banner39

Tarihte üç devletin mücadele sahnesi: Ukrayna

Bugünkü Ukrayna’nın tarihi, geçmişte burada yaşamış olan birçok devlet ve halkın ortak mirasıdır. Bu bakımdan “Varegler” tarafından kurulan ve 1240 yılında Tatarlar tarafından yıkılan Kiyef/Kiev Prensliği ile başlayan tarihi süreçte Ukrayna, Litvanya-Lehistan ve Rusya-Osmanlı hâkimiyetlerinde kalmış, Kazaklar ve Hatmanlık Devleti’nin kuruluşundan Ulusal Ukrayna Devleti’nin doğuşuna doğru bir seyir takip etmişti.

Olaylar 21.02.2014, 00:59 21.02.2014, 00:59
Tarihte üç devletin mücadele sahnesi: Ukrayna

Emre Gül/ Dünya Bülteni/ Tarih Dosyası

Bugünkü Ukrayna’nın tarihi,  geçmişte burada yaşamış olan birçok devlet ve halkın ortak mirasıdır. Bu bakımdan “Varegler” tarafından kurulan ve 1240 yılında Tatarlar tarafından yıkılan Kiyef/Kiev Prensliği ile başlayan tarihi süreçte Ukrayna, Litvanya-Lehistan ve Rusya-Osmanlı hâkimiyetlerinde kalmış, Kazaklar ve Hatmanlık Devleti’nin kuruluşundan Ulusal Ukrayna Devleti’nin doğuşuna doğru bir seyir takip etmişti.

Osmanlılar, bugünkü Ukrayna topraklarına Kırım Hanlığı ile nüfuz ediyordu

Eski Slav dilinde “sınır ülkesi, serhad” gibi anlamlara gelen Ukrayna ülkesi, Kiev Prensliği’nin dağılmasının akabinde birçok prenslik (knezlik)lere bölünmüştü. 14. yüzyılda Ukrayna topraklarının Batı kısımları Kiev dâhil Litvanya’nın bir parçası olmuştu. 15. Yüzyılın ortalarına gelindiğinde Karadeniz’in kuzeyindeki siyasi karmaşa doruk noktasına ulaşmıştı. Çünkü yaklaşık 200 yıl boyunca Ukrayna’nın tümüne egemen olan Altınorda Hanlığı, Timur’un 1395’teki istilasıyla dağılmaya başlamış ve çeşitli hanlıklar ortaya çıkmıştı. Bunlardan biri de Altınorda Hanı’na karşı Moskova Knezi ile dostluk ve ittifak yaparak durumunu kuvvetlendiren Cengiz ailesinden Hacı Giray’ın kurduğu “Kırım Hanlığı” idi. Osmanlıların bugünkü Ukrayna topraklarına özellikle de Kırım’a yönelik hedef ve ilişkileri Boğdan ve Eflak ile birlikte bu Hanlık üzerinden başlamıştı.

Kırım hanı ve oğlu 

Karadeniz’in kuzeyindeki Kırım Yarımadası’nda, 1420’de ortaya çıkan ve on beşinci-on yedinci yüzyıllar arasında Orta ve Doğu Avrupa’da, Kafkasya’da ve Karadeniz’in kuzeyindeki bölgelerde önemli bir rol oynamış olan Kırım Hanlığı, Fatih Sultan Mehmet devrinden itibaren Osmanlı Devleti’ne tabi, özel statüsü olan, imtiyazlı bir devlet haline gelmiş ve zamanla Osmanlı kurumları ile medeniyeti burada gittikçe kuvvetlenmişti. Kırım Hanlarından, savaşlarda askeri destek sağlamada ve düşman topraklarına yaptıkları akınlarda faydalanılmış ayrıca Kırım, iki yüzyıldan uzunca bir süre boyunca Osmanlı ile Rusya arasında bir tampon bölge, koruyucu güç olmuştu.

Hacı Giray ve Fatih Sultan Mehmet’in ardından Mengli Giray ve II. Bayezid egemenliklerini daha kuzeye doğru yaymak için faaliyete girişmiş ve dikkatlerini Batı Ukrayna’ya çevirmişlerdi. II. Bayezid, İvan ile işbirliği yaparak 1482’de Kiev’i yakmış, Kili ile Akkirman’ı Osmanlı’nın Boğdan’daki askeri üsleri haline getirmişti. Mengli Giray ise Akkirman’dan Perekop’a kadar uzanan bütün bir kıyı şeridini topraklarına katmıştı. Bu gibi faaliyetlerin neticesi olarak Osmanlı Devleti’nin etki sahası Kırım’ı da aşarak bütün Ukrayna üzerinden, Dinyester’den Volga’ya kadar yayılmıştı. Bu durum ise Moskova Knezliği’nin düşman olması sonucunu doğurmuştu.

Yeni bir müttefik: Kazak Hatman Devleti

Lehistan’ın Ukrayna topraklarını Kırım Tatarları’nınakınlarına karşı korumaktan âciz kalması,bölgedeki Ukrayna ve Güney Rusya yerli halklarından oluşan ve  “Kazak” denilen toplulukları savunma önlemlerine yöneltmişti. Askeri bir örgütlenme içinde Kazaklar,başlarında “Hatman” adı ünvanı taşıyan liderleriyle XVI. yüzyıldan itibarenönemli bir güç olarak ortaya çıkmış ve bunlar Lehistan, Rusya ve Osmanlı’ya karşı yağma ve talan hareketlerine girişmişti. Hatta başta Kırım yarımadası olmak üzere bütün Karadeniz sahilleri Kazak saldırılarına maruz kalmış ve Kazaklar 1624’te Boğaz’dan içeri girerek İstinye’ye kadar inmişti. Bu gelişmeler ise Ukrayna üzerinde özellikle Osmanlı-Lehistan ilişkilerini şiddetli ve sürekli bir gerilime sokmuştu.

 

 Ukrayna üzerinde Lehistan, Rusya, Osmanlı rekabeti

 1648 yılına gelindiğinde Kazak Hatman’ı Boğdan Hmelnitski önderliğindeki Kazaklar, Lehistan’a karşı büyük bir ayaklanma başlatmıştı. Bu ayaklanma sırasında Osmanlı Devleti ve Kırım Hanlığı tarafından desteklenen Hmelnitski,  yapılan iki savaşı da kazanarak Kiev’i ele geçirmişti. Böylece Ukrayna Kazak Hatman Devleti bağımsız bir hale gelmiş, fakat Kırım Hanlığı’nın muhalefeti sebebiyle ittifak bozulunca Hmelnitski, Rusya ile anlaşmıştı. Bu durum ise Ukrayna üzerindeki Lehistan-Rusya-Osmanlı rekabetini arttırmış ve bölge on yıllarca büyük siyasi çekişmelere sahne olmuştu.

 

Leh, Rus ve Osmanlı yanlısı gruplar arasındaki ihtilâflar Hatman Devleti’ni üç parçalı siyasi bir yapıya dönüştürmüş,  1665-1672 yılları arasında Petro Doroşenko’nun Hatmanlığı döneminde Ukrayna, Osmanlı nüfuzu altına girmişti. Devam eden siyasi çekişmeler sonucu Lehistan ve Osmanlı’nın da zayıflamasıyla da tamamen Moskova’nın kontrolüne geçmişti. 1687’den itibaren Çar I. Petro’nun liderliğindeki Rus nüfuzu altına giren Ukrayna’nın özerkliği sınırlandırılmış ve 1764’te Hatmanlık unvanının kullanımı yasaklanmıştı. Aynı yıl II. Katherina, Ukrayna ve Rusya’yı tek çatı altında birleştirdiğini ilan etmiş ve güney bölgelerinde eyaletler kurmak suretiyle Ukrayna’yı yeni bir idari yapı içine sokmuştu. 1918’e kadar Rus Çarlığı’nın hâkimiyetinde kalan Ukrayna, daha sonra 1991’e kadar Sovyetler Birliği’nin bir parçası olmuştu.

 

Kaynaklar:

 

Donald Edgar Pitcher, Osmanlı İmparatorluğu’nun Tarihsel Coğrafyası, İstanbul, 2007.

Yücel Öztürk, “Ukrayna”, İslam Ansiklopedisi, c. 42.

İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, c. 2, c.3, İstanbul, 2011.

 

 

 

 

 

 

Yorumlar (1)
Erbil Sevik 4 yıl önce
2.Katerina Ukrayna ‘da Odesa ve Kherson’da cok etkili isler yapmis;oralari adeta yeniden kurmus,ozellikle askeri yapilar ile yaptiklari insan omruyle yapilacak islerden fazlasidir.....
19
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?