banner15

Osmanlı Devleti'nde mülteciler II

Osmanlı devleti yüzyıllarca kendisine sığınan çeşitli uyruktaki insanların emniyet sübabı olarak kaldı.

Osmanlı Devleti'nde mülteciler II


Kübra Demiray-Dünya Bülteni / Haber Merkezi

 Osmanlı Devleti iltica eden Macarları geri vermeyince Rus İmparatoru Nikola ısrarla 1000 kadar Polonyalının iade edilmesi için iyi niyetler bildiren mektubunu Sultan Abdülmecid’e gönderir.

Ancak Çarın mektubundan önce, daha sert ifadeler taşıyan bildiriler Rusya başbakanından gelir. Sunumda mültecilerin geri verilmemesi durumunda savaşın söz konusu olduğu vurgulanmaktadır.

Osmanlı meclisi yoğun görüşmelerin ardından son kararını verir. Mülteciler iade edilmeyecektir ancak devletler arası ilişkiler de göz ardı edilemezdi. Bu sebeple 11 Eylül 1849’da toplanan meclisi mahsusada alınan karara göre Çar’a, Macarlara karşı kazandığı zaferleri kutlamak için özel memur gönderilecek, Avusturya İmparatoruna da bir mektup yazılacaktı. Nihayet Rus Çarına Bükreş’te görevli Fuad Efendi, Avusturya İmparatoruna Viyana elçisi Kostaki Mussurus Bey görevlendirilir. Bu görevlendirmelerdeki niyetlerden biri de bu kişiler görev yerlerine ulaşıncaya kadar Osmanlı zaman kazanarak İngiltere ve Fransa’nın meseleye bakış açılarını tam olarak öğrenebilecekti.

Rus Çarıyla görüşmek üzere yola çıkan Fuad Efendi nihayet 16 Ekim 1849 ‘da Çarla buluştu.

Macaristan zaferini, Avrupa’daki barış ortamının dengelenmesindeki başarılarını kutladı. Ancak mültecilerin iadesinde sultanın özel isteği olduğunu, mültecilerin iadesinin doğu kültürüne göre mümkün olmayacağını, iadede sultanın şerefinin söz konusu olduğu bildirildi. Sultan Abdülmecid Mültecileri iade edemezdi ancak Çar’ın istemesi halinde onları sıkı denetim altında tutabilirdi. Böylelikle Sultan hem kendi şerefini hem de Çarın arzusunu bağdaştırabilecekti. Tüm bu yaşananlar sırasında Mustafa Reşit Paşa, Hariciye Nazırı Âlî Paşayı görevlendirip İngiltere ve Fransa elçilerine, cevaplandırılmak üzere yazılı birkaç soru gönderir. Rusya’nın savaş tehdidine karşılık bu iki devletin Osmanlıya desteğini teyit ettirir.

Ayrıntılardan bir şekilde haberdar olan Çar bir takım siyasi hesaplarla İngiltere ve Fransa’yı karşısına almak istemediğinden geri adım atarak anlaşmaya varır. Bu anlaşmaya göre Rusya’nın verdiği bazı isimler Osmanlı devletinden sınır dışı edilirken Müslüman olanlar Halep ve Konya’ya yerleştirilecek, tehlikeli görülen diğer kişiler elçiliklere bildirilip pasaportları teslim edilecek. Rusya’yla varılan anlaşmayla Avusturya da taleplerinden vazgeçti.

Bu barış sonuçları Macarlar arasında olduğu kadar Avrupa ve Amerika kamuoyunda hayranlık ve taktirle karşılandı. Hatta 1 Kasım 1849’da Osmanlı Hükümetine destek olmak amacıyla 12 İngiliz gemisi harekete geçmiş, Londra Rusya ve Avusturya aleyhine mitingler düzenlemiş, basında sürekli gündem oluşturmuştu. Kaynaklara göre, İngiliz gençleri hayranlık tepkilerini, Londra büyükelçimiz Mussurus Paşa Londra’ya vardığında paşanın atlı arabasındaki atları çıkarıp kendilerinin arabayı çekmeleriyle göstermişlerdir. Nitekim Kraliçe Viktorya 1856 Paris Sulh Muahedesi’ni kutlamak için verilen baloda hazır bulunmuş, Mussurus Paşa 1885’te Paris’ten ayrılırken İngiliz Türk dostluğu vurgulanmıştır.

Fransa da mültecilere gösterilen özeni desteklemiş, basında ve siyaset alnında bunları beyan etmiştir.

Amerika, 2 Aralık 1823 Monreo Doktrini ile Avrupa’yı ilgilendiren savaşlara ve politikalara karışmamayı kararlaştırmıştır.

Buna göre Amerika, Macar Bağımsızlık Savaşında sadece sempatisini bildirmiş ve Macarlar bağımsızlıklarını ilan edebilecek durumdaysalar onların devletini resmen tanıyacaklarını , kendilerine sığınan Macar göçmenlere toprak verileceğini beyan etmişti. Son olarak Kossuth ve arkadaşlarının serbest bırakılması için de Babıali ile görüşmelere başlayacaktı.

Nihayet Amerika bize bir elçi gönderdiği gibi Osmanlı hükümeti de 1850’de ilk kez resmi temsilci olarak Emin Efendiyi Washington’a göndermiş ve Emin Efendi Amerikan Başkanı tarafından ağırlanmıştır. Kendisine tahsis edilen konağın önünde şahsına resmi bir tören düzenlenmiştir.

Emin Efendinin yaptığı konuşmaya binaen Amerika Başkanı “….Sultanınız Macar meselesine karşı takındığı tavırla Amerikan halkının ve bütün aydın ülkelerin sempatisini kazanmıştır. Bizi ilgilendirmeyen siyasi meselelere karışmadan Amerikan halkı dünyada olup bitenleri yakından izliyor.” şeklinde görüşlerini dile getirmiştir..

Emin Efendi de Babıali’ye sunduğu raporda “Bu misillü iltifat ve ikram sair devletler tarafından gelenlere bir vakitte vuku bulmuş değil ve bu tarafta Nemçe(Avusturya) maslahatgüzarı ziyadesiyle hayrette kalup acaba sebep nedür? Bu taraflarda bu derecelerde iltifat olunmaz deyü tecessüs etmekte bulunduğu…” hayretini ifade etmiştir.

Elbette tüm bunlar Osmanlı Devletinin dünya siyasetindeki konumu açısından önem taşımaktadır. Ancak asıl hayranlık ve yankı Macaristan’dan gelir.

Macar mültecilerinin Osmanlı topraklarından ayrılmasından sonra iki ülke pek çok sahada işbirliği yaparak dostluklarını pekiştirdiler.

Macarlar, 1878’de Macaristan’a gelen Türk heyetini olağanüstü bir ilgiyle karşılamışlardır. Sunulan raporlarda, “trenlerin önünün çiçeklerle bezenmesi, heyetteki Süleyman Efendinin elini öpmek için yığılan kadın erkek genç yaşlıların varlığı, Temeşvar ve Kiskun’daki ziyafetlerin ihtişamı, halktan gelen “hoş geldiniz!” telgrafları, Türk heyetinin kaldığı otelin balkonundan halkı selamlaması” açıkça bildirilmektedir.


En önemlisi de yıllar sonra bu misafirperverliği unutmayan Macar şehirlerinden Debrecen halkının Osmanlı Sultanı 2.Abdülhamid’e bir taç yapmasıdır. Debrecen halkının yaptığı taç bir sandık içersinde Peşte’de bulunan Osmanlı şehbenderine gönderilmiştir. Tacın üzerinde bir Osmanlı hilali, hilalin üzerinde de “Şevketlü Sultan Abdülhamid Han Hazretlerine ve asakir-i şecia-i Osmaniye’ye” yazılmıştır. Tacı, Peşte şehbenderine Kont Emil, Osmanlı Devletinin sadece 1849 misafirperverliğine değil önceki tarihlerdeki Macar mültecileri korumasının teşekkürü olarak sunar. Debrecen halkının bu iltifatına karşılık Sultan Abdülhamid onlara teşekkür mahiyetinde bir ferman gönderir. Bununla da yetinmez Kanuni Sultan Süleyman’ın 1541 Budin fethinden ganimet olarak getirttiği 34 adet ilmi ve tarihi eseri Macaristan’a iade eder. Bu kitaplar Peşte Darül Fünunu’na teslim edilir. “Vitruvius et Candidus,…., Livre de navigation en Heleius” gibi.

İLGİLİ HABER: Osmanlı Devleti'nde mülteciler-1






 

Güncelleme Tarihi: 23 Ocak 2019, 17:18
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35