banner39

Anadolu Selçuklu Devleti'nin tarihteki akışını değiştiren savaş

Kösedağ savaşı, Anadolu Selçuklu Devleti'nin Moğollara karşı yenilmesiyle sonuçlanan bir savaştır. Bu savaş Türk - İslam tarihinde önemli bir dönüm noktası niteliğindedir. Çünkü, Kösedağ hezimetinden sonra Selçuklu devletinin çöküşü başlamıştır.

Tarihte bugün 03.07.2021, 15:54 03.07.2021, 18:05
Anadolu Selçuklu Devleti'nin tarihteki akışını değiştiren savaş

Yassıçemen Savaşı’ndan sonra Moğollar Selçuklulara komşu olmuşlardı. Anadolu’ya saldırmayı düşündükleri için her an fırsat kolluyorlardı. Babaîler İsyanı’ndan sonra Selçuklu ordusunun, köylü ve güçsüz kalabalıklara neredeyse yenilecek duruma düştüğünü görünce Anadolu’yu istilaya başladılar. Moğollar, Gürcistan ve Ani Kalesi’ni (Kars’ı) ele geçirip Gürcü ve Ermenilerden devşirdiği birliklerle Selçuklu sınırına dayanırken II. G. Keyhüsrev, güneydoğudaki Müslüman prenslikler ve Eyyubilerle meşgul oluyordu. 

“Baycu Yılı” başladı 

Moğolların yoklama niteliğindeki ilk istilası tam bu sırada başladı (1242). Erzurum’dan Sivas’a kadar Selçuklu topraklarını yağmalayan Moğollar ertesi yıl dönmek üzere geri çekildiler. Baycu Noyan komutasındaki asıl ordu Erzurum’dan Anadolu’ya girdi. Kale komutanının ihanetiyle Erzurum’u ele geçiren Moğollar, büyük bir katliam yaptıktan ve şehri yağmaladıktan sonra Erzincan üzerinden Sivas’a vardılar. II. Gıyaseddin Keyhüsrev ise Moğollara karşı savunmak üzere güçlü bir ordu kurmaya çalışmıştı. Selçuklu ordusu Sivas’a gelip öncü kuvvetlerle Moğolları düz ovada karşılamak istediler. Moğollar bu öncü birlikleri dağıtınca Sultan diğer askerleri düzenleyip düşmana saldıramadan kaçmayı düşündü. Askerlerin savaşacak moralleri kalmayınca onlar da Sultan’ın arkasından savaş meydanını terk ederek hezimeti kendi elleriyle hazırladılar. Böylece Moğollar 1243 yılında Sivas yakınlarındaki Kösedağ’da kolay bir zafer kazanmış oldu. Moğol hükümdarı Baycu Noyan, Kösedağ’dan sonra ordusuyla harekete devam ederken karşılarında bir savunma kuvveti kalmamıştı. Moğollar Sivas’ı, ardından Kayseri’yi yağmalayıp, yakıp yıktılar. Bundan böyle Anadolu’da bütün felaketlerin başı sayılan “Baycu Yılı” başlamış oldu.4 Moğol Hanı Kayseri’den sonra ele geçirdikleri birçok ganimet malı ve hazine ile Mugan’a döndüler.

Bu sırada Selçuklu veziri Mühezzübiddin Ali, Moğollar ile bir anlaşma yapmak için harekete geçti. Sultana bile söylemeye gerek duymadan pahalı hediyeler ve yüklü bir servetle Baycu’nun huzuruna çıktı. Sonunda yıllık vergi ve tabi olmayı taahhüt ederek anlaşmaya varıldı. Anadolu’da bundan sonra, zulüm ve baskı altında geçen Moğol hâkimiyeti dönemi başladı.

Celaleddin Karatay gibi tecrübeli eller yönetimdeydi 

Kösedağ hezimetinden sonra Selçuklu devletinin çöküşü başlayacaktır. Selçuklu sultanları bir kukladan öteye geçemeyecektir. Artık Selçuklu yöneticileri, ardı arkası kesilmeyen Moğol istekleri için seferber olmak zorunda kaldılar. Bu sırada eğlenceye düşkün olan II. G. Keyhüsrev keyfine bakarken, Moğol felaketinden sonra devlet işlerini, İranlı bürokrat sınıfından gelen Mühezzibüddin Ali, Şemseddin İsfahani ve Celaleddin Karatay gibi tecrübeli eller yönetiyordu. Türkmenler yönetimden uzaklaştırıldıktan sonra devleti, Moğol Hanı’nın atadığı vezirler ve Anadolu genel valileri yönetecek, ağır vergilerle Anadolu soyup soğana çevrilecekti.

Kösedağ Savaşı’nın Sonuçları

13.yy. Anadolu tarihinin en önemli olayı, siyasi ve sosyal sonuçları bakımından, Moğol istilası olmuştur. Batı Anadolu uçlarında canlı ve bağımsız yeni bir Türkiye’nin doğuşu da Moğol baskısı altında meydana gelen yeni şartların neticesidir. Moğol istilasından sonra Anadolu’nun etnik ve demografik yapısı değiştiği gibi meydana gelen yeni âlemde Türk dili ve Türk kültürü önemli mevkiye yükselmiştir. Anadolu’da Moğol istila ve baskısına karşı bağımsızlık mücadelesi veren yegâne kuvvet göçebe Türkmenler olmuştur. Moğol istilası ile kitleler halinde Anadolu’ya gelen yeni unsurlar ile kuvvetlenen uc Türkmenleri kendi başlarına Selçuklu Devleti’nin zapt edemediği Batı Anadolu ve Marmara bölgelerini açarak buraları Türkleştirdiler ve İslamlaştırdılar. Anadolu’nun şuurlu bir Türkleşme sürecinin en ücra yerlerine kadar tamamlandığı bu zaman, Batı Türklüğünün doğmasına ve güçlenmesine neden olmuştur.

Anadolu’nun Türkleşme sürecini fütuhat ve sızma yoluyla yapılmış olan Türk muhaceretinin müspet bir sonucu olduğu kabul edilirken, Moğol istilası bu göç selinin en son ve en önemli halkasını teşkil eder. Anadolu’nun etnik ve kültür yönüyle yapı değiştirmesinde, hatta Anadolu’nun Hristiyan kaynaklarında, ‘Türkiye’ olarak adlandırılmasında Moğol harekâtı sonunda Anadolu’ya gelen ve adeta sığınan Türkmenler başrolü oynamıştır.5  

Moğol istilasının Anadolu’da maddi bir yıkıma sebep olduğu bir gerçektir ancak bunun önemli manevi müspet neticeleri olduğu da bir hakikattir. 1332’de Kırşehir’de eserini yazan Âşık Paşa, Türklük şuuruna önemli yer verdiği Garibname’sinde6 Türk diline ve Türk-İslam kültürüne vurgu yapmakta, vahdet mesajlarıyla Türk toplumunu uyarmaktadır. Moğol kasırgasının önünden çekirge seli gibi kaçıp Anadolu’yu istila eden Türkmenler arasında Türkistan, Harezm, Horasan ve Azerbaycan’dan gelen potansiyel, donanımlı zümreler de vardı. Horasan Erenleri namı altında edebiyatımıza konu olan Türkmen şeyh ve dervişleri yanında, çok sayıda ilim ve din adamı, tasavvuf ve tarikat erbabı da Anadolu’yu, hep bu dönemde, şenlendirdi. Yeni gelenler şüphe yoktur ki Anadolu’nun mukadderatını belirlemiş oldular. Bunun yanında Moğol tahribatının sebep olduğu siyasi ve sosyal bunalımlara bağlı olarak, bu hareketli ve dinamik sınıfın en faal oldukları zaman yine bu dönemdir.

İşte Türkiye tarihinin en hareketli ve canlı, neticeleri bakımından da bir o kadar önemli dönemlerinden biri olan Moğol hâkimiyeti dönemi, Anadolu siyasi ve sosyal tarihinin, etkileri bugüne kadar devam eden en önemli kesitini oluşturmaktadır.

banner53
Yorumlar (0)
24
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?