banner15

İlk Süveyş Kanalı'nın onur konuğu Fransa İmparatoriçesiydi

Birinci ve İkinci Süveyş kanallarının açılışında onur konuğu Fransa oldu. Peki bunun sebebi ne? İşte, Firavunlar tarihinde de düşünülen kanal fikrinin hayata geçirilmesinin kısa bir tarihçesi ve Fransa'nın rolü.

İlk Süveyş Kanalı'nın onur konuğu Fransa İmparatoriçesiydi

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Bugün İkincisi açılan Süveyş Kanalı'nın onur konuğu Fransa Devlet Başkanı Françis Hollande. İlk Süveyş Kanalı'nın açılışında ise onur konuğu projenin başından beri destekçisi olan Fransa İmparatoriçesi Eugenie idi. Açılışa Avusturya İmparatoru, Hollanda prens ve prensesi, Prusya Veliaht prensi, İngiltere’nin İstanbul elçisi de davetli idi.

Peki, yapılması bile Osmanlı Devlet, İngiltere ve Fransa arasında bir savaşa sebep olabilecek kadar mesele olan Süveyş Kanalı'nın ilk onur konuğunun Fransa İmparotiçesi'nin olmasının sebebi neydi? 

KANALIN TARİHÇESİ

Fransa'nın ilkinde de onur konuğu olmasının sebebi Fransa imparotiçei Akdeniz ile Kızıldeniz’i bir kanalla birleştirme fikri Firavunlar zamanından beri birçok devlet adamının hayaliydi. Nil takip edilerek o zamanlardan itibaren inşaata başlanmış ve uzun çalışmalar sonucunda M.Ö. 3.yüzyılda 200 kilometrelik bir kanal açılmıştır. Bu kanal Romalıların Mısır’ı işgali sonrasında ihmal nedeniyle tıkanmış, fakat bir süre sonra tekrar açılarak M.S 6.yüzyıl başlarına kadar işlemiştir.  Bu kanalın ikinci tıkanışı 7. Yüzyıla kadar sürdükten sonra, Hz. Ömer döneminde Mısır Valisi Amr Bin As, 320 kilometrelik bir mecra üzerinde tekrar açtırmıştır. Abbasilerin, Fırat-Basra körfezi yolunu kullanmaları sebebiyle tıkanan bu büyük kanalı ise son defa olarak Fransızlar açmışlardır.

İlk olarak Napolyon Bonaparte, 1798’de Mısır’ı işgal ettiğinde, maiyetindeki mühendislerden Le Pere’i, Süveyş Kanalı projesinin gerçekleştirilmesiyle görevlendirdi. Fakat Le Pere’in, Akdeniz ile Kızıldeniz arasındaki seviye farkı sebebiyle bu projenin gerçekleşmesine imkân olmadığını söylemesi ve devam eden savaş yüzünden girişim sonuçsuz kaldı.

FRANSIZ MÜHENDİSİN ÇABALARI

Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Mısır Valiliği sırasında Fransızlar, konsoloslarının girişimleriyle, kanal projesini gerçekleştirmek için yoğun faaliyetlerde bulundular. Bunların başında Fransa’nın İskenderiye konsolosu ve aynı zamanda bir mühendis olan Ferdinand de Lesseps gelmekteydi. Kavalalı’nın oğlu Said Paşa ile olan dostluk ilişkisini de kullanarak emelini gerçekleştirmek isteyen Lesseps bunda muvaffak olamadı.  Çünkü Kavalalı Mehmet Ali Paşa, İngiltere’nin Akdeniz politikasına tamamıyla aykırı olan böyle bir girişime izin vermiyordu. Açıktan Fransız isteklerini reddetmeyerek mühendislerin keşif ve ölçümler yapmalarına göz yumsa da Mehmet Ali Paşa “Boğazlar Osmanlı Devleti’nin felaket sebebi oldu. Bende Mısır’da yeni bir Boğazlar meselesi çıkarmak istemem” sözleriyle muhalefetinin gerekçesini ortaya koyuyordu.

Ondan sonra Mısır Valisi olan Abbas Paşa da aynı doğrultuda hareket etti. 1849’da emekliliğini isteyen ve bu süreçte de Süveyş kanalı projesini unutmayan Ferdinand de Lesseps, projeyi 1852 yılında Arapçaya tercüme ettirerek, Mısır Valisi Abbas Paşa’ya sundu. Ama yine olumlu bir sonuç alamadı. Bunun üzerine Osmanlı hükümetine müracaat ettiyse de buradan istediğini elde edemedi. Çünkü Sultan Abdülmecid’in 13 Şubat 1840 tarihli fermanıyla Mısır, Osmanlı İmparatorluğuna vergi veren imtiyazlı bir eyalet haline gelmişti ve artık Kavalalı ailesi tarafından yönetiliyordu. Babıâli mühendise bu durumu hatırlatıp yetkinin Mısır valisine ait olduğunu bildirdi.

BEKLENMEDİK GELİŞME

Artık projesini gerçekleştiremeyeceği düşüncesinde olan Lesseps, 1854 yılında gazetede okuduğu bir haberle yeniden umutlandı. Mısır Valisi Abbas Paşa ölmüş ve yerine Fransızca ve egzersiz dersleri verdiği eski öğrencisi ve dostu Said Paşa vali olmuştu. Derhal bir tebrik mektubu kaleme alan Mühendis bunu yeni valiye gönderdi. Said Paşa’nın ise eski dostuna cevabı gecikmedi. 20 senedir kanal projesini hayata geçirmeye çalışan Lesseps 7 Kasım 1854’te İskenderiye Liman’ındaydı.

Said Paşa tarafından çok iyi karşılanan Mühendis raporunu derhal Paşaya sundu. Bu sefer reddedilmeyeceğinden ise emindi. Karşılaşacağı tek engel ise dönemin iki büyük gücü Fransa ve İngiltere arasındaki siyasi rekabetti. Nitekim beklediği gibi Hindistan yolunun güvenliğini her şeyden önde tutan İngiltere bu projeye şiddetle karşı çıktı. Ümit Burnu güzergahını devre dışı bırakacak olan  bu yeni kanal, kontrolleri dışında kaldığı müddetçe asla gerçekleşmemesi gereken bir projeydi ve Mısır’da Fransız nüfuzunun yerleşmesine izin veremezdi.

99 YILLIK SÖZLEŞME

Bütün bu olumuz duruma rağmen Vali Said Paşa 30 Kasım 1854’te Uluslararası Süveyş Kanalı Şirketinin kurulmasına ilişkin kararı verdiğini resmen duyurdu. Verilen imtiyaza göre, kanalın yapım ve işletim hakkı 99 yıllığına bu şirkete verilecek, karın %15 ‘i Mısır yönetimine devredilecekti. Bu imtiyaz anlaşmasının hukuki olarak geçerli olabilmesi için Osmanlı padişahı tarafından da onaylanması gerekiyordu.

 
Ferdinand de Lesseps'in gönderdiği mektuplardan 

Ferdinand de Lesseps’e tek destek ülkesi Fransa’dan gelmekteydi. Fransa İmparatoru III. Napolyon’un eşi Eugenie, mühendisin annesinin kuzeniydi. Bu akrabalık ilişkisini de kullanmak isteyen Lesseps, şirketi kurmak için gereken parayı Fransa sarayından sağlamaya çalıştı. Yeterli desteği alamayınca şirket hisselerinin küçük sermaye sahiplerine satılmasıyla toplanacak büyük paralar ile kurulmasına karar verdi.

Nihayet 1858 yılında, 200 milyon frank sermaye ile kurulan “Compagnie Universelle de Canal Maritime du Suez” şirketi hisseleri 500’er franklık 400 bin eşit parçalara ayrıldı. Aynı zamanda şirketin yönetim kurulu başkanı olan Ferdinand de Lesseps dünyadaki bütün sermaye sahiplerini hisseleri satın almaya ve ortak olmaya çağırdı. Özellikle Fransız basınında yapılan reklamlar neticesinde Fransa halkı yıllık 60 milyon frank ciro bekleyen şirkete ortak olmak için hisse satın aldı.

Bunun yanında son derece stratejik bir hamle yapan Lesseps İngiliz kamuoyu ve sermayesini projeye çekebilmek için ticaret odalarına, Hindistan Ticaret Kumpanyası’na ve İngiliz Parlamentolarına mektuplar yazdı. Ardından bizzat İngiltere’ye giderek, 45 günde 48 toplantı gerçekleştirdi. Bu mektuplarda ve toplantılarda, kanalın dünya ticareti açısından sağlayacağı kolaylıkları izaha çalıştı.

KANAL AÇILIYOR

İngiltere’nin ardından İstanbul’a geldi ise de umduğunu bulamadı ve Hidiv Said Paşa’nın kanal imtiyaz hükmü padişah tarafından reddedildi. Ancak Lesseps’in artık sabrı kalmamıştı. Gerekli sermaye sorunu çözüldükten sonra artık harekete geçmek istiyordu. Böylece Osmanlı padişahını onayı olmadan Mısır’dan sağlanan içiler ve Avrupa’dan getirilen makinelerle 25 Nisan 1859’a kanalın kazılmasına başlandı. Daha önce açılan kanallar gibi Nil’i takip etmeyen yeni kanal, Akdeniz’deki Port Said İskenderiyesi’yle, Kızıldeniz’deki Süveyş limanı arasında 162 kilometrelik bir mecra takip edilmek üzere işe başlanmış genişliği ise 75 metre olarak hesap edilmişti.

KRALİÇE VİCTORİA DEVREDE

İnşaata başlandığı haberi İngiltere ‘de duyulur duyulmaz Kraliçe Victoria hemen Üçüncü Napolyon’a mesaj göndererek, inşaatın derhal durdurulmasını istedi. İngiltere Başbakanı Palmerston da İstanbul büyükelçisi aracılığı ile Osmanlı hükümetine müracaat ederek, kendisine bağlı Mısır topraklarında inşaatı derhal durdurması için gerekli adımları atmasını istedi. Bunun üzerine Osmanlı hükümeti çok zor durumda kaldı. Ahmet Cevdet Paşa, Tezakir’inde o günler için: “Bu esnada Lesseps Dersaadet’e geldi. Yine Süveyş kanalı bahsi meydana çıktı. Fransız imparatoru bu işin husulünü iltizam eylediğinden red ile cevab verilmek müte’assir ve müsaade sureti İngiltere politikasına mugayir olduğundan vükela hayrette kalıp gece gündüz akd-i meclis ederek müzakerat ile meşgul oldular.” Demekteydi.

 
Süveyş Kanalı uluslararası komisyonunun 1855'teki toplantı tutanaklarından  
Ferdinanad de Lesseps tarafından imzalanmış kopyası 

Osmanlı hükümeti nezdinde yaptığı girişimlerle de yetinmeyen İngiltere, yedi savaş gemisini İskenderiye açıklarına gönderdi. Hidiv Said Paşa’ya gözdağı vermek için gelen bu İngiliz donanması sebebiyle üç devlet neredeyse Mısır’da bir savaşa girecekti. Kanal inşaatı bu olayların gölgesinde yavaş bir şekilde ilerlerken beklenmedik bir şey gerçekleşti ve 1863 yılında Lesseps’in koruyucusu Said Paşa öldü.

Projenin Osmanlı Devleti tarafından onaylanması ve kanalın açılış merasimi

Yeni Mısır Valisi İsmail Paşa, kanal işine Osmanlı hükümeti ve İngiltere’nin de yönlendirmesiyle önem vermemeye başlamıştı. Bu sebeplerle kanal projesinin önündeki engeller günden güne artmaktaydı. Ancak, proje aleyhine sert politikalar yürüten İngiliz Başbakanının ölümü dengeleri değiştirmeye yetti. Fransız hükümetinin baskıları ve hisse sahibi Fransızların ısrarlı talepleri üzerine 19 Mart 1866’da Sultan Abdülaziz yayınladığı fermanla “Compagnie Universelle de Canal Maritime de Suez” şirketi ile yapılan17 maddelik mukaveleyi tasdik etti. Böylece kanal projesi Osmanlı İmparatorluğu tarafından tanınmış oluyordu.

  
  

Artık hukuki olarak geçerlilik kazanan Süveyş kanalı 1869 yılında bitirildi. İnşaatın başlangıcından açılış merasimine kadar tam 10 sene, 6 ay, 25 gün geçmiş bu müddet zarfında çoğu angarya olmak üzere, ortalama 60 bin işçi çalıştırılmıştır. Hidiv İsmail Paşa açılış törenine Avusturya İmparatoru, Hollanda prens ve prensesi, Prusya Veliaht prensi, İngiltere’nin İstanbul elçisi ve önde gelen devlet adamlarını davet etti. Açılışın onur konuğu ise projenin başından beri destekçisi olan Fransa imparatoriçesi Eugenie idi.

İNGİLTERE HİSSELERİ SATIN ALIYOR

Avrupa, Doğu Afrika, Asya ve Avustralya arasında en kısa ve kestirme yolu sağlayan Süveyş Kanalı’nın 1869’da açılması, başından beri bu işi hayal olarak gören İngiltere’de şaşkınlık yarattı. Fakat 1877 yılında Mısır maliyesi hesapsız harcamalar ve büyük borçlar sebebiyle iflas edince, Mısır Valisi İsmail Paşa var olan bu durumdan kurtulmak için Mısır’a ait hisselerin satılmasına karar verdi. 4 milyon pound değerindeki hisseler için Fransızlar taliplerdi. Ancak gizli ve beklenmedik bir gelişme yaşandı ve zamanın en büyük bankerlerinden Rotschild ile yakın dostluğu bulunan İngiliz Başbakanlarından Disraeli, ondan aldığı borçlarla Hidiv’in hisselerini satın aldı. Böylece İngiltere bir anda Süveyş Kanalı Şirketinin en büyük ortağı haline geldi. İngiltere gerçekleşmesine mani olamadığı bu projede söz sahibi olmanın ilk adımını atmıştı. Nitekim 1878’de Hidiv İsmail Paşa alacaklılar adına, İngiliz ve Fransız üyelerden oluşan bir komisyonun mali kontrolünü kabul etmek zorunda kaldı. Mısır hükümetine, Maliye Nazırı sıfatıyla biri İngiliz, diğeri Nafia Nazırı sıfatıyla Fransız olmak üzere iki nazır tayi n edildi.

İNGİLTERE'NİN MISIR'I İŞGALİ

İngiltere’nin Süveyş Kanalı ve Mısır üzerindeki nüfuz mücadelesi bununla bitmedi. Fransa’nın Nil nehrinden su alarak Afrika’daki sömürgelerine götürme ve Arabî Paşa isyanını bahane eden İngiltere, 1882’de Mısır’ı ve kanalı işgal ederek kontrolü tamamen eline geçirdi. 1888 yılında İstanbul’da toplanan ve İstanbul Anlaşması ile sonuçlanan, Süveyş Kanalı Konferansıyla kanalın bütün devletlerin savaş ve ticaret gemlerine açık kalacağı, Osmanlı devletinin savaşa dâhil olsa bile gemilere müdahale edemeyeceği kararı alındı. Petrol taşımacılığı ile daha da önem kazanan Süveyş kanalı 1950’lere kadar Mısır’ın içinde ama Mısır’a ait olmayan yabancı bir işletme halinde kaldı. 1952 den sonra ise devletleştirildi.

İNGİLİZLER ZİNCİRİ TAKİP EDEREK SÜVEYŞ'E KONDU

XIX. Yüzyıl sömürgeciliğin en parlak yüzyılı idi. Böyle bir kanal bütün sömürgecilerin başta İngiltere olmak üzere dikkatini Mısır üzerine yoğunlaştırdı. Bu konu da en çok ilgi şüphesiz zamanın en büyük sömürge İmparatorluğu olan İngiltere’de idi. İngiltere Napolyon’un işgal döneminde Mısır’ın kendisi için hayati önem taşıdığını fark etmişti. Bölgeden Fransızların uzaklaştırılması için yoğun çaba harcamış ve hatta bu olay bahanesi ile kendisi Mısır’a yerleşme teşebbüsünde bulunmuştu. Ancak Avrupa’da Napolyon ile başı derde giren İngiltere hiç istemediği halde Mısır’dan çekilmek zorunda kalmıştı.

Kanal  Projesinin gündeme gelmesinden itibaren İngiltere Süveyş Kanalını kontrol altına alma planını uygulamaya koydu. Plan iki aşamalı idi. Birinci aşama Süveyş Kanalının çıkış noktalarına hakim olma ileriki aşama da Süveyş Kanalına ve dolayısı ile Mısır’a yerleşme.  

Planın ilk safhasında İngiltere 1857’de daha Süveyş Kanalı inşaatına başlanmadan Kızıldenizin Hint Okyanusuna açıldığı Bab’ül Mendeb boğazı üzerindeki Perim adasını işgal etti. Perim adası ve Aden bölgesinde tahkimatını arttırarak adayı askeri üs haline getirdi. Bu arada İngiltere’nin bölgeye yerleşmesini kolaylaştıran bazı siyasi ve ekonomik gelişmeler oldu. Bu gelişmeler İngiltere’nin işini çok kolaylaştırdı ve tahmin etmediği kadar kısa bir süre de bölgeye yerleşti. Mısır valisi Mehmet Ali Paşa tarafından Osmanlı Devletinden koparılarak yarı bağımsız hale getirilmiş Mısır kolay bir hedef olmuştu. İngiltere 1875’teMısır’ın içine düştüğü mali krizden yararlanarak kanal hisselerinin büyük bir bölümünü satın alarak en büyük hissedar oldu. Artık kanal işletmesinde doğrudan söz sahibiydi. Hidiv İsmail Paşa’nın hesapsız harcamaları Süveyş Kanalı’nın İngiliz ve Fransız hakimiyetine sokmuştu. Aynı tarihler de Osmanlı Devletinin 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından büyük bir yenilgi ile ayrılması İngiltere için bulunmaz bir nimetti. İngiltere 1878’de Rus tehlikesini bahane ederek Berlin Anlaşması’nı engelleme tehdidiyle geçici olmak şartıyla Osmanlı Devleti’nden Kıbrıs’a yerleşme izni aldı. Böylece kanalın Akdeniz çıkışı da kontrol altındaydı.

Sıra bir yolunu bulup Mısır’a tamamen yerleşmeye gelmişti. İngiltere’nin beklediği fırsat 1882’de ortaya çıktı Mısır’da yabancıların özelliklede İngilizlerin içişlerine karışması halk da büyük rahatsızlıklara yol açtı ve isyan çıkmasına neden oldu. Bu isyanı bahane eden İngiltere 15 Eylül 1882’de Kahire’ye girerek Mısır’ı fiilen işgal etti.

İngiltere bu işgalin geçici olduğunu ilan etti. Mısır 1882’den itibaren Osmanlı’ya bağlı Hidiv yönetiminde yarı bağımsız İngiliz işgalinde garip bir yönetime kavuştu. Mısır’a yerleşen İngiltere aynı zamanda çevredeki Sudan ve Uganda’yı da işgal etti. Arabistan’da ise I. Dünya Savaşı’ndan sonra kendi kontrolünde bir yönetim oluşturdu. Artık Süveyş Kanalı ve Mısır İngiltere’nin hakimiyetindeydi. İngiltere bir ara ikinci bir kanal fikri üzerinde durduysa da bunun maliyetinin çok yüksek olacağı düşüncesi ile vazgeçildi.

 

Güncelleme Tarihi: 06 Ağustos 2015, 12:08
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48