banner39

Devşirme sistemi nedir? Devşirme sistemi nasıl çalışır? Devşirme sistemi ne zaman ortaya çıkmıştır?

Tarihimizde önemli bir yeri bulunan devşirme sistemi nasıl işlemektedir? Devşirme sistemi kimleri kapsamaktadır? Pek çok kişinin içinden geçerek önemli yerlere geldiği devşirme sistemi ilk olarak ne zaman uygulanmaya başlamıştır. Devşirme sistemi ile ilgili merak edilen pek çok sorunun cevabını haberimizde bulabilirsiniz.

Tarih Dosyası 08.11.2022, 16:08
Devşirme sistemi nedir? Devşirme sistemi nasıl çalışır? Devşirme sistemi ne zaman ortaya çıkmıştır?

Osmanlı Devleti'nin gayri-Müslim tebaasının çocuk ve gençlerini toplayarak, Türkleştirme ve Müslümanlaştırma süreci ile nitelikli bir eğitim vererek ve eğitimleri esnasında çeşitli vazifeler ile idari görevlerde veya yeniçeri ordusunda hizmet etmeye hazır hale getirdiği sistemin adıdır.

Osmanlı Beyliği Orhan Bey zamanından itibaren (1324-1362) daha fazla askere ihtiyaç duyması nedeniyle savaş esirlerinden faydalandı. I. Murad zamanında (13621389) Çandarlı Kara Halil ile Molla Rüstem'in yönlendirmesi ile bu esirlerin eğitimi için Gelibolu'da Acemi Ocağı kurulmuştu. Osmanlı'da pençik olarak adlandırılan bu uygulama beşte bir anlamına gelmekte ve dinen sultanın savaş esirlerinin beşte birini ganimet olarak alma hakkına dayanmaktaydı. Askeri ve yönetici elitlerin savaş ganimeti esirler arasından seçilip yetiştirilmesi Müslüman hükümdarların Abbasi Halifeliğinden itibaren başvurduğu bir yöntemdi. Abbasiler, Gazneliler ve Memlüklüler için bu kaynak çoğunlukla o dönemlerde henüz Müslüman olmamış Türklerden ve kısmen de Afgan, Arap ve Çerkezlerden oluşmaktaydı. Selçuk gulamlarının ana kaynağı ise Anadolu'nun Hristiyan Rumları oldu. Bu tarihsel altyapının Osmanlı Devleti'nin savaş esirlerini kullanmaya başlamasında etkisi olduğu muhakkaktır. Bu uygulamanın kendi topraklarında yaşayan zimmi statüsündeki tebaadan alınmaya dönüşmesinin kesin tarihi bilinmemekle birlikte 1402 Ankara savaşında Osmanlı ordusunun uğradığı yenilginin bu süreci hızlandırdığı düşünülmektedir.

Osmanlı'ya özgü bir uygulama olan zimmi tebaadan devşirme almak araştırmacılar tarafından hukukî anlamda tartışmalı bir konu olarak görülmüştür. Bazıları bunu Şafii hukukuna bağlarken bazıları örfi uygulama şeklinde nitelemiştir. Hukuksal dayanağın muallak olduğu bu uygulamada devşirilen çocuk ve gençlerin iradelerine bakılmaksızın alınmaları, din ve kimlik değiştirmeye zorunlu kılınmaları, zorunlu işlerde çalıştırilmaları gibi etmenler dolayısı ile devşirilenlerin kölelik statüsünde olduğunu kabul etmek sistemin özünü anlamakta fayda sağlar. Kölelik statüsü zaman içinde dönüşüme uğrayan ve kapıya çıkma, yani idari veya askeri bir pozisyona atanma ile azat edilme veya serbest kalma mertebesine ulaşır.

Devşirme sistemi için kimler görevlendirildi?

Devşirme sistemi klasik Osmanlı idari ve askeri teşkilatının oluşumunun belkemiğini oluşturur. Kapıkulu ocaklarının asker ihtiyacı yeniçeri ağası tarafından belirlenip divan-ı hümayuna arz edildikten sonra çıkacak karara göre farklı bölgelere devşirme memurları (turnacıbaşı, zağarcıbaşı, saksoncubaşı veya haseki) gönderilirdi. Çoğunlukla Balkanlarda Rum, Arnavut, Sırp, Bulgar ve Ermeniler arasından çocuk devşirilmiş, özellikle ilerleyen dönemlerde Anadolu'da bulunan Hristiyan köylerinden de çocuk ve gençler toplanmıştır. Sadece Bosna ve Hersek bölgelerinden Hristiyan çocukların yanısıra sonradan Müslüman olmuş Bosna halkının oğulları, poturoğlanlar, sarayda ve Bostancı Ocağı'nda hizmet için alınırdı.

Devşirme işlemi genellikle üç ila dört yılda bir yapılırdı. Memur elinde ferman ile görevlendirildiği bölgeye gider ve bir eşkal defterine yansıdığı üzere orada altı ay ila bir sene arasında kalarak Kavanin-i Yeniçeriyan'da da belirtildiği şartlara haiz erkek çocukları devşirirdi. Örneğin, Hristiyan asillerin ve papazların oğulları tercih edilir, her kırk haneden bir oğlan ve bir ailenin iki oğlundan sadece biri seçilir, öksüzler, sığırtmaç, çoban ve köy kethüdalarının çocukları seçilmezdi. Orta boylu olmak, kel, köse veya şaşı olmamak gibi fiziksel özellikler aranırdı. Kriterleri karşılamamasına rağmen çocuklarını devşirme yazdırmaya çalışanlar olduğu gibi halk ekseriyetle çocuklarını saklamaya, rüşvet, sünnet ettirme, evlendirme ve hatta bazen toplu isyan yoluyla çocuklarını kurtarmaya çalışmıştı. Uygun adaylar seçildikten sonra eşkal defterine kayıtları yapılır, Müslüman isimleri verilir, kızıl aba ve külah giydirilerek 100-150 kişilik sürü denen gruplar hâlinde İstanbul'a yollanırlardı. İstanbul'a ulaşan oğlanlar eşkal defteri ile karşılaştırmalı kontrol edilir, saray için seçilenler Edirne, Galata ve İbrahim Paşa saraylarına eğitilmek için gönderilir, diğerleri Türk köylüleri, şehir esnafı ve şifahanelere kiralanırdı. Üç ila beş yıl arasında bu oğlanlar - devlete verdikleri kira bedeli karşılığında bir ücret almadan çalışır, bu zaman zarfında da İslâm pratiklerini ve Türkçeyi öğrenmeleri beklenirdi. Oğlanlar Acemi Ocağı, Gelibolu Ocağı veya Bostancı Ocağında günlük yevmiye verilerek çeşitli hizmetlere koşulurdu. Zorunlu çalışma süresi kapıya çıkana kadar devam ederdi.

Devşirme sistemi sadece kuruluş aşamasında değil tarih boyunca da değişime uğramıştır. 15. yüzyıl sonlarında devşirilen çocuklar 12-15 yaş aralığındadır. Bu yaş aralığı pençik kanunnamesinde de gulam olarak tabir edilir ve ergenliğe ulaşmadan önceki döneme işaret eder. 12-15 yaş civarında devşirilen çocuklar Türk'e verme ve acemi oğlan olarak zorunlu işçilik sürecinden sonra takribi 20 yaşında kapıya çıka bilmektedir. 1603-4 yıllarında toplanan oğlanlar ise 6-20 yaş aralığında toplanmakla beraber devşirilen oğlanların yüzde 85'inin 16-20 yaş aralığında olduğu tespit edilmiştir. Yükselen yaş ortalaması bu dönemde artık ergen ve gençlerin devşirildiğini gösterir. 17. yüzyıl başında Türk'e verilme usulünden de vazgeçildiği gibi bu yüzyılın ortasından itibaren Yeniçeri ordusunun yapısal değişiminin de rolüyle devşirme işlemi çok daha seyrek uygulanmıştır. Ahmed Cevad Paşa (ö. 1900) son devşirmenin 1751 yılında yapıldığını belirtmektedir.

İslami Bilimler Ansiklopedisi/Gülay Yılmaz

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?