14 yıl önce Mecliste yaşanan başörtüsü krizi

Bülent Ecevit : "Burası hiç kimsenin özel yaşam mekanı değildir. Burası devletin en yüce kurumudur. Burada görev yapanlar devletin kurallarına uymak zorundadırlar. Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!"

14 yıl önce Mecliste yaşanan başörtüsü krizi

Dünya Bülteni / Tarih Dosyası

28 Şubat sürecinde kapatılan Refah Partisinin yerine kurulan Fazilet Partisi 18 Nisan 1999 tarihinde yapılan seçimlerde 111 milletvekili çıkararak meclisteki yerini aldı. Bu vekillerden biri de İstanbul’dan seçilen Merve Kavakçı’ydı. Merve Kavakçı’nın milletvekili seçilmesi ilk günden itibaren ülkede başörtüsü konusunu gündemin birinci maddesi haline getirdi. Mecliste başörtüsüyle yemin edip etmeyeceği  tartışmaları başladı. Gazetelere yansıyan haberlere göre Milli Güvenlik Kurulunda komutanlar Merve Kavakçı’nın başörtüsüyle yemin etmek istemesini  “iyi bir işaret değil “  şeklinde yorumluyorlardı. Meclis geçici başkanı Septioğlu’na ise  Atatürk’ün kıyafet kararnamesi gösteriliyor ve Merve Kavakçı’nın başörtüsüyle meclise Genel Kuruluna giremeyeceği, yemin edemeyeceği hatırlatılıyordu.

İstanbul Milletvekili seçilen Merve Kavakçı 2 Mayıs Pazartesi günü Yüksek Seçim Kurulundan mazbatasını aldıktan sonra Meclisin açılış oturumuna katılmak için Nazlı Ilıcak’la beraber Genel Kurul Salonuna  geldi.  Merve Kavakçı’nın başörtüsüyle meclis Genel Kuruluna girmesi üzerine Demokratik Sol Parti milletvekilleri sıralara vurarak ve yuhalayarak protestolara başladılar. Meclisteki protestolardan en çok akılda kalan ise DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit ise Meclis kürsüsüne gelerek sarf ettiği  şu cümleler oldu: "Burası hiç kimsenin özel yaşam mekanı değildir. Burası devletin en yüce kurumudur. Burada görev yapanlar devletin kurallarına uymak zorundadırlar. Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!"

 
  

Bülent Ecevit ve DSP milletvekillerinin şiddetli protestoları altında Merve Kavakçı genel kurul salonundan milletvekili yeminini edemeden ayrılmak zorunda kaldı. Mecliste yaşanan bu krizin ardından Merve Kavakçı’nın aynı zamanda Amerikan vatandaşı olduğu yönünde bilgiler ortaya çıkmaya başladı. Bu gelişmelerin ardından Merve Kavakçı Bakanlar Kurulu kararı ile vatandaşlıktan çıkarıldı. 

 
  
  
  

Ağustos ayında Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavacısı Nuh Mete Yüksel milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması için bir fezleke hazırladı. 13 Ekim 1999’da ise Merve Kavakçı için yurt dışına çıkış yasağı getirildi ve 18 Ekim gecesi evinde arama yapıldı. Mecliste yaşanan başörtüsü krizi aynı zamanda Fazilet Partisinin kapatılma gerekçelerinden biri oldu.

Merve Kavakçı’nın başörtülü olarak yemin edip meclisteki yerini almak istemesi büyük tartışmaları beraberinde getirmişti. Dönemin gazeteleri  ve yazarlarının büyük kısmı ise  Kavakçı’nın karşısında yer almış hatta başörtüsünü devlete bir başkaldırı olarak nitelemişti.

 
  

Yazarlar Merve Kavakçı olayıyla ilgili ne yazmışlardı?

Emin Çölaşan: Belli kesimler şimdi bir tantana yapıyor: 'Merve milletvekili seçilmiş, mazbatasını almıştır. Yemin etmese bile milletvekilidir. Bütün özlük haklarından yararlanır, maaşını alır, sadece türbanıyla genel kurul ve komisyon çalışmalarına katılamaz.' Hayır! Anayasa'nın 81. maddesi aynen şöyle başlıyor: 'TBMM üyeleri göreve başlarken aşağıdaki şekilde ant içerler...' Demek ki göreve başlaması için milletvekilinin ant içmesi gerekiyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına göre Meclis önünde ant içmeyen Cumhurbaşkanı göreve başlamış sayılmayacak ama Merve isimli kadın, milletvekili olacak! Herkesi uyarıyorum. Bu oyuna gelinmesin.

Ertuğrul Özkök: (Ecevit) İspanya Meclisi'ni basan askerlerin önüne çıkan o meclis başkanı gibi. Meclis'i basan bir zihniyetin karşısına dikildi. Ecevit'in bu çıkışının ve orada yaptığı konuşmanın ne kadar tarihi bir öneme sahip olduğunu, o gece o konuşmanın Türkiye'de neleri önlediğini tarih yazacak. Merve Hanım'ın çocuklarını almak için gittiği okulda küçücük öğrencilerden aldığı dersler, bu haddini bildirme sürecinin ilk işaretleridir.

Oktay Ekşi: Merve olayı, devlete yönelik bireysel bir başkaldırı teşebbüsü ile kendi temel felsefesinden ve kimliğinden fedakarlık yapmamaya kararlı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasındaki son raundu bekliyor. Merve kızımız, kiminle dans ettiğini o zaman öğrenecek.

Fatih Altaylı: Kavakçı'nın Meclis'teki eyleminin, Türkiye Cumhuriyeti'ne bir meydan okuma olduğu açık. Benim anladığım kadarıyla Kavakçı suç işliyor. O zaman hakkında dava açılmalı. Ne zaman adam oluruz? TBMM, Merve-Nazlı Ilıcak gibilerden temizlendiği zaman.

İsmet Berkan: Bundan önceki durum farklıydı. Tartışılan yer, üniversite sınırlarıydı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin en temel organlarından biri olan Anayasa Mahkemesi, üniversitelerin kamu alanı olduğuna hükmetmişti. Bu kararı beğenmesek, insan haklarına aykırı bulsak bile ona uymak zorundayız.

Fikret Bila: Merve Kavakçı olayı, cumhuriyet kurulduğundan ve laik içerik kazandıktan bu yana süregelen rejim karşıtı akımın yansımasıdır.

Güneri Civaoğlu: Bir geceyarısı oldu bittiye getirilerek, Merve Kavakçı'nın Meclis kürsüsünde başörtüsüyle yemin etmesi sağlanırsa ne olur? Kimilerinin geceyarısı ne yapacağı belli olmaz.

Can Ataklı: Gerçekten bir ajan provokatör olan Merve Kavakçı, Meclis'teki tüm partilerin gafletinden yararlanarak, çağdaş ve laik Türkiye'yi yaralayan eylemini gerçekleştirdi. Meclis Genel Kurulu'na girmesi, yemin ettirilmese bile uzun süre oturması rezalettir, skandaldır. Buna neden olan tüm siyasi partileri kınamak gerek.

Nuh Gönültaş: Merve Kavakçı'nın Meclis'e gelip demokratik ve laik düzeni yıkmaya teşebbüs ettikten ve kahraman DSP grubu tarafından düşman kendi sınırlarına geriletildikten sonra Mars'ın en yüksek tepesinden, 864 veya bin 150 rakımlı tepeden (bu rakam orada oturan kişiye göre değişiyor) yapılan açıklama, ideolojik yapılanmaların sevmedikleri insanları yıpratmak için kullandıkları argümanları hatırlatıyordu: 'Bu kişi ajan provokatör.'

Ahmet Kekeç: Ağzı bozuk efradından bir yazar arkadaşımız, kılık kıyafet hakkındaki yasayı hatırlatarak, örtülerin fora edilmesi gerektiğini savunuyordu. Sanki milletvekilleri 657'ye tabiymiş, kılık kıyafeti düzenleyen yasa, Meclis İç Tüzüğü'nü bağlarmış gibi... Başörtülü bir milletvekili Meclis Genel Kurulu'na girerse, kendilerince bir mevzi kaybetmiş olacaklar. Bunun hırçınlığı ve öfkesiyle milletvekillerini götürüp 657 sayılı yasaya tabi memurin bordrosuna dahil ediveriyorlar. Ve hiç utanmıyorlar. Başörtülü Meclis'e girilemezmiş... Kim diyor? Nerede yazılı? Onlar milletin vekilidir, millete hesap verirler.

 

Güncelleme Tarihi: 19 Mart 2018, 19:19
YORUM EKLE

banner33

banner37