Bağımsızlık Savaşı İzmir'in işgali ile başladı

Rumlar donanmanın gelişiyle birlikte taşkınlıklara başlamışlardı. Amaçları ise bölgede karışıklık çıkartarak mütarekenin 7. maddesi gereğince İzmir’in işgalini meşrulaştırmaktı. Fakat ne I. Dünya savaşı bitimde ne de sonraki dönemde İzmir ve çevresinde Rumların güvenliğini tehdit edecek bir durum yoktu

Bağımsızlık Savaşı İzmir'in işgali ile başladı

Emre Gül-Tarih Servisi/Dünya Bülteni

18 Ocak 1919 Paris Barış Konferansı sonunda Avusturya-Macaristan, Almanya ve Bulgaristan ile barış anlaşmaları imzalayan galip devletler, Osmanlı imparatorluğu ile mütareke imzalamışlardı. Çünkü İtilaf devletleri, imparatorluğu paylaşma konusunda anlaşamıyorlardı.  Neticede işgal bölgeleri hakkında uzlaşmaya varıldı ve İzmir ile çevresinin Yunanistan’a verilmesi kararı, burayı Yunanlılara kaptırmak istemeyen İtalya’ya rağmen alındı. Mondros Mütarekesi’nden hemen sonra ise İstanbul işgal edilerek imparatorluğun paylaşılmasına fiilen başlandı.

1918 Aralık ayı sonunda İtilaf devletlerine ait karma savaş gemileri İzmir’e gelmeye başladılar. Filonun gelişi 1919’un Ocak ayında tamamlandı. Bu gemiler arasında iki Yunan Savaş gemisi “Averof” ve “Patris” de vardı. İzmir üzerindeki Yunan emellerinden haberi olan Osmanlı hükümeti daha mütarekenin başında Baş murahhas Rauf Orbay aracılığı ile İstanbul ve İzmir’e Yunan gemilerinin gönderilmemesini istemiş fakat bu istek görmezden gelinmişti.

Rumlar donanmanın gelişiyle birlikte taşkınlıklara başlamışlardı. Amaçları ise bölgede karışıklık çıkartarak mütarekenin 7. maddesi gereğince İzmir’in işgalini meşrulaştırmaktı. Fakat ne I. Dünya savaşı bitimde ne de sonraki dönemde İzmir ve çevresinde Rumların güvenliğini tehdit edecek bir durum yoktu.

.

Paris Barış Konferansının galip devlet başkanları. Soldan sağa, David Lloyd George, Vittorio Orlando, Georges Clemenceau, Woodrow Wilson

İlk İngiliz savaş gemisinin İzmir’e geldiği 6 Kasım 1918’de Moralızade Halit Bey ‘in öncülüğünde İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti’nin kurulması kararlaştırılmış, 1 Aralık’ta ise dernek resmen teşekkül etmişti. Cemiyet o günden itibaren şehri Yunanlılara karşı savunmak için elinden gayreti gösterdi. İstanbul’a, Sadrazam Tevfik Paşa’ya ve yabancı elçiliklere heyetler gönderildi. 17 Mart 1919’da bir kongre toplandı.

17 Mart’ta İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti Kongresine katılan delegeler toplu halde

Mütareke döneminin ilk günlerinden itibaren bölgenin Yunanistan’a verileceği haberleri halk arasında yayılmış durumdaydı. Bu haberler üzerine 1919 Şubat’ında İzmir Vali Vekili Nurettin Paşa, durumu Harbiye Nezareti’ne bildirdi. Ertesi gün gelen cevapta, haberin aslının olmadığı söylendi. Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ise bir Yunan çıkarmasını muhtemel görüyor ve hükümeti uyarıyordu. Fevzi Paşa yaptığı uyarıda, İzmir ve çevresindeki askeri birliklerin yetersiz olduğunu ve bir direnmenin mümkün olmadığını söylüyordu. Fakat içinde bulunulan durum sebebiyle diplomatik girişimler yapmaktan başka bir çare görülmüyordu. Osmanlı amaçlarını gerçekleştirmek için yapılan bu temaslar hiçbir netice vermedi.

 

İzmir istihkâmlarının işgalini bildiren Amiral Arthur Calthorpe

Sonuçta, Kavala’da bulunan Yunan Larissa Tümeni, 14 Mayıs 1919 Salı günü Yunan-İngiliz savaş gemileri ile birlikte İzmir Körfezi’ne girdi. İngiliz Akdeniz filosu kumandanı Amiral Arthur Calthorpe, Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa’ya bir nota ile İzmir istihkâmları ve çevresinin bugün saat 12.00 de işgal edileceğini bildirdi.

Ali Nadir Paşa’nın mukavemet edilmemesi emri üzerine Osmanlı kuvvetleri kışlalarına çekildi. Böylece istihkâmlar hiçbir direniş yapılmadan teslim edilmiş oldu. İzmir’in Yunan askeri tarafından işgal edileceği anlaşıldığından İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti mensupları, şehrin ileri gelenleri ve İzmirliler bir bildiri yayımlayarak Maşatlık’ta protesto mitingi düzenlediler.

15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkan Evzon Askerleri

15 Mayıs 1919 ‘da sabah saat 8.00’den itibaren donanmalarının himayesi altındaki İngiliz, Fransız, İtalyan deniz kuvvetleri kendi konsolosluklarını ve vatandaşlarını koruma bahanesiyle karaya birlikler çıkardılar. Ardından Albay Nikolas Zafirios/Saphiriotis kumandasındaki Larissa Tümeni birlikleri İzmir’i işgale başladılar. Punta’ya(Şimdi Atatürk heykelinin önü) 5.Alayı,  Pasaport’ta, Kramer Oteli önüne ise 38’inci Evzon Alayı karaya çıktı. Böylece Yunanlılar, 3000 bin yıl sonra ilk kez Anadolu toprağına asker çıkarmış oluyorlardı. Evzon taburları yanlarında yürüyen Rum kalabalıkla birlikte Konak Meydanı’na geldikleri sırada nereden atıldığı anlaşılamayan ve büyük ihtimalle müfreze etrafında bulunan kişilerden birinin tabancasının patlamasından hâsıl olan sadayı müteakip bayrak taşıyan bir Evzon eri yere serildi. Bunun üzerine Yunan askerleri görebildikleri herkese ve binalara ateş açtı. İşgalci Yunan askerinin asker-sivil ayırt etmeksizin 48 saat süren kıyımında 2.000’den fazla Türk’ün öldürüldü. Yaralılara işkence edildi. İngiliz Yüksek Komiseri Webb, 1919 yılında gönderdiği bir raporunda, Venizelos’un bütün İzmir ve civarını mezbahaneye çevirdiğini yazmaktaydı. Memurlar, subaylar ve halktan birçok kimse, Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa da dâhil olmak üzere tutuklandı. Albay Zafirios/Saphiriotis’un isteği doğrultusunda 17.Kolordu,  Ali Nadir Paşa tarafından İzmir’den çıkarıldı ve Mudanya’ya gönderildi.

Bu konuda çeşitli iddialar mevcut olmakla birlikte Türkiye’deki genel kabul ve resmi görüş “Osman Nevres” ya da bilinen adıyla “Hasan Tahsin” tarafından atılmış olduğudur. İlk kurşunu kimin attığı ise aslında meçhuldür. Nitekim Yunan zulümlerini araştırmak için kurulan, ABD Yüksek Komiseri Bristol başkanlığındaki “Uluslararası Araştırma Kurulu” raporunda ilk kurşunun Konak’taki Hükümet Meydanı’nda atıldığı ve ateşi açanların belirlenemediği ifade edilmektedir. Asıl mesele ise kimin ateş açtığı değil işgal sırasında ve sonrasında yaşanan, Yunan askerlerinin sebep olduğu feci olaylar ve katliamlardır.

İzmir Kordon Boyu’nda Yunan birlikleri geçit yapıyor

İşgal gününde yaşanan facialar İzmir’den çekilen telgraflarla kısa zamanda tüm dünyada ve yurtta duyuldu. Çekilen telgraflarda: “İzmir, Yunanlılar tarafından işgal olundu. Şehirde katliam bütün şiddetiyle devam ediyor. Kan gövdeyi götürüyor. Hamiyetli olan, Allah’ını, vatanını, dinini seven Vatan Ordusuna imdat etsin. Bu telgrafı ele geçirmiş olan muhabere memuru arkadaşlarımızdan Allah aşkına rica ederiz. Açık olan bütün hatlarla memleketin her tarafına yetiştirsinler. Onlar da, gönderdikleri yerlere bizim ricamızı tekrarlasınlar. Namuslarına, vatanperverliklerine, erkekliklerine havale” denilmekteydi.

İzmir’de ve takiben Manisa ile Aydın’da yaşanan yağma, tecavüz, mezalim ve işgale karşı, Padişahla Osmanlı Hükümeti, esir vaziyetinde bulunduğundan bir “Devlet mukavemeti” imkânı kalmadığı için, protesto ile yetinmek zorunda kaldı. İstanbul’da ise gösterilen tepki çok büyük oldu. İstanbul’da ilk miting 18 Mayıs’ta İstanbul Üniversitesi’nde, 19 Mayıs’ta Fatih Belediyesi önünde, 20 Mayıs’ta Üsküdar’da, 22 Mayıs’ta Kadıköy Belediye Dairesi önünde yapıldı. 22 ve 30 Mayıs 1919’da Sultanahmet Meydanı’nda iki ayrı büyük miting yapıldı. Böylece işgallere karşı bir “Millet mukavemeti” başladı.

22 Mayıs 1919 Sultanahmet Mitingi. Sağda Halide Edip Adıvar kürsüde konuşuyor

KAYNAKLAR:

İsmail Hami Danişmed, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, İstanbul, 1972.

Bilge Umar, İzmir’de Yunanlılar’ın Son Günleri, Ankara, 1974.

Dr. Zekeriyya Türkmen, “İzmir’in İşgali Olayı Ve Yunanlıların XVII. Kolordu Mensuplarına Yönelik Gasp Ve Yağmalama Hareketi”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitütüsü Dergisi, s. 10, 2001.

Güncelleme Tarihi: 16 Mayıs 2011, 14:41
YORUM EKLE

banner33

banner37