Medine Kahramanı: Fahreddin Paşa

İngilizlerin Çöl Kaplanı dediği Fahreddin Paşa, 72 gün İngiliz ve isyancı kabilelere karşı Medine'yi savundu.

Medine Kahramanı: Fahreddin Paşa

Ayşegül Sarıyaşar-Dünya Bülteni

1916’da İngilizlerin kışkırttığı Şerif Hüseyin önderliğinde bazı Arap kabileleri bağımsız devlet kurma hayaliyle Osmanlıya karşı isyan etti. Savaş sırasında, Cemal Paşa tarafından Hicaz Cephesi kumandanlığına Fahreddin Paşa getirildi. Bu saldırılara karşı Fahreddin Paşa ve birliği Medine’yi bin bir zorlukla beraber savunmaya gayret gösterdi.

 Medine’nin etrafını İngiliz birlikleri ve Arap çeteleri sardığında, Osmanlı askeri de Medine içinde sıkışıp kalır. Merkezi hükümetten de yeterli yardımı alamayan Hicaz Cephesinin durumu gün geçtikçe kötüye gider. Bu süreçte Fahreddin Paşa sadece İngilizlere ve isyancılarına karşı savaşmadı aynı zamanda askerleriyle beraber açlığa, susuzluğa ve sıcağa karşı da inanılmaz bir mücadele verdi. Kıtlığın hat safhada olduğu bölgede halkın kimi zaman çekirge yediğine şahit olan Fahreddin Paşa kıtlıktan ve çaresizlikten askerlerine çekirge yemelerini emreder ve askerlerine kendisi de eşlik eder. Kimi zaman tek besin kaynağı çekirge olan ordu, çöl sıcağında temiz su bulamayınca çamurlu sular içip, o muazzam sıcağa dayanmaya çalışır.

Bu zor şartlar altında Hz Muhammed’in kabrinin bulunduğu Medine’yi iki buçuk sene düşmana karşı savunan. Fahreddin Paşa, olası yağmalara karşı tedbir mahiyetinde, mukaddes emanetlerin bir kısmını askeri bir birlikle İstanbul’a gönderdi. Bir sabah namazı sonrası askerlerini toplayıp onların bu zor şartlar altında yıpranmış olan maneviyatlarını yükseltmek ve duruşlarını sağlamlaştırmak için, adeta tüm insanlık duyuyormuşçasına, şu konuşmayı yaptı..

‘Ey insanlar malumunuz olsun ki! Yiğit ve kahraman askerlerim, bütün İslam’ın sırtını dayadığı yer, manevi gücün desteği olan Medine’yi, son fişengine, son damla kanına, son nefesine kadar korumaya ve savunmaya memurdur. Bu asker, Medine’nin enkazı ve nihayet Ravza-i Mutahhara’nın yeşil türbesi altında kan ve ateşten dokunmuş bir kefenle gömülmedikçe Medine-i Münevvere kalesi burçlarından ve yeşil kubbesinden al sancağı alınmayacaktır. Ey Osmanlı ordusunun yiğit subayları! Ey her cenkte cihanı tir tir titretmiş, yiğit Mehmetçiklerim! gelin hep beraber Allah’ın ve işte huşu ve aşk içinde göz yaşları döktüğümüz peygamberin karşısında, aynı yemini tekrar edelim ve diyelim ki; Ya Resûlallah biz seni bırakmayız!...’

I. Dünya savaşından yenilmiş olarak çıkan Osmanlı Hükümeti ağır şartlar içeren Mondros mütarekesini imzaladı. Mütarekenin 16. maddesine göre; Hicaz-Yemen ve Irak’ta bulunan subaylar silahlarını bırakıp, bulundukları cephelerden ayrılarak en yakındaki itilaf devletleri birliklerine teslim olacaklardı. Bu maddenin bir gereği olarak Osmanlı Hükümetince tüm cephelere teslim ol çağrısı yapıldı. Tabi bu çağrı Medine kumandanı Fahreddin Paşaya da ulaşır, Fakat Paşa, İstanbul Hükümeti tarafından ona gönderilen habere pek itibar etmedi. Ardından daha ciddi düzenlenmiş belgelerle durumdan haberdar edilen Paşa, yine de bizzat padişahın kendi emri olması gerektiğini söyleyerek Medine’nin müdafaasını bırakmadı. Ardından Paşaya bizzat padişahın Hatt-ı Hümayunu yollanarak ve Medine’yi müdafaadan vazgeçip teslim olması yolunda emirler verildi. Her şeye rağmen cepheyi terk etmeyen Fahreddin Paşa’nın ikna edilemeyişi; aslında onun biraz daha vakit kazanma taktiklerinden başka bir şey değildi. Medine kahramanı Fahreddin Paşa, Mondros Mütarekesi’ne rağmen 72 gün daha canı pahasına ve inandığı değerler adına, Medine’yi müdafaa etmeye devam etti.

Hicaz cephesi I. Dünya savaşının en son terk edilen cephesidir. Vermiş olduğu bu eşsiz mücadele örneğiyle Fahreddin Paşa, tarihe adını daha ölmeden yazdırmış, çöl kaplanı diye tanınmıştır. İngilizler tarafından tutuklanarak Malta’ya gönderilen Medine Kahramanı, İki buçuk yıllık esaretten sonra 2 ağustos 1921’de İtalya, Almanya ve Rusya üzerinden gelerek ancak Kars’tan vatana ayak basabildi. 1948 yılında seksen yaşındayken vefat eden Fahreddin Paşa Rumelihisarı mezarlığına defnedildi.

Fotoğraf çekmeyi çocukken öğrenen Fahreddin Paşa’nın Medine müdafaası sırasında çekmiş olduğu fotoğraflar, tarihe iz bırakmış paha biçilemez belgeler olarak değerlerini hala korumaktadır. Savaş sırasında Kızılay görevlisi olarak Medine’de bulunan ve bizzat olaylara şahit olan olan Feridun Kandemir daha sonra bunları anı-roman tarzında kaleme aldı. Bu eser Fahreddin Paşa- Medine Müdafaası adıyla yayınlandı.

Tüm  bu yaşananların izahını yapmak, belki de savaş boyu Paşanın yanında olan, ona yardım eden mülazım İdris Salih Bey’in kaleminden dökülen şu satırlarla mümkün olabilir…
 


     Ne kanlar akıttık hep senin için,

     O ulu Kitâb’ın hakkıyçün, aziz

     Gücümüz erişsin ve erişmesin,

     Uğrunda her zaman döğüşeceğiz…


     Yapamaz Ertuğrul evladı sensiz,

     Can verir cânânı veremez Türkler…

      Ebedî  hâdim-ül Haremeyniniz

     Ölsek de Ravzanı rûhumuz bekler!...


 

Güncelleme Tarihi: 22 Kasım 2018, 13:04
YORUM EKLE

banner33

banner37