banner39

Kırım'da Rus hakimiyeti nasıl kuruldu ?

Aynı gece Kırım Türklerinin evlerine zorla giren Kızıl ordu askerleri evleri terk etmelerini emrediyordu. Evini terk etmek istemeyenler zorla götürüldü. Direnenler öldürüldü. 3 gün içerisinde yaklaşık 180 bin Kırım Türk’ü hayvan taşınmasında kullanılan tren vagonlarıyla 151 bini Özbekistan olmak üzere Rusya Federasyonun farklı bölgelerine sürgün edildi. Kırım Türkleri sürgün edildikleri bölgelerde fabrika ve işletmelerin bulunduğu köy ve kasabalara yerleştirildiler.

Olaylar 28.02.2014, 14:22 19.03.2018, 19:45
Kırım'da Rus hakimiyeti nasıl kuruldu ?

 Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

Bir Türk ve Müslüman halkı olan Kırım Tatarlarının Kırım yarımadasındaki geçmişi 6.yüzyıla kadar gitmektedir. Müstakil bir hanlık olarak Kırım hanlığının kurulması ise bölgedeki Altınorda devletinin dağılması ile oldu. 15.yüzyılın başlarında kurulan Kırım Hanlığı 1475 yılından itibaren Osmanlı devletinin himayesine girdi. Yaklaşık 300 yıl kadar süren Osmanlı hakimiyeti ise 1769-1774 Osmanlı Rus savaşı ile sona erdi. Bu savaşın sonunda imzalanan Küçük Kaynarca antlaşması ile Kırım Hanlığı üzerindeki  Osmanlı himayesi sona erdi. Kırım bağımsız oldu. Gerçekte ise, "ba­ğımsız" olduğu iddia edilen Hanlık, kukla hanlar çıkartmayı amaçlayan Rus entrikaları sebebiyle kanlı iç kargaşaların içine itildi. Bu dönem içinde üç defa Rus orduları Kırım' a girerek kendi politikalarını dayattılar. Harabeye dönen ülke böylece Rus işgali altına girdi. 

Nihayetinde 1783'de Çariçe II. Katerina yayınladığı bir manifesto ile Kırım Hanlığı'nın sona erdiğini ve arazilerinin Rusya’ya ihlal edildiğini ilan etti. Çariçe manifestoda Kırım Tatarlarına İmparatorluğun diğer tebası ile eşit muamele göreceklerini, şahısla­rının, mallarının, mülklerinin, camilerinin ve dinî inançlarının teminat altında olduğunu ve Rusya İmparatorluğu'nda mevcut olan bütün hak ve imtiyazlardan istifade edeceklerini taahhüt ediyordu. İlhak kararı Kırım Tatarları arasında ciddi bir direnişle karşılaşmadı. Bunun sebebi ise uzun savaşlar ve iç karışıklıklar sonucu ülkenin büyük bir buhran içerisine girmiş olmasıydı. Bunun dışında Rusların Kırım üst tabakasının bir kısmını da kendi yanına çekmeyi başarmışlardı. Osmanlı devleti ise Kırımın Rusya tarafından ilhakına karşı koyamadı ve bu durumu kabul etmek zorunda kaldı.

Ruslar kısa bir süre içinde Kırımda Rus idari sistemini tatbike başladılar. 1784 yılında Kırım, Taman ve yarımada haricindeki geniş arazileri içine alan "Tavrida Oblastı" ku­ruldu. Yeni oblâst (vilayet) yedi uyezd (kaza)'den oluşmaktaydı: Akmescit (Simferopol), Gözleve-Kezlev (Yevpatoriya), Ör (Perekop), Eskikınm (Levkopol), Melitopol, Fanagoriya ve Dnyeprovsk. Kırım’ın yeni sınırları Kırım ve Kırım Tatar Türkleri ile pek az etnik, dinî ve ekonomik münasebeti bulunan ya da hiç bulunmayan toprakları da içermekteydi. Geniş ve çok karmaşık bir idari yapı içerisinde Kırım’ın Türk İslam kimliğinden uzaklaştırılması hedeflenmekteydi. Kırım Tatarları 19.yüzyılın başlarından Çarlık Rusyasının yıkılmasına kadar istisnalar dışında mahalli idareden uzak tutulmaya çalışıldı.

Rusların öncelikli amaçlarından biri bölgenin nüfus dengesini değiştirmek ve yine bununla birlikte bölgedeki Tatar,İslam kültürünün izlerini silerek burayı Ruslaştırmak oldu. İlk çalışmalar yer isimlerinin değiştirilmesiydi. Örneğin yeni vilayetin ismi olarak belirlenen "Tavrida", bölgede Herodotos çağında yaşamış olan antik Tavr halkına izafe edi­liyordu. Gözleve-Kezlev (Mithridates Eupator'a izafeten) "Yevpatoriya"ya çevrilirken, Kefe de ."Feodosiya" (Theodos şehri) oluyordu. XVI. yüzyılda Kırım Tatarları tara­fından kurulmuş olan Akmescit'e dahi Yunanca kökten gelen "Simferopol" adı verildi. Ruslar tarafından eski Tatar köyü Akyar'ın üzerinde yeni kurulan müstahkem liman şehri de eski Yunan tarzında isimlendirildi: Sevastopol, yani muhteşem şehir. Tavrida oblastının armasında Rusya'nın "Yunan (Bizans) İmparatorları" tarafından Hristiyanlığa geçirilmesine izafeten çift başlı kartalı ve Ortodoks ha­çı bulunmaktaydı. Kırım şehir ve kasabalarının daha sonra düzenlenen armaları da onların "Yunan ve Hristiyan geçmişleri"ne işaret edecek şekilde hazırlandı ve bu yerleşim noktalarının Türk ve Müslüman tarihlerine ait en ufak bir işareti dahi taşımamaktaydı. 

Bu dönemde medreseler kapatılarak Kırım aydınları susturuldu. Kırım tarihinin ve kültürünün maddi eserleri imha edildi. Kütüphaneler yakıldı. Çar hükümetinin baskı politikaları ve zulümlerine dayanamayan yüz binlerce Müslüman Tatar  Türkü kendi kültürünü korumak amacıyla vatanını terk edip ‘Ak toprak’ dedikleri Türkiye’ye ve Dobruca’ya doğru göç etmek zorunda kaldılar. Bu yoğun ilk göç hareketinin ardından göçler bir süreliğine yavaşlasa da 19.yüzyılın sonlarına kadar sürdü.

Kırım’ın kültür tarihine vurulan büyük darbelerden biri de 1929 yılında yaşandı. Bolşevikler imha edilmemiş ve geçen yüzyıl içerisinde yazılmış kitaplara el koydular. Bunun bahanesi ise Arap harflerinden Latin alfabesine geçişti.

Rus hakimiyetindeki Kırım Tatarlarının yaşadığı bir diğer facia ise 18 Mayıs 1944 sürgünü oldu. İkinci Dünya Savaşı sonunda  SSCB Devlet Başkanı  Stalin, Kırım Türklerinin  savaş sırasında Almanlarla işbirliği yaptığı gerekçesiyle top yekûn sürgün kararı alacaktı. Emir, 18 Mayıs 1944  gecesi  Kırım Türklerine iletildi. İki saat içerisinde, evlerinden hiçbir eşyayı almaksızın, bulundukları köyün, kasabanın, şehrin meydanında toplanmaları  istenildi. Aynı gece Kırım Türklerinin evlerine zorla giren Kızıl ordu askerleri evleri terk etmelerini emrediyordu. Evini terk etmek istemeyenler zorla götürüldü. Direnenler öldürüldü. 3 gün içerisinde yaklaşık 180 bin Kırım Türk’ü hayvan taşınmasında kullanılan tren vagonlarıyla 151 bini Özbekistan olmak üzere Rusya Federasyonun farklı bölgelerine sürgün edildi. Kırım Türkleri sürgün edildikleri bölgelerde fabrika ve işletmelerin bulunduğu köy ve kasabalara yerleştirildiler. Uzun bir müddet son derece ağır şartlar altında yaşam mücadelesi verdiler. Birkaç yıl içerisinde açlık,susuzluk ve hastalık gibi sebeplerden göç eden nüfusun yarıya yakını hayatını kaybetti.

Kırım Türklerinin sürgün yılları 1987 yılına kadar devam etti. Sovyet hükümetinin katı politikasından vazgeçmesiyle 1987 yılında 2300 kişi, 1988’de 19,300 kişi yurtlarına geri dönebildi. 14 Kasım 1989’da Sovyet hükümetinin vatanlarına dönüş yolunu açan bir deklarasyon yayınması ile göçler hızlandı. 1989 yılında Kırım’daki Türklerin sayısı 28 bine yükseldi. 1990 yılının Mayıs ayına gelindiğinde ise bu sayı 83 bine yükselmişti. Sovyetler Birliğinin dağılması sonrasında Kırım Ukrayna’ya bağlı özerk bir cumhuriyet haline geldi. Kırım’da 1995 yılı sayımına göre Ukraynada 2 milyon 600 bin kişi yaşamaktadır. Nüfusun yüzde Bunun %67’sini Ruslar, %22’sini Ukraynalılar, %10’unu Kırım Türkleri ve %1’ini diğerleri (Karaim, Kırımçak, Rum, Ermeni, Alman, Bulgar, Yahudiler) oluşturmaktadır. Kırım Türklerinin sayısı ise 300 bine ulaşmaktadır.

 

Kaynaklar:

Hakan Kırımlı, Kırım' da Rus Hâkimiyetinin İlk Yüz Yılı

Kemal Özcan Kırım Türklerinin Sürgünü ve Milli Mücadele Hareketi (1944-1990)

Valeriy VOZGRİN Türk. Çev.:  Hakan Kırımlı, Kırım Tatar Kültürünün Yağmalanması 

 

 

 

Yorumlar (0)
24
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?