banner15

Kahire'de bir Yozgatlı: Mehmed İhsan Efendi

CHP ve MHP tarafından cumhurbaşkanlığına aday gösterilen Ekmeleddin İhsanoğlu'nun babası henüz 22 yaşındayken ilim tahsili için Mısır'a gitmişti

Kahire'de bir Yozgatlı: Mehmed İhsan Efendi

Emre Gül/ Dünya Bülteni - Tarih Dosyası

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun önerisi ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin onayı ile Cumhurbaşkanlığı seçimi için çatı aday olarak gösterilecek olan Ekmeleddin İhsanoğlu, son devir Osmanlı dönemi müderrislerinden Yozgatlı Mehmed İhsan Efendi’nin en küçük oğlu. 1902 yılında Yozgat’ta dünyaya gelen Mehmed İhsan Efendi, bu şehirdeki ibtidai, idadi, Yozgat Mektebi Sultani’si ve Darü’l-Hilafetü’l-Aliyye Medresesi’nde sürdürdüğü eğitiminin yanı sıra “Yozgat müftüsü Mehmed Hulûsi’den (Akyol) ulum-ı Arabiyye, mantık, hikmet, fıkıh, hadis ve tefsir; Ömer Lutfi Gökçezâde’den feraiz okudu; Dersiam Dedikhasanlı Mehmed Şâkir Efendi’den de icâzet aldı. Arapça, Farsça ve Fransızca öğrendi.” Tahsil hayatına devam etmek üzere önce İstanbul, Cumhuriyet’in ilanından bir yıl sonra 1924’te Kahire’ye gitti.

Bu sırada 22 yaşında olan Mehmed İhsan Efendi, El-Ezher Medresesi (Üniversitesi)’nden 1937 yılında ve ikincilikle mezun oldu. Burada da “Muhammed Habibullah eş-Şinkiti’den hadis, Mısır’ın eski müftüsü Muhammed Bahit el-Mutii’den fıkıh, Seyyid Ali el-Mersafi’den Arap dili ve edebiyatı, dostu M. Zâhid Kevseri’den hadis” okuyarak dini ilimler ve Türkiyat müderrisi oldu. 1937-1959 yılları arasında Kahire’de Sultan I. Mahmud tarafından kurulmuş olan Sultan Mahmud Medresesi’nde müderrislik ve müdürlük yapan, 17 süreyle Mısır Kraliyet mütercimi ve Âbidin Kraliyet Sarayı’nın Türk arşivi başuzmanı olarak çalışan, 1951’de başkentteki Aynişems Üniversitesi’nin Edebiyat Fakültesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı Kürsüsü’nü kurarak, vefatından bir yıl önce 1960’ta Meclisü’l-a‘lâ li’ş-şuûni’l-İslâmiyye’ye üye seçilen Mehmed İhsan Efendi, şöhret ve servet hırsından uzak, vakur ve mütevazı şahsiyetiyle tanınan ve saygı duyulan bir alimdi.

Mısır’daki müderrislik hayatı boyunca İsmail Ezherli, Ali Yakup Cenkçiler, Mustafa Runyun, Ali Ulvi Kurucu, M. Emin Saraç, Osman Saraç, Ömer Biçer, Ali İhsan Okur, Abdülkadir Şener ve Ali Özek gibi birçok ismin yetişmesinde emeği geçen Mehmed İhsan Efendi’nin çevresi ise Türkiye tarihinde çeşitli şekillerde yer edinen isimlerle doluydu. Bunlardan en önemlisi ise Milli Şairimiz Mehmed Akif Ersoy’du. 1925 yılına gelindiğinde CHP’nin tek parti iktidarının zulmü altında bizar edilen, emekli maaşı bağlanmayan, iş verilmeyen ve nihayet peşine polis takılarak sakıncalı kişiler arasına girmekten kurtulamayan Mehmed Akif Ersoy, “Arkamda polis hafiyesi gezdiriyorlar. Ben vatanını satmış ve memlekete ihanet etmiş adamlar gibi muamele görmeye tahammül edemiyorum ve işte bundan dolayı gidiyorum” diyerek Mısır’a hicret etmek zorunda bırakıldığında, oradaki yakın dostlarından biri de Mehmed İhsan Efendi oldu. Mısır’da kaldığı zaman zarfında “muhalif “sayılan diğerleri gibi, devamlı tek parti rejiminin gözlemi ve takibi altında tutularak hakkında raporlar hazırlanan Mehmed Akif, 21 Şubat 1925 tarihli TBMM kararıyla başladığı ve camilerde Türkçe Kur’anların, Türkçe ezan, tekbir ve salaların okunduğu sözde dini devrimler sürecinde, Diyanet İşleri ile yaptığı mukaveleyi feshederek teslim etmediği Kur’an mealinin çalışmaları sırasında Mehmed İhsan Efendi ile sık sık görüştü ve son gözden geçirme işini onunla birlikte yaptı. 1936’da hastalanarak yurda dönerken, Kur’an mealini Mehmed İhsan Efendi’ye bırakan ve “Dönebilirsem üzerinde yeniden çalışıp neşrederiz; dönemezsem yakarsın” diye vasiyet eden Mehmed Akif, aynı yıl vefat etti. Bunun üzerine meali yakmaya kıyamayan ve bir nüsha da kendi çıkaran Mehmed İhsan Efendi, ölümünden kısa bir süre önce bunların yer aldığı çekmeceyi oğluna göstererek vefatından sonra defterleri yakmasını istedi. Resmi, gayri resmi yollarla mealleri kendisinden isteyen ve hatta Türkiye Cumhuriyeti sefareti tarafından defalarca sıkıştırılan Mehmed İhsan Efendi, bu talepleri red ederek nüshayı yaktığını söyledi. Neticede Ali Ulvi Kurucu’nun: “Ekmeleddin Bey’e (İhsanoğlu), oğluna vasiyet etmiş…Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin oğlu İbrahim Sabri Bey...”Gel Ekmeleddin biz onu yakalım” diyorlar ve yakıyorlar.” Şeklinde aktardığı olayla mealler imha edildi. Bu sırada Ekmeleddin İhsanoğlu, 18 yaşındaydı.

Bu olayın kahramanlarından İbrahim Sabri Bey, ise Mehmed İhsan Efendi’nin Mısır’daki çevresinde yer alan ve en yakın dostlarından biri olan, Son Osmanlı Şeyhülislamlarından Mustafa Sabri Efendi’nin oğluydu. Başta Şapka Kanunu, Medeni Kanun, yeni harflerin kabulü olmak üzere devrimlere karşı çıkan, Mustafa Kemal Paşa’nın kendisi olmak üzere Kemalizm’le mücadele eden, hilafetin kaldırılmasını ve Türk milliyetçiliğini reddederek şiddetle eleştiren, Türkiye’deki mal varlıklarına el konarak sürülen, 150’likler listesinde yer alan, Mustafa Sabri Efendi, Türkiye’yi terk ettikten sonra, en son Mısır’a yerleşti. El-Ezher’de ders vermeye başlayan eski şeyhülislam, siyasi ve dini konularda birçok eser yazdı. 1954 yılında Kahire’de vefat etti.

Mehmed İhsan Efendi de Mustafa Sabri Efendi gibi CHP’nin tek parti iktidarını ve devrimleri eleştirdi. Ali Ulvi Kurucu’nun hatıralarında nakline göre: “Bir bayramdı. Arkadaşlarla hocanın (İhsan Efendi) evine gitmiştik. Memleket, millet meseleleri konuştuk. Aramızda, sonraları Diyanet’te üst düzey vazife almış, Hamdi Kasapoğlu adında bir öğrenci de vardı. Söz memleketten açılınca o da, biraz şakaya vurarak, ‘İnşallah memlekete döndüğümde, ‘şapka haramdır’ diyenlere karşı, ben iki şapka giyeceğim.’ dedi. Kasapoğlu’nun yarı şaka yarı ciddi söylediği bu lafları İhsan Efendi ciddiye aldı ve; “Sus ulan, sahtekâr! Şakanın da bir haddi, sınırı var. İki şapka giyip de memlekete ne kazandıracaksın.  Millet senin yüzüne tükürür! Millet, başına geçenlerin hıyanetleri yüzünden şimdi şaşkın ve üzgündür. Bu günler geçecek, biraz kendini toplasın, bak neler olur!” demişti. İhsan Efendi, 1961 yılında hayata gözlerini yumduğunda, yakın arkadaşlarından biri olan Mustafa Sabri Efendi’nin, Gafir Kabristan’ında bulunan mezarı yanına defnedilmişti.


Mehmed İhsan Efendi’nin Kahire, Gafir Kabristanı’nda bulunan kabri (sağda)

Kaynaklar: M. Ertuğrul Düzdağ, Safahat, İstanbul, 2006.Dücane Cündioğlu, Bir Kur’an Şairi Mehmed Akif ve Kur’an Meali, İstanbul, 2007. DİA, Mehmed İhsan Efendi Maddesi, c.28, Ankara, 2003.

Güncelleme Tarihi: 17 Haziran 2014, 13:54
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48