banner39

İstiklal Mahkemesinden asker kaçaklarına son uyarı

Vatandaşlar! Size son bir defa daha ilan ediyoruz, işbu beyannamenin tebliğinden itibaren on gün zarfında hemen askerliğinize koşunuz. Mücahede kuvvetimizi zaafa uğratacak yolsuzluklardan, tecavüzlerden ictinâb ediniz

Olaylar 27.10.2013, 00:48 19.03.2018, 19:18
İstiklal Mahkemesinden asker kaçaklarına son uyarı

Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

I.Dünya savaşında Osmanlı ordusunun en büyük zorluklarından biri asker kaçakları  oluşturmuş ve bu sorun kurtuluş savaşı sürecinde de önemli bir sorun olarak devam etti. Silah altına çağrılanlar ya askere gelmiyor ya da şubelerden ve kıtalardan kaçarken kendilerine verilen silah ve cephaneleri de beraberinde götürüyorlardı.

Bu durumu Mustafa Kemal Paşa Nutuk’ta Filhakika, birçok yerlerde, bazı nizamiye efradı, musademe etmeksizin bilakis silahlarını bırakarak köylerine, memleketlerine savuşuyorlardı” diye ifade edecekti. 

TBMM’nin düzenli ordu kurmaya çalıştığı 1920 yılında silah altına yeteri kadar asker alınamaması hem TBMM’nin kurmaya çalıştığı otoriteyi sarsmakta hem de batıda devam eden Yunan işgalinin ilerleyişini kolaylaştırmaktaydı. Meclis kürsüsünde Fevzi Çakmak; “Efendiler biz askeri değil, milleti giydiriyoruz. Elbiseyi alan üç gün sonra firar ediyor.”diyecekti. Çıkarılan Hıyanet-i Vataniye kanunun da yeterli olmaması üzerine TBMM 1920 yılının Eylül ayında İstiklal mahkemeleri kurulması kararını aldı. 

TBMM tarafından kabul edilen kanunla kurulan İstiklal Mahkemeleri heyetleri 27 Eylül’de toplanarak çalışma programlarını hazırlarlar:

“Refik Şevket Bey’in [İnce] hazırladığı beyanname okunup kabul edildi. Beyanname basıldı ve mahkeme heyetleri yola çıkmadan mahkeme bölgelerine gönderildi. Beyannameyi, isim yeri boş bırakıldığı için, her İstiklal Mah­kemesi adını yazarak yayınladı. Beyanname metni şöyle idi:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Namına (...............)

Mıntıkası İstiklal Mahkemesinin Beyannamesi

Üç yüz milyon müslümanın ümid bağladığı vatanımızda Hi­lafet makamı aleyhine zalim hükümetler tarafından tertib edi­len su-i kasd, İzmir, Adana ve İstanbul işgaliyle pek açık suret-de tahakkuk etdi. Bunun üzerine milletimiz bir defa daha ha­rekete geldi ve istiklâliyle varlığını muhafaza için her fedakâr­lığı göze alarak talihini kendisinin intihab etdiği vekillerden mürekkeb Büyük Millet Meclisi'ne teslim etdi.

Filhakika vatanın fedakâr evladı, yer yer, cephe cephe hare­ket ve istiklâlimizin harici ve dahili düşmanlarıyla arslanlar gi­bi çarpıştılar ve çarpışıyorlar. Büyük Millet Meclisi de öldürül­mek istenilen şu mazlum, fakat büyük milletimizi kurtarmağa çalışıyor ve bu maksatla bir taraftan memlekette halk idaresini kuracak en emin esaslara müstenid kanunlar vaz ve tesisine uğraşıyorken; bir taraftan da düşmanlarla el ele vermek fenalı­ğını irtikap eden alçakları ve düşman karşısında firar eden ha­inleri kahr ve te'dip etmek üzere fevkalade selahiyeti haiz (İstik­lal Mahkemeleri) teşkil etmiş ve mıntıkalarına gönderilmiştir

Bu münasebetle Büyük Millet Meclisi'nin 11 ve 26 Eylül 336 tarihlerinde kabul etmiş olduğu kanunun mevad-ı asliye­sini aynen derc ediyoruz … 

Kardeşler!

İşte bizler bu kanunu tatbik için bu mıntıkaya geldik. Şim­di de bu cihetleri biraz izah edelim: İstiklâl Mahkemeleri zirde münderic mevadı takib ve muhakeme edeceklerdir:

1. Milletle hilafet makamını düşmanlar elinde esir bırakan muahedenameyi kabul ve terviç edenlerle bu gibilere uyanlar.

2.  Gerek gönüllü ve gerek muvazzaf olsun askerliğe dahil olan bilcümle efrad ve zabıtandan firar edenler.

3. Ahali ve efrad ve zabıtandan firara sebebiyet verenler, ya­ni askerin kaçmasını kolaylaştıracak bir suretde söz söyle­yen, yazı yazan, iltimas eden veya rüşvet alan vesair her tür­lü harekâtda bulunanlar.

4.  Firarileri derdest ve sevkde tekasül ve iltimas gösteren bi-l-umum mülkî ve askeri jandarma memurin ve efrad ve zabıtam.

5.  Firari efrad ve zabıtanı saklayanlar, besleyenler, elbise verib giydirenler.

6.  Büyük Millet Meclisi'nin ve Meclis dolayisiyle millet hâkimiyetinin düşmanlarını takdir veya onları ister yollu, teşvikat ve ifsâdâtta bulunanlar.

7.  Memleketde yekdiğeri aleyhine nifak çıkararak devlet ve milletin işini bozanlar, kuvvetini azaltanlar.

8.  Milletin zihnini yalan, yanlış havadisle çelenler.

9. Büyük Millet Meclisi'nin haberi olmaksızın millet namı­na düşmanlarla görüşenler.

10. Düşmanlarımıza milletimizin ahvali hakkında her ne su­retle olursa olsun malumat verenler.

Bunlardan mâ-adâ herkes bilmelidir ki;

a) İstiklâl Mahkemeleri nokta-i nazarında bütün efrad-ı mil­let, her ne rütbe ve derecede memuriyet ve meslek.de bulunur­sa bulunsun müsavidir.

b) İstiklâl Mahkemelerinin karan kat'idir. Verilir verilmez derhal icra olunur.

c) İstiklâl Mahkemelerinin verdiği emirleri yapmayanlar bu mahkemeler tarafından derhal taht-ı muhakemeye alınır. Ve azl, tard, haps, nefy, kal'ebendlik, kürek ve icabında idam cezala­rına mahkûm edilir.

d)  İstiklâl Mahkemeleri seyyardır. Lüzum gördüğünde ka­zaları, nahiyeleri, köyleri dolaşarak muhakemesini yapar ve ic­ra eder. Hülasa İstiklâl Mahkemeleri vatanı bugünkü ağlatıcı vaziyetden kurtarıb evvelki şerefli mevkiine çıkarmak için eli­ni vicdanının üzerine koyarak Allah'ın inayetine sığınır, vatan hainleri hakkında ceza verir ve vatan ve millet istiklali kaygu-sundan başka bir şeyi düşünmez, yalnız Allah'tan korkar, iç­tihadında fevkalade müstakil bir hey'ettir. 

Vatandaşlar! Size son bir defa daha ilan ediyoruz, işbu beyannamenin tebliğinden itibaren on gün zarfında hemen askerliğinize koşunuz. Mücahede kuvvetimizi zaafa uğratacak yolsuzluklardan, tecavüzlerden ictinâb ediniz, boş boğazların sözlerine inanmayınız, sizi fesada sevkedenlere uymayınız, vatanî vazifenizi takdir ediniz ve daima biliniz ki başınızda vatanı ve sizi düşünen Büyük Millet Meclisi ve o Meclis’in maksadını temine çalışan İstiklal Mahkemeleri vardır.”

 

Kaynaklar:

Kılıç Ali, Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Anıları Der. Hulusi Turgut

Sait Çetinoğlu, İstiklal Mahkemeleri

 

banner53
Yorumlar (0)
12
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?