banner15

İşgal altındaki İstanbul'da sosyal yaşam ve ahlaki çöküntü

Onbinlerce göçmeni ağırlayan İstanbul’un sosyal yaşantısı,estetik değerleri de değişmeye başladı.

İşgal altındaki İstanbul'da sosyal yaşam ve ahlaki çöküntü

Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

Mondros Mütarekesinin hemen ardından 13 Kasım 1918 günü 61 parçadan oluşan itilaf devletleri donanması İstanbul önlerine gelerek Haydarpaşa’ya demirledi. 15 Kasımdan itibaren ise itilaf devletleri karaya asker çıkartarak müstahkem mevkilerini işgal etmeye ve şehre yerleşmeye başladı. Böylece İstanbul’un 5 yıl sürecek olan işgal yılları başlamış oldu.

İşgal güçleri İstanbul’a asker çıkarmaya başladıktan sonra şehirde bulunan başta sivil ve askeri okullar olmak üzere kamu binalarına ve Türklere ait binalara el koymaya başladılar. El konulacak binaların taksimi içinse Müttefikler Arası Elkoyma Komisyonu adıyla bir komisyon oluşturdular. 

Şehrin denetimini eline alan işgal güçleri kısa süre içerisinde polis,sağlık, gıda, cezaevi, sansür,telgraf denetimi,levazım,pasaport,donanma,ordu komisyonları kurarak İstanbul hükümetinin şehirdeki otoritesine son verdiler. İşgal güçleri şehrin en işlek caddelerinde askeri kıtalar ile gövde gösterisi yaparak müslümanların geleceğe ait ümitlerini yıkmak için büyük çaba sarfettiler. Halka ve asker sivil devlet erkanına psikolojik baskı yapmaktan geri durmadılar.

Sivil halk ise günlük yaşantısında kendi ülkesinde ikinci sınıf vatandaş gibi muamele görmekteydi. Örneğin bir vatandaş tren veya vapur için birinci mevkide bilet almış olsa bile birinci mevkide gitmek hakkı her zaman için işgal gücü askerlerinindi. Halk kendi şehrinde esir muamelesi görmeye başlamıştı. Beşiktaş’tan Üsküdar’a geçmek için işgal kuvveti pasaport bürosundan vize almak zorunluluğu getirilmişti. İstanbullular kendi şehirlerinde bir yerden bir yere giderken pasaport ile gitmek zorunda kalmaya başladılar. 

İşgal yılları aynı zamanda başkent İstanbul’un sosyal,ekonomik ve ahlaki anlamda büyük çöküşler yaşadığı yıllar oldu. İşgal yıllarında İstanbul’un nüfusunun bir kısmı Anadoluya göç ederken bir çok göçmen de İstanbul’a gelmekteydi. Çarlık Rusyasının Bolşeviklerce yıkılmasıyla Rus aristokrasisi ve zengin tabaka başta olmak üzere onbinlere göçmen İstanbul’a gelmişlerdi. İşgal altında zor şartlar altında yaşayan İstanbul halkına bir de Rus göçmenleri eklenince ekonomik sıkıntılar daha da arttı. İstanbul’a bir diğer önemli göç dalgası ise Türklerdi. Bunlar  Trakya ve Kuzeybatı Anadolunun Yunan orduları tarafından işgali üzerine İstanbul’a sığınmışlardı. İstanbula sığınan başka topluluklar da vardı. İzmit ve Marmaranın güney kıyılarında  ilerleyen Türk birliklerinden kaçan Rum ve Ermenilerin de sığındığı yer olmuştu istanbul.

Onbinlerce göçmeni ağırlayan İstanbul’un sosyal yaşantısı,estetik değerleri de  değişmeye başladı. Rus kadınlarının sefaletten bitlenen saçlarını kökünden kazıyarak ne buldularsa başlarına geçirmeleri İstanbul’da Rus saçı adıyla yeni bir modayı başlatıyordu. İstanbul hanımefendilerinin de bunları taklitleri ile beraber çarşaf artık günden güne demode olurken kadınların kıyafetleri Batı giysilerinden fark edilmeyecek derecede değişime uğruyordu.

İşgal yıllarında İstanbulluların gözde mesire yeri olan Boğaz, yerini Adalar'a bırakmıştı. İstanbullu artık  Ruslarla birlikte denize girmeye başlamıştı. Rus göçmenleri İstanbul’a plaj modası getirmişlerdi. Yine bu yıllarda yeni doğmakta olan sinema İstanbul’da yaygınlaşmaktaydı.  Özellikle Fransız filmleri oldukça ilgi görmekteydi. 1921 Mayısında İstanbul’da yaklaşık 32 daimi ve 12 geçici sinema salonu vardı. Tiyatro kumpanyaları arasında da Fransızlar revaçta idi.

 İşgal yıllarında İstanbul’da dikkati çeken bir konu ise barların,meyhanelerin sayısındaki olağanüstü artış oldu. Kentin her mahallesinde birahaneler yaygınlaştı. Pera ve Galatada bulunan birahaneler ise kötü şöhretli yerlerdi. Bunlar birer fuhuş merkezi olarak işlev görmekteydi. Yine kadıköy moda çevrelerinde de bu tip birahaneler mevcuttu.

Bar ve meyhanelerin sayılarındaki artış beraberinde içki içenlerin sayılarındaki artışı da göstermekteydi. Bu durum toplumsal huzurun ve asayişin bozulmasında da önemli rol oynadı. İşgal yıllarında göçmenlerin gelişi,ekonomik sıkıntılar,sosyal çalkantılar,içki,kumar ve fuhuşun yaygınlaşması ile büyük bir suç patlaması yaşandı.Şehirde can, mal, ırz ve namus güvenliği büyük ölçüde kayboldu. 

 

Kaynaklar : Zekeriya Türkmen,İstanbul’un İşgali ve İşgal Dönemindeki Uygulamalar; İlbeyi özer;Mütareke ve işgal yıllarında Osmanlı devletinde görülen Sosyal çöküntü ve toplumsal yaşam; Bilge Criss,İşgal Altında İstanbul          

 

Güncelleme Tarihi: 19 Mart 2018, 20:39
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35