banner15

İlk Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde neler yaşanmıştı?

1938 yılında ölümüne kadar ardı ardına bu makama dört kez seçilen ve “Türkiye Cumhuriyeti” tarihine, bu görevi en uzun süre yürüten kişi olarak da geçen Mustafa Kemal Paşa, Çankaya’ya nasıl, kaç oyla oturdu?

İlk Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde neler yaşanmıştı?

Emre Gül/ Dünya Bülteni - Tarih Dosyası

Milli Mücadele’nin ardından, 29 Ekim 1923 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi, yeni kurulan devletin yönetim şeklini “Cumhuriyet” olarak ilan etti. Mustafa Kemal Paşa da “Reis-i Cumhur-Cumhurbaşkanı” seçildi. Peki, 1938 yılında ölümüne kadar ardı ardına bu makama dört kez seçilen ve “Türkiye Cumhuriyeti” tarihine, bu görevi en uzun süre yürüten kişi olarak da geçen Mustafa Kemal Paşa, Çankaya’ya nasıl, kaç oyla oturdu? Anayasal konumu ve yetkileri neydi? O günkü şartlar nasıldı? Meclis’te neler konuşuldu? İşte bu soruların cevapları.

Cumhuriyet’in ilan edildiği ve ilk Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapıldığı 1923 yılı, oldukça yoğun ve hareketli gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Milli Mücadele’yi yöneten, 1921 Anayasası yani “Teşkilat-ı Esasiyye Kanunu”nu kabul ederek hâkimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu deklare eden, saltanatı kaldırarak ülkenin geleceğinde tek söz sahibi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünde çok önemli bir gündem vardı: Lozan Barış Antlaşması. Henüz partileşmenin bulunmadığı Meclis çatısı altında, Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki çoğunluğu oluşturan I. Grup ile Ali Şükrü Bey’in başını çektiği muhalif kanat II. Grubu, karşı karşıya getiren Lozan Antlaşması’nda önerilen hükümler, sert tartışmalara neden oldu. Bu barış taslağındaki maddelerin Misak-ı Milli’den taviz olduğu görüşünde olan ve İsmet Paşa’yı şiddetle eleştirerek Mustafa Kemal Paşa ile de tartışan muhaliflerin önemli liderlerinden Ali Şükrü Bey, öldürüldü. Bu suikast ve Meclis’te cereyan eden olaylar, seçim kararı alınarak yeni bir Meclisin göreve gelmesi sonucunu doğurdu. Bu süreçte, daha sonra Cumhuriyet Halk Partisi adını alacak olan Halk Fırkası’nı kuran Mustafa Kemal Paşa, muhalefeti büyük oranda tasfiye etti ve Lozan Antlaşması, yeni göreve başlayan II. Meclis, tarafından 23 Ağustos 1923’te onaylandı. Bunu takip eden, Ekim ayı ise Meclis Hükümeti Sistemi ile yönetilen ülkede, bir Hükümet bunalımına sahne oldu. Bu ise Cumhuriyet’in ilanını hazırladı.

Devletin yönetim şekli, idare tarzı, vazife ve sorumluluk alanları konularını, Genel Başkan sıfatıyla açıklığa kavuşturmak, rejimin “Cumhuriyet” olarak tescil edilmesi ve düzenlenmesi için çalışmalara başlayan Mustafa Kemal Paşa, hazırladığı kanun metnini Anayasa Komisyonu’na havale etti. İşte ilk Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkileri de, 364 numaralı, Miladi 29 Ekim 1923-Rumi 29 Teşrinievvel 1339 tarihli “Teşkilat-ı Esasiyye Kanunu’nun Mevaddının Tavzihan Tadiline Dair Kanun” ile burada belirlendi. Bu kanunun on, on bir ve on ikinci maddelerine göre; Türkiye Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından ve kendi üyeleri içinden iki yıllığına seçilecek ve görevi yeni Cumhurbaşkanı’nın seçimine kadar sürecekti. Tekrar aday olmasında bir sakınca olmayan Cumhurbaşkanı, Devletin başı olarak konumlandırıldı ve yetkileri, gerekli gördükçe Meclis’e ve Bakanlar Kurulu’na Başkanlık etmek, Meclis üyeleri arasından Başbakan’ı seçmek, Başbakan tarafından belirlenen Bakanları Meclis’in onayına sunmak, şeklinde belirtildi.

29 Ekim 1923 günü, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kanunun maddeleri üzerinde yapılan konuşmalar, tamamen Osmanlı saltanatının kötülüğü ve Cumhuriyet rejimi üzerindeki olumlu değerlendirmeler çerçevesinde cereyan etti. Görüşmeler sırasında Karahisar-ı Şarki Mebusu Mehmed Emin Bey, Cumhuriyet’in İslami temeller ve değerler üzerine kurulduğunu ifade ederek ilginç bir benzetmeye imza attı. Cumhuriyet rejimini “Adsıza şeref, esire hürriyet, zayıfa hak, sefile saadet verdirecek bir Allah’ın hükümeti” olarak nitelediği konuşmasını: “On dört asır sonradır ki, ey arkadaşlar! Allah, yine böyle bir ilâhi hükümet kurdurmak, ikinci bir mucizesini yaptırmak için en müntehab, en büyük bir milleti intihab etmiştir, bu millet Türk Milleti’dir. On dört asır evvel, Peygamber Muhammed’in Mekke duvarlarında kurduğu Hükümeti, bugün de Türk Milleti Ankara’ya kurmuştur. Ben, bu ihtiyar arkadaşınız, bu Hükümetin hak ve adalet güneşinin büyük ve küçük bütün caniblere, zayıf ve kuvvetli bütün alınlara mütesaviyen nurunu saçmasını isterim. (Amîn sesleri.) Ve bu duamın kanatları altında, Cumhuriyetin ruhu önünde tazimen kıyam ederek üç kere: “Yaşasın Cumhuriyet” diye Hükümetimizi taziz etmelerini muhterem arkadaşlardan temenni eylerim.” Şeklinde bitirdi.

Bu sözler üzerine, TBMM Genel Kurulu’nun, “Yaşasın Cumhuriyet!” sesleriyle yankılanmasından sonra Urfa Mebusu Şeyh Saffet Efendi de “Teşkilat-ı Esasiye Kanunu yani Anayasa’ya ikinci madde olarak “Türkiye Devleti’nin dini, “Din-i İslam’dır” yazılmasından dolayı, Anayasa Komisyonu’na teşekkür etti. Cumhuriyet’i ilan eden ve Mustafa Kemal Paşa’yı Cumhurbaşkanlığı’na taşıyan Anayasa’nın, İslam Dini’nin esasları üzerine kurulduğunu ifade eden Şeyh Saffet Efendi de yapılan düzenlemeyi “Dört Halife” dönemine dönüş olarak vasıflandırdı. Mecliste söz alan tüm Mebusların lehte konuştuğu oturumda, tek aykırı ses ve eleştiri Eskişehir Mebusu Emin Bey’den yükseldi. Cumhurbaşkanı’nın seçimi ve görev süresini belirleyen onuncu madde üzerinde söz alan Emin Bey, Cumhurbaşkanı’nın, bir seçim devresi (iki yıl) süreyle görev yapmak üzere seçilmesini sakıncalı gördüğünü ifade etti. Ülkenin iç düzeni, siyasi, iktisadi ve mali istikrarı açısından bu sürenin iki seçim devresine (dört yıla) çıkarılması, seçilecek Cumhurbaşkanı’nın çoğunluk partisinin değil, milletin malı ve babası olması, Cumhurbaşkanlığı ve Bakanlar Kurulu’nun yapılanmasında dünyadaki örneklerden faydalanılması gerektiği yönündeki kanaatlerini sıraladı. Yapılan oylama sonucunda maddelerin kabul edilmesinin ardından, Ertuğrul Mebusu Dr. Fikret Bey’in Meclis Başkanlığı’na verdiği teklifle Cumhurbaşkanı’nın hemen seçilmesi kabul edildi.

Mustafa Kemal Paşa, tek aday olarak çıktığı, muhalefetin ve 333 üyeli Meclis’te 175 Mebusun bulunmadığı bir oylama sonucu ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi. On dakika içerisinde biten sayım işlemi sonrasında Meclis Başkanı, sürekli alkışlar ve yaşasın sesleriyle karşılanan: “Türkiye Cumhuriyeti (riyaseti) için reye iştirak eden azanın adedi 158’dir. Yüz elli sekiz aza müttefikan Ankara mebusu Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ni Cumhuriyet Riyaseti’ne intihab etmişlerdir.” Şeklindeki sonucu tebliğ etti.

Bu sözlerin ardından alkışlar arasında kürsüye gelen Mustafa Kemal Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’ndan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne geçiş demek olan bu süreçte Cumhurbaşkanı olarak ilk konuşmasını yaptı: “Muhterem arkadaşlar, mühim ve cihan şümul hadisatı fevkalâde karşısında muhterem milletimizin teyakkuz ve intibahı hakikisine bir vesika-i kıymettar olan, Teşkilâtı Esasiye Kanunu’muzun bâzı maddelerini tavzih için encümeni mahsus tarafından Heyeti Celile’nize teklif olunan kanun lâyihasının kabulü münasebetiyle yeni Türkiye Devleti’nin zaten cihanda malûm olan, malûm olması lâzımgelen mahiyeti beynelmilel mâruf unvanı ile yad edildi. Bunun icabı tabisi olmak üzere, bugüne kadar doğrudan doğruya Meclisinizin Riyasetinde bulundurduğunuz arkadaşınıza ifa ettirdiğiniz vazifeyi “Reisicumhur” unvanı ile yine aynı arkadaşınıza, bu âciz arkadaşınıza... (Estağfurullah, hakkınızdır sesleri) tevcih buyurdunuz.

Bu münasebetle şimdiye kadar mükerreren hakkımda izhar buyurmuş olduğunuz muhabbet ve samimiyet ve itimadı bir defa daha göstermekle yüksek kadirşinaslığınızı ispat etmiş oluyorsunuz. Bundan dolayı Heyet-i Celile’nize bütün samimiyet-i ruhiyemle arzı teşekkürat ederim. (Estağfurullah, Allah muvaffakiyet versin sesleri)

Efendiler! Asırlardan beri Şarkta mağdur ve mazlum olan milletimiz, Türk Milleti, hakikatte meftur olduğu hasailden muarra telâkki ediliyordu. Son senelerde milletimizin fiilen gösterdiği kabiliyet, istidat, idrak kendi hakkında suizanda bulunanların ne kadar gafil ve ne kadar tetkikten uzak, zevahir-perest insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Milletimiz, haiz olduğu evsaf ve liyakatini Hükümetinin yeni ismiyle cihanı medeniyete daha çok suhuletle izhara muvaffak olacaktır. (İnşallah sesleri) Türkiye Cumhuriyeti cihanda işgal ettiği mevkie lâyık olduğunu aşariyle ispat edecektir.(İnşallah sesleri)

Arkadaşlar bu müessese-i âliyeyi vücuda getiren Türk Milleti’nin son dört sene zarfında ihraz ettiği, zafer, bundan sonra da birkaç misli olmak üzere, tecelliyatını gösterecektir. (İnşallah sesleri) Âcizleri mazhar olduğum bu emniyet ve itimada kesbi liyakat etmek için pek mühim gördüğüm bir noktadaki ihtiyacımı arz etmek mecburiyetindeyim. O ihtiyaç, Heyeti Aliye’nizin şahsım hakkındaki teveccüh ve itimadının, müzaheretinin devamıdır. (Hiç şüphe yok, daima sesleri) Ancak bu sayede ve Allah’ın inayetiyle, şahsıma tevcih buyurduğunuz ve buyuracağınız vezaifi hüsn-ü ifaya muvaffak olabileceğimi ümit ederim. (Allah muvaffak etsin sesleri) Daima muhterem arkadaşlarımın ellerine, çok samimî ve sıkı bir surette yapışarak onların şahıslarından kendimi bir an bile müstağni görmeyerek çalışacağım. Milletin teveccühünü daima nokta-yı istinat telâkki ederek, hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır. (Şiddetli ve sürekli alkışlar)”

Sözleriyle biten konuşma sonunda Karahisar Mebusu Kamil Efendi tarafından okunan bir dua ile saat 09.00’da oturuma son verildi. Oylama öncesinde ayrı ayrı verilen üç teklifin birleştirilerek kabul edilmesi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanı ve Cumhurbaşkanı’nın seçilmesi, başta Ankara olmak üzere Türkiye’nin her tarafında bir Osmanlı saltanat selamlama teamülü olan 101 pare top atışıyla duyuruldu. Gerek seçim öncesinde muhalefetin tasfiye edilmiş olması, gerekse Meclis’teki oylamaya mebusların yarıdan fazlasının katılmaması dolayısıyla Cumhuriyet’in ilanı ve Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhurbaşkanı seçilmesi tam mutabakat ve büyük bir kamuoyu desteği ile gerçekleşmedi. Aksine bu durum tartışmaları da beraberinde getirerek, Milli Mücadele’nin lider kadrosundan diğer önemli isimlerle yaşanacak olan güç ve iktidar mücadelesinin kapısını aradı.

Kaynaklar: TBMM ZABIT CERİDESİ, İçtima Senesi I, Devre II, Cilt 3, 43. İçtima, 29 Teşrinievvel 1339 Pazartesi. Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi, Sayı: 953. Atatürk Araştırma Merkezi, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi c. I, Ankara, 2006.Ergun Özbudun, 1921 Anayasası, Ankara, 2008.

Güncelleme Tarihi: 23 Haziran 2014, 13:58
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48