banner39

Devrim Kanunlarında ilk değişikliği CHP yapmıştı !

5 Mart 1950'de Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılmasına dair kanunda değişiklik yapıldı.Yapılan değişiklikle Türk büyüklerine ait türbelerin açılabilmesinin yolu açıldı. Kanunun çıkmasının hemen ardından 19 Nisanda Kanuni Sultan Süleyman’ın türbesi devlet töreni ile açılmış bunu Mimar Sinan ve Barbaros Hayrettin Paşanın türbelerinin açılması izlemişti.

Olaylar 09.11.2012, 04:23 17.03.2018, 11:26
Devrim Kanunlarında ilk değişikliği CHP yapmıştı !

Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

Cumhuriyetin ilanı ve ardından gerçekleşen inkılaplarla Türkiye ‘hızlandırılmış bir tarih’i süreci yaşadı. Osmanlı döneminin ıslahatçı çizgisinin radikal bir formu şeklinde kendini gösteren inkılap hareketi yüzlerce yıllık müesseseleri kısa sürede ortadan kaldırdı. Halifeliğin kaldırılması, Şer’iye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılması,yine aynı gün kabul edilen Tevhidi Tedrisat kanunu ile medreselerin kapatılması, Şapka kanunun kabulü,Tekke zaviye ve Türbelerin kapatılması,Medeni Kanunun kabulü,Takvim saat ve ölçülerde yapılan değişiklikler, Latin harflerinin kabulü, Soyadı kanununun kabulü,Şapkanın milli başlık kabul edilmesi, Lakap ve ünvanların yasaklanması, Bazı kıyafetlerin giyilemeyeceği ile ilgili kanun, Uluslararası rakamların kabulü.. 1920’li yıllardan 1930’lu yıllara Türkiye’de gerçekleşen inkılapların başlıcaları.

Muasır Medeniyet için devrim

Cumhuriyetin kuruluş felsefesi olarak da nitelenen bu köklü değişikliklerin hepsi Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan yasal düzenlemelerle yapılmıştı. Buna karşın bu değişikliklere halkın büyük çoğunluğunun rızası ve onayı yoktu. Pek çoğu da muhalefetin olmadığı tek parti yönetimi döneminde gerçekleştirilmişti. Ancak başta Atatürk olmak üzere Cumhuriyet idarecileri Türkiye’nin muasır medeniyet seviyesini yakalaması için bu inkılapları zorunlu görmekteydi. Avrupa’nın birkaç yüzyılda aldığı mesafeyi Türkiye’nin beş on yılda ancak böyle alabileceğini düşünmekteydiler.

Türkiye’nin Batılılaşması şeklinde özetlenebilecek olan bu inkılapların ana ekseni ise dinin siyasetten, hukuktan, eğitimden ayrılmasıydı. Halifeliğin kaldırılması, Batı hukukun kabulü, Medreselerin kapatılması,Tekke,Zaviye ve Türbelerin kapatılması bu yönde atılmış olan adımlardı. Medreselerin kapatılması buna karşın okullarda din eğitiminin verilmemesi, Tekke ve Zaviyelerin kapatılması, tarikatların yasaklanması toplumda geniş rahatsızlık meydana getirdi. 1930’lu yıllardan itibaren yaygınlaştırılan Türkçe ezan ve bunun 1941 yılında yasal bir düzenleme ile zorunlu hale getirilmesi de toplumun büyük tepki gösterdiği konuların başında geldi.

'Rey alamayız irtica hortlar,ortalık karışır'

Cumhuriyet Halk Fırkasının katı bir şekilde uyguladığı bu inkılaplara tek partili dönemde muhalefet etmek güçtü. Siyasi olarak muhalefetin yolları da tıkalıydı. Ancak II.Dünya savaşıyla tek partili diktatörlüklerin yıkılması (1945 ) Türkiye’nin de tek partili rejiminin devam edemeyeceğini göstermekteydi. İşte bu yıllardan itibaren Türkiye laiklik tartışmalarına sahne olmaya başladı. İsmet İnönü Türkiye’nin çok partili demokratik bir yapıya geçmesini savunurken Cumhuriyet Halk Fırkasının birçok üyesi ve bu partiye yakın aydınlar demokratik bir yapıya geçmenin Cumhuriyet devrimlerine zarar vereceğini, irticanın hortlayacağını ve laikliğin tehlike altına gireceğini iddia edeceklerdi.

Parti içinden gelen bu itirazlara karşın Türkiye 1945 yılının sonlarında muhalefet partilerinin kurulmasına izin verdi. Cumhuriyet Halk Partisinin karşısında etkin muhalefet yapacak ve daha sonra 1950 yılında iktidara gelecek olan Demokrat Parti bu şartlarda kuruldu. Türkiye’nin siyasi ve iktisadi anlamda serbestleşmesini savunan Demokrat Parti din ve vicdan özgürlüğüne de ayrıca önem vermekteydi. Parti laikliği “devletin siyasette din ile ilgili hiçbir ilgisi bulunmaması ve hiçbir din düşüncesinin kanunların tanzim ve tatbikinde müessir olmaması manasında anlar”, “laikliğin din aleytarlığı şeklinde yanlış tefsirini reddeder(ken), Din hürriyetini diğer hürriyetler gibi insanlığın mukaddes haklarından tanı”dığını ilan ediyordu. Laikliğin din aleyhtarlığı şeklinde yorumlanamayacağını ifade eden Demokrat Parti bu ifadelerle Cumhuriyet Halk Partisi dönemindeki uygulamaları eleştirmekteydi.

Kanuninin türbesi devlet töreni ile açıldı

Demokrat Parti laikliği bu şekilde yorumlayıp, Cumhuriyet Halk Partisini eleştirirken din  eğitimi ve öğretiminin önündeki engellerin kaldırılmasını istemekteydi. İki parti arasında büyük bir mücadelenin yaşandığı 1950 seçimleri öncesinde Cumhuriyet Halk Partisi de laiklik uygulamalarında yumuşamaya gitmek zorunda kaldı. Bu tarihlerde ilk öğretim okullarına seçmeli din dersi kondu. İmam Hatip okulları açıldı. Ayrıca bir de İlahiyat Fakültesi açılarak din eğitim ve öğretiminin önündeki engeller kaldırıldı. Seçimlerinin hemen öncesinde bir başka değişiklik ise 5 Martta Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılmasına dair kanunda oldu.Yapılan değişiklikle Türk büyüklerine ait türbelerin açılabilmesinin yolu açıldı. Kanunun çıkmasının hemen ardından 19 Nisanda Kanuni Sultan Süleyman’ın türbesi devlet töreni ile açılmış bunu Mimar Sinan ve Barbaros Hayrettin Paşanın türbelerinin açılması izlemişti.

Cumhuriyet Halk Partisinin bu uygulamaları geniş halk kitlelerinde büyük ölçüde destek bulmakla beraber parti içinde laiklikten taviz verildiği yönünde bir algının oluşmasına da sebep olmaktaydı. Demokrat Parti ise seçimlere girmeden önce yayınladığı seçim beyannamesinde “millete mal olmuş inkılapların muhafaza edileceği”ni belirtiyordu. Bu aynı zamanda millete mal olmayan inkılaplardan vazgeçileceği anlamına gelmekteydi.  Bu şartlar altında gidilen seçimde 14 Mayıs 1950 tarihinde 27 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı sona erdi. Seçimin galibi Demokrat Parti iktidara geldi.

İlk icraat ezanın aslına döndürülmesi

Demokrat Partinin ilk icraatı ezanın Arapça okunmasını serbest bırakması oldu. Demokrat Partinin ezanın Arapça okunmasını serbest bırakması, Yüksek İslam Enstitüsü kurması, dini alanda hürriyetleri genişletmeye çalışması Türkiye’de laiklik tartışmalarını da alevlendirdi. Muhalefet Demokrat Partinin uygulamalarını Cumhuriyet devrimlerine ihanet olarak görecek, partiyi irticaya prim vermekle suçlamaya başlayacaktı. Türkiye özellikle 1957’den 1960 askeri darbesine kadar iktidar ve muhalefet arasındaki gerginliğin hızla tırmandığı bir dönemi yaşadı. Muhalefetin iktidarı suçladığı konulardan biri de irticaya göz yumduğu, laikliği zedelediğiydi.

Devrim Kanunları Anayasada

Bu ortamda 27 Mayıs 1960 tarihinde ordu içerisindeki bir grup subay gerçekleştirdiği askeri darbe ile yönetime el koydu. Milli Birlik Komitesi adıyla ülke yönetimini üzerine alan askerler iktidarı sivillere teslim etmeden önce yeni bir anayasa hazırladılar. Yeni anayasada Atatürk devrimleri ile ilgili özel maddelere yer vererek devrimlere anaysal teminat getirdiler. Hazırlanan anayasanın ikinci maddesinde ‘Türkiye Cumhuriyetinin, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti’ olduğu vurgulanırken 153.üncü maddesinde “Bu Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunun çağdaş uygarlık seviyesine erişmesi ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden aşağıda gösterilen Devrim kanunlarının, bu Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz:”  deniyordu. 153.ncü madde ile koruma altına alınan devrim kanunları şunlardı:

1. 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu

2. 25 Teşrinisâni 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası hakkında Kanun;


3. 30 Teşrinisâni 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına dair Kanun;

4. 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsiyle kabûl edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru tarafından yapılacağına dair medenî nikah esası ile aynı Kanunun 110 uncu maddesi hükmü;

5. 20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın Kabûlü hakkında Kanun;

6. 1 Teşrinisâni 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabûl ve Tatbiki hakkında Kanun;

7. 26 Teşrinisâni 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa gibi lâkap ve Unvanların Kaldırıldığına dair Kanun;

8. 3 Kânunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemiyeceğine dair Kanun.

1961 anayasası ile ilk kez koruma altına alınan Devrim Kanunları 1980 askeri darbesinin ardından yapılan anayasanın 174. maddedesinde aynı ifadelerle kendine yer buldu. 

 

Kaynaklar :

Mete Tunçay,Türkiye Cmhuriyetinde Tek Parti Yönetiminin kurulması

Şerafettin Turan,İsmet İnönü

Cem Eroğul,Demokrat Parti,Tarihi ve İdeolojisi

http://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa61.htm

http://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa82.htm 

banner53
Yorumlar (0)
14
kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?