Şapka devrimi bu konuşma ile başlamıştı

“Korkmayınız! Bu gidiş zaruridir!-Reisicumhur hazretleri İnebolu'da her kelimesi ahd ü peyman ile karşılanan irşadkar hitabede bulunmuşlardır.“Sizi şimdiye kadar yanlış yola yürütmedim, bundan sonra da yürütmeyeceğim takip ettiğiniz yol medeni bir millet, müreffeh bir memleket olmaktır.”

Şapka devrimi bu konuşma ile başlamıştı

Emre Gül/ Dünya Bülteni/ Tarih Dosyası

 Türkiye’nin “Batılılaşma”, “Modernleşme” serüveninin bir parçası olan kılık-kıyafet ve şapka devrimi ilk olarak hükümetin, ordu için 1925 yılı ilkbaharında “siper-i şems” adı verilen ve aslında şapkadan başka bir şey olmayan, başlığın giyilmesine dair bir kararı almasıyla gündeme geldi. Şehirlerde bazı memurlara ve gençlere şapka giydirildi. Bazı doktorlara, insanı güneşten koruyan bu başlığın sağlık açısından faydalı olduğu yönünde açıklamalar yaptırılarak kamuoyu üzerinde etkili olmaya çalışıldı. Böyle bir ortamda kılık-kıyafet devriminin ilk adımı atıldı ve Mustafa Kemal Paşa, 23 Ağustos 1925’te Kastamonu’ya gitmek üzere yola çıktı.

 
  

24 Ağustos 1925 tarihli Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi, Kastamonu gezisini okuyucularına bu satırlarla duyurmuştu: “Reisicumhur Hazretlerinin Seyahatleri-Gazi hazretleri halk tarafından bir bayram şenliği ile karşılanmakta ve yollarda kurbanlar kesilmektedir-Reisicumhur hazretleri bu sabah beş buçukta refakatlerinde Rize Mebusu Fuat, Kütahya Mebusu Nuri, Başkâtipleri Tevfik, Yaverleri Rasuhi Muzaffer, Muhafız Kıtaatı Kumandanı İsmail Hakkı, Kalem-i Mahsus Memurlarından Lütfü Beyler olduğu halde dört otomobil ile Çankaya'daki köşklerinden Kastamonu'ya müteveccihen hareket eylemişlerdir.”

 Halkı başı açık olduğu halde elinde bir panama şapkasıyla selamladı. Artık sosyal alanda yapılacak inkılâp ve değişimler başlıyordu. Şapkayı, Türkiye’yi batı uygarlığına yaklaştıracak ve onu medeni kılacak bir vasıta ve yüksek bir amaç olarak gören Mustafa Kemal Paşa, 28 Ağustos 1925’te Türk Ocağında giyim ve şapka hakkındaki “İnebolu Nutku” ile devrimi başlattı.

İşte Mustafa Kemal Paşa’nın “Hanım ve Bey arkadaşlarım!” hitabıyla başlayan İnebolu Nutku:

Artık bugün her şeyi anladığına kani olduğum muhterem vatandaşlar size sula tarzında bazı hitaplarda bulunacağım. Hâkimiyetine sahip olan bu milletin başında bir dakika bile olsun bir sultanı bırakmak caiz olabilir miydi? Bunu sizden soruyorum.

Sevgili kardeşlerim, fikir ve idrak sahibi olduğunu büyük hadisat ile ispat etmiş olan bu millet, Allah’ın gölgesi, peygamberin vekili olduğunu iddia küstahlığında bulunan halife unvanındaki gafillere, cahillere, riyakarlara vatanında, vicdanında yer verebilir miydi? Bunu sizden soruyorum.

Büyük millet cihan aile-i medeniyetinde mevki-i ihtiram sahibi olmağa layık Türk Milleti, evlatlarına vereceği terbiye-i mektep ve medrese namında birbirinden büsbütün başka iki nevi müesseseye taksim etmeğe halen katlanabilir miydi? Terbiye ve tedrisatı tevhid etmedikçe aynı fikirde, aynı zihniyette fertlerden mürekkep bir millet yapmaya imkan aramak abesle iştigal olmaz mıydı?

Efendiler, Türkiye Cumhuriyeti’ni tesis eden Türk halkı medenidir. Tarihte medenidir, hakikatte medenidir. Fakat ben sizin öz kardeşiniz, arkadaşınız, babanız gibi medeniyim diyen Türkiye Cumhuriyeti halkı; fikriyle, zihniyetiyle medeni olduğunu ispat ve izhar etmek mecburiyetindedir. Medeniyim diyen Türkiye Cumhuriyeti halkı aile hayatıyla, yaşayış tarzıyla medeni olduğunu göstermek mecburiyetindedir. Velhasıl medeniyim diyen Türkiye’nin, hakikaten medeni olan halkı başından aşağıya vaz’ı haricisiyle dahi medeni ve mütekamil insanlar olduğunu fiilen göstermeye mecburdurlar…

Bu izahatımı heyet-i aliyenize, heyet-i umumiyeye bir sualle tevcih etmek istiyorum, soruyorum: “Bizim kıyafetimiz milli midir? Bizim kıyafetimiz medeni ve beynelmilel midir?”…Tabirimi mazur görünüz altı kaval üstü şişhane diye ifade olunabilecek bir kıyafet, ne millidir ve ne de beynelmileldir. O halde kıyafetsiz bir millet olur mu arkadaşlar? Böyle tavsif olunmaya razı mısınız arkadaşlar?... “Turan” kıyafetini araştırıp ihya eylemeğe mahal yoktur. Medeni ve beyne'l-milel kıyafet, bizim için, çok cevherli milletimiz için layık bir kıyafettir. Onu iktisa edeceğiz. Ayakta iskarpin veya fotin, bacakta pantolon, yelek, gömlek, kravat, yakalık, ceket ve bittabi bunların mütemmimi olmak üzere başta “siper-i şems-i serpuş”. Bunu açık söylemek isterim. Bu serpuşun ismine “şapka” denir. Redingot gibi, bonjur gibi,smokin gibi, frak gibi…İşte şapkamız diyenler vardır. Onlara diyeyim ki, çok gafilsiniz ve çok cahilsiniz ve onlara sormak isterim: Yunan serpuşu olan fesi giymek caiz olur da şapkayı giymek neden olmaz…

Arkadaşlar suret-i mütehakikada telaffuz ediyorum. Korkmayınız, bu gidiş zaruridir. Bu zaruret bizi yüksek ve mühim bir neticeye isal ediyor. İsterseniz bildireyim ki bu kadar yüksek ve mühim bir neticeye vusul için lazım gelirse, bazı kurbanlar da verelim. Bunun ehemmiyeti yoktur…Medeniyetin coşkun seli karşısında mukavemet beyhudedir. O, gafil ve itaatsizler hakkında çok bi-amandır…”

 
  

30 Ağustos 1925 tarihli Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi, Mustafa Kemal Paşa'nın Türk Ocağı'ndaki konuşmasını: “Korkmayınız! Bu gidiş zaruridir!-Reisicumhur hazretleri İnebolu'da her kelimesi ahd ü peyman ile karşılanan irşadkar hitabede bulunmuşlardır.“Sizi şimdiye kadar yanlış yola yürütmedim, bundan sonra da yürütmeyeceğim takip ettiğiniz yol medeni bir millet, müreffeh bir memleket olmaktır.” Başlıklarıyla veriyordu.

Bir hafta süren gezi programında Taşköprü, Daday, gibi çevre mülhakatı da ziyaret Mustafa Kemal Paşa'nın, İnebolu ve Kastamonu nutukları basın vasıtasıyla Türkiye’nin her tarafına ulaştırılırken, 31 Ağustos’ta Çankırı'da bulunduğu sırada yaptığı “Kıyafetin medeni bir şekle sokulması için kanun lazım değildir. Millet karar verir ve yapar. Biz de medeni kisvenin bütün teferruatını kabul ettik… Bunu memurlar ve mebuslar gereği kadar tatbik ederek halka rehber olmalıdırlar.” Şeklindeki açıklama üzerine, 1 Eylül 1925'te Ankara’ya döndüğünde Müdafaa-i Milliye, Erkan-ı Harbiye, askeri ve mülki erkân, Başvekil İsmet Paşa başta olmak üzere bütün memurlar, mebuslar ve hatta Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi tarafından, şapka ile karşılandı.

 
  

1 Eylül 1925-Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi-Reisicumhur hazretleri avdet buyuruyorlar-Dörde doğru şehrimize teşrifleri beklenmektedir.-Kastamonu havalisinde, yeni bir fikir, yeni bir ruh telkin ederek pek mühim bir seyahatte bulunan ve bütün halkı bir kere daha kendilerine en sıkı bağlar ile bağlayan Mübeccel Reisicumhurumuzun bugün öğleden sonra şehrimize avdet buyurmaları beklenmektedir… Büyük Millet Meclisi Katib-i Umumiliği’nden bildirilmiştir: “Gazi Paşa hazretlerinin istikballeri merasiminde hazır bulunmak üzere, Ankara’da mevcud bilumum Mebusan-ı kiramın Millet Meclisi dairesini teşrifleri rica olunmaktadır.”

Bir gün sonra, 2 Eylül 1925'te, 2413 numaralı bir hükümet kararnamesiyle memurlar için şapka giyimi zorunlu kılındı. Şapka almakta zorluk çeken memurlara ise hükümet, “Şapka avansı” adı altında bir yıl vadeli borç vermeye başladı.

Yapılan bütün bu propaganda faaliyeti ve kararnameye rağmen, devrimin başarılı bir şekilde tatbik edilebilmesi için bir kanun çıkarılması zaruri idi. Türkiye’yi, Batı uygarlığına yaklaştıracak, onu medeni kılacak yüksek bir vasıta ve amaç olan Şapka kullanımının uygulamada zorlayıcı tedbirle sürdürülmesi gerekiyordu. İşte bu amaçla 25 Kasım 1925’te Konya Mebusu Refik (Koraltan) ve 6 arkadaşının imzasıyla Meclis’e bir kanun teklifi sunuldu. Şapkanın medeniyet sembolü olduğunu ifade eden kanun teklifine karşı Bursa Mebusu Nurettin Paşa, bunun Anayasa’ya, özgürlüğe, Cumhuriyet kavramına ve kişisel dokunulmazlığa aykırı olduğunu belirten bir önerge vererek reddini istedi. Neticede önerge kabul edilmeyerek teklif aynen yasalaştı.

Kaynaklar:

Atatürk Araştırma Merkezi, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, c.I-II, Ankara, 2006.

Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, c.II, Ankara, 2006.

Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, Nr: 1508, 1513, 1515, 1516.

Güncelleme Tarihi: 28 Ağustos 2013, 00:43
banner53
YORUM EKLE
YORUMLAR
Aksaraylı
Aksaraylı - 8 yıl Önce

Dinimizi ve hayatımızı adım adım değiştirmek içimize fitne sokmak için yapılan işler hiçte başarısız olmuş sayılmaz,başımızda şapka yok ama elimizde de dinimiz yok istenilen oldu.

banner39