Bir terörist tip: Maximilien Robespierre

Robespierre; ' ya cumhuriyetin içeride ve dışarıdaki düşmanlarını boğacağız veya cumhuriyetle birlikte yok olup gideceğiz. Bu durumda politikamızın ilk kaidesi, halkı akıl, düşmanları da terör yoluyla yönetmek olmalıdır.'

Bir terörist tip: Maximilien Robespierre

 Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

İhtilalin ardından Fransa büyük bir kargaşa dönemine girmiş, siyasal ve sosyal açıdan sıkıntılı günler yaşamaya başlamıştı Ülke büyük bir ekonomik krize sürüklenmiş, enflasyon artmıştı. Kralın ve meclisin durumu ise belirsizdi. Aristokratlar ülkeyi terk etmeye başlamıştı. Bir yandan da kiliseye savaş açılmıştı. İhtilal meclisi  anayasa yapımı ile yeni bir Fransa oluşturmak çabasındayken Kral 16.Lui ise hükümranlık haklarından geri adım atmaya yanaşmıyordu. Fransa bir bunalım dönemine girmişti.

Fransa içeride böyle bir krizi yaşarken Avusturya ve Prusya’nın saldırısı ile de karşı karşıya kaldı. Fransa’nın kuzeyi işgal edilirken mecliste  Jakobenlerin lideri Robespierre Kral’ı, generalleri ihanet ile suçluyordu. Jakonbenlere göre kral kendi tahtı için Fransa’nın işgaline destek oluyordu. Robespierre yöneticileri ihanet içinde olmakla suçlayarak halkı ayaklanmaya çağırmıştı. Mecliste Jakobenlerin dışında Cumhuriyetçi Jirodenler grubu da vardı. İhtilalin ılımlı kanadı olan Jirodenler bireysel hak ve özgürlüklere önem veriyorlardı. Özel mülkiyetten yanaydılar ve Jakobenlerin aşırılığa doğru gittikleri fikrindeydiler. Ancak Robespierre onları da halkın düşmanı ilan etmekte pek gecikmedi.

Jakonbenler ülkenin uçuruma gittiğini ve bir müdahalenin gerekliliğini düşünüyorlardı. Bu anlayış Robespierre ve Danton’un  bir hükümet darbesi yaparak ülke yönetimini ellerine geçirmesiyle sonuçlandı. Fransa tarihinde yeni bir dönem başlıyordu: Diktatörlük ve terör dönemi.

Robespierre  Fransız ihtilalinin önde gelen isimlerindendi. Hukuk okumuştu. Jean Jacques Rousseau’dan  eğitim almıştı. Avukat olarak göreve başladıktan sonra Jakoben kulübüne üye olmuştu. Demokrasi fikrinin savunucusu olarak kısa sürede etrafında halkın desteğini almaya başladı. Katıksız bir cumhuriyetçiydi. Yeni Fransa’da kralın yerinin olmadığını düşünüyordu.

Robespierre’in  iktidarı ele geçirmesinden sonra  ihtilalin getirdiği, demokrasi, özgürlük, adalet

 
  

gibi kavramlar yerini diktatörlüğe ve teröre bıraktı. Robespierre kendinden olmayan herkese savaş açmıştı. Meclis halk tarafından seçilmişti. Meclisin aldığı kararları reddetmeye kimsenin hakkı yoktu. Meclis halktı. Meclisin aldığı kararları reddedenler de cumhuriyet karşıtıydı. Cumhuriyet karşıtlarının ise yeni Fransa’da yeri yoktu. Cumhuriyet demek fazilet demekti. Faziletli olmak için de cumhuriyet karşıtlarının yok edilmesi gerekiyordu. Böylece cumhuriyet ile terör bir birini desteklemeliydi. Robespierre kısa sürede diktatörlüğünü kurdu. İktidarını sağlamlaştırmak için teröre başvurmaktan çekinmedi. Bu anlayış Fransa’ya tarihin en karanlık yıllarını yaşattı.

Robespierre; “ ya cumhuriyetin içeride ve dışarıdaki düşmanlarını boğacağız veya cumhuriyetle birlikte yok olup gideceğiz. Bu durumda politikamızın ilk kaidesi, halkı akıl, düşmanları da terör yoluyla yönetmek olmalıdır.  Halk hükümetinin dayanağı, barış dönemlerinde fazilet ise, ihtilal dönemlerdi de hem fazilet hem terördür. Gerçekten de faziletin olmadığı yerde terör yıkıcıdır, terörün olmadığı yerde fazilet güçsüzdür. Terör, tetikte duran, sert,yumuşama bilmez bir adaletten başka bir şey değildir.”  diyerek terörü yüceltiyordu.

Robespierre Cumhuriyeti kökleştirmek için ilk olarak Kral 16.Lui'yi idam ettirdi. Ardından da kendisine göre cumhuriyet karşıtı kim varsa idamlarına başladı.Her gün onlarca insan cumhuriyet karşıtı olmak suçuyla idam ediliyordu. O kadar çok kan akıtılmaya başlandı ki ülkede giyotini kullanacak cellat sıkıntısı çekilmeye başlanmıştı. Fransa şiddeti ve terörü öylesine yaşamaya başlamıştı ki ülkeyi kan tutmaya başladı.

Robespierre için doğru, artık kendisi olmuştu. İhtilalin öncülerinden Danton’u da suçlamaya başladı. Çünkü Danton bu kadar terörün ve kanın  fazla olduğunu ifade ederek ve Robespierre’den ayrılıyordu. Daha birkaç yıl önce “ Şu an ben, sizin kendinizim” diyecek kadar kendisiyle özdeşleştirdiği Danton için Robespirre artık şöyle konuşuyordu: ‘Danton vatan düşmanlarının en alçağı değilse de,en tehlikelisidir”. Bu sözler Danton’un da sonunun geldiğini gösteriyordu. Danton vatana ihanet suçlaması ile tutuklandı. Tutuklanırken söylediği şu söz ihtilallerin mantığını göstermesi bakımından tarihe geçiyordu: ‘İhtilal evlatlarını yiyor.’ Yapılan yargılamanın ardından Danton idam edildi.

Robespierre’in bu cumuhriyet anlayışı kendi partisi dışındaki bütün siyasi partileri, cemiyetleri, kendini desteklemeyen tüm gazeteleri kapatması ile sonuçlandı. Onun döneminde 20 bin kişi idam edildi. 300 bin kişi tutuklandı. Fransa tam bir diktatörlük, terör ve şiddet dönemini bu şekilde yaşadı. Ancak bu kadar şiddet ve terör  Robespierre iktidarının da sonu getirecekti. Danton’un ölümü Robespierre’in de sonunu başlatan önemli bir dönüm noktası olmuştu. Herkes anlamıştı ki Robespierre Danton’u dahi giyotine gönderebilecek kadar canavarlaşmıştı. Robespierre artık güç kaybetmeye başlamıştı. 26 Temmuz’da meclisteki muhalefet Robespierre’in karşısında beraber hareket etti. Robespierre, mecliste, terör uygulamak ile suçlanarak  idama mahkum edildi. 28 Temmuz günü ise suç ortağı 20 arkadaşının idamını izledikten sonra idam edildi.

Kaynaklar:  Ernest Von Aster, Fransız İhtilali'nin Siyasi ve Sosyal Fikirleri

Taha Akyol, Politikada Şiddet

Bayram Kodaman,  ‘Jakobenizm ve Demokrasi’

Hakan Yılmaz,İhtilaller ve Darbeler

Güncelleme Tarihi: 15 Mart 2018, 14:43
YORUM EKLE

banner33

banner37