Osmanlı idari sisteminde eyaletler

Cebel-i Lübnan’da oluşturulan özerk yönetim Osmanlı devleti için oldukça ürkütücüydü. Bölgede mülki,adli,mali ve güvenlik konularında adeta bağımsız bir yönetim kurulmaktaydı. Ayrıca büyük devletler özerk statünün bütün balkanlarda uygulanmasını istiyorlardı. Osmanlı yöneticileri acil bir reform yapılmaması halinde dış müdahalelerin artacağının farkındaydılar.

Osmanlı idari sisteminde eyaletler

Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

600 yıldan uzun bir süre 3 kıtada hakimiyet kurmuş olan Osmanlı devletinin idare sistemi klasik dönemden modern döneme önemli değişiklikler gösterdi.  Osmanlı devletinde idare merkez teşkilatı ve taşra olmak üzere ikiye ayrılırdı. Merkez teşkilatının dışındaki bölgelere taşra denirdi. Taşra teşkilâtı köy, nahiye, kaza, sancak ve eyalet olmak üzere idarî olarak birimlere ayrılmıştı. Taşra teşkilatının temeli sancaklardı, sancakların birleşmesinden beylerbeylik (eyalet)  denilen büyük idarî birimler meydana gelmekteydi.

Osmanlı devletinde ülke topraklarının büyük bir kısmı doğrudan doğruya padişahın otoritesi altında bulunmaktaydı. Salyanesiz eyalet (yıllık verginin alınmadığı )  adı verilen bu topraklarda tımar sistemi adı verilen toprak sistemi uygulanmaktaydı. Devletin gelirleri, bir takım görevler karşılığı, idarecilere ve sipahilere tahsis edilmekteydi. Bu eyaletlerin çoğunluğu Anadolu ve Rumeli’de bulunmaktaydı.

Bu eyaletlerin haricinde, Anadolu ve Rumeli eyaletlerinden daha bağımsız; Mısır, Bağdat, Yemen, Basra, Lahsa, Habeş, Cezâyir, Tunus, Trablusgarb gibi eyaletler bulunmaktaydı. Bunlara salyâneli yani yıllıklı eyaletler denilmekteydi. Buralarda Osmanlı beylerbeyi idaresi altında askerî, malî ve adlî sahalarda değişik bir tatbikat vardı. Bölgenin beylerbeyi, yani valisi, eyaletin idarî ve askerî harcamalarını gerçekleştirdikten sonra salyâne yani yıllık adı altında devlet merkezine belli miktarda vergi göndermekle yükümlüydü. Salyaneli ve salyanesiz eyaletlerin dışında bir de özel yönetimi olan eyaletler vardı ki bunlar içişlerinde serbest bununla birlikte devlete  bağlı olan eyaletlerdi.

Eyaletin mülki, mali ve askeri idaresinden sorumlu olan beylerbeyi, padişahın otoritesini temsil eden en yüksek yöneticiydi. Padişah tarafından atanan beylerbeyi, eyaleti Paşa Sancağı adı verilen merkez sancaktan yönetirdi. Beylerbeyi, emri altındaki görevlilerle birlikte merkezdeki Dîvân-ı hümâyûn'un küçük bir benzeri olan Beylerbeyi Dîvânı ile eyaleti yönetmekteydi. Eyaletin her bir sancağına ise devlet merkezinden sancak beyi tayin edilirdi.

Osmanlı devletinin klasik dönemdeki bir taraftan  merkeziyetçiliğin bir taraftan da adem-i merkeziyetçi ( yerinden yönetim )  unsurların bulunduğu bu idari teşkilatlanması  16. yüzyıldan itibaren ciddi manada bozulmaya başladı. Tımar sisteminin bozulmasıyla iltizam sistemi yaygınlaştı. Bu durum taşrada hükümdarın otoritesinin dışında otoritelerin oluşmasına sebep oldu. Eyalet askeri sisteminin zayıflamasıyla birlikte valiler de kendi askeri güvenlik birimlerini kurmaya başladılar. Bu durum valilerin giderek merkezden bağımsız bir şekilde hareket etmelerini berberinde getirdi. Böylece merkezi yönetimin eyaletler üzerindeki otoritesi zayıfladı.

II.Mahmut dönemine gelindiğinde merkezi yönetimi tekrar  güçlendirmek amacıyla bir dizi reforma girişildi. Taşrada güçlenmiş bulunan ayanlarla anlaşma yoluna giden II.Mahmud taşra idaresinde çeşitli düzenlemeler yaptı. Yeni eyaletler kuruldu. Buralara yeni kurulan ordunun ( Yeniçeri ordusunu kaldıran II.Mahmud Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir ordu kurmuştu )  üst rütbeli subayları müşir olarak atandı. Eyaletlerin mülki, askeri ve mali işleri müşirlerin yetkisinde birleştirildi. Böylece valilerin, merkezin emirlerine tamamıyla uymaları sağlandı. Ancak yine de istenen neticeler alınamadı.

Taşra teşkilatındaki en önemli değişiklikler 1839 Tanzimat Fermanından sonrası gerçekleşti. Taşra teşkilatındaki düzensizlikleri gidermek için büyük çabalar sarf edildi. Köklü bir değişiklik ihtiyacının olduğu açıktı. Bu amaçla  1864 ve 1871 yılında yeni vilayet nizamnameleri çıkarıldı ve idari teşkilatlanma tümüyle yeniden düzenlendi.  

Osmanlı devletini kapsamlı bir vilayet reformu yapmaya iten sebeplerden biri 1860 yılında Lübnan’da çıkan karışıklıklar ve yabancı devletlerin müdahalesi ile bölgenin idari teşkilatlanmasının değişmesi oldu.  Osmanlı devleti bölgede düzeni sağlamak amacıyla Lübnan’a farklı bir özerk statü vermek zorda kaldı. Statüye göre Cebel-i Lübnan, başkentten tayin edilecek Hristiyan bir mutasarrıf tarafından yönetilecek ve bu mutasarrıfın başkanlığında Lübnan’daki cemaatlerin temsilcilerinden oluşan bir meclis görev yapacaktı.

Cebel-i Lübnan’da oluşturulan özerk yönetim Osmanlı devleti için oldukça ürkütücüydü. Bölgede mülki,adli,mali ve güvenlik konularında adeta bağımsız bir yönetim kurulmaktaydı. Ayrıca büyük devletler özerk statünün bütün balkanlarda uygulanmasını istiyorlardı. Osmanlı yöneticileri acil bir reform yapılmaması halinde dış müdahalelerin artacağının farkındaydılar.

Bunun üzerine 1864 yılında önemli bir düzenlemeye gidildi Vilayet Nizamnamesi çıkarıldı. Ancak çıkarılan nizamname ülkenin her tarafında uygulanmadı.  Rusçuk,Vidin ve Niş eyaletleri Tuna vilayeti adı altında birleştirildi. Çıkarılan nizamname öncelikle burada uygulandı. İlk olarak Tuna vilayetinde uygulanan yeni teşkilatlanma sonrasında Lübnan ve ardından da Balkanlarda yürürlüğe girdi. 1867 yılında ise tüm Osmanlı topraklarında uygulanmaya çalışıldı. Böylece taşra teşkilatlanmasında eyalet sistemi kaldırılarak Fransa’dan örnek alınan vilayet usulüne geçildi. Yeni düzenleme büyük ölçüde Fransa taşra idare sisteminden örnek alınarak hazırlanmıştı. Fransız sisteminin örnek alınmasının sebebi Fransa’nın idari sisteminin merkeziyetçi bir yapıda olmasıydı.

Yeni teşkilatlanmaya göre idari birimler büyükten küçüğe vilayet,sancak,kaza ve nahiye olarak belirlenmişti. Vali vilayetin,Mutasarrıf sancak veya livanın, Kaymakam kazaların, muhtarlar ise nahiyelerin başında bulunuyordu. Ayrıca vilayetlerde Umumi Vilayet Meclisleri kuruldu. Bu meclisler sancaktan seçilen ikisi Müslüman ikisi gayrimüslim üyeden oluşacak ve valinin başkanlığında toplanacaktı. 1864 yılındaki bu vilayet düzenlemesi daha sonra 1871 yılında yeniden güncellendi.

Osmanlı devletinde idari teşkilatlanmada son düzenlemeler ise II.Abdülhamid döneminde gerçekleştirildi. Vilayetler, merkeze bağlı müstakil sancaklar ve imtiyazlı eyaletler olarak 3 kısma ayrıldı. Valiler ve memurlar sıkı bir merkezi denetime bağlandı. Vilayetlerin dahiliye nezaretiyle olan bağlarının dışında sarayla da muhabere hattı kurularak yüksek derecede merkezileştirildi.

 

Güncelleme Tarihi: 19 Mart 2018, 15:05
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35