'Faruk Gürler'i cumhurbaşkanı seçmezseniz sizi tankla çiğneriz'‏

Ancak meclis genel kurulu da olağan dışı bir günü yaşıyordu. Muhsin Batur hariç bütün general ve amiraller Gürler’e destek için locayı doldurmuştu.

'Faruk Gürler'i cumhurbaşkanı seçmezseniz sizi tankla çiğneriz'‏

Dünya Bülteni - Tarih Dosyası 

1973 yılına girilirken Türkiye siyasetinde en çok konuşulmaya başlanan konu cumhurbaşkanlığı seçimiydi. Her şey normal gittiği takdirde Meclis 13 Martta yeni cumhurbaşkanını seçecek ve seçilecek Cumhurbaşkanı 28 Martta Cevdet Sunay’dan görevi devralacaktı. Fakat seçimlerin büyük tartışmaları ve gerginlikleri beraberinde getireceği ülkeyi bunalıma sürükleyeceği daha ilk günlerden belli olmaya başlamıştı.

Sebebi ise 27 Mayıs sonrasında kurulan düzendi. 27 Mayıs askeri darbesinin başında bulunan Cemal Gürsel’in cumhurbaşkanlığından sonra bu makama Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay seçilmişti. Böylece siyasetin yeni güç dengesinde Cumhurbaşkanlığı makamına genelkurmay başkanlarının gelmesi gibi bir gelenek oluşmuştu.

Muhtıra gölgesinde seçim

6.Cumhurbaşkanının seçimi sürecine girildiğinde de parlamento üzerinde 12 Mart 1971 muhtırasının ağırlığı devam ediyordu. Muhtırada sivil siyasete çok sert  uyarılarda bulunulmuş ve bu uyarılar dikkate alınmadığı takdirde “Türk Silahlı Kuvvetleri kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak ve kollamak görevini yerine getirerek, idareyi doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır.” şeklinde siyaset kurumu açıktan tehdit edilmişti. Muhtıranın ardından Başbakan Süleyman Demirel istifa etmiş ve meclis içinden askerlerin istediği CHP Kocaeli Milletvekili Nihat Erimin başkanlığında partiler üstü bir reform hükümeti kurulmuştu. Bu müdahale ile birlikte meclisin üzerine asker gölgesi düşmüştü. İşte bu meclis 6. Cumhurbaşkanını seçecekti.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler bu ortamda cumhurbaşkanlığı için hazırlık yapmaya başlamıştı bile. Ancak mecliste bulunan siyasi partiler bu isme sıcak bakmıyorlardı. Siyasi parti liderleri verdikleri demeçlerle cumhurbaşkanı seçme işinin meclisin görevi olduğunu zamanı geldiğinde bu görevini hür bir şekilde yerine getireceğini ifade ediyorlardı.

Örneğin Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel : ‘Meclis hür idaresiyle hareket edecektir.” Hiç kimse anayasanın üstünde olmamalıdır” ‘bunalımı demokrasiyi güçlendirerek aşacağız,’ ‘Cumhurbaşkanlığı için yetkili tek merci TBMM’dir” diyecek, Türkiye’de yürürlükte olan bir anayasa ve bu anayasanın belirlediği rejim ve kuralların bulunduğunu meclisin hür iradesiyle yeni cumhurbaşkanını seçeceğini ifade ediyordu. Böylece ordudan Gürler’in seçilmesi için gelebilecek olası tehditlere karşı Anayasayla demokrasiden yana bir tavır alacaklarını ortaya koyuyordu. Demirel’in Gürler ismine karşı bir diğer çözüm önerisi ise Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın görev süresini uzatmak ve yeni cumhurbaşkanını, genel seçim sonrası yeni meclisin seçmesini sağlamaktı. Ancak bu tehlikeli bir yöntemdi.Çünkü Ankara’da askerlerin yeni meclise ‘muhtıra gereklerinin yerine getirilmediği gerekçesiyle görevi vermeyeceği’ ihtimali konuşuluyordu.

Askerlerin ikna toplantıları

14 Şubatta askerler bir toplantı tertip ederek AP lideri Süleyman Demirel’i ve CHP lideri Bülent Ecevit’i bu toplantıya çağırdılar. Süleyman Demirel toplantıyı reddederek katılmadı. Bülent Ecevit ise kurmayları ile birlikte katıldılar. Bu toplantıda ilk kez Faruk Gürler ismi açıktan ifade edildi. Bülent Ecevit toplantı sonrasındaki açıklamalarında konu ile ilgili olarak “ buhranlı,kuşkulu,yarı karanlık bir siyasal ortamda Cumhurbaşkanlığı seçimi sorununun bunalım konusu olmasını doğal gördüğünü’ buna karşın ‘tüm demokratik ülkelerde olduğu gibi bazı müşavere kurallarına uyulması’ halinde cumhurbaşkanlığı seçiminin bir siyasal bunalım olmaktan çıkacağını ifade edecekti. Bu ifadelerden de anlaşıldığı gibi Bülent Ecevit askerlere karşı herhangi bir yükümlülük altına girmek istemiyordu.

Bu ortamda 21 Şubat günü Yüksek Komuta Heyeti bir bildiri yayınlayarak, siyasi parti ve grup liderleri ile yapılan görüşmelerin samimi bir havada faydalı geçtiği ifade etti. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ülkeyi bunalıma doğru götürdüğü açıktı. Bu durumda Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay  parlamentoda grubu bulunan siyasi parti liderleri ile  28 şubattan itibaren görüşmeler yapmaya başladı. Bu görüşmeler Gürler’i siyasetçilere kabul ettirmeyi amaçlarken Gürler’in ismi Cumhurbaşkanı adayı olarak artık gazetelerde yer almaya başlayacaktı.

İsmin kamuoyu gündemine düşmesiyle de “sürecin başlamış olduğu” ve “kapının aralandığı”,artık geri dönülmez olduğu yönünde yorumlar yapılmaya başlandı. Cumhuriyet gazetesinden Fikret Oytam bunu şöyle ifade ediyordu:  Böylelikle sayın Bozbeyli kapıyı araladığı sayın Gürlerin adını resmen ortaya koydu. Bu ana kadar fısıltı olarak söylenen Gürler adı gün yüzüne çıktı. Peki AP Genel Başkanı Demirel şimdi ne yapacak ? Demirel,hiçbir şey yapmayacak tabii. Demişti ki,Cumhurbaşkanı TBMM’den seçilir. Aksini iddia eden yok.Sayın Gürler parlamentoya üniformasıyla gelmeyecek. Bir üye istifa edecek Gürler Cumhuriyet Senatosuna girecek ve Cumhurbaşkanı Çankaya’ya gidecek.”

Adalet Partisinin muhalefetine rağmen Faruk Gürler Cumhurbaşkanı olmak amacıyla 6 Martta emekliliğini istedi. Bakanlar Kurulu olağanüstü bir toplantıyla bu işlemin yapılmasını kararlaştırdı. Ayrıca Milli Savunmak Bakanı Mehmet İzmen,Orgeneral Faruk Gürler’in kontenjan senatörü olabilmesi için senatörlükten istifa etti. Gürler’in istifası kamuoyunda onun yeni cumhurbaşkanı olacağı kanaatini kesinleştirirken siyaset sahası ise bunu hala kabule yanaşmamaktaydı.

Nitekim bu istifanın ardından Demirel gazetecilere,’TBMM hür iradesiyle cumhurbaşkanı seçecektir’ açıklamalarını devam ettiriyordu. Ecevit de cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili olarak “CHP’nin henüz almış olduğu bir karar yoktur” diyecekti. Demokrat Parti Genel Başkanı Bozbeyli de parlamentonun cumhurbaşkanı seçme işine sahip çıkmamasını eleştiriyor ve siyasi partilerin el ele vererek bu duruma bir çözüm bulması gerektiğini ifade ediyordu. Kısacası başta Adalet Partisi olmak üzere,CHP ve DP de Gürler ismine açıktan olmasa da karşı olduklarını gösteriyorlardı.

Meclis subaylar tarafından çevrilmişti 

Siyaset sahnesinde bu gelişmeler yaşanırken emekliye ayrılan Gürler’in kararnamesi 7 Martta cumhurbaşkanı tarafından imzalandı ve Gürler kontenjan senatörü olarak atanarak yemin etti. 13 Mart günü cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılacağı gündü. TBMM olağanüstü bir gün ve hareketlilik yaşıyordu. Milletvekillerinin etrafı neredeyse subaylar tarafından kuşatılmıştı. Özellikle AP’li vekillerin Gürler’e oy vermesi için baskı yapılıyordu. Meclisteki bu baskıyı yaşayanlardan Ekrem Saatçi o gün bir askerle yaşadığı diyalogu şöyle anlatıyor:  Subaylar Meclis’i doldurmuş, oylama yapılacak, o sırada kulise çıktım. Arkamda bir subay, kulağıma eğildi; ‘Cumhurbaşkanlığı seçiminde ne yapacaksın?’ dedi. ‘Vallahi, icabına bakıyoruz.’ dedim. O ‘Biz, Gürler’in seçilmesi konusunda kararlıyız.’ karşılığını verdi. Çok şaşırdım. ‘Siz kararlısınız da biz kararsız mıyız? Asker olarak siz mi oy vereceksiniz yoksa biz mi vereceğiz?’ diye sordum. Subay, ‘Siz vereceksiniz tabii.’ dedi. ‘Peki, siz nasıl böyle kararlı oluyorsunuz? Eğer içimizde karar değiştirenler varsa onu bilmem; ama şunu bil ki hepimiz son derece kararlıyız, Gürler’in cumhurbaşkanı seçilmesine karşıyız.’ diye diklendim. O da ‘Nasıl olur yahu! Onun Türklüğünden şüphe mi duyuyorsunuz?’ diye sordu. Ben, ‘Olur mu hiç, koskoca Genelkurmay Başkanı’nın Türklüğünden nasıl şüphe ederim! Ama biz görünüşte apoletlerini sökmüş ama üniformayı kafasından çıkarmamış, emrivakiyle cumhurbaşkanı olmaya çalışan birine oy vermeyiz.’ cevabını verdim. O arada etrafımızı generaller sardı, birisi kartını verdi ‘Ali Arman’ isminde Harekât Dairesi’nden, kartı hâlâ bende. Ne dediler biliyor musunuz: ‘Biz kalbimizi çıkardık, önünüze attık. Bunu çiğneyeni biz de tankla çiğneriz.’ Ben de: ‘Vallahi, biz de helalliğimizi alıp evden öyle çıktık, hazırız. Allah ne dilerse o olacak.’ dedim.” 

Saat 15:00’da TBMM toplantısı açıldı. Ancak meclis genel kurulu da olağandışı bir günü yaşıyordu. Muhsin Batur hariç bütün general ve Amiraller Gürler’e destek için locayı doldurmuştu. Bir diğer olağandışı durum Cumhuriyet Halk Partisi sıralarının tamamının boş oluşuydu. Toplantı başladığında Cumhurbaşkanlığı için 3 adayın olduğu ortaya çıktı. Emekli Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler,Adalet Partisinin aday gösterdiği Tekin Arıburun ve Demokrat Parti genel Başkanı Ferruh Bozbeyli. İlk tur oylama sonucunda Gürler 175,Arıburun 282,Bozbeyli de 45 oy aldı.

Meclis iradesine sahip çıktı

Sonraki turlarda da önemli bir değişiklik olmadı.Meclis Gürler’in cumhurbaşkanlığına geçit vermedi.Ertesi günü tekrar liderler toplantısı düzenlendi.Cevdet Sunay Mecliste en çok milletvekiline sahip Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel’e “olumsuz gelişmelere sebep olmayacak bir uzlaşma bulunmasını” ve askerlerin Gürler’in cumhurbaşkanı olması yönündeki hassasiyetini bildirdi. Bu ikazlara karşın herhangi bir geri adım atılmadı. 28 Mart’ta Gürler, Meclis’te grubu bulunan partileri ayrı ayrı ziyaret etti.  Ancak yine de meclisteki direnç kırılamadı.

13 Marttaki ilk tur ve 16 Marttaki ikinci turdan  sonuç çıkmayınca, 20 Martta Gürler adaylıktan çekildi. Askerden gelen baskıya rağmen meclis cumhurbaşkanı seçme iradesine sahip çıkmıştı. Siyasi partiler kimin seçilmeyeceği üzerinde uzlaşmıştı.Şimdi ise seçmek için uzlaşmaları gerekiyordu. Bu noktada Bülent Ecevit’in önerisi ile Anayasa Mahkemesi başkanı Muhittin Taylan üzerinde mutabakat sağlandı. Ancak bu ismi de Cumhurbaşkanı Sunay kabul etmedi.

2 Nisanda Demirel ile Ecevit emekli Oramiral Fahri Koruktürk’ün isminde uzlaştılar. Bu ismi gündeme getiren ise Cumhurbaşkanı Sunay oldu. Nihayetinde 6 Nisan günü yapılan oylamaların sonucunda Korutürk 365 oyla 6.Cumhurbaşkanı seçildi.

Kaynaklar: 

Murat Okçu,Mehmet Aktel; İrade Savaşı: 6.Cumhurbaşkanlığı Seçimi; İdris Gürsoy,Ekrem Saatçi ile röportaj, "Faruk Gürler’i seçmezseniz sizi tankla çiğneriz"; Orhan Birgit,Evvel Zaman İçinde ;Tevfik Çavdar,Türkiyenin Demokrasi Tarihi; Cumhuriyet Gazetesi; Milliyet Gazetesi

 

Güncelleme Tarihi: 19 Mart 2018, 20:09
YORUM EKLE

banner26

banner25