banner15

CHP Dörtlü Takriri niçin reddetmişti ?

Takrirde; Türkiye’nin demokratik bir idareye geçmesinin artık vaktinin geldiğini, dünyada demokrasi ve hürriyetlerin güç kazandığı bu dönemde, Türkiye’nin Anayasasında zaten mevcut olan demokrasi prensiplerini işletmesi gerektiği ifade ediliyordu.

CHP Dörtlü Takriri niçin reddetmişti ?

Tarih Dosyası/ Dünya Bülteni

Türkiye’nin demokrasi tarihindeki önemli değişim dönemlerinden biri II.Dünya savaşı ertesiydi.1920’li yıllardan itibaren tek partili bir yapı içinde siyasal muhalefete izin verilmeden yönetilen ülke II.Dünya savaşı süresince uygulanan ekonomik politikaların da etkisiyle ağır ekonomik ve sosyal sıkıntılar yaşamaya başlamıştı. Savaş süresince ortaya çıkan ancak dile getirilemeyen sıkıntılar, hoşnutsuzluklar savaş ertesinde önce CHP içinde kendini göstermiş daha sonra da TBMM zemininde gündeme gelmeye başlamıştı.

Savaşın demokratik ülkeler tarafından kazanılması ile beraber Avrupa’da tek partili yönetimler bir bir son bulmuş ve bu ülkelerde serbest seçimlere dayalı çok partili siyasi yapılar kurulmaya başlanmıştı. Savaşı kazanan ülkelerin demokrasi, özgürlük gibi kavramları sürekli vurgulamaları, dünyada bu kavramlara dayalı yeni bir dönemin başladığını ilan etmeleri tek partili bir yapıda olan Türkiye’yi de etkilemeye başlamıştı. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü Türkiye’nin yönünün bundan sonra ne olacağını 19 Mayıs 1945 tarihinde Ankara Stadyumunda Gençlik ve Spor Bayramında şu cümlelerle ifade ediyordu: ‘Memleketimizin siyasi idaresi, Cumhuriyetle kurulan halk idaresinin her istikâmette ilerlemeleri ve şartları ile gelişmeye devam edecektir. Harp zamanlarının ihtiyatlı tedbirlere lüzum gösteren şartları kalktıkça, memleketin siyaset ve fikir hayatında demokrasi prensipleri daha geniş ölçüde hüküm sürecektir. En büyük demokrasi müessesemiz olan Büyük Millet Meclisi ilk günden itibaren idareyi ele almış ve memleketi, demokrasi yolunda mütemadiyen ilerletmiştir. Büyük Millet Meclisi'nin kudretli elinde olan millet idaresi, demokrasi yolunda gelişmesine devam edecektir."

İnönü’nün siyasal alanda liberalleşmenin yaşanacağına dair ifade ettiği bu cümleler CHP içindeki değişim taraftarlarının seslerinin daha da yüksek çıkmasına sebep oldu. 30 Mayıs 1945’te Mecliste Saraçoğlu hükümetinin Bütçe Kanunu oylamasında 368 kabul oyu çıkarken 5 milletvekili aleyhte oy kullandı. Böylece 1945 yılının başlarından itibaren parti içinde belirginleşmeye başlayan muhalefet hükümete ret oyu vererek kendini açık bir şekilde göstermiş oldu. Red  oyu kullanan milletvekillerinden dördü siyasal muhalefeti başlatan  İzmir milletvekili Celal Bayar, Aydın milletvekili Adnan Menderes, İçel milletvekili Refik Koraltan, Kars milletvekili Fuat Köprülü idi.

30 Mayısta hükümetin başta ekonomi olmak üzere, politikalarına destek vermediklerini red oyu vererek gösteren bu dört CHP  milletvekili 7 Haziran 1945 tarihinde CHP grubuna bir takrir vererek Türkiye’nin demokratik bir idareye geçmesinin artık vaktinin geldiğini, dünyada demokrasi ve hürriyetlerin  güç kazandığı bu dönemde, Türkiye’nin Anayasasında zaten mevcut olan demokrasi prensiplerini işletmesi gerektiğini ifade ettiler. Takriri veren dört milletvekili demokrasi prensiplerinin nasıl işletileceğinin yolunu da Takrirde göstermekteydiler: “Meclis denetiminin, Anayasamızın yalnız şekline değil ruhuna da tamamıyla uygun olmasını sağlayacak tedbirler aranmalı, vatandaş-ların siyasî hak ve  hürriyetlerini  Anayasamızın öngördüğü genişlikte kullanabilme imkânları sağlanmalı ve bütün parti çalışmaları belirtilen esaslarca uygun olarak yeniden düzenlenmeli.”

Tarihe Dörtlü Takrir olarak geçen bu belgenin son cümlesinde “..takririmizin açık oturumda müzakeresini saygılarımızla arz ederiz.”  deniyordu. Takriri veren milletvekilleri bu fikirlerin kamuoyuna mal olarak tartışılmasını da istemekteydiler.

Takrir hem CHP içerisinde hem de kamuoyunda beklenen yankıyı uyandırdı. Ancak CHP’nin tepkisi İnönü’nün 19 Mayıstaki konuşmasına paralel bir şekilde gerçekleşmedi. Çankaya Köşkü’nde İnönü’nün başkanlığında yapılan toplantılarda takrire karşı red oyu verilmesi kararlaştırıldı. 12 Haziranda CHP gizli oturumunda gündeme alınan Takrir bu dört milletvekilinin 7 saat boyunca  “hırpalanmaları”nın ardından reddedildi.

Dörtlü Takrir CHP grubu tarafından reddedildi ancak bununla kalınmadı. CHP Genel Başkanlık Divanını Dörtlü Takrir'i verenlerden önce Adnan Menderes ve Fuad Köprülü’yü, daha sonra da Refik Koraltan’ı   “partinin tüzüğüne aykırı davranışlarda bulunmak”  suçlamasıyla partiden ihraç etti. Bu gelişmeler üzerine muhalefetin liderliğini yapan Celal Bayar önce milletvekilliğinden sonrada CHP’den istifa etti. Böylelikle CHP içerisinde başlayan muhalefet CHP zemininden Meclis zeminine kaymış oldu. İnönü’nün takriri reddetmesi ve sonrasında bu milletvekillerinin ihraç edilmesiyle; siyasal muhalefetin etkisizleştirilmeye mi çalışıldığı yoksa bu milletvekillerinin bir muhalefet partisi kurmalarına giden yolun açılmak mı istendiği hep bir soru olarak kaldı. Ancak hangi şık doğru olursa olsun Dörtlü Takrir Türkiye’de yeni bir dönemi de başlatıyordu. Partiden ihraç edilenler ve istifa eden Celal Bayar 7 Ocak 1946 tarihinde Demokrat Parti’yi kurdular. CHP karşısında örgütlü muhalefete başladılar.

Dörtlü Takrir de; çok partili siyasi sistemin tekrar kurulmasında demokrasi mücadelesinin bir belgesi olarak tarihe geçti.

 

Kaynaklar : Osman Akandere; Milli Şef Dönemi

Necdet Ekinci, Türkiye”de Çok Partili Düzene Geçişte Dış Etkenler

Mustafa Albayrak,Türk Siyasi Tarihinde Demokrat Parti

Güncelleme Tarihi: 15 Mart 2018, 14:44
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35