banner15

V. Murad, tahttan indirttiği amcası ile aynı kaderi paylaşmıştı !

V. Murad, veliahtlığı zamanında, amcası Abdülaziz tahtta iken, taht sevdalısı bir görünüm arzetmiş ve bu sevda uğruna bizzat amcasını tahttan indirmeye çalışan darbecilere yardım etmişti.

V. Murad, tahttan indirttiği amcası ile aynı kaderi paylaşmıştı !

Necdet Sevil / Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

Tanzimat devrinde doğmuş ve yetişmiş olan V. Murad, Eylül 1840’da I. Abdülmecid’in Kadın Efendisi Şefkevza Valide Sultan’dan dünya gelmiş ve iyi bir eğitim almıştı. Veliahtlığı zamanında, Amcası Abdülaziz tahtta iken, taht sevdalısı bir görünüm arzetmiş ve bu sevda uğruna bizzat amcasını tahttan indirmeye çalışan darbecilere yardım etmişti. Öyleki, darbecilerin güdümleri doğrultusunda 10 Mayıs 1876’da ayaklanan ve silahlanarak şehirde nümayişlere başlayan Fatih, Beyazıd ve Süleymaniye Medreseleri öğrencilerine, V. Murad tarafından bir milyon civarında para dağıtılmıştı. Neticede, Sultan Abdülaziz, darbeciler tarafından hal’ edilmiş ve onun yerine 30 Mayıs 1876’da V. Murad tahta cülus etmişti. Fakat gel gör ki, tahta geçebilmek için büyük bir hırs gösteren ve bu hırs uğrunda amcasının hal’ine dahi şahitlik eden V. Murad’ın; içkiye olan iptilası, darbecilerle yaptığı işbirliğinin verdiği heyecan ve amcasının tahttan indirildikten bir müddet sonra öldürülmesi (bu olaya intihar diyenler de vardır. Ancak yapılan araştırmalar ve elde edilen emareler neticesinde öldürülmüş olma ihtimali daha yüksektir) gibi nedenlerden ötürü asabı pek bozulmuş hatta biat günü cinnet alametleri göstermişti. 

Babası Abdülmecid’in vefatının akabinde tahta çıkma ihtimali olduğu halde, yerine amcası Sultan Abdülaziz tahta çıkmıştı ve Sultan Murad, amcasının 15 yıllık saltanatı zarfında tahta çıkabilmek için büyük bir çaba göstermişti. Bu suretle, amcasına muhalif olanlar da kendisinin etrafında birleşmişti ve amcasının tahttan indirilmesi çalışmaları da birlikte yapılmıştı. Nihayet yapılan çalışmalar sonucunda Sultan Abdülaziz tahttan indirilmiş ve uzun zamandır tahta geçmeye haris Sultan Murad tahta çıkarılmıştı.

Sultan Murad’ın tahta çıkmasıyla birlikte, hastalığıda yavaş yavaş zuhur etmeye başlamış ve amcasının hal’ fetvasına gerekçe olan şuursuzluk, akli melekelerin yetersizliği gibi emareler kendisinde de görülmeye başlamıştı. Bu emarelerin görülmesi üzerine de, Seraskerlik Kapısı’ndaki biat merasimi kısa tutulmuştu.  

Özellikle, Sultan Murad’ın tahta çıkmadan önce ve tahta çıktıktan sonra yaşadıkları, akli dengesini yitirmesinde büyük bir âmil olmuştu. Öte yandan, darbe hazırlığının kararlaştırıldığı günlerde hep büyük bir korku içinde olmuş ve sürekli, amcası Abdülaziz’in bu işten haberdar olacağı vehmine kapılmıştı. İş ü işrete de ziyadesiyle meyli olduğundan bünyesi bozulmuş ve beyin damarlarında hasar meydana gelmişti. Amcası Abdülaziz’in ölüm haberini alması ise, akli melekelerini yitirmesinde büyük bir dönüm noktası olmuş ve Sultan’ın bu hali artık gizlenemez hale gelmişti. Vükeladan yanına girenleri kucaklayıp öpmesi, bahçede gezerken kendisini birden bire üstüyle birlikte havuza atması, cami ve saray merdivenlerinden arka arkaya yürüyerek çıkıp inmesi, binek hayvanına ters binmek istemesi, oturduğu odanın bir ucundan diğer ucuna koşmaktan kendini alamaması, uykusunda “kan istemem, sultanlık istemem” diye bağırması gibi olaylar karşısında artık Sultan Murad’dan ümit kesilmişti.

Sultan Murad’ın böyle bir hastalığa yakalanması ve bu durumun her geçen gün artarak devam etmesi üzerine yerli doktorlar tahsis edilmiş, fakat bu doktorların yetersiz kalmaları sonucunda da Viyana’dan devrin ünlü hekimi olan Dr. Leidesdorf getirtilmişti. Ne yazık ki, bu doktor da pek başarılı olamamış ve Sultan Murad’ın hastalığı tedavisi mümkün olmayan bir hal almıştı. 

Bu esnada devlet, içte ve dışta birçok önemli hadiseye sahne olmuş ve bu hadiseler sonucunda devletin başında aklıselim bir padişahın varlığı hususu kendini ziyadesiyle hissettirmişti. Sultan Murad’ın mevcut durumundan ümit kesildiğinden, büyük ümitlerle tahta çıkarılan genç padişahın aradan henüz üç ay geçmesine rağmen tahttan indirilmesi zorunlu bir hale gelmiş ve bunun üzerine de, Sultan Murad’ın kardeşi veliaht Abdülhamid Efendi ile irtibata geçilmişti. Yapılan görüşmeler neticesinde de, sadece 93 gün tahtta kalabilen Sultan Murad’ın yerine kardeşi Abdülhamid Efendi tahta cülus etmişti. 

Abdülhamid’in tahta cülusuyla birlikte, sadece 93 gün tahtta kalabilen Sultan Murad, hanedanıyla birlikte Çırağan’da ikamete mecbur edilmiş ve 29 Ağustos 1904 tarihinde vefat ederek Eminönü’ndeki annesinin türbesine defnedilmiştir. Sultan Murad’ın hal’ fetvası ise şu şekildedir: 

“İmamül-müslimin cünûn-ı mutbik ile mecnun olmağla imametten maksud fevt olsa uhdesinden akd-i imamet münhal olur mu? Beyan buyurula. El-Cevab: Allahu âlem olur.  Ketebehu’l-fakir Hasan afâ anh”. 

Fetva suretinden de anlaşılacağı üzere; Sultan Murad akli melaikelerini kaybetmiş, bir İmamül-müslimin olarak halifelikten ve padişahlıktan da hal’ olunmuştu. Böylece, yaklaşık 3 ay önce aynı gerekçelerle ve yine aynı kişi tarafından kaleme alınan fetva ile tahttan indirilen amcası ile aynı kaderi paylaşmıştı. 

 

Kaynaklar: 

Cevdet Küçük, “Murad V” DİA, C. 31, İstanbul, 2006. 

Arzu Terzi, Saray Mücevher İktidar, İstanbul, 2009. 

İ. Hakkı Uzunçarşılı, “Vesikalar, Beşinci Sultan Murad’ın Tedavisine ve Ölümüne Ait Rapor ve Mektuplar (1876-1905)”, Belleten, C. X, Sayı 38, TTK Basımevi, Ankara 1946., s. 317-367.

 

 

 

Güncelleme Tarihi: 29 Ağustos 2011, 01:29
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35