Behice Hanım İngiliz Sefaretine niçin sığınmıştı?

Sultan Abdülhamid'in Selanik'e sürgünü öylesine bir kargaşa içerisinde yaşanmıştı ki 7 yaşındaki Şehzade Ahmet Nureddin Efendi, babasının huzuruna fessiz çıkılamayacağı düşüncesiyle fesini ararken sarayda kalmıştı. Ancak kafileye katılamayan yalnızca Nureddin Efendi değildi.

Behice Hanım  İngiliz Sefaretine niçin sığınmıştı?

 Dünya Bülteni / Tarih Dosyası

31 Mart vakasının ardından İstanbul’a gelen Hareket Ordusu İstanbul’da düzeni sağlamıştı. Ancak İttihat ve Terakki Cemiyeti İstanbul’daki isyan hareketini Sultan II.Abdülhamit’i tahttan indirmek için bir fırsat olarak değerlendirecekti.  Çok geçmeden 27 Nisan 1909 günü Meclisi Mebusan’dan bir heyet ikindi vakti Sultan II.Abdülhamit’e ‘hal’ tebliğinde bulunmak için Yıldız Sarayına ulaştı. Heyetin başkanı Esat Paşa Sultan’a “ Biz Meclisi Mebusan tarafından geldik. Fetvayı şerif var. Millet seni hal etti’  sözleri ile  33 yıllık saltanatın sona erdiğini tebliğ ediyordu. 

II.Abdülhamit bu hal'i sakin bir şekilde karşıladı ve şu cümleleri sarf etti: 

 ‘Bu işi ben yapmadım. Sebep olanları millet arasın bulsun. Ben milletimin iyiliği için çok çalıştım. Hepsi mahvoldu. Hepsinin üstüne sünger çekildi. Kaderim böyle imiş. Müsebbiplerini varsın millet bulsun. Yalnız bir ricam var. O da hayatımın Çırağan sarayında muhafaza edilmesidir. Ben orada hasta biraderimi bunca sene muhafaza ettim. Yarın çoluk çocuğumla beraber oraya giderim. Zaten ben yorulmuş idim. Hiç bir şey istemem ve hiç bir şeye karışmam. Milletten bunu rica ederim’  

 
Sultan II.Abdülhamid'e Hal fetvasının tebliği 

II.Abdülhamit Çırağan Sarayında ikamet etme isteğini heyete bu şekilde bildirdi. Ardından da Mabeyn Başkatibi Ali Cevat Bey’i Sadrazam Tevfik Paşa’ya göndererek bu isteğinin kabul edilmesini sağlamaya çalıştı. Ancak bu çabaların sonuç vermediği gece saat 3’te Miralay Galip Bey, Hüsnü Paşa ve Binbaşı Fethi Bey’in saraya gelmeleri ile belli oldu. Hüsnü Paşa Başkatib’e “ İş katidir ve müstaceldir. Siz de mecbursunuz, vakit kaybetmeyin, haydi şimdi gidin,söyleyin” diyecekti. Bu konuşmalardan birkaç dakika  sonra II.Abdülhamit elinde ufak bir çanta ile odasından çıktı. Gün içinde arabacılar ve seyisler diğer saray halkı ile beraber saraydan çıkarılmış olduklarından gece vakti dört nefer arabası tedarik  edildi. II.Abdülhamit ve haremi hızlı bir şekilde Selanik’e, Alatini Köşküne doğru yola çıkarıldı.

İstanbul'da kalanlar

Her şey öylesine kargaşa içerisinde gelişmekteydi ki yedi yaşındaki Şehzade Ahmet Nureddin Efendi babasının huzuruna fessiz çıkılamayacağı düşüncesiyle fesini ararken sarayda kalmıştı. Ancak kafileye katılamayan yalnızca Nureddin Efendi değildi. Küçük Mabeyn Dairesinin askerle dolu oluşundan ve harem kapılarının kapalı olmasından dolayı Nureddin Efendinin annesi İkbal Behice Hanımla birlikte bir kısım harem halkı da kafileye katılamamıştı.

İstanbul’da kalanları zor  günler bekliyordu. Saraydan pek bir şey almalarına izin verilmeden çıkarılan harem halkına bir yıl kadar herhangi bir tahsisat- ödenek- verilmedi ve bundan dolayı büyük sıkıntı çektiler. Behice Hanımın ifadesine göre Sultan Abdülhamit’in şahsi mal varlığına rağmen kendileri bundan herhangi bir şekilde faydalanamadılar. Sürekli gözetim altında, kirada yaşamak zorunda kaldılar.

Behice Hanım İngiliz Sefaretinde

1913 yılına gelindiğinde Behice Hanım bu zor yaşam koşullarına bir çare bulmak amacı ile evinden çıkarak İngiliz elçiliğine sığındı. Behice Hanım elçi Sir Gerard Lowther’dan Sultan II.Abdülhamit’in köşklerinden Maslak Kasrının kendisine tahsis edilmesi ve oğlunun kendisinden ayrımlamaması için  kendisine yardımcı olunmasını istiyordu. Behice Hanımın bu çabası sebepsiz değildi. Çünkü Tanzimat’tan itibaren İstanbul’da bilinen bir gerçek vardı ki İngiliz Sefareti Babıali ve Saray’a istediğini yaptırabilmekteydi. 

 Behice Hanım ve oğlu sefarette büyük bir misafirperverlikle karşılandı. Elçi, İngiltere Kralı adına Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’ya Behice Hanım için Maslak Kasrının tahsisini içeren başvuruda bulundu. Kısa bir süre sonra ise tahsis gerçekleşti. Tahsisin gerçekleştiği ve bu konuda bir irade çıkarıldığı bilgisi Behice Hanıma bizzat elçi tarafından verildi. Bu güzel bir haberdi. Ancak Behice Hanım bir an tereddüt yaşadı. Bu tereddüde elçinin cevabı ise manidardı :  “ Eğer bize Kral namına verilen teminatı hükümet veya padişahınız ihlale cesaret gösterirse, o gün Türkiye’de İngiltere sefareti yoktur. Biz hemen çantamızı alır burayı terk ederiz.”  

İngiliz sefaretinin bu aracılığı ile Behice Hanım ve oğlu Nureddin Efendi Maslak Kasrına yerleştiler. Ancak bir sene kadar sonra Behice Hanım 1912de Balkan savaşları dolayısıyla İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayına getirilen II.Abdülhamit’in yanına götürüldü. Oğlu Nureddin Efendi ise Şehzade Selim Efendinin hizmetine verildi. Behice Hanım Beylerbeyi Sarayında 12 yaşındaki oğlundan ayrı bir şekilde hapis hayatı yaşamaya başladı. Bir sabah Abdülhamit’in odasına girerek “Efendimiz, oğlumun ayrılığına dayanamıyorum. Ne olur, beni buradan kurtarın” diye yalvaracaktı. Ancak Sultan kendisinin elinden de bir şey gelmediğini söyleyince Behice Hanım  “O halde ben yapacağımı bilirim” diyerek askerlerin bulunduğu salona girip yüksek sesle, “Beni derhal buradan çıkaracaksınız, yoksa kat’î şekilde hareme  geri dönecek değilim” diye bağırdı. Behice Hanımın bu isyanı karşısında askerler durumu  Enver Paşa’ya bildirdiler. Enver Paşanın talimatı üzerine Behice Hanım  Beylerbeyi’nden çıkarılıp tekrar Maslak köşküne yerleştirildi. Sürgüne kadar oğlu ile beraber Maslak Kasrında yaşadı.

 

Kaynaklar:

Ali Cevat Beyin Fezlekesi; İkinci Meşrutiyetin ilanı ve Otuz Bir Mart Hadisesi

Mübahat Kütükğlu,Behice Kadın Efendinin İngiltere Sefaretinden Yardım İsteği,Sultan II.Abdülhamid ve Devri Semineri

Ekrem Buğra Ekinci, Behice Sultanla Altı Ay

 

Güncelleme Tarihi: 19 Mart 2018, 14:45
YORUM EKLE

banner33

banner37