banner15

Türkiye-İsrail İlişkilerinde 'savunma işbirliği' nasıl başlamıştı?

Askeri alandaki anlaşmalar Arap dünyasında büyük bir yankı uyandırmış ve Türkiye, Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi yine Ortadoğu’da Arap dünyası karşısında, Batı’nın ve Batı haklarının koruyucusu olarak gösterildi.

Türkiye-İsrail İlişkilerinde 'savunma işbirliği' nasıl başlamıştı?

Necdet Sevil / Tarih Dosyası / Dünya Bülteni 

Filistin topraklarında bir Yahudi devletinin kurulması projesi epey geçmişe dayansa da, projenin eyleme dökülmesi, ancak II. Dünya Savaşı sonrasını bulmuştu. Nitekim, savaştan sonraki uygun zeminin oluşturulması, büyük ölçekte dönemin önde gelen devletlerinin dayatmaları ile bu topraklarda bir Yahudi devletinin kurulması sağlanmış ve nihayetinde, 14 Mayıs 1948’de İsrail devleti kurulmuştu. İsrail’in kurulması üzerine, Türkiye İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülke olmuş ve iki devlet arasındaki ilişkiler de böylece başlamıştı. 

Türkiye, İsrail ile olan ilişkilerini, Arap devletleriyle olan münasebetlerini de göz önüne alarak sınırlı bir düzeyde tutmuş ve ancak 19 Aralık 1991’de iki ülke arasındaki diplomatik temsil düzeyini büyükelçiliğe çıkarma kararını alarak normalleştirmişti. Bu tarihlerden itibaren de, Ortadoğu’da ve dünyada meydana gelen gelişmeler ve değişimler çerçevesinde, Türkiye-İsrail ilişkilerinde işbirliğini güçlendirecek yeni gelişmeler görülmeye başlanmıştı.

Ciddi anlamda 1990’larda başlayan Türkiye-İsrail ilişkileri, 1996’da imzalanan bir dizi anlaşma ile yeni bir döneme girmiş ve Şubat 1996’da bu anlaşmalar içinde önemli bir yere sahip olan “Savunma Eğitimi İşbirliği Anlaşması” imzalanmıştı. Bu anlaşma; iki ülkenin karşılıklı olarak, savaş gemilerinin liman ziyaretleri, birbirlerinin topraklarında askeri uçakların eğitim uçuşları yapması, askeri manevraların izlenmesi, askeri öğrenci ve teknik bilgi değişimi gibi maddeler ihtiva ediyordu. 

Bilhassa askeri alandaki anlaşmalar Arap dünyasında büyük bir yankı uyandırmış ve Türkiye, Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi yine Ortadoğu’da Arap dünyası karşısında, Batı’nın ve Batı haklarının koruyucusu olarak gösterilmiş, Arapları ezmeye ve barış sürecinde Arap haklarını, İsrail’in yanında yer alarak ayaklar altına almakla suçlanmıştı. 

Türkiye’nin 1990’ların ortalarından itibaren İsrail ile yakınlaşması, bir kısım yazarlar tarafından, pragmatik bir gereksinim olarak yorumlanmış ve 1990’larda güney komşularının PKK’ya verdiği destekle başa çıkmaya çalışan Türkiye’nin, 1995’te Suriye ile Yunanistan askeri eğitim anlaşması imzalayınca, çevrelendiği hissiyle bunu dengelemek için İsrail’le yakınlaşması ve anlaşma imzalaması son derece doğal bir durum olarak ifade edilmişti. Buna ilaveten, bu dönemde Avrupa Birliği ile gergin ilişkiler içersinde olan Türkiye, Batı’dan askeri teknoloji ve malzeme almakta zorlanırken İsrail ile işbirliği yoluğuyla bu durumun da üstesinden gelmenin yolunu bulmuş yorumları da yapılmıştı. 

Türkiye ile İsrail ilişkilerin asker ayağındaki diğer önemli gelişmeler ise, 28 Ağustos 1996 Ankara’da “Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşması” ve 26 Aralık 1996’da da Kudüs’te “Gümrük Anlaşması’nın imzalanmasıdır.  Bu süreden sonra iki devlet arasındaki ilişkiler önemli bir mesafe kat etmiş ve 2000’li yıllara değin süren bu iyi halli ilişkiler bu tarihlerden itibaren başta Filistin meselesi olmak üzere problemli bir döneme girmişti.

 

Kaynaklar:

Rıfat Uçarol, Siyasi Tarih (1789-2001), İstanbul, 2006. 

Özlem Tür, Türkiye-İsrail İlişkileri: Yakın İşbirliğinden Gerilime, Ortadoğu Analiz, Nisan 2009, Cilt 1, Sayı 4.

 

Güncelleme Tarihi: 05 Eylül 2011, 02:21
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35