Heyet-i Teftişiyye'den, YSK'ya seçimler

Heyet: “seçmen defterlerini incelemek, defterleri askıya çıkarmak, itirazları inceleyerek sonuçlandırmak, seçim çevresinden çıkarılacak mebus sayısının belirlenmesi çalışmalarına katılarak bu sayıyı ilan etmek, oy pusulalarını hazırlamak, ikinci seçmenlerin mebus seçimlerinde oy kullanmalarını sağlamak, kazadaki seçim sonuçlarına ilişkin tutanakları hazırlamak, mebus seçilenleri vilayet ve sancak merkezlerine iletmekle” görevliydi.

Heyet-i Teftişiyye'den, YSK'ya seçimler

Emre Gül/ Dünya Bülteni/ Tarih Dosyası

16 Şubat 1950 tarihinde 5545 sayılı “Milletvekilleri Seçim Kanunu” ile Ankara’da ihdas edilen Yüksek Seçim Kurulu, Türkiye’de seçimlerin serbest ve adil olarak yapılabilmesi, tartışma ve uyuşmazlıkların çözümlenmesinde bir mercii olması amacıyla kuruldu. Böylece muhalif partilerin yarıştığı 1930 ve 1946 Seçimleri’nde CHP’nin “açık oy, gizli tasnif” yöntemiyle başlayan seçim yolsuzlukları, hile ve baskılarına son verilerek, Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşan bu kurul ile birlikte ilk kez seçimler, yargı yönetimi-denetimi ile güvence altına alındı.

Seçimlerin yönetim ve denetimine ilişkin Türkiye’de ilk düzenleme ise bundan 106 yıl önce II. Meşrutiyet’in ilanından sonra yapılmıştı. Osmanlı İmparatorluğu’nda “Anayasalı” ve “Parlamentolu” yönetime dönüş, Sultan II. Abdülhamid’in 23 Temmuz 1908 tarihinde “Kanun-u Esasi”yi 32 yıl sonra tekrar yürürlüğe sokmasıyla gerçekleşti ve Meclis-i Mebusan için seçim süreci başladı. 1877- I. Meşrutiyet döneminde yapılan iki seçimin ardından ülkede yeniden sandıklar kuruldu. 1908 Seçimleri, önceki Meclis-i Mebusan döneminde hazırlanan “1876 Kanun-u Esasi”, “Seçim Kanunu” ve bunun uygulanmasına ilişkin “Talimat-ı Muvakkate” ye dayanarak yapıldı. Ayrıca Rumi- 20 Temmuz 1324, Miladi- 2 Ağustos 1908 tarihinde, Sultan II. Abdülhamid’in onayından geçen 83 maddelik “İntihabat-ı Mebusan Kanun-ı Muvakkatı” ve “İntihabat-ı Mebusan Kanunnamesi’nin Suver-i İcraiyyesi’ne Dair” 6 maddelik talimatla da seçimlere ilişkin hüküm ve kurallar belirlendi.

Buna göre; Cumhuriyet dönemi Türkiyesi’nde de 1946 Seçimleri’ne kadar uygulanan iki dereceli seçim sistemi benimsendi. Mahalle ve köyler esas alınarak oluşturulan bugünün seçmen kütükleri denilebilecek “defter-i esasilere”kayıtlı, -kanunda belirtilen şartları taşıyan- bütün Osmanlı vatandaşı erkekler, “müntehib-i evvel” yani “birinci seçmen” olarak yine -kanunda nüfusa göre belirlenen sayıda-“müntehib-i sanileri” yani Meclis-i Mebusan’a gönderilecek vekilleri belirleyen ikinci seçmenleri seçtiler.

Bu noktada “her “sancak”ın bir seçim çevresi, “nahiye”lerin de seçim şubesi olarak belirlendiği geçici kanuna göre; seçimlere meclisin açılış tarihi olan Teşrinisani’den (Kasım) en az dört ay önce başlanacak, kaza ve nahiye merkezlerinde yapılan “müntehib-i sani” seçimlerinde oy verme işlemi en uzak köylerden başlatılarak, her gün 300 birinci seçmen oy kullanacaktı. Seçmenler, seçim dairelerine mahalle ve köy esasına göre davet edilecek, başlarında imam, papaz, haham veya muhtar bulunacaktı. Seçmenlere sayıları kadar arkası mühürlenmiş pusula verilerek, bir iki saat sonra yeniden gelmeleri istenecekti. Seçmenler isimleri yazdıktan sonra yine topluca sandık başına belirtilen zamanda gelecek, imam, papaz, haham tarafından dua edildikten sonra oy pusulaları sandığa atılacaktı. Oy kullanma işlemi bu şekilde devam edecek, kendi köyü oy kullandıktan sonra gelen seçmen ise oy kullanamayacaktı. Seçimler bittikten sonra sandıklar açılacak ve oylar tek tek sayılarak “müntehib-i sani”ler belirlenecekti. Bu “müntehib-i saniler” de belirlenen günde kaza merkezinde hazır bulunarak-yine kanunda nüfusa göre belirlenen sayıda ve görev süresi için-mebusları yani milletvekillerini seçecekti. Sonuçların, sancak merkezlerinde toplanmasının ardından seçilen mebuslara mazbataları verilip, isimleri vilayet gazetelerinde yayınlanacak ve “Dahiliye Nezareti” yani İçişleri Bakanlığı’na bildirilecekti.

Seçimlerin güven ve huzur ortamı içerisinde yapılabilmesi için para, hapis ve memurluktan atma gibi cezai müeyyidelerin de konduğu kanunda bütün bu işlerle birlikte denetim-yönetim vazifesi görecek iki mekanizma ise ilk defa “İntihabat-ı Mebusan Kanun-ı Muvakkatı”yla 1908 Seçimleri’nde oluşturuldu. Bunlar:

Heyet-i Teştifiyye-Denetim Heyeti: Üye sayısı her kaza nüfusuna göre 4 ile 10 arasında değişen ve belediye meclis başkanı, belediye üyeleri, idare meclis üyelerinden müteşekkil bu heyet: “seçmen defterlerini incelemek, defterleri askıya çıkarmak, itirazları inceleyerek sonuçlandırmak, seçim çevresinden çıkarılacak mebus sayısının belirlenmesi çalışmalarına katılarak bu sayıyı ilan etmek, oy pusulalarını hazırlamak, ikinci seçmenlerin mebus seçimlerinde oy kullanmalarını sağlamak, kazadaki seçim sonuçlarına ilişkin tutanakları hazırlamak, mebus seçilenleri vilayet ve sancak merkezlerine iletmekle” görevliydi.

Heyet-i İntihabiyye-Seçim Kurulu: Bucak meclis başkanı ve üyeleri ile kazadan gelen seçim memuru başkanlığındaki bu heyet ise “Müntehib-i evvel” yani birinci seçmen olan halkın oy verme işlemlerinde görevli idi. 1908 tarihli “İntihabat-ı Mebusan Kanun-ı Muvakkatı”ndan sonra yapılan düzenlemelerle de seçimlerin denetim ve yönetimine ilişkin yeni hüküm ve kurallar konuldu.

Kaynaklar:

Hüseyin Murat Işık, Yeni Anayasa Tartışmaları Işığında Yüksek Seçim Kurulu, SDE Analiz, Mayıs 2012.

Cengiz Göncü (ed.), Belgeler ve Fotoğraflarla Meclis-i Mebusan (1877-1920), İstanbul, 2010.

Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri (1789-1980), 1996.

http://www.ysk.gov.tr/ic_Sayfa_Tarihce.html

 

 

 

 

 

Güncelleme Tarihi: 04 Nisan 2014, 02:31
banner53
YORUM EKLE

banner39