banner39

Devrim'den İslam Cumhuriyetine: İran

Milyonlarca kişinin hep beraber söylediği tek bir cümle vardı: “Şah gitmeli”

Olaylar 01.04.2012, 13:11 01.04.2012, 13:17
Devrim'den İslam Cumhuriyetine: İran

Aralık 1978’e rastlayan Muharrem ayının Aşure gününde Tahran’ın Şahyad Meydanında buluşan yaklaşık 2 milyon kişi İslam Cumhuriyeti’nin kurulması, İmam Humeyni’nin İran’a dönmesi ve emperyalist güçlerin ülkeden kovulması için büyük bir gösteri düzenlediler.

 Milyonlarca kişinin hep beraber söylediği tek bir cümle vardı: “Şah gitmeli”

Humeyni bu kalabalığın sesine kulak vererek 1 Şubat 1979’’da İran’a geri döndü ve İran Şah’ı iki hafta sonra ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Humeyni’yi Tahran Havaalanında 3 milyona yakın kişi karşıladı.

Humeyni helikopterle havaalanından Behişti mezarlığına gitti ve 1963’ten başlayarak bütün devrim şehitleri için milyonlarca İranlıyla birlikte dua etti. Bu serenomi İran’ın tarihinde yeni bir tarihin başladığı işaretini verdi.

9-11 Şubat tarihlerinde halk ile saray muhafızları arasında çatışmaların başlaması üzerine harp okulu komutanları askerleri ile birlikte halkın tarafına geçti.

11 Şubat’ta tahran radyosu tarihsel anonsunu bir yaptı: “Burası İran’ın sesi. Gerçek İran’ın sesi, İslam Devrimi’nin sesi”

İki günlük sokak çatışmaları 53 yıllık hanedanlığın ve 2.500 yıllık monarşinin sonunu getirmişti.

Pehlevi rejiminin üç dayanağı da devrime katılmış, halkın sesinin monarşik gelenekten daha güçlü olduğunu göstermişti.

Fakat nasıl bir İslam devleti kurulacaktı. Devrime destek veren solcu ve liberaller sadece adı İslami fakat içeriği sosyalist ya da demokratik olan bir devlet istiyorlardı.

İmam Humeyni öncelikle geçici bir hükümetin kurulmasını istedi. Bu geçici hükümette Başbakan Mehdi Bezirgan ve onun liberal destekçileri, Musaddık’in hareketinden kalma milliyetçiler ve devrimim fitilişini ateşleyen binlerce şehit veren İslamcılar vardı.

Humeyni devletin İslam dışı bir içeriğe sahip olmasını istemiyor, bunu gerçekleştirmenin yolunun da velayet-i fakih kavramının kurumsallaştırılmasından geçtiğine inanıyordu.

Devrimin son günlerinde Humeyni’nin direktifiyle Tahran’da Devrim Konseyi ve Merkez Komite kurulmuştu.

Humeyni ile Başbakan Mehdi Bezergan arasında ilk önemli sürtüşme İslam cumhuriyetinin kurulması konusuna “evet veya “hayır” oylamasının hazırlıkları yapıldığı sırada yaşandı. Bezirgan halkın önüne üçüncü bir seçenek olan “Demokratik İslam Cumhuriyeti” seçeneği de koydurmak istiyordu.

Humeyni, Bezirgan’ın bu düşüncesini şiddetle reddetti. Çünkü İran halkının gerçek ihtiyacı ne demokratik bir cumhuriyet ne de Demokratik bir İslam Cumhuriyeti idi. Batılılara ait demokratik bir kavramı almak doğru değildi. İslam’la batının siyasal yapısının bir arada olması düşünülemezdi. İslam’ın ne önüne ne sonuna getirilecek bir terime ihtiyacı yoktu. İslam her şey demekti, her şeyi kapsıyordu o eksiksiz Allah’ın indirdiği dindi. Kusursuz olan İslam’ın önüne ve arkasına başka bir sözcük eklemek doğru olmazdı.

1 Nisan 1979’da yapılan referandumda oyların yüzde 99’u İslam Cumhuriyeti’ne evet demişti. Toplam 21 milyondan 20 milyon seçmen sandık başına giderek İslam Cumhuriyeti’nin kurulmasından yana bir tavır takınmıştı.

 

 

 

banner53
Yorumlar (1)
Macal 9 yıl önce
Islam devrimimi yoksa sii devrimimi.Bugune kadar bu ulkedeki sunni kesimle ilgili ne gibi gercekci arastirma yapilmis bilen varsa okuyan varsa beri gelsin.Simdi Iran yanlisi olanlar acaba Sia nin Sunnileri ne gozle gordugunu biliyormu?Israilli sirketlerden bazilari ile ticaret yaptigini biliyorlarmi?Lutfen arastirin.Elbette Tevhid ehli olarak birbirimizi desteklemeliyiz ama Ômer lere kufur etmeden
20
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?