banner39

Mısır, 1919'da da meydanlardaydı

Tutuklamalar ve sürgün kararı Mısır’da olayların fitilini ateşledi. Mısır’ın her yerinde halk Müslim, Gayr-i Müslim, kadın, erkek ayaklandı ve meydanlarda ellerinde ay-yıldızlı bayraklarla toplanarak protesto gösterilerine başladı.

Olaylar 31.07.2013, 04:00 01.08.2013, 02:33
Mısır, 1919'da da meydanlardaydı

Emre Gül/ Tarih Dosyası/ Dünya Bülteni

İngiltere, 20 Ağustos 1882’de Port Said’e asker çıkarmış, 15 Eylül’de Kahire’ye girmişti. Burada sürekli olarak kalmak isteyen İngiliz yönetimi, gerekli tedbirleri almaya başlamış, Mısır ordusuna İngiliz subayların sokulmasıyla başlayan süreçle maliye, içişleri, adliye ve milli eğitim yavaş yavaş kontrol altına alınmıştı. “Böylece Mısır, 1882’den itibaren, hukuki olarak Osmanlı egemenliği altında bulunmakla birlikte, “Kavalalılar Hanedanı” ndan kukla bir Hidiv yönetiminde, aynı zamanda İngiliz işgalinde olan, oldukça karışık statüye sahip bir ülke haline gelmişti. I. Dünya Savaşı’na (1914-18) kadar süren bu statüde ise Mısır’ın Osmanlı İmparatorluğu ile bağlantısı gittikçe zayıflamış ve bir görüntüden ibaret kalarak, ülkenin filli yönetimi tamamıyla İngiltere’nin eline geçmişti.”

 
  
 
  

 

I. Dünya Savaşı’nın başladığı 1914’te Mısır, İngiliz mandasında bir yönetimle idareye başlandı. “Hidivlik” ünvanı kaldırıldı, ülkede sıkıyönetim ilan edildi, meclis yapılanmasına son verilerek savaş boyunca siyasi etkinlikler yasaklandı.  Mısır’ da sıcak savaş olmamasına karşın, hayat pahalılığı, karne sistemi, zorunlu askerlik gibi uygulamalar ve özgürlüklere getirilen sınırlandırmalar halk kitleleri, aydınlar ve bazı siyasiler arasında hoşnutsuzluğa yol açtı. Mısır’ın bağımsız olması yönündeki düşünce ve talepler dile getirilmeye başlandı, savaş sonunda bu yönde bir adım atılacağı beklentisi oluştu.

 

 

 
  

Nitekim 1919 yılına gelindiğinde başkanlığını Mısır’ın yönetiminde bulunmuş devlet adamlarından S’ad Zağlul’un yaptığı Vaft adlı bir kurul, İngiltere’nin Mısır Yüksek Temsilcisi Reginald Wingate müracaat ederek, ülkedeki manda yönetimine son verilmesini ve Londra’da bağımsızlık için görüşmelerin başlatılmasını talep etti. Bu talep derhal reddedilerek Sa’d Zağlul ve kurulun diğer üyeleri Muhammed Mahmud ve Hamid Basil Paşa’lar tutuklandı ve Malta Adası’na sürgüne gönderildi.

 
  
 
  

Bu tutuklamalar ve sürgün kararı Mısır’da olayların fitilini ateşledi. Mısır’ın her yerinde halk Müslim, Gayr-i Müslim, kadın, erkek ayaklandı ve meydanlarda ellerinde ay-yıldızlı bayraklarla toplanarak protesto gösterilerine başladı. “1919 Devrimi” olarak nitelenen olaylar sırasında İngiliz askerlerinin ateş açması sonucu yüzlerce Mısırlı hayatını kaybetti ve yaralandı. Başta Kahire’deki İsmailiye (1919 Devrimi’nden sonra “Tahrir”) Meydanı’nda ve İskenderiye’de olmak üzere diğer şehirlerde galeyana gelen halk demiryollarını, istasyonları, telefon ve telgraf hatlarını tahrip etti.

 
  

Ayaklanmayı bastırmak ve protestoları dindirmek isteyen İngiliz yönetimi Reginald Wingate’yi görevden alarak yerine, 1917 ‘de Kudüs’e bir fatih edasıyla giren İngiliz General Allenby atadı. Gelişen ve yayılan isyanı askeri yöntemlerle bastırmanın güçlüğü karşısında uzlaşma yolu arayan General Allenby, Zağlul ve arkadaşlarını serbest bıraktı. Paris Barış Konferası’na Mısır’ın bağımsızlığı ve haklarının verileceği düşüncesiyle giden Sa’d Zağlul, belirgin bir başarı kazanamamakla beraber bir ulusal kahraman haline gelerek milliyetçi hareket üzerinde kesin bir hakimiyet kurdu ve “Vaft” Mısır’ın en etkili siyasi gücü haline geldi.

 
  
 
  

Paris Barış Konferansı’ndan “Bağımsızlık” yönünde bir karar çıkmaması ve net bir netice alınamaması sebebiyle Mısır’da huzursuzluk ve karışıklıkların devam etti. Bunun üzerine General Allenby’ in önerisi doğrultusunda İngiliz hükümeti, Lord Milner başkanlığındaki bir komisyonu Mısır’a gönderdi. Bu komisyonun hazırladığı manda yönetimine son verilmesi yönündeki raporun ardından General Allenby, İngiliz çıkarlarını koruyarak Şubat 1922 tarihinde İngiliz askeri gücünün kalması karşılığında Mısır’a görünüşte bir bağımsızlık verilmesi kararını açıkladı.

 
  

Böylece 1919’da Mısır’da milli irade ve bağımsızlık için başlatılan halk ayaklanması görünüşte ve sınırlı da olsa ilk sonucunu vermiş, Halk devriminden üç yıl sonra Mısır manda yönetiminden kurtularak, İngiliz himayesinde yarı bağımsız bir devlet olmuştu. Yaşanan bu deneyim, Mısır’ın bünyesinde milli irade ve tam bağımsızlık için bir arzu ve gücün bulunduğunu göstermişti.

 
  
 
  
 
  
 
  

 

 

“1919 Devrimi’nde büyük rol oynayan partilerden Hizbü’l-Vatani’nin lideri Mustafa Ferid hatıralarında halk ayaklanmasını şöyle anlatmış: “Böyle bir hareket hesapta hiç yoktu. Mısırlıların gösterdikleri dayanışma ve ittifak da hiç kimsenin hayal edebildiği bir şey değildi. Özellikle kadınların mitinglere katılmaları, Kıptilerin papazlarının Ezher'de Müslüman ulemayı ziyaret edecek derecede Müslümanlarla anlaşmaları, Şeyh Muhammed Bahit'in de bizzat Kıpti Patriği'ni ziyaret etmesi, halkın bu kaynaşma münasebetiyle Hilal önündeki yıldız yerine Haç koydukları yeni bayraklar yapmaları gerçekten de beklenen hadiseler değildi.” Demişti.

 

 

 

 

 
  

 

 

 

Kaynaklar:

Rifat Uçarol, Siyasi Tarih, İstanbul, 2008.

Mısır İslam Araştırmaları Komisyonu, İslam Tarihi, c.2, İstanbul, 2010.

 

 

 

 

banner53
Yorumlar (1)
mehmed akdoğan 8 yıl önce
ınsanlığın baş duşmanı nasıl şeytan sa ingilizler ıslamın ebedi ve baş duşmanıdır dunyadaki kargaşaların baş sorumlularına bakın hep ıngiz çıkacak hatta israili bile onlar kurdu
22
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?