banner15

Türk başbakanının 27 yıl sonra özür dilediği olay

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Türkiye’de yaşanan en önemli değişimlerden biri de dış politika alanında gerçekleşti.

Türk başbakanının 27 yıl sonra özür dilediği olay

 Emre Gül - Dünya Bülteni / Tarih Servisi

 

 

 

 

 

 

      

26.07.1950 tarihli Son Posta Gazetesi’nden NATO’ya girebilmek için Kore’ye asker gönderilmesine ilişkin çıkan haber

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Türkiye’de yaşanan en önemli değişimlerden biri de dış politika alanında gerçekleşti. 1950’li yıllarda, dış politikada tam anlamıyla ABD’nin dümen suyuna gitme politikası uygulandı. Bu süreçte Türkiye NATO’ya girebilmek için Kore’ye asker göndererek oradaki savaşta aktif rol üstlendi. Tüm bu politikalarda Adnan Menderes’in dünyanın iki kutba ayrıldığı, Türkiye’nin de bu düzenden ancak Batı kampında yer alarak çıkar sağlayabileceği yolundaki düşüncesi etkili olmuştu. Bu nedenle Türk dış politikası bu dönemde sömürgelerde başlayan bağımsızlık mücadelelerine karşı bile sömürgeci devletlerin yanında yer almak biçiminde gerçekleşti.

 

NATO’ya giriş için Türkiye’nin müracaatına dair 03.08.1950 Tarihli bir haber

Bu yılların yeni dış politikasına göre Türkiye, özellikle Orta Doğu ülkelerindeki halkların bağımsızlık mücadelelerine karşı bir politika izlemiştir. Mısır’ın Süveyş Kanalını millileştirmesi üzerine, İngiltere ve Fransa’nın Mısır’a müdahalesinde, Tunus, Fas ve Cezayir’in bağımsızlık mücadelesinde Birleşmiş Milletlerde verdiği oylarla NATO’da müttefiki olan Fransa’nın yanında yer almıştır. Yine 13 Aralık 1952’de Birleşmiş Milletlerde Araplar Tunus olayları sebebiyle Fransa’nın kınanmasını istedikleri zaman, teklifin reddi için Fransa lehinde oy kullanmıştır.

Özellikle Cezayir’in bağımsızlık savaşı döneminde Türkiye bu mücadeleye karşı olmamasına rağmen bağımsızlık savaşı veren Cezayir’e karşı Fransa’yı desteklemiştir. 1954 yılında Cezayir’de olaylar başladıktan sonra Türkiye bu durumu daha çok Fransa’nın bir iç sorunu olarak değerlendirmiştir.

 

08.02.1957 Tarihli Milliyet Gazetesi’nde aşağıdaki açıklamaya ilişkin haber

Bu konuda Kuzey Afrika ile ilgili gelişmelere dair değerlendirme ve açıklamalarda bulunan Başbakan Adnan Menderes: “Tunus’un ve Fas’ın istiklallerini elde etmiş olmalarından dolayı büyük memnunluk duymaktayız. Zira müdebbir idarecilere sahip olmak bahtiyarlığındadırlar. Cezayir’de devam eden hadiseler hiç şüphesiz yüreklerimizi sızlatmaktadır. Araplara bağlılığımız ve istiklal mücadelelerine fıtraten mevcut sempatimiz dolayısıyla Cezayir meselesinin bir an evvel ifratlara kapılmadan adil bir neticeye isal edilmesini temenni ve ümit etmekteyiz. Bu mevzuda Türkiye’ye bir rol terettüp ederse bunu yapmaya da hazırız.” Diyerek Cezayir konusunda çekingen tavrını ifade etmiştir.

Daha sonraki süreçte ise Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na Asya ve Afrika’daki bazı ülkelerin getirdiği, Cezayir halkına bağımsızlık verilmesi teklifine karşı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyesi olan Türkiye, ABD ile çekimser oy kullanmış, oylamada Sovyetler Birliği ve Yunanistan ise evet oyu vermiştir. Bu da yine bir NATO üyesi ülke olan Yunanistan’ın Kıbrıs sorununda teklifi getiren ülkelerden ve Araplardan destek görmesine zemin hazırlamıştır.

 

15.12.1957 Tarihli Milliyet Gazetesi’nde Cezayir’in Bağımsızlığına dair önergenin reddedildiğine dair haber. Haberin içeriğinde “Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Cezayir Hakkında Asya-Afrika Memleketleri tarafından hazırlanmış olan karar sureti üçte iki çoğunluk elde edilemediği için reddedilmiştir. Tasarı 34 lehte,19 aleyhte rey almış, 28 delege de müstenkif kalmıştır. Türkiye müstenkif kalanlar arasındadır. Daha evvel Siyasi Komisyonda kabul edilmiş olan tasarıda Cezayir halkına istiklal hakkı tanınması ve Fransa ile muvakkat Cezayir hükümeti arasında müzakerelere girişilmesini tavsiye etmekte idi. Siyasi komisyon ve Genel Kuruldaki müzakerelere Fransız delegesi katılmamıştır.” Denilmekteydi.

Menderes Hükümetlerinin bu çekinceli tavrı iktidarları boyunca devam etmiş ve bu durum TBMM’de bazı milletvekillerinin tepkisini çekmeye başlamıştır. Tepkiler bizzat Demokrat Partili vekillerden gelmeye başlamıştır. Dile getirilen görüşlerde DP iktidara geldiğinden beri Arap devletleriyle istenilen seviyede ilişki kurulmadığı, Arapların hassas olduğu konularda ya ilgisiz kalındığı ya da aleyhe hareket edildiği dile getirilmiştir. Türkiye’nin NATO’ya girişinden itibaren izlediği diğer NATO üyesi ülkelerle paralel olan dış politikası, Arap devletlerinin bir kısmı ile ilişkilerinin bozulmasına yol açmıştır. Filistin sorununda ise, komşusu olduğu Arap ülkelerine karşı İsrail’in yanını tutarak İsrail Devletini tanıması bu ülkelerle güven krizini en üst düzeye çıkarmıştır. Bütün bunlara rağmen DP milletvekilleri TBMM’de “Türkiye Afrika İslam Devletleri Grubu” kurarak Cezayir’i desteklemek, diğer Kuzey Afrika devletleri Fas ve Tunus ile ilişkiler kurma girişiminde bulunmuşlardır. Fakat Cezayir bağımsızlık savaşına Türk hükümetleri tarafından verilen resmi destek ancak 27 Mayıs Askeri darbesinden sonra gerçekleşmiştir.

Cemal Gürsel Hükümetleri döneminde Cezayir Bağımsızlık hareketi için Türkiye’de hükümet ve kamuoyunun sesi yükselmeye başlamıştır. Devletin en yetkili kurumlarından üniversitelere kadar Cezayir halkının yanında olunduğuna dair açıklamalar ve gösteriler yapılmaya başlanmıştır.

 

Ahmet Bin Bella ve Hayri Bumedyen

Cezayir’in ilk Cumhurbaşkanı Ahmet Bin Bella, Türkiye’nin BM’de Fransa lehine oy kullanması konusunda çok büyük bir hayal kırıklığına uğradıklarını, Türklerin mücadelesini desteklediklerini, kendilerinin de aynı mücadeleyi verdikleri bu dönemde Müslüman bir ülkeden beklentilerinin bu olmadığını, ama Türkiye sevgisinin oylamadaki olumsuzluğa rağmen kaybolmadığını belirmiştir. Cezayir’in ikinci Cumhurbaşkanı Bumedyen ise iktidardaki ilk günlerinde yaptığı açıklamalarda Türkiye’ye dargın ve kızgın olduklarını, Türkiye’nin hep Fransa’nın yanında yer aldığını, BM’de Türkiye’den çok çektiklerini, oysa Türkiye’nin Müslüman bir ülke olduğunu, üstelik Cezayir’e üç yüz sene hükmettiğini ama mücadelede kendilerini desteklemediğini belirtmiştir.

Cezayir halkı ve devlet adamlarının bilincinde Türkiye’nin BM’deki çekimser ve ret oyları, Cezayirliler için Fransa demek olan NATO’nun Türkiye tarafından desteklenmesi gibi icraatlar derin izler bırakmıştır. Bu yüzden Türkiye’nin Cezayir ile Turgut Özal zamanına kadar hiçbir ilişkisi olmamış, Turgut Özal’ın Cezayir ziyareti sırasında yaptığı özür açıklaması sonrasında ilişkiler yumuşamıştır.

 

05.02.1985 Tarihli Milliyet Gazetesi.”Özal’ın 27 yıl sonra özür dilediği olay” Haberde, Fransız sömürgeciliğine karşı yıllardır savaşan ve binlerce evladını kaybeden Cezayir’in bağımsızlığı konusunda zamanın Türk Dışişleri’nin bu davranışı sadece Cezayir’de değil, hemen hemen tüm Arap-İslam ülkeleri üzerinde olumsuz bir tepki uyandırmış ; Türkiye bu tepkiler yüzünden  uzun yıllar uluslararası görüşmelerde Asya-Afrika ülkelerini karşısında bulmuştu.

 

05.02.1985 Tarihli Milliyet Gazetesi’nde dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın Cezayir ziyareti sırasındaki özrüne dair haber. Haberde “ İki ülke arasında yeniden dostluk ve kardeşlik dönemini başlatmak gayesiyle Cezayir’e resmi bir ziyarette bulunan Başbakan Turgut Özal, Hayri Bumedyen Havaalanı’nda Cezayir Başbakanı Abdülhamid Brahimi tarafından uçağın kapısında karşılandı. İki Başbakan, Tören kıtasını denetledikten sonra, Şeref Salonu’nda bir süre görüştüler.

1950’li yıllarda Türk hükümetlerinin benimsediği batılı ülkelerin Orta Doğu’daki çıkarları doğrultusunda dış politika çizgisi Türkiye’ye beklediği siyasal ekonomik çıkarları sağlamadığı gibi, Orta Doğu halkları gözünde büyük ülkelerin destekçisi olduğu yönünde bir kanaat uyandırmıştır. Bu süreçte Türkiye, Fransa’nın Cezayir’de sekiz yıl sürdürdüğü savaşın asıl amacının Sahra petrolleri, şarap üretimini destekleyici tarımı, yaklaşık bir milyonluk nüfusu ne yapacağı kaygısı olduğunu görememiştir.

 

Kaynaklar:

Şinasi Sönmez, “Cezayir Bağımsızlık Hareketi Ve Türk Kamuoyu”, Ankara, 2007.

Ahmet Kuyaş(Yay.Yönetmeni), Tarih 2002, İstanbul, 2002.

 

Güncelleme Tarihi: 11 Nisan 2011, 15:42
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35