banner39

'Türk atları Oder'den su içmedikçe, Lehistan bağımsız olmaz'

Rusya’nın Lehistan’da belirleyici olması Leh soyluları arasında büyük rahatsızlık meydana getirmekteydi. Kral ile soylular arasında yaşanan anlaşmazlıklar üzerine bölgeye Rus askerleri gönderildi. Ardından ise Osmanlı devleti Rusya’ya savaş ilan etti. Bu savaş ilanı Lehistan’da bağımsızlık ümitlerini artırdı. Çünkü Leh soylularının büyük çoğunluğunun "Oder ve Vistül'den Türk atları su içmedikçe Lehistan’ın bağımsızlığa kavuşamayacağı" inancı vardı.

Olaylar 06.03.2014, 02:45 19.03.2018, 19:43
'Türk atları Oder'den su içmedikçe, Lehistan bağımsız olmaz'

 Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

Polonyalıların atalarının ortaçağdaki devleti Lehistan Krallığı 18 Nisan 1025 tarihinde Lehistan dükü I. Bolesław'ın taç giyerek kendini kral ilan etmesi ile kuruldu. 1385 yılında ise Lehistan’ın başına Litvanyalı Jagiellon Hanedanı geçti ve her iki devleti de birlikte yönetmeye başladı. 1589 yılından itibaren ise Lehistan ve Litvanya ülkeleri resmen tek bayrak altında birleşerek Lehistan-Litvanya Birliği'ni kurdular.

Türkiye Lehistan ilişkileri ise 14.yyda Osmanlı devletinin Balkanlardaki genişlemesiyle başladı. Bu dönemde Balkanlarda yapılan savaşlarda Osmanlı Leh orduları ile doğrudan karşı karşıya gelmediyse de Niğbolu, Kosova ve Varna savaşlarındaki Haçlı ordularında çok sayıda Leh asker bulunmaktaydı. Osmanlı devletinin Lehistan ile doğrudan ilişkileri ise Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mohaç savaşı sonrasında başladı. Macaristan’ın büyük bölümünün fethi ile Osmanlı devleti Lehistan ile komşu haline geldi. 16. yüzyıl Osmanlı-Lehistan ilişkileri bir önceki yüzyıla göre daha sorunsuz bir şekilde geçti. Osmanlılar, Lehistan’ı düşmanları Avusturya ve Rusya'ya karşı tampon devlet olarak düşündüler ve Lehistan’da istikrarı destekler bir politika izlediler.

Osmanlı Lehistan ilişkilerinde 17.yy bir dönüm noktası oldu. Bu tarihlerde Tatarlar ve Kazakların karşılıklı sınır ihlalleri sebebiyle Lehistan ile ilişkiler bozuldu. Bunun üzerine 1621’de Genç Osman Lehistan üzerine sefere çıktı. Ancak Lehistan’ın Ukrayna toprakları üzerinde tasarrufta bulunmaya çalışması karşılıklı sınır ihlallerinin devam etmesi üzerine 1672 yılında tekrar sefere çıkıldı. Polonya içlerine kadar giren Osmanlı ordusu Lehistan’da hakimiyet sağladı. Savaş sonrası imzalanan Bucaş antlaşması ile Lehistan Osmanlı devletine vergi veren bir devlet haline gelmişti. Lehistan Krallığı Osmanlı devletinden bu mağlubiyetin intikamını ise II.Viyana kuşatmasında alacaktı. Viyana’ya 75 bin kişilik ordusuyla desteğe gelen Kral Sobieski Osmanlı devletinin bu kuşatmada aldığı mağlubiyette büyük bir rol oynadı.

18.yyda Lehistan Avrupa devletlerinin hakimiyet kurmak için birbirleriyle mücadeleye giriştiği yıllar oldu. Rusya’nın desteklediği 3.August’un tahta geçmesi ile Lehistan Rusya’nın denetimine girmiş oldu. Ardından gelen Pontiyatovski’de yine Rusya’nın desteği ile tahta çıktı. Rusya’nın Lehistan’da belirleyici olması Leh soyluları arasında büyük rahatsızlık meydana getirmekteydi. Kral ile soylular arasında yaşanan anlaşmazlıklar üzerine bölgeye Rus askerleri gönderildi. Bu durum üzerine Leh soyluları Krala karşı mücadeleye giriştiler ve Osmanlı devletinden yardım istediler. Rus askerlerinin Osmanlı sınırları içindeki bazı şehirlere de girerek katliam yapması üzerine Osmanlı devleti 1768 yılında Rusya’ya savaş ilan etti. Bu savaş ilanı Lehistan’da bağımsızlık ümitlerini artırdı. Çünkü Leh soylularının büyük çoğunluğu   "Oder ve Vistül'den Türk atları su içmedikçe lehistan’ın bağımsızlığa kavuşamayacağı" inancı vardı. Ancak beklendiği gibi olmadı. Osmanlı ordusu Rusya karşısında büyük bir mağlubiyet yaşadı. Osmanlı devleti bu savaşın sonucunda Kırım bölgesini kaybederken Lehler ise devletlerini kaybettiler. Lehistan toprakları 1795 yılında Rusya, Avusturya ve Prusya arasında bölüşüldü. Böylece Lehlerin 127 yıllık earet dönemi başlamış oldu. Osmanlı devleti Lehistan Krallığının paylaşılmasını uzun yıllar kabullenmedi. Padişah, yabancı elçileri  kabul ettiğinde hep Lehistan elçisini sorar, bunun üzerine sadrazam usulca yaklaşır, sanki padişahın kulağına fısıldarmış gibi, ama kesinlikle orada bulunan herkese duyurmak niyetiyle şunları söylerdi: "Lehistan elçisi yoldadır, ancak yollardaki müşkülat yüzünden gecikmiştir". Bazı eserlerde Osmanlı Sadrazamlarının yabancı elçilikleri kabul ettikleri yıllık davetlerde Rusya, Avusturya ve Prusya elçilerine her defasında "Lehistanlı meslektaşınız nerede? Aranızda göremiyorum da!" sorusunu yönelttiği ifade edilmektedir.

1848 yılında Paris’te başlayan isyan Krallık rejiminin devrilmesine ve yerine cumhuriyetin kurulmasına sebep olmuştu. Fransa’daki isyan dalga dalga yayıldı. Avrupa’da bağımsızlık isteyen birçok millet harekete geçti. Macarlar Avusturya’ya karşı isyan başlatırken,Lehler de Rusya’dan bağımsızlığını sağlamak için ayaklandılar. Ancak ne Macarlar ne de Lehler bu başarılı olamadılar. Avusturya ve Rus orduları yüz binlerce kişilik ordularla girdikleri bu ülkelerde isyanları bastırdılar. Avusturya ve Rus ordularından kaçan Macar,Leh subay ve soyluları ise Osmanlı devletine sığındı. Osmanlı devleti mültecileri büyük bir memnuniyetle kabul etti. Ancak kısa sürede 5 bine ulaşan mülteci sayısı Osmanlı devleti ile Avusturya ve Rusya’yı karşı karşıya getirdi. Bu devletler mültecilerin iadesi için   Osmanlı devletine ültimatom verdiler. Ancak Sultan Abdülmecit’in tavrı ise bu konuda netti: “Tacımı veririm, tahtımı veririm ama devletime sığınanları asla vermem” . Sultan Abdülmecit bir taraftan kendisine sığınanları iade etmemeye kararlıydı diğer taraftan ise sorunun barış yoluyla çözülmesi yönünde siyaset izleyecekti. Avusturya ve Rusya’dan sert ifadelerle gelen iade taleplere karşı bir çözüm bulmak amacıyla Macar ve Leh mültecilerine Müslüman olmaları teklif edildi. Böylece mültecilerin iadesi hakkındaki antlaşma maddesinin dışında yeni bir durum ortaya çıkmış olacaktı. Mültecilerin önemli bir kısmı İslam’ı kabul etti. Ayrıca Osmanlı devleti İslam’ı kabul eden Macar ve Leh subaylarını, askerlerini orduda görevlendirdi.  Bu durum Avusturya ve Rusya’nın sert tepkisine sebep oldu ve elçilerini İstanbul’dan çektiler. Böylece Macar,Leh  mültecileri sorunu içinde savaş ihtimalinin de bulunduğu uluslar arası bir krize dönüştü.

Bu gelişmelerin üzerine 11 Eylül 1849’da padişahın başkanlığında krize çözüm bulmak amacıyla Meclisi Mahsusa toplandı. Toplantıda mültecilerin iade edilmeyeceği yönünde bir karar alındı. Ancak bununla beraber Bükreş’te görevli Fuat Efendinin Çar ile,Viyana elçisi Kostaki Mussurus Beyin ise Avusturya Kralı ile görüşmesi ve bir anlaşma zeminin sağlanması kararı alındı.

Osmanlı devleti konuyu diplomasi yoluyla çözme adımları atarken aynı zamanda uluslar arası kamuoyunu kendi tarafına çekmek için çalışmalarda bulundu. Osmanlı devleti Avrupa’da yayımladığı bir rapor ile, merhamet ve insanlıktan doğan duygularla, mültecileri savunma konusunda fedakârlık yaptığını ifade etti. Raporun yayımlanması, Avrupa kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İngiltere ve Fransa'da Osmanlı lehinde gösteriler yapıldı. Hatta Londra'da Osmanlı elçisi Mozorus Paşaya sokakta rastlayan İngiliz gençleri, atları sökerek elçiliğe kadar arabasını kendileri çektiler.

İngiltere ve Fransa’nın desteğinin alınmaya başlandığı ve Avrupa’da Osmanlı lehinde gösterilerin yapıldığı günlerde Fuad Efendi Çar’la buluştu. Fuat Efendi mültecilerin iadesinin doğu kültürüne göre mümkün olmadığını, iadede sultanın şerefinin söz konusu olduğu ifade etti. Bununla beraber çözümü de yine kendisi sundu. Mülteciler iade edilmeyecekti ancak Çar’ın istemesi halinde mülteciler sıkı denetim altında tutulacak, Rusya ve Avusturya’ya karşı her hangi bir faaliyet içersinde bulunmayacaklardı. Böylece orta yol bulunmuş olacaktı. İngiltere’nin 20 bin kadar asker bulunan bir donanmasını Osmanlı devleti hizmetine vermeye hazır olduğu yönündeki açıklaması ve Fransa’nın da yardıma hazır olduğunu belirtmesi üzerine Çar bu teklifi kabul etmek zorunda kaldı.

Osmanlı devletinin Lehistan’ı destekleyici siyaseti iki ülkeyi birbirine yakınlaştırdı. Dostluk ilişkilerini kuvvetlendirdi. Lehler I.Dünya savaşı sonrasında Rus boyunduruğundan kurtuldular ve Almanlar tarafından işgal etmiş topraklarını da geri alarak Polonya Cumhuriyeti olarak bağımsızlıklarını ilan ettiler.  

 

Kaynaklar:

Bayram Nazır; Macar ve Polonyalı mülteciler Osmanlı’ya sığınanlar

Erhan Afyoncu,1000 Soruda Osmanlı Devleti

Dariusz Kolodziejczyk,Ottoman-Polish Diplomatic Relations (15Th-18th Century)

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?