12 Eylül sonrasında neler yaşandı?

Milli Güvenlik Konseyinin bir diğer faaliyeti ise meclisteki siyasi partilerin liderlerini gözetim altına almak oldu. Başbakan Süleyman Demirel ve muhalefet partisi lideri Bülent Ecevit eşleriyle birlikte gözaltına alındı. Milli Selamet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'la Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş de İzmir'de Uzunada'ya gönderildiler.

12 Eylül sonrasında neler yaşandı?

 Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

12 Eylül 1980 Cuma günü sabaha karşı, Türk Silahlı Kuvvetleri, İç Hizmet Kanununun 35.maddesini - “Türkiye Cumhuriyeti’ni koruma ve kollama”- yerine getirme iddiasıyla ülke yönetimine el koyduğunu TRT radyolarından yayınlanan İstiklal ve Harbiye Marşı eşliğinde kamuoyuna duyurdu. İktidara el koyan "Milli Güvenlik Konseyi" ordunun en üst komuta kademesini oluşturan Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarından meydana geliyordu. Ordunun "emir-komuta zinciri içinde ve emirle gerçekleştirdiği" açıklanan ve adına "Bayrak Harekatı" denilen bu darbeyle Demirel'in 1980 yılı başında kurduğu azınlık hükümeti devrildi. Böylece ordu 27 Mayıs 1960'tan sonra ikinci kez iktidarı doğrudan ele almış oldu.

 
  

Ülkenin tamamında sıkıyönetim ilan eden Milli Güvenlik Konseyi, meclisi ve hükümeti lağvederek siyasi partilerin faaliyetlerini yasaklandı. Siyasi partilerle birlikte sendikaları ve derneklerin de çalışmalarını da durdurdu.

İktidara el koyan Milli Güvenlik Konseyinin bir diğer faaliyeti de meclisteki siyasi partilerin liderlerini gözetim altına almak oldu. Başbakan Süleyman Demirel ve muhalefet partisi lideri Bülent Ecevit eşleriyle birlikte gözaltına alındı.  Milli Selamet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'la Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş de İzmir'de Uzunada'ya gönderildiler. Daha sonra Erbakan ve Türkeş tutuklanarak Ankara'da cezaevine konuldu. Demirel ve  Ecevit ise bir süre sonra siyaset yapmamaları noktasındaki uyarılarla birlikte Ankara'ya, evlerine dönmelerine izin verildi.  

Darbe sonrasında Milli Güvenlik Konseyi emri ile geniş çaplı tutuklamalar başladı. 650.000 kişi gözaltına alındı, açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 7 bin kişi için idam cezası istendi.517 kişiye idam cezası verildi. Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si idam edildi. Binlerce kişi işkenceye uğradı.71 bin kişi Türk Ceza Kanununun 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı. 98 bin kişi örgüt üyesi olmak suçlamasıyla yargılandı. 14 bin kişi vatandaşlıktan, 30 bin kişi ise siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.

 
  

7 Ekim 1980 günü 12 Eylül rejiminin ilk idamları gerçekleşti. Sol görüşlü Necdet Adalı ile hemen ardından idam edilen sağ görüşlü Mustafa Pehlivanlı 12 Eylül’ün ilk kurbanları oldu. “Bir tane sağdan, bir tane soldan astım. Ona bile dikkat ettim, denge olsun diye…” sözleriyle Orgeneral Kenan Evren 12 Eylül rejiminin adaletini gösteriyordu. Bu idamların ardından idamlar devam etti. Bunlardan Erdal Eren’in idamı ise hepsinden farklı bir şekilde yankı buldu ve 12 Eylül’ün ne olduğunu tüm Türkiye’ye gösterdi.  Erdal Eren 17 yaşında olduğundan idam edilmesi mümkün değildi. Fakat 12 Eylül rejimi mahkeme kararı ile Erdal Eren’in yaşını önce 18’e çıkardı, sonra Yargıtay’dan iki kez dönmesine karşın kararı onaylayarak idam cezasını infaz etti. 

Ülke yönetimini üzerine alan Milli Güvenlik Konseyi  2 Haziran 1981 tarihinde 52 sayılı karar ile her türlü siyasi parti faaliyetlerini, siyasi parti yöneticilerin sözlü ve yazılı demeçlerini, sıkıyönetim mahkemelerinin almış olduğu kararlara yönelik eleştirileri yasakladı. 15 Ekim 1981 tarihinde ise Türkiye’deki tüm siyasi partiler kapatıldı.

12 Eylül’ün denetim altına almaya çalıştığı bir diğer alan ise üniversitelerdi.  6 Kasım 1981 tarihli 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası ile YÖK kurularak üniversitelerin özerkliği ellerinden alındı. Türkiye’deki tüm üniversiteler doğrudan YÖK’e bağlandı.  Üniversitelerde görevli 38 profesör, 25 doçent, 10 yardımcı doçent'in görevine son verildi.  1402 sayılı sıkıyönetim yasasının sıkıyönetim komutanına verdiği yetkiyle üniversiteden uzaklaştırıldıklarından, kendilerine "1402'likler" dendi.  1402 sayılı sıkıyönetim yasası  şöyleydi: Sıkıyönetim komutanlarının bölgelerinde genel güvenlik, asayiş veya kamu düzeni açısından çalışmaları sakıncalı görülen veya hizmetleri yararlı olmayan kamu personelinin statülerine göre atanması veya işine son verilmesi, yerel yönetimde çalışanların görevden uzaklaştırılması veya işlerine son verilmesi hakkındaki istemleri ilgili kurum ve organlarca derhal yerine getirilir. Bu yasaya göre binlerce kişi devlet memurluğundan atıldı ve bir daha hiçbir biçimde devlet memuru olmaları da yasaklandı.

Milli Güvenlik Konseyi tarafından 6 Kasım 1983’e kadar yönetilen Türkiye’de dönemin önemli bir yapılanması ise oluşturulan Danışma Meclisiydi. 12 Eylül 1980 tarihine kadar hiçbir siyasal oluşumun ve partinin içerisinde yer almamış 160 kişiden oluşturulan Danışma Meclisi oluşturuldu. Sonrasında ise bu Danışma Meclisinin de katılımıyla bir Kurucu Meclis oluşturuldu ve bu meclis yasama faaliyetlerini yürüttü. Kurucu Meclis’in bir diğer önemli görevi ise yeni bir Anayasa hazırlamak oldu.

Kurucu Meclis tarafından 12 Eylül rejiminin ruhuna uygun bir şekilde temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan bir anayasa taslağı hazırlandı. Bu taslak bazı değişikliklerle 10 Ekim 1982 tarihinde Milli Güvenlik Konseyi tarafından kabul edildi. Onaylanan anayasa 7 Kasım 1982 tarihinde halk oylamasına sunuldu ve %92ye yakın evet oyu ile resmen yürürlüğe girdi.  

Yeni anayasa ile siyasal yaşam yeniden kurulma sürecine girdi. Ancak bu süreçte de Milli Güvenlik Konseyi yine tek belirleyiciydi.1983 yılında genel seçimlerin yapılmasına karar veren Konsey sınırlı sayıda partinin bu seçimlere katılmasına izin verdi. Ayrıca  31 Mayıs 1983 tarihli ve 79 sayılı kararıyla Adalet Partisi'nden Süleyman Demirel, Ali Naili Erdem, Ekrem Ceyhun, Saadettin Bilgiç, Nahit Menteşe, Yiğit Köker, İhsan Sabri Çağlayangil, Cumhuriyet Halk Partisi'nden Sırrı Atalay, Metin Tüzün, Celal Doğan, Deniz Baykal, Ferhat Aslantaş, Süleyman Genç, Yüksel Çakmur, Büyük Türkiye Partisi'nden Hüsamettin Cindoruk ve Mehmet Gölhan olmak üzere 16 eski siyasetçi 121 gün süreyle Çanakkale’nin Lapseki ilçesindeki Zincirbozan askerî üssünde zorunlu ikamette tabi tutuldu.

Bu şartlar altında 6 Kasım 1983 tarihinde seçimler yapıldı. Seçim sonuçlarının açılanmasının ardından Milli Güvenlik Konseyi ülke yönetimini TBMM’ne devretti. 

Güncelleme Tarihi: 04 Nisan 2018, 10:54
banner53
YORUM EKLE

banner39