Sultan Abdülhamid'in Aşiret Mektebi

Aşiret Mektebi'nin ders programı 'talebenin hilafet-i İslâmiye ve saltanat-ı Osmaniye'ye olan hürmet ve muhabbetlerini artıracak muhtevada' olacaktı. Mekteb, Osmanlı saltanatına bağlılığı artırmayı hedeflemişti.

Sultan Abdülhamid'in Aşiret Mektebi

 Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

19.yy Osmanlı İmparatorluğunun  en uzun yüzyılı oldu. Osmanlı yöneticileri bir taraftan siyasi, askeri,adli,idari reformlar yaparak devleti  baştan aşağıya yenilenmeye çalışırken bir taraftan da ayrılıkçı hareketlerle mücadele etmekte ve ülkenin farklı bölgelerinde baş gösteren isyanlara karşı tedbirler almaya çalışmaktaydı.

Tüm bu sorunların yanında bir de göçerler sorunu mevcuttu. Göçerler, yaylak ve kışlaklar arasında gelip giderken halkın ekili arazilerine zarar veriyor zaman zaman da yağma ve baskınlar yapıyorlardı. Yerli halkın şikayetlerine ise bir çözüm bulunamıyordu. Bundan da önemlisi konar göçer aşiretler devletin dağılma sürecinde yabancı devletlerin ilgi alanına girmekteydi. İngilizler  Arap aşiretlerini Osmanlıdan uzaklaştırmak için faaliyette bulunmakta ve  Arap şeyleri ile yaptıkları bazı ikili anlaşmalarla yer yer Osmanlı topraklarına el koyamaya başlamışlardı. Doğu Anadolu’da ise aşiretlerin çıkardığı isyanlar sıradan hale gelmişti. 19.yyın son çeyreğine gelindiğinde aşiretlerin iskanı ve eğitimleri Osmanlı devletinin bekası açısından görmezden gelinecek bir konu olmaktan çıkmıştı.  

Aşiretlerin iskanı, eğitimi ve devlete bağlılıklarını artırmak amacıyla Hicaz ve Yemen bölgelerinde valilik yapmış olan Osman Nuri Paşa’nın bir önerisi vardır. Paşa, Sultan II.Abdülhamid’e takdim ettiği layihada,Mekke-i Mükerreme'de bir Dârülhadîs, bir Dârülulum ve bir Dârüssınai açılması gerektiğine işaret etmişti. Dârüluluma alınacak Arap aşiretlerinin çocukları eğitim yoluyla kazanılabilecek, bunlar kaymakamlık, memurluk ve kaza müdürlüğü gibi görevlere tayin edilerek bölgedeki Arap kabileleri, daha rahat bir şekilde denetim altına alınabilecekti. Osman Nuri Paşa'ya göre aşiret reisi ve şeyhlerin çocukları, babalarından sonra şeyh olmak yerine devlet memuru olacaklar böylece devletin buralardaki hâkimiyeti ve tesiri artacaktı.

Bu teklif padişah tarafından da ilgiyle karşılandı ve İstanbul’da bir Aşiret Mektebi kurulmasının hazırlığı başlatıldı. Diğer taraftan da Sultan Abdülhamid Mehmed Nuri Paşa’ya bu konuda ikinci bir layiha hazırlattı. Nuri Paşa hazırladığı lahiyada;  Arap aşiretlerini Osmanlı'dan uzaklaştırmak için yapılan tahriklerin tesirli olmasında en önemli sebebin, aşiretler arasında şiddetle hüküm süren cehalet olduğunu söyleyecek, İstanbul’da açılması düşünülen Aşiret Mektebinin ilerde aşiretler arasında açılacak okullar için öğretmen yetiştirmesini tavsiye edecekti. Farklı aşiret ve kabileler arasından, nüfuz sahibi ailelerin çocuklarından 12–16 yaş arasında olanlar seçilmeliydi. Öğrenciler yatılı okuyacaklar, ders yılı sonunda isteyenler memleketlerine gönderilecekti. Böylece İstanbul’da padişahtan gördükleri ilgiyi ihsanı anlatması ve okulda kazandıkları terbiyenin aşiret ve kabileler arasında yayılması sağlanacaktı.

Talebeler tarih derslerinde Endülüs devletinin kuruluş ve yıkılma sebeplerini, Osmanlı padişahlarının adaleti, başarıları, Mısır’ın Osmanlı idaresine girmeden önceki hali ve daha sonra gösterdiği gelişme,Osmanlı devletinin uluslar arası arenada nasıl saygın ve büyük bir devlet olduğu öğretilmeliydi.Türkçe öğrenimine ve beş vakit namazın cemaatle kılınmasına dikkat edilmeliydi. Aşiret Mektebi'nin ders programı 'talebenin hilafet-i İslâmiye ve saltanat-ı Osmaniye'ye olan hürmet ve muhabbetlerini artıracak muhtevada' olacaktı. Kısaca mekteb, Osmanlı saltanatına bağlılığı artırmayı hedeflemişti.

Mektebe talebe seçimi için özel memurlar görevlendirildi. Padişahın bu ihsanı aşiretlere anlatıldı. Ve görevli memurlar Osmanlı coğrafyasındaki muhtelif bölgelerden talebeler seçerek İstanbul’a döndü.

Aşiret Mektebi, Kabataş'ta Ömer Avni Efendi Mahallesi Taşmerdiven sokakta 1892 yılında eğitime başladı. Padişahın Aşiret Mektebi ile yakından ilgilendiği ve talebelerine selâm gönderdiği gazetelerle ilân edildi.

Aşiret mektebi beş yıllık bir programla eğitime başladı daha sonra ise dört yıla indirildi.Henüz ilkokul seviyesinde olan ve hiçbir eğitim almamış çocuklar için uygulanan program ağırdı.  Yeni şubelerle okulun yaygınlaştırılması hedefleniyordu ancak uygulamada yaşanan aksaklıklar sebebiyle bundan vazgeçildi ve Aşiret Mektebi programı yeniden düzenlenerek Mekteb-i Harbiye ve Mekteb-i Mülkiye için hazırlık okulu hâline getirildi.

Arap aşiretleri için açılan okula Kürt aşiret reisleri de büyük ilgi gösterdiler. Aracılar koyarak kendi çocuklarının da burada eğitim almasını istediler. Bu istekler Sultan Abdülhamid tarafından geri çevrilmedi. Hamidiye Alaylarında yer alan Kürt aşiret reislerinin çocuklarına da belli bir kontenjan ayrıldı ve bunlarda Aşiret mektebine alındı. Kürt aşiret reislerinin çocuklarının yanı sıra Kosova valiliğinin her sene Arnavutlar arasından seçeceği 10 öğrencinin de bu okula kaydının alınmasına karar verildi.

Aşiret Mektebi kısa sürede bir külliye haline geldi. Çevredeki binalar istimlak edildi, yurtları, çamaşırhanesi, dikimhanesi olan büyük bir teşkilat kurulmuştu. Okul öğrencilerinin sağlık problemleri için önceleri bir doktor görevlendirildi. Daha sonra ise Aşiret Mektebi Hastanesi adıyla başlı başına bir hastane kuruldu.

1892 yılında büyük umutlarla açılan Aşiret Mektebi ne yazık ki iyi yönetilemedi. Sultan Abdülhamid okulu istediği gibi idare edecek kişileri bulmakta zorlandı. Yıldan yıla okulun talebe sayısı da masrafı da arttı.  Maarif Nezareti okulun ihtiyacı olan parayı bulmakta zorlanmaya başladı. Ayrıca okulda kavgalar da eksik olmuyordu. Özellikle Kürt ve Arap talebeler arasında sık sık kavgalar yaşanmaktaydı. Kavgaları önlemek ve güvenliği sağlamak amacıyla okul bahçesine bir karakol binası yapılmak zorunda kalındı.

 Yabancı ülkeler de bu projenin başarılı olmasından korkmaktaydılar. Yabancı ülke gazetelerinde okul ile ilgili sürekli bir şekilde olumsuz yazılar haberler çıkmakta, okul anarşi kaynağı olarak gösterilmekteydi. 1903 yılı Mayısında okulda çıkan kavgada dört subayın yaralandığı haberi gündeme düştü. Bu haber yalanlansa da Avrupa gazeteleri bu haberleri günlerce vererek okulu Avrupa’nın gündemine taşıdılar. Okul günden güne Osmanlı devleti için içerde ve dışarıda yeni bir problem kaynağı haline gelince son yemek boykotu bahane edilerek 1907 yılında kapatıldı.

 

Kaynaklar

Ramazan Balcı, Sultan Abdülhamid'in Aşiret Mektebi

Muhlis Koyuncu, Aşiret Mektepleri,

Güncelleme Tarihi: 19 Mart 2018, 16:29
YORUM EKLE

banner33

banner37