İsmet İnönü Moskova'ya niçin ısrarla davet edilmişti ?

'..Rusya’dan komünist değil,fakat daha şuurlu olarak geliyorum.Türkiye’nin iktisat ve inşa planını yapmak,inkılap fırkasını komünist ve faşist,yani eski nizamdan yeni nizama geçen memleketlerin fırkalarından örnek alarak kurmak, bürokrasi yerine ihtilalci metodlar almak,hiç durmaksızın büyük yığının terbiyene geçmek..’

İsmet İnönü Moskova'ya niçin ısrarla davet edilmişti ?

Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

Kurtuluş Savaşı esnasında oldukça iyi bir seviyede olan  Türk- Sovyet ilişkileri Cumhuriyetin ilanının ardından gelişerek devam etti. 1925 yılında imzalanan Türk Sovyet Dostluk Antlaşması ile özellikle ekonomik alanda ilişkiler güçlendi. Türkiye Sovyetler Birliğinden birçok iktisat uzmanı getirterek üretimin artırılması ve yeni yatırımların hangi alanda yapılabileceği ile ilgili destek aldı.

 4 Eylül 1929’da Moskova’dan Ankara’ya direkt uçuş yapan bir Rus uçağı Sovyetlerin Türkiye ile yakın ilişki içerisine girmek istediğini içeren bir mektubu getiriyordu. Sovyet hükümeti bu şekilde Türkiye’ye kendi askeri ve teknolojik üstünlüğünü göstermekte v e Türkiye’nin dış siyasette Rusya’yı göz ardı etmemesi gerektiğini hatırlatmaktaydı. Ekonomik ve kültürel ilişkilerin gelişmesi temennisi içeren bu mektuba Türkiye’nin cevabı da aynı iyi niyetleri içermekteydi.

 Türkiye’nin bu yıllardaki ekonomik durumu ise iç açıcı değildi. Uygulanan liberal ekonomik politikalar istenen neticeyi vermemişti. 1929 Dünya ekonomik bunalımının da etkisi ile ekonomide buhranlı bir dönem yaşanmaktaydı.  Liberal ülkeler dahi ekonomiye devlet müdahalesini gündeme getirmeye başlamış  ekonomilerini korumak için gümrükleri yükseltmişlerdi. Liberal ekonomik politikaların gözden düştüğü bu yıllarda Türkiye de bu politikayı terk ederek devlet eliyle sanayileşme yönünde bir politika izlemeye başladı.

Devlet eliyle sanayileşmenin en başarılı olduğu ülke ise Sovyetler Birliği idi. Sovyetler Birliği NEP adı verilen yeni sanayi politikası ile 1921 yılından itibaren sanayileşmede büyük bir başarı sağlamıştı. Ayrıca Sovyetler Birliği Türkiye’ye oldukça yakın davranmaktaydı. 1930 yılında faizsiz bir şekilde verdiği 8 milyon dolarlık kredi ekonomik kriz içindeki Türkiye’ye önemli bir yardımdı. Bu yardımla dış politikada Türkiye’yi yanında görmek istediğini ve ikili ilişkileri geliştirmek istediğini açıkça göstermekteydi. Bu yardımların dışında Sovyet hükümeti ısrarla Türk hükümet yetkililerini  Moskova’ya davet ediyor ‘Rus mucizesini’ yakından görmelerini istiyordu.  

 
  

İsmet İnönü hükümeti de Sovyet hükümetinden gelen bu ısrarların ardından ve gerçekleşen sanayileşmeyi bizzat görmek amacıyla Sovyetler Birliğine kalabalık bir heyet ile seyahate çıktı. 25 Nisan 1932 tarihinde Grusia vapuruyla çıkılan seyahate İsmet İnönü’nün dışında Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras,CHP Genel Sekreteri Recep Peker,Ziraat uzmanı sıfatıyla Yozgat Milletvekili Tahsin Coşkan,Uşak Şeker Fabrikası müdürü Remzi Bey,İstanbul Mebusu Alaeddin Cemil,İktisat Vekaleti Sanayi Umum Müdürü Ahmet Şerif Önay, ,Maarif Vekaleti Milli Talim ve Terbiye Dairesi Reisi İhsan Beyler katılıyordu. Seyahat heyeti siyasi olduğu kadar aynı zamanda iktisadi ve sanayi heyeti idi.

 
  

Gezinin başlangıcında İsmet İnönü heyette bulunanlara ayrı ayrı görevler vermişti. Genel Sekreter Recep Peker Sovyet anayasası, yönetimin teşkilatlanması,Sovyet bürokrasisinde partinin yönetim metotları,topluma yönelik çalışmaları ve planlama meselesiyle görevlendirmişti. Bazı milletvekilleri ve gazeteciler ise Sovyet toplumsal ve kültürel çalışmalarının metotları, basın, müze, tiyatro, klüp vb çalışmaları,bir grup uzmana ise sanayi,ziraat ve ilmi enstitülerin çalışmasını incelemesi vazifesini vermişti.

 
  

25 Nisan’da yola çıkan heyet Rus topraklarına Odessa’da ayak bastı. Odessa’dan Moskova’ya hareket edildi. İsmet İnönü ve heyeti Moskova’da büyük bir törenle karşılandı. Kremlinde Sovyet devlet başkanı Stalin başta olmak üzere üst düzey yetkililerle birçok görüşme yapıldı. Görüşmelerin ana teması ekonomik ilişkilerin geliştirilmesiydi. Görüşmelerin dışında Stalin İsmet İnönü ile bizzat ilgilendi. Stalin İsmet İnönü’ye başta otomobil olmak üzere,demir-çelik ,kumaş fabrikalarını  gezdirdi.

 
  

Sanayi ve teknolojide nasıl bir gelişim içinde olduklarını göstermeye çalıştı. Bu geziler gerçekten de heyet üzerinde büyük tesir yaptı. Sovyetlerin kısa süre içinde gerçekleştirdikleri bu kalkınmayı İsmet İnönü ve heyeti  hayranlıkla takdir etti. Seyahat  Moskova ile sınırlı değildi. Leningrad’da da ( St.Petersburg )  incelemelerde bulunan heyet bir Rus mucizesi ile karşı karşıya olduklarını hissediyorlardı.

 
  

Leningrad’daki incelemelerin ardından Moskova’ya dönen heyet buradan Türkiye’ye doğru yola çıktı. Türk heyeti  11 Mayıs günü yine aynı gemiyle Türkiye’ye vardı.

İsmet İnönü ve heyetinin  Rusya seyahati  ve seyahat  sırasında bizzat şahit oldukları ekonomik kalkınma, siyasi yapılanma Türkiye için önemli bir örnek olarak görüldü. Seyahatin  ilk soncu Sovyetler Birliğinin Türkiye’ye açtığı 16 milyon liralık kredi oldu. Türkiye Sovyetler Birliğinden alacağı bu kredi ile sanayi yatırımları yapacaktı.

 
  

Ve  bu sanayi yatırımları Sovyet Rusya’nın yaptığı gibi devletçi planlı bir ekonomik model ile olacaktı. Planlı ekonominin uygulanmasında ve yapılacak yatırımlarda Sovyet uzmanlardan yararlanılacaktı. Seyahatin ardından Sovyet Rusya’dan bir dizi uzman  heyet incelemelerde bulunmak üzere Türkiye'ye geldi.

Planların hazırlanmasında,uygulanmasında  Türk meslektaşları ile beraber çalıştılar. Bu çalışmaların sonucunda Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı hazırlandı. (1933- 1937) Böylece Türkiye Sovyet Birliğinden sonra planlı ekonomik model uygulayan  ikinci ülke oluyordu.

 
  

Seyahatin ekonomik sonuçlarının dışında siyasi sonuçları da oldu. Sovyet siyasi sistemi, Anayasal yapısı, kültürel politikaları Türkiye’de  1930’lu yıllarda kurulmaya başlayan tek partili yönetim tarzına örnek oldu.

 
  

Seyahate katılan milletvekili ve gazeteci Falih Rıfkı Atay Türkiye’de  Sovyetler Birliğindeki sistemin bir benzerinin kurulması gerektiğini ‘Yeni Rusya’ adıyla yazdığı kitapta şöyle ifade edecekti: ‘ Rusya’dan bir ders getiriyorum: Bu ders Türk ihtilalini organize etmek, yeni gençliği yetiştirmek ve Türk cemiyetini birkaç hamlede terbiye etmek usulleridir. …Rusya’dan komünist değil,fakat daha şuurlu olarak geliyorum.Türkiye’nin iktisat ve inşa planını yapmak,inkılap fırkasını komünist ve faşist,yani eski nizamdan yeni nizama geçen memleketlerin fırkalarından örnek alarak kurmak, bürokrasi yerine ihtilalci metodlar almak,hiç durmaksızın büyük yığının terbiyene geçmek..’

Atay”ın ifade ettiği bu hususlar gerçekten de 1930lu yıllarda Türkiyede tatbikata geçirilmeye çalışıldı. Cumhuriyet Halk Fırkasının altı ilkesinin Anayasaya dahil edilmesi ardından Parti ile devletin birleştirilmesi,Halkevleri ve Halk odaları ile kültürel-ideolojik   seferberlik başlatılması Sovyetler Birliğinin yapısından ve uyguladığı politikalardan izler taşıyordu.

 

Kaynaklar:

Seyfi Yıldırım; Türk- Sovyet Ekonomi ilişkileri ve Uzman Heyetler

Ömer Aymalı; Türkiye”de Tek Parti Yönetiminin Kurulmasının Fikri Temelleri

Sefa Şimşek; Halkevleri- Bir İdeolojik Seferberlik Deneyimi

Falih Rıfkı Atay; Yeni Rusya

 

Güncelleme Tarihi: 19 Mart 2018, 15:06
YORUM EKLE

banner33

banner37