banner39

NATO nasıl kuruldu ? Türkiye neden üye oldu ?

Batı Avrupa’nın liberal demokratik rejimlerine tamamen zıt olan komünist ideolojinin Sovyetler tarafından Avrupa’da yaygınlaştırma çabaları Batı Avrupa ülkelerini harekete geçirdi. II.Dünya savaşı sonrası yeni bir savaş başlıyordu: İdeolojiler savaşı

Olaylar 08.04.2012, 21:51 16.03.2018, 20:19
NATO nasıl kuruldu ?  Türkiye neden üye oldu ?

 Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

II.Dünya savaşında faşist rejimlere karşı beraber mücadele eden demokratik cephe ile Sovyetler Birliği arasındaki ilişkiler savaşın sonunda yerini büyük gerginliklere bıraktı. Sovyetler Birliğinin Avrupa coğrafyasında işgal ettiği yerlerden çekilmemesi aksine komünist rejimi Avrupa’da yaygınlaştırmaya çalışarak kendine bağlı uydu devletler oluşturma çabaları soğuk savaş denen dönemi başlattı. Sonraki dönemlerde Doğu Bloğu ve Batı Bloğu şeklinde bölünecek olan dünya siyasetinde ilk bölünmeler savaşın hemen sonunda Avrupa coğrafyasında yaşandı. 

Batı Avrupa’nın demokratik liberal rejimlerine tamamen zıt olan komünist ideolojinin Sovyetler tarafından Avrupa’da yaygınlaştırma çabaları Batı Avrupa ülkelerini harekete geçirdi. II.Dünya savaşı sonrası yeni bir savaş başlıyordu. İdeolojiler savaşı. Batı Avrupa ülkeleri demokrasi, insan hakları gibi tarihi süreç içerisinde kendi coğrafyasında oluşturduğu değerleri koruma yönünde yeni bir mücadeleye giriyordu. 

Sovyetler Birliğinin Avrupa coğrafyasına yayılma çabasına ve özellikle Çekoslavakya’da gerçekleştirdiği darbe üzerine 1948 martında İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg arasında Bürüksel Antlaşması imzalandı. Bir savunma birliğinin yanı sıra, iktisadi ve kültürel işbirliğini öngören bu antlaşma, Sovyet İdeolojisi karşısında Atlantik Medeniyeti kavramını ortaya koyuyordu. Ancak bu ülkelerin bir araya gelerek oluşturdukları bu birlik Sovyetler Birliğinin faaliyetlerine karşı duracak yeterli güce sahip değildi. Çünkü İngiltere hariç diğer devletlerin hepsi Sovyet işgaline uğramış ve büyük bir yıkım yaşamışlardı. İngiltere her ne kadar işgal görmemiş olsa da diğerlerinden pek bir farkı yoktu ekonomik anlamda çökmüştü. Kısacası bu birliği destekleyecek onu koruyacak büyük bir ekonomik ve askeri güce ihtiyaç vardı. Bu büyük ekonomik ve askeri güç ise Amerika Birleşik Devletlerinden başkası değildi. 

Amerika Birleşik Devletleri’nde ise bu tarihlerde önemli bir politik değişim yaşanmaktaydı. Avrupa’nın sorunlarından uzak durma siyaseti olan Monroe Doktrini terk edilmeye başlanmıştı. ABD başkanı Roosevelt’in ölümü ile yerine geçen Henry Truman Sovyetler Birliğine karşı sert tedbirler alınmasından yanaydı. Sovyetlerin başta Avrupa olmak üzere Ortadoğu’da yayılmacı bir siyaset izlemeye başlaması ABD’de yeni bir politikayı ortaya çıkardı. Truman doktrini olarak tarihe geçen bu politika ile Yunanistan’daki ve Türkiye’deki rejimi Sovyetlere karşı korumak için 400 milyon dolarlık bir yardım yapılacaktı. Böylece Sovyetlerin bu ülkeler üzerindeki baskıları sona erdirilecekti. Yine bunun haricinde savaştan yorgun çıkan Batı Avrupa ülkeleri için tarihe Marshall planı olarak geçen ekonomik yardım paketi hazırlandı. Marshall yardımları ile bu ülkeler ekonomik olarak kalkındırılacak ve Sovyetlerden yani onun ideolojisinden uzak tutulacaktı. 

 

ABD Dışişleri Bakanı Acheson antlaşmayı imzalarken

Arkasında ABD Devlet Başkanı Henry Truman

 

Brüksel antlaşması ile kendi aralarında birlik kuran Avrupa devletleri ABD’nin Avrupa’da üstlendiği bu rolü askeri bir birliktelik ile kalıcı hale getirmesi fikrindeydiler. Hem Avrupa ülkelerinin hem de ABD’nin politikalarının örtüştüğü bu şartlarda 1948 yılında Washington’da görüşmeler başladı. 4 Nisan 1948 tarihinde Washington antlaşması olarak da ifade edilen NATO (North Atlantic Treaty Organization) antlaşması Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa, İzlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, İngiltere ve A.B.D. tarafından imzalandı. Bu antlaşma ile Avrupa coğrafyası Sovyetler Birliğine karşı ABD’nin liderliğinde birleşmiş oldu. Antlaşmaya göre NATO ülkelerine yönelik herhangi bir saldırıya karşı NATO ülkeleri beraber hareket edecek, saldırıya karşı beraber mücadele edeceklerdi. Siyasi ve askeri bir birlik olan NATO’nun kuruluş amacını A.B.D. Dışişleri Bakanı Acheson, 4 nisan günü yaptığı konuşmada şöyle ifade ediyordu : "Antlaşmanın gerekçesi burada temsil edilen milletler topluluğunun inanç, fikir ve menfaat birliğidir. Hedefi, ortak bir iktidara ulaşmak değildir. Bütün vasıtalara başvurarak, korumak ve sürdürmek istedikleri bir yaşama biçiminin gerektirdiği manevi ve ahlaki değerlerin savunulmasıdır". 

Böylece Atlantik kıyısındaki ülkeler tarihi süreç içerisinde oluşturdukları liberal demokratik ilkeler çerçevesindeki Avrupa medeniyetini komünist ideolojiye karşı korumak için birleştiler. 

II.Dünya savaşı sonrasındaki bu bloklaşmada Türkiye Batı Bloğu içerisinde kendine yer bulmaya çalıştı. Sovyetler Birliği’nin Kars, Ardahan ve Boğazlar üzerinde hak iddia etmesi ve bu yönde Türkiye’den talepte bulunması, Türkiye’yi ABD ve Batı Avrupa ülkelerine yaklaştırdı. Savaş sonunda başlayan yakınlaşma Truman doktrini ve  Marshall planı ile devam etti. Ancak bunlar yeterli değildi. Türkiye Sovyet tehdidinden tam anlamıyla kurtulmak için NATO içerisinde yer almak istiyordu. Böylece Türkiye’nin sınırları toprak bütünlüğü NATO çerçevesinde güvenlik altına alınacaktı. Türkiye Atlantik ülkelerinin yanında olduğunu göstermek için Kore savaşına bir tugay asker gönderdi. Bu çabanın da bir sonucu olarak Türkiye 1952 yılında birliğe resmen üye oldu. 

Kaynaklar:

Yusuf Sarınay-Türkiye'nin Batı ittifakına yönelişi ve Nato'ya girişi (1939-1952)

Mehmet Gönlübol- Olaylarla Türk dış politikası 

 

banner53
Yorumlar (1)
Onur mert duman duman 3 yıl önce
Güzel
10
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?
Günün Karikatürü Tümü