banner15

Kadınlar Halk Fırkasının kuruluşuna niçin izin verilmedi‏ ?

Kadınlar Halk Fırkası’nın kuruluşu dönemin gazeteleri ve dergilerinde Kadınlar “Mebus olmak istiyor”,Tek gayeleri Mebus olmak” gibi haberlerle kendine yer buldu.

Kadınlar Halk Fırkasının kuruluşuna niçin izin verilmedi‏ ?

Dünya Bülteni / Tarih Dosyası

Türkiye’de kadınlar ilk kez 1930 Belediye seçimlerinde oy kullandı. Sonrasında 1934 yılında TBMM’de yapılan yasal değişiklikle kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı. Bu yönüyle Türkiye’de kadınların seçme ve seçilme hakkından bahsedilirken birçok Avrupa ülkesinden önce kadına seçme ve seçilme hakkı verildiği sıklıkla vurgulanan bir konudur. Kadınlara siyasal hakların yöneticiler tarafından bir lütuf olarak verildiği anlayışını öne çıkaran bu durum peki gerçek mi ?

Türkiye’de kadın hareketine bakıldığında ilk kadın örgütlenmelerinin Osmanlının son döneminde ortaya çıktığı görülmekte. Osmanlı Türk Kadınları Esirgeme Derneği, Osmanlı Kadınları Çalıştırma Cemiyeti Hayriyesi Asri Kadın Cemiyeti, Osmanlı Müdafaa-ı Hukuk-u Nisvan Cemiyeti (Osmanlı Kadınının Hakkını Savunma Derneği) bunlardan yalnızca birkaçı. Özellikle II.Meşrutiyet döneminde kurulan bu kadın örgütlenmeleri ve çıkardıkları dergiler kadın haklarının sürekli bir şekilde gündemde tutmuştu. Bu dönemde kadın erkek eşitliği, çok kadınla evliliğin yasaklanması, eğitim-öğretim hakkı, kadınların toplumsal hayatta daha fazla rol alması ve çalışma haklarını elde etmek gibi bir çok talebi dile getirmişlerdi. Bu taleplere devrin hükümetleri de kulak tıkamadılar ve 1920’li yıllara kadar kadın hakları ile ilgili birçok düzenleme yapıldı.

Kurtuluş savaşı sırasında başarılı çalışmaları ile kendini gösteren kadın dernekleri Cumhuriyetin kuruluşu öncesinde ve sonrasında da kadın haklarını gündeme getirmeye devam ettiler. Kadınlara seçme ve seçilme hakkının gündeme mecliste ilk gelişi ise 1923 Nisanın da seçim kanunu değişikliğinde oldu. ‘Her 50 bin erkek bir mebus seçer’ maddesinde değişiklik yapılarak ‘Her 20 bin erkek bir mebus seçer’ maddesi olarak kabul edildi. Bu değişiklik esnasında Mecliste Bolu Milletvekili Tunalı Hilmi kadınlara da seçme ve seçilme hakkı verilmesi gerektiği yönünde ifadelerde bulundu ancak milletvekillerinin büyük itirazları ile karşılaştı.

Mecliste alınan bu karara karşın kadın hakları konusunda mücadele eden kadınlar bu kez farklı bir yola başvurdular. Ve doğrudan bir siyasi parti kurmaya teşebbüs ettiler. Osmanlı döneminden itibaren kadın hakları konusunda mücadele veren Nezihe Muhittin önderliğinde Kadınlar Halk Fırkası adıyla 15 Nisan 1923 günü itibariyle bir siyasi parti kurdular ve partinin kuruluş dilekçesini İçişleri Bakanlığına verdiler. Kadınlar Halk Fırkası adıyla 15 Nisan 1923’te parti kurduklarında henüz ne Cumhuriyet Halk Fırkası vardı ne Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası. Fırka siyasi bir görünümde olmakla birlikte esas amacının kadınların eğitim ve sosyal alanlardaki eksikliklerin tamamlanması ve cehaletin ortadan kaldırılması olarak açıklayacaktı. Bununla birlikte Fırkanın genel sekreteri Şükufe Nihal ise ’’Kadınlar Halk Fırkası’nın programı, şimdiye kadar her fırsatta izaha çalıştığımız gibi, kadının içtimai, iktisadi ve bilahare siyasi sahalarda haklarını inkişaflarını temin etmektir’’ sözleri ile nihai hedeflerinin siyasi hakları kazanmak olduğunu ifade edecekti.

Kadınlar Halk Fırkası kurucuları

Kadınlar Halk Fırkası’nın kuruluşu dönemin gazeteleri ve dergilerinde Kadınlar “Mebus olmak istiyor”,Tek gayeleri Mebus olmak” gibi haberlerle kendine yer buldu. Fırkanın kuruluşu ile ilgili Süs dergisindeki etraflıca haberde ise şunlar yazıyordu: ‘Mütefekkir bir hanım zümresi muntazam bir teşkilat vücuda getirmek üzere Nezihe Muhiddin Hanımefendinin riyasetleri altında toplanıp bir fırka teşkiline karar vermişler…yeni fırka isminden anlaşıldığı gibi siyasi cerayanlara dahil olmak arzusunda değildir. Muhterem heyetin her şeyden evvel emeli kadınlık alemini bu harekete muktedir bir dereceye terfi etmek ve bilhassa memleketin içtimai ve iktisadi terakki gayelerinin tahakkukunu temin etmektir.’

Kadınlar Halk Fırkasının kuruluş dilekçesine İçişleri Bakanlığı yaklaşık 8 ay sonra kadınların seçme ve seçilme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle izin vermediğini tebliğ etti. Böylece Kadınlar Halk Fırkasının kuruluşu engellenmiş oldu.

Bu gelişme üzerine kadınlar 7 Şubat 1924 tarihinde Türk Kadınlar Birliği adıyla bir yeni bir teşkilat kurdular. Birliğin tüzüğünde amaçlarını “kadınların sosyal ve siyasal haklarını elde edecek olgunluğa eriştirilmesi...” olarak belirleyerek siyasal haklar konusunda ısrarlı olduklarını gösterdiler.

Türk Kadınlar Birliğinin seçme ve seçilme hakkı elde etmek için mücadeleleri devam etti. Bu talepler gündemde yer teşkil edip gazetelere yansısa da genellikle şartların müsait olmadığı ( Şeyh Sait isyanının olduğu tarihler ) öne sürülecekti. Örneğin Cumhuriyet gazetesi ‘Türkiye’nin hayatında çok mühim meseleler mevcut olduğu bir zamanda hanımlarımızın mebusluk propagandası veya reklamı ile meşgul olmaları pek ciddiyetsiz”dir şeklinde değerlendirme yapıyordu.

1926’da Türk Ocağı’nda bir konuşma yapan Süreyya Hulusi isimli hanım ise verdiği konferansta: “Türk kadını tarihte siyasal rol oynamıştır.Kadın kendi benliğini idrak eder.İktisadi sahada haiz-i tesir olursa neden memleket işlerinde geri kalsın. Herkes anadan vatan dersi alır da ne içün o vatanın idaresi ve mukadderatı mevzuubahis olduğu zamanda mahmul vaziyette bırakılır.Vatanda tüten ilk ocak eğer kadın parmağıyla tutuşmuşsa ve eğer vatan o ocakların müşterek bir ifadesi ise öyle zannediyorum ki vatan ve kadın yekdiğerinden ayrılmayan iki mefhum teşkil ederler...” sözleri ile kadınlara seçme ve seçilme haklarının verilmesinde ısrarına devam ediyordu.

Nitekim Türk Kadınlar Birliği 1927 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Fırkası listelerinden seçimlere katılmak için faaliyetlerde bulundu. Ancak bu çabalar da yine sonuçsuz kaldı. Bu faaliyetler esnasında kadınların milletvekili olmak istemeleri zaman zaman alaycı bir şekilde gazetelerde kendine yer bulacaktı . Cumhuriyet gazetesinin bir haberinde geçen ifadeler şöyleydi: "Hanımların mebusluğu hiç fena olmaz, Meclis'te sık sık moda etrafında münakaşalar cereyan eder. Hanımların balolarda smokin mi yoksa dekolte tuvalet mi giymeleri daha uygun olunacağına dair, mesela İstanbul mebusesi ile İzmir mebusesi arasındaki hararetli mücadeleyi bütün erkek mebusların merak ve tebessümle dinleyeceğine şüphe yoktur". 

Türk Kadınlar Birliğinin seçme ve seçilme hakkı mücadelesi 1930 yılına kadar devam etti. 1930 yılında kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı. Bu karar 11 Nisan günü Sultanahmet”te Türk Kadınlar Birliği tarafından organize edilen büyük bir miting ile kutlandı. Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanınması ise ancak 1934 yılının sonunda gerçekleşti.

Dönemin tek partili yönetimi tarafından “lütfedilen” bu hakların ardından Cumhuriyet Halk Fırkası bu bağımsız ve mücadeleci dernekten rahatsız olacaktı. Nitekim Cumhuriyet Halk Fırkası 1930 yılından itibaren ‘tüm inkılapçı, cumhuriyetçi güçler, Cumhuriyet Halk Fırkası çatısı altında toplanmalı’ anlayışı ile kendi dışında bağımsız, özerk bir yapıyı görmek istemiyordu.

Türk Kadınlar Birliği heyetinin 1935 yılında Atatürk'ü ziyaretinin ardından Cumhuriyet Halk Fırkası yöneticileri, aydınları, gazetecileri her şeyin CHF içerisinde olması anlayışı ile şu iddiaları öne sürerek Kadınlar Birliğinin kapatılması gerektiğini savunmaya başladılar: Cumhuriyet devrimleriyle Türk kadınları her türlü haklarını elde etmiş erkeklerle eşit olmuşlardır. Kadın birliğinin de amacı bundan başka bir şey değildir. Bu amaç gerçekleştiğine göre de Türk kadın Birliğinin varlık nedeni ortadan kalkmıştır. Bu birlik siyasal bir kuruluş da değildir. Böyle bir nitelik taşımadığı için de çalışmalarını sürdürmesinin bir anlamı yoktur. Yılda birkaç kez bir iki çocuk giydirmek, böyle bir birliğin yaşamasını gerektirecek bir çalışma sayılamaz. Kaldı ki eğer ortada hala bir sorun kalmışsa, bu kadın erkek kavgasıyla değil, fakat elbirliğiyle yapılarak çözülebilir.”

Dönemin yöneticileri ve basının bu eleştirilerinden sonra Türk Kadınlar Birliği 10 Mayıs 1935 tarihinde son kongresini yaptı. Bu kongre bir fesih kongresiydi. Başkan Latife Bekir’in “Kadın Birliği ülkülerine kavuşmuştur. Türk kadınlığının bütün hakları tanınmıştır. Bundan sonra Kadın Birliğine ihtiyaç yoktur. Birliğin feshini talep ediyorum” şeklindeki önergesinin kabulünün ardından dernek kendini feshedecekti.

 

Kaynaklar: Ayşegül Yaraman; Türkiye'de Kadınların Siyasal Temsili; Serpil Çakır;Osmanlı Kadın Hareketi; Ayten Sezer; Türkiye’deki ilk kadın milletvekilleri ve meclis’teki çalışmaları; Çetin Yetkin,Türkiye’de Tek Parti Yönetimi;Mete Tunçay,Türkiye’de Tek Parti Yönetiminin Kurulması;Cumhuriyet Gazetesi (1924-1930);Süs Dergisi 1339 Haziran

 

Güncelleme Tarihi: 19 Mart 2018, 20:18
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35