banner15

Martin Luther King'in hayali neydi ?

28 Ağustos 1963 tarihinde 250 binden fazla siyah ve beyazlardan oluşan kalabalık Washinton'daki Lincoln Anıtının önünde toplanmıştı. Martin Luther King meydanda “Bir hayalim var” diyor ve hayalini Amerikan halkı ile paylaşıyordu.

Martin Luther King'in hayali neydi ?

Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

Amerika Birleşik Devletlerinde köleliğin resmen kaldırılmasından 1960’lı yıllara kadar ki yüz yıllık dönemde siyahlar ile beyazların eşit olmadıkları ve haklarının birbirinden farklı olduğu yasalarla düzenlenmişti. Siyahlar ile beyazların okulları birbirinden ayrıydı, siyahlar beyazların restoranlarına gidemez, aynı otobüste yolculuk etseler dahi yan yana oturamazlardı. Siyahlar için otobüsün arka kısmı ayrılmıştı ön koltuklara üstün beyazlar oturmalıydı.

1 Aralık 1955 tarihinde bu eşitsizliğin kaldırılmasına giden yolu açacak önemli bir gelişme yaşandı. Belediye otobüsünde yolculuk yapan Rosa Paks adındaki siyah Amerikalının yasalar gereği yerini beyaz bir yurttaşa vermemesi ve ardından suçlu bulunarak tutuklanması Amerika’daki en önemli sivil hareketlerden birinin başlamasına neden oldu. Bu sivil hareketi başlatacak olan da Montgomery'deki Baptist Kilisesi'de rahip olarak görev yapan 26 yaşındaki Martin Luther King’di. Martin Luther King otobüs boykotu başlatarak bu kanuna karşı bir direniş başlattı. 382 gün süren bu boykot Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin eyaletler arası otobüslerde ve diğer ulaşım araçlarında ırk ayrımcılığını kanun dışı ilan etmesine kadar devam etti. King ilk başarısını kazanmıştı.

Sivil Direniş

Martin Luther King, Hindistan lideri Mahatma Gandhi’yi kendine örnek almıştı. Şiddete başvurmadan sivil direniş ile siyah beyaz eşitsizliğin kaldırılabileceğine inanıyordu. Otobüs boykotunun getirdiği kazanımla ülkedeki siyahlara ait kiliseleri bir araya getirmek ve yurttaşlık haklarının elde edilmesi amacıyla 1957 yılında Güneyli Hristiyan Liderler Konferansını kurdu. Ülkenin dört bir tarafında ırk ve renk ayrımcılığına karşı konferanslar verdi. Kurduğu birliktelik ile artık siyahların sesi daha gür çıkmaya başladı. Kısa sürede ırk ayrımcı kanunların yürürlükte olduğu güney eyaletlerinde şiddet içermeyen büyük mitingler, gösteriler yapıldı. Bu çabalar Amerikan toplumunda ve medyasında karşılığını da buldu. Gazetelerdeki yazılar, televizyonlardaki programlar ile Martin Luther King’in liderliğindeki hareket ülke gündeminde en üst sıralarda yer aldı.

Washington’a Yürüyüş

1960 yılından itibaren ülkenin en önemli kişilerinden biri olmaya başlayan Martin Luther King, ırk ayrımcılığına karşı olan ve yurttaş haklarını savunan diğer sivil toplum örgütleri ile beraber  “Washington’a yürüyüş”  planladı. Yapılacak olan yürüyüşle siyah vatandaşların istekleri ve şikayetleri dile getirilecek, Washington’da düzenlenecek miting ile de hükümete bildirilecekti. Eşit yurttaşlık talebinde bulunan siyahlar, devlet okullarında eşit eğitim almak, işyerlerinde ırk ayrımının kaldırılması, siyahlara oy hakkının tam olarak sağlanmasını istiyorlardı.

Martin Luther King : Bir Hayalim Var

“Washington’a Yürüyüş” herhangi bir taşkınlığa yol açılmadan tamamlandı. 28 Ağustos 1963 tarihinde 250 binden fazla siyah ve beyazlardan oluşan kalabalık Lincoln Anıtının önünde toplanmıştı. Martin Luther King  “Bir hayalim var” adıyla tarihe geçen nutkunu burada okudu. King hayalini şöyle dile getiriyordu:

Bir hayalim var. Gün gelecek, bu ulus ayağa kalkıp kendi inancını gerçek anlamıyla yaşayacak. "Şunu kendinden menkul bir gerçek kabul ederiz ki, bütün insanlar eşit yaratılmıştır."

Bir hayalim var. Gün gelecek, eski kölelerin evlatlarıyla eski köle sahiplerinin evlatları, Georgia'nın kızıl tepelerinde kardeşlik sofrasına birlikte oturacaklar.

Bir hayalim var. Gün gelecek, Mississippi eyaleti bile, adaletsizliğin ve baskıların sıcağıyla bunalıp çölleşmiş olan o eyalet bile, bir özgürlük ve adalet vahasına dönüşecek.

Bir hayalim var. Gün gelecek, dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar.

Hayali Gerçekleşmeye Başlamıştı..

 
1964 Medeni Haklar Yasasını onaylayan Başkan Johnson ve ardındaki Martin Luther King 

 

Amerikan tarihinin en önemli konuşmalarından birinde ifade edilen bu hayalin bir kısmı yapılan bu mücadelelerin sonucu olarak gerçekleşmeye başladı. 1964 yılında çıkan Yurttaş Hakları Kanunu ve 1965 yılında çıkan Oy Hakkı Kanunu ile siyahlar kanun önünde beyazlarla eşit haklara sahip oldu. Böylece kanun önünde eşitlik sağlanmış oldu.

Şiddet içermeden sivil direniş ile kazanılan başarıların ve yasal olarak elde edilen bu hakların ardından Martin Luther King toplumda siyahlara karşı olan ırk ayrımcılığını ortadan kaldırmak için çabalarını sürdürmeye devam etti. Güney eyaletlerinde başlattığı çalışmaları kuzey eyaletlere yayarak hareketi güçlendirmeye çalıştı. Ancak bu çabaları onu beyaz ırkçıların da hedefi haline getirmeye başlamıştı. Wietnam savaşına karşı çıkması ile de tepki toplamaya başlamıştı. Tüm bu gelişmelerin arasında Martin Luther King 1968 Nisan’ın ilk günlerinde temizlik işçilerinin grevini desteklemek için Memphis’e gitti. Burada  4 Nisan 1968’de  kaldığı otelin balkonunda uğradığı silahlı suikast sonucu öldürüldü.

Şiddete başvurmadan eşitlik mücadelesini başarıyla sürdüren ve Nobel Barış ödülüne hak kazanan Martin Luther King öldürülmüştü. Fakat onun öldürülmesi Amerika’daki eşitlik mücadelesini sonlandırmadı. Hareket devam etti. Ölümünden sonra ABD Başkanı Jimmy Carter tarafından "Özgürlük Ödülü Madalyası"na layık görüldü. Her ocak ayının üçüncü pazartesi "Ulusal Martin Luther King Günü" ilan edilerek Amerika’da anılan önemli bir lider olarak tarihe geçti.

 

Güncelleme Tarihi: 15 Mart 2018, 18:14
YORUM EKLE
YORUMLAR
ersin demirci
ersin demirci - 8 yıl Önce

batı medeniyeti.. 'Şunu kendinden menkul bir gerçek kabul ederiz ki, bütün insanlar eşit yaratılmıştır.' hala bu noktaya gelebilmiş değil...

Mya SAR
Mya SAR - 8 yıl Önce

Kursude defalarca I have a dream yani bir hayalim var diyen Martin Luther inancin basariya ulasmak icin sart oldugunu ifade etmek istiyordu. inancsizlik ve umitsizlik insanlari, cemiyetleri, toplumlari kemiren bir hastalik gibidir, onun icin merhum Mehmet akif; “Yeis öyle bir bataktır ki düşersen boğulursun. Azmine sarıl sımsıkı, bak ne olursun! Yaşayanlar hep ümidiyle yaşar..." diyor

banner39

banner36

banner37

banner35