banner15

Ortadoğu haritasını çizen Sir Mark Sykes'ın bölgedeki faaliyetleri‏

Sykes seyahatlerinde bölgedeki aşiret reisleri ile görüşmüş onların Osmanlı devletine yönelik tutumlarını, birbirleri ile olan ilişkilerini tespit etmeye çalışmıştı.

Ortadoğu haritasını çizen Sir Mark Sykes'ın bölgedeki faaliyetleri‏

Dünya Bülteni / Tarih Dosyası 

Tarih boyunca güç mücadelesinin önemli merkezlerinden biri olan Ortadoğu’nun günümüz haritası I.Dünya savaşının galipleri İngiltere ve Fransa tarafından çizildi. Bölge Hindistan yolunu açtığından ve diğer sömürgelere giden ulaşım hatlarının güvenliği açısından  İngilizler için hayati derecede önemliydi. Bu amaçla İngiltere 19.yyın son çeyreğinde Akdeniz’de  Malta,Kıbrıs,Mısır’da Süveyş kanalı ve Aden körfezini kontrol altına aldı. Mısır’ın ardından Sudan’ı da işgale den İngiltere kısa bir sürede İskenderiye’den Güney Afrika’ya kadar uzanan bir şerit halinde  büyük bir sömürge imparatorluğu haline geldi.

Ortadoğu’nun paylaşımı Sykes-Picot gizli antlaşması

Bölgenin sınırlarının yeniden çizilmesine imkan sağlayan gelişme ise Osmanlı devletinin 19.yydaki güç kaybı ve nihayetinde I.Dünya savaşı sonrası bölge topraklarını kaybetmesi oldu. İngilizlerin Osmanlı egemenliğindeki Ortadoğu topraklarına yönelik sonuç alıcı en önemli faaliyeti ise Mekke Şerifi Hüseyin ile kurdukları irtibat oldu. Mekke Şerifi Hüseyin ve bölgedeki Arap aşiretlerini Osmanlıya karşı isyan etmeye teşvik eden İngilizler bunda başarılı oldular. Kendisine Arap yarımadası, Suriye ve Irak’ı da içine alan bir Arap krallığı vadeden İngilizlere kanan Şerif Hüseyin ve bazı Arap kabileleri 1916 yılında Osmanlı devletine isyan ettiler ve İngilizlerin tarafına geçtiler.

Savaşın sürdüğü günlerde İngiltere ve Fransa arasında gizli bir şekilde Ortadoğu paylaşım planları yapılmaktaydı. İngiltere’yi Sykes,Fransa’yı da Picot’un temsil ettiği görüşmeler sonucunda Osmanlıya ait topraklar bölüşüldü ve Ortadoğu’nun savaş sonrası haritası çizildi. Bu anlaşmaya göre;  “Suriye’nin kıyı bölgesiyle Adana ve Mersin Fransa’ya veriliyordu. Basra ve Bağdat vilâyetleriyle Hayfa ve Akkâ limanları İngiltere’ye bırakılıyor, Dicle ve Fırat sularının etki bölgelerinde ortak kullanımı garanti ediliyordu. İskenderun serbest liman ve Filistin uluslararası bölge oluyordu. Arabistan toprakları, Akkâ-Kerkük çizgisiyle ikiye bölünerek kuzey kısmı Fransız, güney kısmı İngiliz nüfuzuna bırakılıyordu. Musul vilâyetini içine alan Fransız nüfuz alanı İran sınırına kadar uzanıyordu. İngiltere’nin etki alanı ise Filistin’den Mezopotamya’ya kadar geniş bir bölgeyi kapsıyordu. İngiltere ve Fransa kendi nüfuz bölgelerinde Arap devletleri kurmayı ve bunları korumayı taahhüt ediyordu. Bitlis, Erzurum, Trabzon ve Van’ı kapsayan bölgeler ise Rusya’ya bırakılıyordu.”

Sir Mark Sykes’ın  Ortadoğu’daki faaliyetleri

Sykes-Picot antlaşması aslında yüz yıldan fazla bir süredir İngiltere ve Fransa’nın Ortadoğu’daki faaliyetlerinin bir zaferiydi. Bu zaferde hiç kuşkusuz bölge ile ilgili elde edilen bilgiler ve bölgedeki istihbarat görevlilerin çalışmalarıydı. Sömürgeciliğin gelişimine paralel olarak İngiltere ve Fransa hakimiyet sağlamak istedikleri bölgelerin yerel halklarını tanımak ve bunlarla irtibat kurmak, zayıf ve güçlü yönlerini, çıkar ilişkilerini  tespit etmek  ve bölgenin zenginlikleri hakkında bilgi toplamak amacıyla çok sayıda görevliler göndermekteydi. Bunlar kimi zaman gönüllü öğretmen, doktor olarak kimi zaman din adamı kimi zaman ise seyyah olarak bölgede görev yaptılar.

Ortadoğu’nun paylaşım haritası olarak bilinen Sykes-Picot antlaşmasını İngiltere’yi temsilen hazırlayan Sir Mark Sykes da bunlardan biriydi. 1789 Londra doğumlu olan Sykes iyi bir eğitimin ardından asker,diplomat ve parlamento üyeliği gibi çeşitli görevlerde bulundu. 1907 yılında İngiltere’nin İstanbul Büyükelçiliğinde görev alan Sykes bu tarihten itibaren başta Anadolu olmak üzere Arap topraklarında bir dizi seyahatte bulundu. Şam,Van,Halep ve çevresi,Tiflis,Hama,Anadolu içleri,Mısır ve Irak seyahatleri başlıcalarıydı. Sykes yapmış olduğu seyahatleri Beş Türk Vilayetinde, Darü´l İslam,Halifenin Son Mirası adıyla yayımladı. Mark Sykes’ın kitapları dışında en ayrıntılı çalışması ise 1908  tarihinde  yayınlanan  “The  Kurdish  Tribes of The Ottoman Empire” adlı   makaleydi.

Sykes bu çalışmasında Anadolu, Irak ve kısmen İran coğrafyasında yaşayan Kürt aşiretlerinin tek tek isimlerini, nerde yaşadıklarını, kuvvetlerini, silah durumlarını, yaşam şekillerini  ayrıntılı olarak  ortaya koymuştu. Çalışmasının hemen baş kısmında yer  verdiği  bir  harita  üzerinde  bu  aşiretlerin  dağılımlarını  da  gösteren  Sykes,  bu haritada  vermiş olduğu  aşiretleri yerleşik,  göçebe ve yarı göçebe  olarak tasnif etmişti.  Sykes seyahatlerinde bölgedeki aşiret reisleri ile görüşmüş onların Osmanlı devletine yönelik tutumlarını, birbirleri ile olan ilişkilerini tespit etmeye çalışmıştı.  

Sykes’ın bölgedeki çalışmaları bunlarla sınırlı değildi. I.Dünya savaşı sürecinde de İngiliz hükümeti kendisine önemli görevler verdi. Savaş süresince Sofya,Çanakkale,Mısır,Aden ve Mezopotamya’da çeşitli kademelerde istihbarat amaçlı faaliyette bulundu. Görevi sırasında ismi geçen yerleşim yerlerinde gözlemlerde bulunan Sykes’ın amacı yalnızca bölge insanı hakkında bilgi edinmek değildi. Esas amacı bölge üzerinde İngiliz hakimiyetini gerçekleştirmenin yollarını aramaktı.

1916’da Ortadoğu işleri için Savaş Bakanlığı’nda (War Office) çalışmaya başlayan  Sykes,  Temmuz 1916’da Savunma Bakanlığı Sekreterliğinde Ortadoğu uzmanlığı görevine, Aralık 1916’da Savaş Bakanlığı sekreterliğine ve ardından da Dışişleri Bakanlığı’nda (Foreign Office) Arap ve  Filistin işlerinden sorumlu sekreterliğe atandı. 

Sykes: Türkler tercih edilmeli

Sykes 1915 yılında Fransızlarla Ortadoğu üzerine görüşmeler yapmak üzere görevlendirildi. Bu onun en önemli görevlerinden biriydi. 1916 yılında tarihe Sykes-Picot antlaşması olarak geçen Ortadoğu’nun paylaşım haritasını Picot ile birlikte hazırladı.  

Sykes İngiltere’nin savaş sonrası iyi bir strateji izlemesi halinde Ortadoğu’da kalıcı olabileceğini ve  bunun da dünya hakimiyetine giden yolu açacağını savunmaktaydı. 10 yıldan uzun bir süre bölgede faaliyetlerde bulunan Sykes Türkler,Araplar,Kürtler başta olmak üzere bölge halklarını iyi bir şekilde tanımıştı. Ona göre savaş sonrasında oluşacak yeni düzende Araplara etkin görevler verilmemeliydi. Sykes bağımsız bir Arap devletine karşıydı. Bölgede Türkler ve Araplar arasında bir tercih durumunda Türklerin tercih edilmesi gerektiğini savunuyordu.   

 

 Kaynaklar:

Cevdet Küçük, “Sykes-Picot”

Serdar Sakin‐ Cengiz Kartın; İngiliz seyyahlar Maunsell, Harris ve Sykes’ın  gözlemlerinde  İran,  Irak ve Türkiye

 

 

Güncelleme Tarihi: 19 Mart 2018, 20:08
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48