banner15

Sovyet konsolosluğu bir tabur askerle çevrilmişti

Papen'e suikast düzenleyenlerden birinin Sovyetler Birliği'nin İstanbul Başkonsolosluğunda gizlendiği anlaşıldı. Bunun üzerine bir tabur askerle İstanbul’da bulunan Sovyet Başkonsolosluğunun etrafı çevrildi.

Sovyet konsolosluğu bir tabur askerle çevrilmişti

Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

II.Dünya savaşının başlarında tarafsız bir tutum izleyen Türkiye, Almanya’nın üst üste aldığı başarılı sonuçların ardından Almanya olan ilişkilerini artırmış özellikle Almanya’nın Sovyet Rusya’ya savaş ilan etmesi Türkiye’de büyük bir sevinç meydana getirmişti. Türkiye ile Almanya arasında yakınlığın arttığı günlerde Ankara’da 24 Şubat 1942’de önemli bir gelişme oldu. Almanya ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın önemli mimarlarından Almanya’nın Türkiye Büyükelçisi von Papen’e suikast girişimi yaşandı. Papen ve eşi 24 Şubat sabahı evlerinden Alman Büyükelçiliği binasına doğru yürürken yolda bombalı bir suikasta uğradı. Bombanın patlamasından büyükelçi ve eşi yara almadan kurtuldu. Ancak yakınlarından yürüyen iki kişi yaralandı ve patlamanın şiddeti ile civardaki binaların camları kırıldı.

Suikast teşebbüsü Türkiye’de şok etkisi yaptı. Akla ilk gelen Türkiye’nin Almanya ile yakınlaşmasından rahatsız olan Sovyetlerin bu suikast teşebbüsünün arkasında olduğuydu.  Türkiye kamuoyu da olayın duyulmasının ardından Almanya’nın yanında yer almıştı. Suikast teşebbüsünün ardından İçişleri Bakanı Faik Öztrak Dışişleri Bakanı Şükrü Saraçoğlu ve Ankara Valisi Nevzat Tandoğan Alman Büyükelçiliğine geçmiş olsun ziyaretinde bulundular. Buradaki görüşmede Papen devlet yetkililerinden olayın tam anlamıyla aydınlatılmasını istedi.

Yapılan araştırmalar sonucunda, suikastçının bombayı atarken bombanın elinde patladığı ve olay yerinde öldüğü tesbit edildi. Soruşturmanın derinleştirilmesi sonucunda ise Yugoslavya’dan Türkiye’ye gelen ve Türk vatandaşlığına geçmiş Ömer Tokat adında bir kişinin suikastı gerçekleştirdiği belirlendi. Suç ortaklarının ise Abdurrahman Sayman ile Süleyman Sav adlarında iki Türk ile Sovyetler Birliğinin İstanbul Başkonsolosluğunda görevli bulunan iki Sovyet görevlisi Pavlov ve Kornilov olduğu yönünde istihbarat alındı. Sovyet görevlilerinden biri 6 Martta Kayseri’de yakalandı diğerinin ise Sovyetler Birliğinin İstanbul Başkonsolosluğunda gizlendiği anlaşıldı. Bu gelişme üzerine bir tabur asker ve polisle İstanbul’da bulunan Sovyet Başkonsolosluğunun etrafı çevrildi. Sovyet görevlisine 8 Mart sabahına kadar teslim olması için süre verildi. Görevlinin teslim olmaması durumunda tutuklama yapılacağı Başkonsolosa bildirildi. Durumun ciddiyetinin bu noktaya varması üzerine Başkonsolos suikasta karıştığı iddia edilen görevliyi polise teslim etmek zorunda kaldı.

Suikast teşebbüsü Türkiye’de Almanya’ya olan sempatiyi de artırmıştı. Basında Almanya lehine yazılan yazılarda kısa sürede artış görülmeye başlandı. Ulus gazetesi 25 Şubatta suikasta tepkisini şu şekilde dile getirmişti: “Bu haber yayılır yayılmaz bütün Ankara şehrinin kalbi nefretle çapmıştır. Ve hiç şüphesiz bu anda bütün Türkiye halkının kalbi de aynı nefretle çarpıyor… dünkü hadisenin akisleri bir yandan Türk-Alman dostluğuna, öbür yandan Almanya’nın Türkiye’deki büyükelçisine karşı beslediğimiz saygı ve sevginin bir defa daha tezahür etmesine vesile olmuştur.”

Suikast davası 1 Nisanda Ankara’da başladı. Sanıklar için idam cezasının talep edildiği ilk duruşmada Abdurrahman Sayman suçunu itiraf ederek Sovyet ajanları ile ilişki kurduğunu kabul etti. Ancak Sovyet görevliler bunu reddettiler. Almanya’nın etkisi ile mahkeme süreci  olağanüstü şartlarda yürüyordu. Mahkeme heyeti Sovyet görevliler için avukat tutulmasına gerek görmemişti. Sanıklar Türkçe bilmediklerinden dolayı,  savunmalarını tam anlamıyla yapamıyorlardı. Mahkeme heyeti Sovyetler Birliğinden gelerek zanlılara müşavirlik yapmak isteyen bir hukukçunun talebini de reddetmişti. Bu durum mahkemenin sağlıklı bir şekilde yürümesini engelliyordu. Bu şekildeki bir yargılamanın neticesinde 17 Haziranda Pavlov ile Kornilov 25’er yıl Türk vatandaşı sanıklar ise 10’ar yıl hapis cezasına mahkum edildiler. Mahkemenin verdiği bu karar kısa bir süre sonra  temyize götürüldü. Burada karar bozuldu ve tekrar yargıma yapıldı. Yeni yargılama sonucunda ise  Sovyet görevliler 16’şar yıl,Türk vatandaşları ise 10’ar yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu gelişme Sovyetler Birliğinin Türkiye üzerindeki baskısının da artmasına sebep oldu. Sovyetler Birliği, Türkiye’nin Almanya’nın tarafını tuttuğunu, adil bir yargılama yapmadığını iddia ederek Türkiye’yi protesto ediyordu.

1942 yılında Almanya’nın Sovyetlere karşı savaştığı ve Türkiye ile Almanya arasındaki  ilişkilerin sıcak olduğu bir dönemde yapılan bu yargılamanın neticesinde çıkan bu karar 2 yıl sonra ise geçersiz kılınacaktı. Çünkü 1944 yılında Almanların Sovyetler karşısında gerileyip müttefik devletlerin savaşta üstün duruma geçmeleri üzerine hükümet, TBMM’den çıkardığı özel bir af yasası ile hapiste tuttuğu iki Rus görevliyi serbest bıraktı. Bu jest ile Sovyetler Birliği ile olan ilişkiler yumuşatılmak istendi. Ancak Türkiye’nin Sovyetlerle ilişkileri yumuşatmak için attığı bu adımın herhangi bir karşılığı olmadı. Sovyetlerin Türkiye üzerindeki baskısı artarak devam etti.

 

Kaynaklar :  Cemil Koçak,Türkiye’de Milli Şef Dönemi

Necdet Ekinci, Türkiye”de Çok Partili Düzene Geçişte Dış Etkenler

Güncelleme Tarihi: 15 Mart 2018, 18:13
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35