banner15

Goeben ve Breslau gemileri gizli antlaşmaya göre mi kabul edildi ?

Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın emriyle, Alman gemileri İngiliz takibinden kurtarılma bahanesiyle Çanakkale boğazından içeri alınmıştı.

Goeben ve Breslau gemileri gizli antlaşmaya göre mi kabul edildi ?

Emre Gül /Tarih Dosyası/Dünya Bülteni

Avusturya-Macaristan Veliahdı Arşidük Franz Ferdinand’ın Saray-Bosna ziyareti sırasında uğradığı silahlı saldırı sonucu ölmesi üzerine başlayan Avusturya-Macaristan-Sırbistan savaşı kısa sürede bir dünya savaşı şekline girip, Avrupa’nın büyük devletleri ardı ardına birbirlerine harp ilanlarına başlayınca, Osmanlı hükümeti tarafsızlığını bildirmiş ve ihtiyat tedbiri olarak 2 Ağustos 1914 günü seferberlik ilan etmiştir.

Enver Paşa,Said Halim Paşa,Talat Paşa,Halil Bey

Almanya ile gizli ittifak anlaşması imzalanıyor

Fakat bu savaşa girmek taraftarı olan İttihat ve Terakki’nin önde gelen simalarından 4 kişi aynı gün Almanlarla bir ittifak imzasına, hiç kimsenin haberi olmadan karar vermişlerdir. 26 Temmuz’da müzakerelerine başlanan ittifak anlaşmasını hazırlayan Sadrazam Said Halim Paşa, Harbiye Nazırı Enver Paşa, Dâhiliye Nazırı Talat Paşa ve Meclis-i Mebusan reisi Halil Bey’ler Osmanlı Devleti’nin harbe girişinin ilk perdesini de böylece aralamışlardır. Osmanlı-Alman ittifakından, Fransız taraftarı

Wangenheim ve Said Halim Paşa

olan ve hükümetin etkin şahsiyetlerinden Bahriye Nazırı Cemal Paşa’ya bile haber verilmemiş ve bu anlaşma diğer kabine üyeleri, padişah ve milletten de gizli tutulmuştur. 5 maddeden oluşan ve Osmanlı Devleti adına Sadrazam Said Halim Paşa, Almanya adına da İstanbul elçisi Baron Von Wangenheim’in imzaladığı ittifak namenin Türkçe metni şu şekildedir:

İttifak metni

1-Tarafeyn-i akıdeyn, Avusturya ve Macaristan ile Sırbistan arasında mütekevvin ihtilafa karşı kat’i ve mutlak bir bitarafı muhafaza etmeyi taahhüd ederler.

2-Rusya, tedabir-i fiiliye-i askeriye ile ihtilafa müdahale edecek ve bu hareketi ile Almanya, Avusturya-Macaristan’a muavenet-i fiiliyey-i askeriyede bulunulması mucib ve müstelzim bir sebeb-i harb tevlid eyleyecek olur ise, Rusya’nın bu tavr ü hareketi Türkiye için dahi bir sebeb-i harb teşkil edecektir.

3-Harb zuhuru takdirinde Almanya, Türkiye’deki heyet-i mahsusa-i askeriyesini Türkiye hükümetinin emrine amade bulunduracaktır. Buna mukabil Türkiye hükümeti, heyet-i mezkureye Türk ordusunun sevk ü idare-i umumiyyesine müteallik umur-u hususat üzerinde Türkiye Harbiye Nazırı ile Alman heyet-i askeriye reisi beyninde bu babda karşılaştırılan şeraite tevfikan fiili ve kati bir nüfuz temin edecektir.

4-Almanya hükümeti, Türk mülkünü lede’l-hace, bu arazi tehlikeye maruz kaldığı takdirde, silah kuvveti ile müdafaa etmeyi deruhte eyler.

5-Almanya ve Türkiye İmparatorluklarını ihtilaf-ı hazırdan tevellüd edebilecek beynelmilel teşevvüşat ve ihtilalata karşı sıyanet ve muhafaza kasdı ile akdolunan işbu mukavele, isimleri balada mezkûr salahiyetdar murahhaslar tarafından imza olunduğu andan itibaren kesb-i mer’iyet edecek ve sair taahhüdat-ı mütekabile-i mümasile gibi 31 Kânunuevvel 1918 tarihine kadar mer’i ve cari olacaktır.

Bir Alman kartpostalı; Üç imparatorluğun Birliği

Bu ittifak anlaşmasında dikkati çeken nokta 2 Ağustos Pazar günü imzalandığı halde, birinci maddesinde iki devletin tarafsızlıklarını muhafaza etmeleri ve ikinci maddede de Almanya, Rusya’ya savaş ilan ettiği takdirde Osmanlı Devleti’nin savaşa katılması ön görülmüşken Almanya, 1 Ağustos Cumartesi günü Rusya’ya harp ilan etmiş bulunmaktaydı. Dolayısıyla bu mukavele malumun ilanı ve formaliteden bir belge niteliğindeydi. Osmanlı Devleti’nin savaşa girişi ise çok önceden kararlaştırılmıştı.

Gemilerimize el konuyor

Aynı gün acı bir tevafuk eseri olarak, inşa ve tamirleri daha önce İngiltere’ye ısmarlanmış olan “Sultan Osman” ve “Reşadiye” zırhlılarına İngilizler el koymuşladır. Osmanlı Devleti’nin tarafsızlığından şüphe eden İngiltere, bu iki geminin ikmal ve teslim işlemlerini 2 Ağustos’a kadar kasten geciktirmiştir. Bu olay ise Osmanlı kamuoyunda büyük bir üzüntü ve İngiltere’ye karşı tepkiye yol açmıştır. Tam da bu hava içerisinde Osmanlı Devleti’ni savaşa fiilen sokacak zemin hazırlanmaya başlanmıştır.

Alman savaş gemilerinin gelişi

3 Ağustos’ta Fransa’ya ve sömürgelerine karşı faaliyet için Akdeniz’de bulunan “Goeben” ve “Breslau” zırhlılarına Almanya hükümeti tarafından hemen İstanbul’a gitmeleri için emir verilmiştir. Ancak onların hareketlerini takip eden İngiliz donanmasına ait gemilerde peşlerine düşmüştür. Menisa Liman’ında kömür ikmali yapan iki Alman zırhlısı önce İzmir’e gelmiş oradan da 10 Ağustos’ta Çanakkale önüne varmıştır.

12 Ağustos 1914 tarihli İkdam Gazetesinden bir haber. “Yavuz diridnotu ile Midilli zırhlı kruvazörlerinin zabitan ve efrad-ı Bahriye-i Osmaniye’den mürekkeb mürettebatı dün sabah Kala-i Sultaniye’ye azimet etmişlerdir. Orada sefinelere Osmanlı sancağı çekilmiştir. Ale’l-usul icra edilecek olan muamele-i teslimiyesinin hitamını müteakib hemen hareket edilecektir. Yevm-i muvasalatlarında fevkalade parlak surette merasim-i istikbaliyye icra kılınacağından Bahriye Nezaret-i celilesince bu babda bir program tanzim olunacaktır. Gemilerimizin limanımıza yevm-i muvasalatını muhterem karilerimize tebşir edeceğiz.”

Savaş gemilerinin boğazlardan geçişine kim izin verdi?

Ertesi gün yani 11 Ağustos’ta ise boğazdan içeri girmelerine izin verilmiştir. Aslında Osmanlı Devleti’nin tarafsızlık kuralları gereğince bu gemileri 24 saat içerisinde kara sularından çıkmaya davet veya silahsızlandırması gerektiği halde bunların hiçbiri yapılmamıştır. Aksine Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın emriyle, ittifak nameyi hazırlayan Sadrazam ve kabine üyelerinin dahi haberleri olmadan Alman gemilerini İngiliz takibinden kurtarmak bahanesiyle içeri alınmıştır.

Hatta bu noktada dikkat çekici olan, Amerikan elçisi Morgenthau’nun hatıralarında, Alman ittifakına imza koyan Wangenheim’den nakline göre bu gemiler meselesi çok önceden Almanlarla kararlaştırılmış bir meseledir. Cemal Paşa’nın hatıralarındaki ifadeleri de bunu doğrulamaktadır. 8 Ağustos Cumartesi yani gemilerin içeri girişinden üç gün önce Alman yetkililerinin müracaatı ve Said Halim, Enver, Talat ve kendisinin bilgisi dâhilinde Goeben zırhlısına kömür verilmesi emredilerek, Derince’den Adalar Denizi’ne bir vapur dolusu kömür sevk edilmiştir.

Breslau-Midilli zırhlı kruvazörünün özelliklerinden bahseden gazete haberi. “Midilli kruvazörümüz 4500 tonilato hacim-i istiabisinde olup bahriye sürati yirmi altı mildir. Sefain-i harbiyeye müteallik umumi malumatı ihtiva eden bir eser, bu kruvazörün bir buçuk sene evvel inşa edildiğini, on iki adet on santimetrelik ve dört adet de elli milimetrelik topu bulunduğunu yazıyor. Güvertesi gayet iyi bir tarzda muhafazalı olan bu sefine-i harbiye on santimetre tahtında Krup çeliği ile teçhiz edilmiştir. Haiz olduğu büyük sürat itibariyle donanmanın keşaf hizmetinde pek büyük hizmetler görebilir.”

Aynı gün ise Enver Paşa devletin tarafsızlığını ihlal ederek boğazların açılması emrini tek başına vermiş ve savaşa girişin ikinci perdesi de böylece açılmıştır. Aynı zamanda bu gemileri takip eden İngilizlerin 4 saat sonra boğaza vardıkları göz önüne alındığında maksatlarının yönlendirmek olduğu açıktır.

Hükümetin tepkisi

Bahriye Nazırı Cemal Paşa Goeben'de (Yavuz'da )

Bu olay üzerine İngiliz ve Fransız elçileri, Sadrazam Said Halim Paşa’yı derhal ziyaret ederek protestoda bulunmuşlar gemilerin silahtan arındırılmasını talep etmişlerdir. Hükümet, savaş hazırlıkları tamamlanıncaya kadar vakit kazanmak için Alman elçisine müracaatla bir süre zırhlıların silahsızlandırılmasını istemişse de, bu talep Almanlarca reddedilmiştir. İtilaf güçlerinin şiddetli baskıları karşısında Said Halim Paşa yalısında toplanan hükümet, Meclis-i Mebusan Reisi Halil Bey’in teklifiyle gemilerin satın alınmış gibi gösterilmesi kararını vermiştir.

Zırhlılar gerçekten satın mı alındı?

Gemilerin gerçekten satın alınıp alınmadığı hususunda ittifak namede imzası bulunan Dâhiliye Nazırı Talat Paşa ile Bahriye Nazırı Cemal Paşa’nın hatıraları birbirini yalanlamaktadır. Aynı kabinede hükümet üyesi olan Talat Paşa, “ Gemilerin satışı bir gösterişten ibaret olmayıp bir hakikatti.” Derken, Cemal Paşa tam aksine “Bu satış keyfiyeti hakiki değil zahiri idi.” demektedir.

Basına sipariş edilen yazılar ve toplumu yönlendirme

Bu satın alma kararı Alman elçisi Wangenheim’e de iletilmiş ve ertesi gün durum basına bildirilerek, İngiltere’nin “Sultan Osman”la “Reşadiye” ye el koymalarına mukabil, Almanya’dan iki gemi satın alındığı ve bunun ne kutlu ve hayırlı bir olay olduğu yönünde yazılar yazdırılmıştır. Osmanlı kamuoyunda Almanya lehinde olumlu bir hava yaratan bu satış meselesine İtilaf devletleri inanmamış olmakla birlikte, sırf Osmanlı tarafsızlığını korumak için inanmış gibi görünmüşlerdir.

Basına yazdırılan ısmarlama yazılardan biri-“Yavuz diridnotu ve Midilli zırhlı kruvazörü-Hükümetimizin, bütün efrad-ı milleti sevinçten ağlatan muvaffakiyat-ı fevkaladesinden olarak, Almanlardan (Goeben) ve (Breslau) sefinelerinin satın alınması haberi, dün sabahtan beri şehrimiz ahalisini tasvire sığmaz bir şevk ve galeyan içinde yaşatmıştır. Bu müjde-i muvaffakiyet, vilayata ve bütün âlem-i İslam’a yayıldıkça her tarafta aynı hissiyat tecelli edecek ve bu, bir lutf-u ilahi suretinde telakki olunacaktır. Düne kadar hepimiz Sultan Osman ve Reşadiye diridnotlarının İngilizler tarafından haksız ve insafsızcasına zapt ve gasp edilmiş olmasından hâsıl olan teessürat içinde meyus idik. Dünkü müjde, bu ye’si çok şükür sürura tahvil etti. Fakat gönlümüzdeki hiss-i infial hala bakidir. Ve bunun ile’l-ebed unutulmamasını arzu ederiz. Cenab-ı Hakk’ın bir ihsan-ı Rabbanisi ve hükümetimizin cay-i iftihar bir eser-i kiyaseti olan bu muvaffakiyet, yaşadığımız tarihi  ve mühim günlerde, …bize izahtan müstağni bir ehemmiyet-i harükuladeyi …dir.Sevgili padişahımızın irade-i seniyyeleri mucibince (Goeben) diridnotuna cennetmekan Sultan Selim Han hazretlerinin nam-ı bülend ü muhteşemesine izafen (Yavuz) nam-ı meali esami ve (Breslau) zırhlı kruvazörüne de Midilli nam-ı kıymetdarı verilmiştir. Yavuz Sultan Selim ile Midilli’nin Osmanlı donanması’na iltihakı hiçbir maksad-ı harb-i cevaneye matuf değildir. Esasen Sultan Osman ve Reşadiye diridnotlarımız haksızca gasp edilmemiş olsalardı bugünlerde limanımıza geleceklerdi.”

Amiral Suşon “Paşa” oluyor

Amiral Suşon Paşa

Bu devletlerin, geminin Alman mürettebatının kontrolünden çıkarılması talebi ise geçiştirildikten sonra “Goeben” ve “Breslau” zırhlıları 16 Ağustos’ta İstanbul’a gelmiş “Goeben”e “Yavuz”, “Breslau”yada “Midilli” adı verilmiştir.  Alman Amiral Suşon, “Paşa” yapılarak, subayları ve mürettebatının başlarına birer fes giydirilmiştir. Gemilerin komutanı Amiral Suşon’un görevi ise bir oldubittiye getirip Osmanlı Devleti’ni savaşa sokmaktır ki bu da I.Dünya savaşına girişin üçüncü perdesidir. Nitekim 29 Ekim 1914 günü Suşon Paşa idaresindeki filo, Sivastopol, Odesa, Kefe, Novorosisk gibi Rus liman ve şehirlerini topa tutmuş ve Osmanlı Devleti böylece fiilen harbe girmiştir.

Kaynaklar:

Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, c.1, Atatürk Araştırmaları Merkezi, Ankara 2006.

İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, c.4. İstanbul, 2011.

İkdam Gazetesi, Nr: 6277.

Güncelleme Tarihi: 12 Ağustos 2011, 17:26
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35