banner15

Sultan Selim neden öldürüldü?

Osmanlı'da modernleşme çabalarının mimarlarından III. Selim, saray çevresindeki grupların iktidar savaşlarına kurban gitmişti.

Sultan Selim neden öldürüldü?

Emre Gül-Dünya Bülteni / Tarih Servisi

Yakınçağ başlarına gelindiğinde, Osmanlı İmparatorluğu çöküşe giden bir sürecin içerisinde olduğunu anlamış bulunuyordu. Askeri, siyasi, ekonomik, teknik ve bilimsel alanlarda geri kalmışlık, devleti güçten düşürmüştü. Bu kötü gidişata son vermek için bazı ıslahat hareketleri yapıldıysa da bunlar başarılı olamamıştı.

III.Selim 1789'da 28 yaşında tahta çıktığında, devletin içteki ve dıştaki gaileleri son derece artmış bulunuyordu.  Zeki ve iyi yetişmiş bir hükümdar olan III.Selim, daha önce yapılan  ve yapılmak istenen ıslahatlardan da yararlanarak , daha geniş kapsamlı bir yenilik hareketine girişmek niyetindeydi. Bunun için, Sadrazam Koca Yusuf Paşa, Ebubekir Ratip Efendi gibi kimseler de dahil olmak üzere ikisi yabancı,  22 devlet adamının sunduğu raporlara kendi düşüncelerini de ekleyerek büyük bir program hazırladı. "Nizam-ı Cedit"(Yeni Düzen) denilen bu program, ağırlıklı olarak askeri alanda olup, Osmanlı İpmaratorluğu'nun her yönüyle ıslahını amaçlamaktaydı.

III.Selim, giriştiği bu hareketin olumlu sonuçlarını almaya başladığı sırada, yeniliklere karşı devlet ve asker içerisinde muhalefetle karşılaştı. Statü ve çıkarlarını kaybedecek olan bu çevrelerin de kışkırtmasıyla 26 Mayıs 1807'de Kabakçı Mustafa isyanı çıktı. III.Selim, bunun sonucunda Nizam-ı Cedit hareketini kaldırdı. 29 Mayıs 1807'de tahttan indirilen III.Selim'in yerine, VI.Mustafa padişah oldu.

Ancak bu sırada sürmekte olan Osmanlı-Rus Savaşı sebebiyle ordudaki yenilik taraftarları, Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşa'nın da desteğiyle İstanbul'a geldiler. Alemdar'ın  amacı, bir saray darbesi yaparak III.Selim'i tekrar tahta çıkarmak ve Nizam-ı Cedit'i ihya etmekti.

Davutpaşa'da karargah kurmuş olan Alemdar Mustafa Paşa on beş bin  askeriyle 28 Temmuz Perşembe günü  Bab-ı ali'ye gelmiştir. Sadrazam Çelebi Mustafa Paşa ile görüşen Alemdar, "Bre herif, Mühr-i Hümayunu ver" diye Sadrazamdan mührü almış ve kendisini bir beygirle karargahına göndermiştir. Daha sonra askeri ile Bab-ı Hümayundan Topkapı Sarayı'na girmiş ve Kubbealtı önünde durmuştur. Darüssaadeağası Mercan Ağa, Silahdar Ahmed Bey ve Şeyhülislam Arif Efendi'yi hem meseleyi Sultan Mustafa'ya tebliğe, hemde III.Selim'i dışarı getirmeye göndermiştir. Mercan Ağa, Sultan Selim'in  dışarıya çıkarılacağını, kendisinin de kafese teşriflerini tebliğ ettiğinde, IV.Mustafa "olmaz, tiz darüssade ağası bendolunsun" diye emretmiş, Mabeynci İbrahim Bey, derhal Darüssaade Ağasını bir odaya kapatmıştır. Şeyhülislam Arif Efendi'nin padişahın ayaklarına kapanarak  "kendilerinin kafese teşrif ve Sultan Selim'in bis'sıhhat-i ve'l-afiye dışarıya çıkarılmasını istemesi üzerine Sultan Mustafa rıza gösterecek iken, Başçukadar Fettah Ağa "razı olmayınız" diye işaret etmiştir. Bunun üzerine, Babüssade denilen üçüncü kısmı kontol altına almayan Alemdar'ın bu gafletinden yararlanan IV. Mustafa, Şeyhülislam'ı huzurundan kovmuş ve bu kapıyı derhal kapattırarak amcası III.Selim ve kardeşi Şehzade Mahmud'un idamlarını emretmiştir. Bundan maksadı kendisini hal'edemeyecek hale getirmektir. Çünkü o sırada bunlardan başka Osmanlı tahtının varisi yoktur.

Bu emri yerine getirmek için Başçukadar Fettah, Hazine kethüdası Selim, Hazine vekili Zenci Nezir, Başemiriahur Delieyüboğlu Kör Mehmed, Tebdilhasekisi Bağdatlı Hacı Ali ve Bostancı Deli Mustafa, Sultan Selim'in dairesine girmişlerdir. Ancak bu sırada aldığı haber üzerine, kurtulmak ümidi ile bulunduğu dairenin kubbesine çıkan III.Selim, buradan  Ağalar Dairesine inmesi gerekirken tekrar dairesine inince, "ol hain-i din ü devlet ve kafir-i küfran-ı nan-ı nimet olan melunlar" üzerine hücum eder ve boğazına urgan takarak boğmaya çalışırlar, ancak urgan kopmuştur. Tekrar ip getirip yine boğazına takarlar; bir ucundan Başçukadar Deli Fettah, diğer ucundan "elleri nişanlı"-dövmeli olan- bir bostancı tutup çekmeye başlarlar. III.Selim "aman bana kıyma" diye "ol eli nişanlı olan bostancının yed-i na-pakını" öpmüş, fakat bostancı merhamet etmemiştir. II.Mahmud'un sırkatibi  bu mücadeleyi , Sultan II.Mahmud'un bizzat gördüğünü ve kendisine naklettiğini ifade etmektedir. Nihayet III.Selim, lobud ile darb edilerek ve birkaç yerinden de şişlenerek şehit edilmiştir.

Aradan iki saat geçtikten sonra kendisine haber gelmeyince şüphelenmeye başlayan Alemdar Mustafa Paşa, Babüssade kapalı olduğundan, Sultan Selim'e bir zarar gelebileceği düşüncesiyle, odun ambarından baltalar getirterek kapıyı kırdırmayaya çalışmışsada kapı çok sağlam olduğundan muvaffak olmamıştır. Kapıyı açmak için dama adam çıkartmış, adamlar Seferli Kethüdası'nın odası üzerinden ağalar dairesine inmiş, içerden dolaşarak kapıyı açmışlardır. Paşa askeriyle içeri girip Arz Odası önüne gelince, Darüssade Ağası karşısına çıkmış ve "Sultan Selim Efendimiz dar-ı bekaya rıhlet eylediler" deyince paşa," kanı cenaze göreyim  ve mübarek kademine yüzler süreyim; kafir arab en sonunda edeceğin bu muydu, tiz varup cenazeyi getir" diye bağırır.

Darüssade Ağası da birkaç baltacı ile Sultan Selim'in cenazesini bir şilte üzerinde  Kuşhaneden çıkartarak, Arz Odasının önüne koyar. Ardından  Alemdar , Sultan Selim'in yüzündeki örtüyü kaldırıp bakmış, hayatında kendisini görmediği için, etrafındaki devlet ricaline, "Sultan Selim bu mudur" diye sormuş, "evet budur" cevabını alması üzerine paşanın kızgınıktan gözleri kan çanağına dönmüş ve hemen ayaklarına kapanıp, "Vay Efendim, seni iclas içün bu kadar yerden şedd-i rahl idüp gelmiş iken şu gözlerim seni bu halde gördü" demiş ve bu cinayetin içoğlanlarınca işlendiği zannıyla " bre gidi kafir-i küfran-ı nan-ı nimet içoğlanları, böyle dağmenendi gazi bir padişaha kafir bile kıymaz; urunuz şu kahbelere , Enderun-u Hümayun içinde asla zi-ruh kalmasun" diye etrafa emirler yağdırmıştır. Birinci İmam Ahmed Efendi, paşanın ayaklarına kapanarak" aman efendim ağaların medhali yoktur, anlar tavuk mesabesindedirler , Padişah-ı alemin cemalini binişinden binişe görürler. Kaldı ki Sultan Selim merhumun mahall-i süknası kangı tarafta olduğunu dahi bilmezler , bir kaşık kanlarına girmeyiniz" diye yalvararak Alemdar'ın sarayda bir katliam yapmasına engel olur. Bundan sonra Alemdar Mustafa Paşa'da dahil olmak üzere herkes II.Mahmud' a biat etmiş ve Şehzade Mahmud, 28 Temmuz 1808 Perşembe günü tahta çıkmıştır. III.Selim' in naaşı vakit müsait olmadığından Babüssade dışında kurulan bir çadıra konmuş ve ertesi gün seher vaktinde , Arz Odasında Sultan II.Mahmud, Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa, Şeyhülislam ve diğer devlet ricali ve ağalarla birlikte cenaze namazı kılınarak Laleli Camii'nin yanındaki türbesinde,  babası III.Mustafa'nın sağ tarafına defnedilmiştir.

Kaynaklar:

İsmail Hami Danişmed, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, c.4, Türkiye Yayınevi, İstanbul, 1972

Dr.Rifat Uçarol, Siyasi Tarih, Der yay.,7.Baskı, İstanbul, 2008

Prof.Dr.Mehmet Ali, Beyhan, Saray Günlüğü, Doğu Kütüphanesi,İstanbul ,2007

 

Güncelleme Tarihi: 26 Kasım 2010, 15:46
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35