deringil, Denge Oyunu, Tarih Vakfı Yurt yay.

Güncelleme Tarihi: 10 Kasım 2018, 09:04
YORUM EKLE
YORUMLAR
volkan senemoglu
volkan senemoglu - 7 yıl Önce

atatürkle amerikan yağmacısı arasında geçen konuşma türkiye akonomisi üzerinedir.hayvan çiftlikleri ve bunların işleyişi üzerine kısa bir konuşmadır.ancak yağmacı amerikalı bunu atatürk geleceği görüyor savaşı komünistler kazanacak onları durdurun gibisinden gazetelere yazdırıyor.atatürk baba vanga değildir.az ufak atında geleceğe civciv kalsın.emperyalizmin kuklaları.

banner33

banner37