banner27

Islahat Fermanı'na tepki: Düşmanları kahret!

Islahat Fermanı’na en şiddetli itiraz ve muhalefet Müslümanlardan gelmiş ve fermanın okunmasının ardından traji-komik hadiseler yaşanmıştı

Islahat Fermanı'na tepki: Düşmanları kahret!

Emre Gül - Dünya Bülteni / Haber Merkezi

1856 senesi, Osmanlı İmparatorluğu tebaasından olan gayr-i Müslimlere tanınan hak ve ayrıcalıkların tartışıldığı bir yıl olmuştu. Kırım Savaşı’nın ardından, yeni devletler statüsünü belirlemek için toplanan Paris Barış Konferansı’na eli güçlü gitmek ve azınlıkların tartışma konusu haline getirilmesini önlemek amacıyla Osmanlı hükümeti, bu konuyu ele alacak bir komisyon kurmuştu.

Islahat Fermanı

Sadrazam, şeyhülislam, vükela ve bazı yabancı elçilerden oluşan bu komisyonda alınan kararlar bir ferman şekline dönüştürülüp, Sultan Abdülmecid tarafından “Islahat Fermanı” adıyla ilan edilmişti. Sadrazam Mehmed Emin Ali Paşa, barış görüşmelerini yürütmez üzere Paris’te bulunduğundan ferman, vekiller, meclis azaları, askeri ve mülki erkân, ulema, patrikler, metropolitler, hahambaşılar ve yabancı devlet temsilcilerinin hazır bulunduğu bir ortamda Sadaret Kaymakamı Kıbrıslı Mehmed Paşa tarafından okunmuştu.

Rum papazları ayinde

Islahat Fermanı, Müslim ve gayr-i Müslim tebaayı devlet nazarında hukuken eşit hale getirdiğinden, Müslümanlarca hoş karşılanmamıştı. Ahmet Cevdet Paşa’nın ifadesiyle: “Ehl-i İslam’dan birçoğu Aba ve ecdadımızın kanıyla kazanılmış olan hukuk-u mukaddese-i milliyemizi bugün gaib ettik. Milel-i İslamiyye millet-i hâkime iken böyle bir mukaddes haktan mahrum kaldı. Ehl-i İslam’a bu bir ağlayacak ve matem edecek gündür.” Diye söylenmeye başlamış ve bu görüş her tarafta yayılmıştı.

Islahat Fermanı Hatıra Madalyası-Ön yüz

Gayr-i Müslim halk ise bu ferman dolayısıyla memnun halde iken, onların temsilcileri olan ruhani reisleri ferman gereğince protokolde ve hukukta farklı mezhep ve din mensuplarıyla eşit hale geldiklerinden yeni durumdan hoşnut olmamışlardı. Osmanlı toplum yapısında Müslümanların ardından önce Rumlar, sonra Ermeniler, Sonra Yahudiler gelmekteydi.  Bu haliyle eşitlikten söz eden ferman var olan düzeni ve ayrımı ortadan kaldırdığı için bu çevrelerce de eleştirilere maruz kalmıştı.

Islahat Fermanı Hatıra Madalyası-Arka yüz. Ortada, Birlik, Barış, Güvenlik, Gelişme yazıları görünüyor

Neticede en şiddetli itiraz ve muhalefet haliyle Müslümanlardan gelmiş, bu bağlamda fermanın okunmasının ardından traji-komik hadiseler yaşanmıştı. Ahmet Cevdet Paşa’nın, “Tezakir” adlı eserinden nakline göre, Osmanlı İmparatorluğu’nda fermanlar ve hatt-ı hümayunlar okunduktan sonra dua edilmesi adet ve teamülden olup bunun için “duacı” adıyla bir memur bulundurula gelmişti. Islahat Fermanı, Müslümanlar ve Gayr-i Müslimlerin eşitliğinden bahsettiği cihetle Hariciyye Nazırı yani Dışişleri Bakanı Fuad Paşa, duayı yapacak hatibe protokolde yer verilmemesini teşrifat organizasyonuna bildirmişti.

Ahmed Cevdet Paşa

Islahat Fermanı’nın okunmasının ardından teamül gereği dua edilmesi için Şeyhülislam Arif Efendi, nazırın kararından habersiz olarak “Duacı Efendi nerede?” diye sormuş, Teşrifatçı Nazif Efendi de “Yok gelmedi” diye cevap vermişti. O sırada Şeyhülislamın gözüne metropolitlerle papazların arkasında duran ve vaizlikle hocalık yapmış, Meclis-i Maarif azasından Arif Efendi ilişmişti. Ona seslenerek: “Gel Arif Efendi dua et” demiş, bunun üzerine meydana çıkan Arif Efendi: “Ey halleri değiştiren Allah’ım! Bizim halimizi de en güzel hale değiştir. Allah’ım! Muhammed ümmetine merhamet et. Allah’ım! Muhammed ümmetini muhafaza et, koru. Allah’ım! Muhammed ümmetini affet, bağışla. Allah’ım! Muhammed ümmetinin düşmanlarını kahret!” mealinde bir duayı okuyunca Yahudi ve Hıristiyan cemaat reisleriyle yabancı devlet elçileri bozulmuşlar ve ortamda bir anda buz gibi bir hava esmişti. Bu olayın hemen ardından hocalardan birinin namaza durduğunu gören Mehmed Paşazade Said Bey’de “Ne kılıyorsun Hoca Efendi. Ferman okundu görmedin mi? Tebaa-i gayr-i Müslime ile beraber olacağız” diye tepkisini dile getirmişti. Yaşananlar Sadaret Kaymakamı Kıbrıslı Mehmed Paşa’nın kulağına gittiği vakit son derece sinirlenmiş ve Said Bey’i huzuruna çağırarak “Senin ağzını yırtarım” diye azarlamıştı.

Kaynaklar:

Ahmet Cevdet Paşa, Tezakir,1-12, (Yay. Cavid Baysun) s.67-69, Ankara, 1991.

 

Güncelleme Tarihi: 18 Şubat 2018, 14:06
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner26

banner25