Osmanlı'da bir kalem savaşı: 'Mesele-i Mebhusetü Anha'

Tanzimat’ın ilanıyla birlikte, diğer alanlarda olduğu gibi dil ve edebiyatta da yenileşme hareketleri başlamıştır.

Osmanlı'da bir kalem savaşı: 'Mesele-i Mebhusetü Anha'

Dünya Bülten / Tarih Dosyası

  

Tanzimat’ın ilanıyla birlikte, diğer alanlarda olduğu gibi dil ve edebiyatta da yenileşme hareketleri başlamıştır. Daha çok fikir adamları tarafından dile getirilen bu yenileşme hareketleri, aynı zamanda bir takım tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Bu minvalde ortaya çıkan ilk ciddi tartışma, "Tasvir-i Efkârla "Ruznâme-i Ceride-i Havadis" gazetelerinde Şinasi ile Mehmet Sait Efendi arasında yaşanan tartışmadır. Dil meselesiyle alakalı olarak ortaya çıkan bu tartışma, başkalarının da katılımıyla büyümüş ve kısa zamanda bir edebiyat davasına dönüşerek, “Mesele-i mebhusetü anha” adıyla edebiyat tarihlerine geçmiştir. Tarihimizde, tenkit çığırını açmış olması bakımından önem arzeden bu tartışma, dört ay kadar sürmüş ve bu süre sonunda hitam(son) bulmuştur.

Osmanlı devlet adamlarından olan ve daha çok Küçük Said olarak bilinen Mehmet Sait Bey, dönemin gazetelerinden biri olan, Ceride-i Havadis’te yazılar yazmaktadır. Bu gazete 10 Mayıs 1864 tarihinde Ruzname-i Ceride-i Havadis adıyla yeniden yayın hayatına girince, Sait Bey burada da imzasız yazılar yazmaya başlar. Öyleki, bu yazılardan sonra haklı bir şöhret elde eder ve bu faaliyetleri, sadrazam olduktan sonra, gazeteci sadrazam olarak tanınmasına sebebiyet verir. Bir süre sonra, Mehmet Sait Bey’in gazetede kaleme aldığı yazılarından biri, Türk basın tarihinde ilk kalem savaşlarından birini başlatır.

              

                                        Tasviri Efkâr                                                       Ceride-i Havadis

Batı kültürünü yerinde tanımış, Batı düşünce sistemini iyi kavramış ve Tanzimat döneminin önde gelen fikir adamlarından biri olan İbrahim Şinasi, o dönemde çıkardığı ilk özel Türk gazetesi olan Tasvir-i Efkar’da yazılar yazmaktadır. Şinasi, siyasi fikirlerinin yanısıra, Tanzimat döneminde çetrefilli bir hal almış olan yazım dilinde de yeni bir üslup arayışı içinde olmuş ve yazı dilini daha sade, daha anlaşılır kılabilmenin mücadelesi içinde olmuştur. Büyük ölçüde, kendini yetiştirmiş olan Mehmet Sait Bey ise, Şinasi’ye göre dilde daha muhafazakardır ve üstün bir üslupla ele aldığı eski deyimleri, tabirleri ustaca bir maharetle kaleme almaktadır. Sait Bey’in 1 Aralık 1864 tarihinde Ruzname-i Ceride-i Havadis’te kaleme aldığı ve dille ilgisi olmayan yazısı kısa süre sonra Şinasi’yi harekete geçirir ve Şinasi, bu yazıya karşılık, “o ifadelerin yazarın kendi uydurmasından veya başkalarını taklitten ortaya çıktığını ifade eden bir yazı kaleme alır. Bunun üzerine, kendisini Şinasi’yle tartışacak kadar yetkin hisseden Sait Bey, Şinasi’ye cevap vermekte gecikmez. İkili arasında başlayan ve “Mesele-i mebhusetü anha” adıyla kamuoyunda yer alan bu tartışma, Tasvir-i Efkar’ın tirajını, o güne kadar hiçbir gazeteye nasip olmamış bir şekilde yükseltmiş ve 20.000 üzerine çıkarmıştır. Tabiki, Sait Bey’e de şöhret kazandırmıştır. Ancak bu şöhret farklı bir isimle gelmiştir. Zira, o sıralarda devlet memurluğu vazifesini icra eden Sait Bey, yazılarını imzasız olarak kaleme almaktadır. Bu yazıların sahibini yakından tanıyan Şinasi ise, bu duruma büyük bir saygı gösterir ve yazılarında muhatabını asla ifşa etmemektedir.

 

                                                                                     

                    Mehmet Said Paşa                                                                    İbrahim Şinasi

Neticede, Mehmet Sait Bey ve Şinasi arasında yaşanan bu dil meselesiyle alakalı tartışma, tarihimizde tenkit çığırını açmış olmanın verdiği önemin yanında, tartışmanın bilimsel ve etik bir anlayışla ele alınması, günümüz yazarlarına bir mesaj niteliği taşımaktadır.

Kaynaklar:

Ahmed Hamdi Tanpınar, XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul, 2010.

Kenan Akyüz, Modern Türk Edebiyatı’nın Ana Çizgileri (1860-1923), İstanbul, 2010.

 

Güncelleme Tarihi: 01 Haziran 2011, 15:30
YORUM EKLE

banner33

banner37