Osmanlı'nın bayrak ve sancakları

Osmanlı'da farklı manalar ihtiva eden bayrak ve sancaklara, anlamları tarihsellik verilerek ışık tutuluyor.

Osmanlı'nın bayrak ve sancakları


Ayda Sarıkaya-Dünya Bülteni / Tarih Servisi

Bir devletin, bir askeri birliğin, resmi veya gayri resmi bir kuruluşun sembolü olarak tanımlanan bayraklar, her zaman önemli manalar taşımış ve hiçbir bayrak asla rastgele şekiller ve renklerden oluşmamıştır.

Bayraklar, bir milletin varlığının ve bağımsızlığının sembolüdür; bu yüzden de atlas veya ipek gibi değerli kumaşlardan yapılmakla değil, taşıdığı mana ile değer kazanırlar. Tarih boyunca bayrağı yere düşürmemek, düşmana bırakmamak için nice yiğitler savaş meydanlarında hiç tereddüt etmeden canlarını seve seve feda etmişlerdir.

İlk zamanlarda bayrak yerine genellikle madenden veya sert bir maddeden yapılmış alemler kullanılmıştır. Kumaş bayrakların kullanımı ise Orta Çağ’da başlamıştır.

Eski sancaklar hakkındaki tarih kayıtları çok azdır ve birbirini pek tutmaz. Bunlardan toplanan bilgilere göre; Osmanlı İmparatorluğu’nun bayrağı, 19.yüzyıl başlarına kadar beyaz bir bayraktı; buna ‘Liva-i Alii Osmani’, ’Alemi Padişahi’, ’Sancağı Şerif’ denilirdi. Etrafı altın sırma sancaklıydı ve ortasında altın sırma ile fetih suresi bulunurdu. Aynı zamanda padişahlara da mahsus olan bu beyaz bayrak yerine sonraları devleti temsil için kırmızı bayrak kabul edilmişti. Ay-yıldız ilavesinin ise III.Selim zamanında 1793 yılında yapıldığı bilinmektedir.

Devletin hazinesinde bir de Peygamberimiz Hazreti Muhamed’in sancağı vardı;ona da ‘Liva-i Resulullah’ dendiği gibi ‘Sancağı şerif’ de denilirdi . İslam tarihinde Hz.Peygamberin bu bayrağı ilk defa Medine’ye girerken kullandığı bilinmektedir. Liva-i Resulullah siyah bir bayraktı ve üzerinde yazılar yazardı. Daima kıymetli bir bohçaya sarılı olarak altın bir sandık içinde muhafaza edilirdi. Padişahlar sefere gittiklerinde onu da götürürlerdi. Fakat hiçbir zaman bohçasından ve sandığından çıkarılmaz, göndere çekilip açılmazdı. Orduda bulunması manevi güç açısından yeterli görülürdü. Siyah Sancağı Şerif bazen de sadrazamlarla sefere gönderilirdi. Bugün Topkapı Sarayı’nda, mukaddes emanetler dairesinde bulunan, Peygamber Efendimiz’e ait olan Sancak-ı Şerif, Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlılara geçmiştir.

Türklerin tarihteki en uzun ömürlü devleti Osmanlı’nın ilk bayrağı, Anadolu Selçuklu Devleti hükümdarı tarafından Osman Gazi’ye bağımsızlık alameti olarak gönderilen bayraktı. Yavuz Sultan Selim Mısır Seferi’ne çıktığında Kahire şehrinde kurulan Otağı hümayununun önüne biri Ak Sancağı Şerif diğeri kırmızı bir bayrak olmak üzere altın gönderli iki bayrak dikmişti. Oğlu Kanuni Sultan Süleyman’da ilk seferi olan Belgrad Seferi’nde otağının önüne yedi tuğ ve yedi bayrak diktirmişti; bu yedi bayrağın üçü beyaz dördü kırmızıydı. Osmanlı İmparatorluğu’nun ‘Sancağı Şerif’ten en son faydalanmak istediği savaş I.Dünya Savaşı’dır. Bu bayrağın yenilenen Liva-i Resulullah olduğu tahmin edilmektedir.

Osmanlılar farklı renklerde ve çoğunlukla yeşil ve kırmızı zemin üzerinde üç hilalli bayrakları kullanmıştır. Yeşil renkli bayrağın Osmanlılarda Fatih’in gemisinde, Barbaros Hayrettin Paşa ve Uluç Ali Reis’in donanmalarında yer almış olması daha çok denizciler tarafından kullanılmasına sebep olmuş ve Sultan I. Mahmud Han devrinde donanmanın resmi bayrağı kabul edilmiştir.

Osmanlılarda hükümdar, veliaht, kumandanlar ve donanma için ayrı ayrı bayraklar olduğu gibi esnaf kuruluşlarının, tarikatların da ayrı ayrı bayrakları vardı. Dini törenlerde bayrak kullanılması, tekke ve türbelere hususi bayraklar asılması da adet olmuştu. Beyaz bayrak ise tarihin her devrinde savaşlarda teslim olma manasını taşımıştır. Devleti temsil eden beyaz bayrak, seferlere ancak padişahlarla beraber ya da sadrazamların serdarlık ünvanıyla sefere çıktıkları zamanlarda götürülürdü. Sadrazam olmayan bir vezir, serdar olup sefere gitse bile sancağı şerif-i götüremezdi.

Hilal ve yıldızın manasına gelince; “Haç” nasıl Hıristiyanlığın sembolü olmuşsa hilal de tarih boyunca İslâm’ın tevhid inancının ve Müslüman toplumlarının sembolü olagelmiştir. Yıldız ise çok önceden beri birçok toplum tarafından kullanılan bir sembol olmakla birlikte Türk bayrağına Osmanlı’nın son döneminde girmiştir. Yıldızın Peygamber Efendimiz’i sembolize ettiği yorumu yapılmıştır. Bayrağımızın rengi de ‘Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır’ mısrasında ifade edildiği gibi şehitlerimizin kanlarını sembolize etmektedir. Al renk Türk milleti için adeta millî bir renk olmuştur. Özellikle Osmanlılar kırmızıyı hanedan rengi kabul etmişlerdir. Buna bağlı olarak padişahın yorganı, çarşafı, yastığı hep kırmızı renkli olmuştur.Ayrıca padişah kızları da kırmızı gelinlik giymişlerdir.

Güncelleme Tarihi: 05 Aralık 2018, 16:33
YORUM EKLE

banner33

banner37