banner15

Yeniçerilere ait kayıtlar bile imha edilmişti

Başını II. Mahmud’un çektiği taraf, At Meydanı’nda açılan “peygamber sancağı” altında toplanmış ve organize bir şekilde beklemekteydi. Karargâh merkezi Sultanahmet Camii avlusu idi.

Yeniçerilere ait kayıtlar bile imha edilmişti

Emre Gül/ Dünya Bülteni/ Tarih Dosyası

Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri kuvvetleri ilk kez Orhan Bey döneminde Vezir Alâeddin Paşa ve Çandarlı Kara Halil Paşa tarafından “yaya” ve “süvari” birlikleri şeklinde organize hale getirildi. Daha sonra Sultan I. Murad devrinde “Yeniçeriler, Süvariler ve Topçular” gibi temel birliklerden oluşan profesyonel nitelikteki “Kapıkulu Ocak­ları” kuruldu. Bu ocaklardan Yeniçeri Ocağı, 16. yüzyıl sonlarından itibaren bozulmaya yüz tuttu, Ahmet Cevdet Paşa’nın ifadesiyle “Devlet-i Aliyye’nin kalbinde bir seretan illetine” dönüşerek padişahın otoritesi ve gücü önünde bir engel teşkil etmeye başladı. Devlet içerisindeki bu iktidar ve güç mücadelesine yakından tanık olan ve Yeniçerilerin elinden son anda kurtulan Osmanlı tahtının tek varisi Sultan II. Mahmud, 18 yıl süren bir hazırlığın ardından devlet ricali, ulema ve halkın da desteğiyle bundan 188 yıl önce, 15 Haziran 1826 yılında “Yeniçeri Ocağı”nı kanlı bir şekilde kaldırdı.

İlk aşamada Ocak içerisindeki önde gelen seçkin subayları tasfiye ederek gizli kadrolaşma yoluna giden II. Mahmud,  ardından ocakta görev yapan asker ve subayları kışkırtarak birbirlerine düşmelerini sağladı. Sıra, devlet kadrolarının Yeniçerilere karşı yapılacak imha operasyonu için yapılandırılmasına geldi. Ocağı zayıflatma ve yürüttüğü gizli kadrolaşma çalışmaları yanında kendisine bağlı ve sadık askeri birliklerin sayısını arttıran ve kuvvetlendiren Sultan II. Mahmud, özellikle ulema ve halk içerisinde Yeniçeriler aleyhine yoğun bir olumsuz propaganda faaliyeti başlattı. Bu faaliyetin ana temasını Yeniçeri Ocağı’nın Mora İsyanı’nın bastırılmasındaki başarısızlığı oluşturmaktaydı. Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın yardımlarıyla kontrol altına alınabilen Mora’daki Rum ayaklanmasından sonra artık harekete geçme vaktinin geldiğine inanan Sultan II. Mahmud, 26 Mayıs 1826 günü devlet erkânıyla yapılan toplantıdan, Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılarak yerine “Eşkinci Ocağı” adıyla yeni askeri birliklerin kurulacağına dair bir karar çıkarttı. Bunun için hazırlanan nizamnamenin uygulanmasına karşı çıkanların isyancı sayılacağına dair Şeyhülislam fetvası alındı. Bu, Yeniçerileri köşeye sıkıştırmak için yapılan yeni bir hamleydi.

 

İmha operasyonunun son aşamasına girilirken, şartlar II. Mahmud’un istediği gibiydi. Sultan ile Babıâli ricali, üst ve alt seviye dini bürokrasi, medrese talebeleri, topçu, humbaracı, lağımcı, tersaneci gibi askeri sınıflar ve İstanbul’un Müslüman mahalle ahalisi arasında Yeniçeri Ocağı’nın kurumsal olarak kaldırılması yönündeki ittifak bu kez sağlamdı. Eşkinci Ocağı’nın faaliyete geçirilmesinden üç hafta sonra bu projeye karşı olan Yeniçeriler, başlarında padişaha itaat etmiş görünen Kethüdayeri Mustafa ve Orta Mütevellisi Kürd Yusuf adlı zabitler olduğu halde 13 Haziran 1826 akşamından itibaren Et Meydanı’nda bir araya gelerek son isyanlarını başlattılar. Buna karşın, başını II. Mahmud’un çektiği taraf, At Meydanı’nda açılan “peygamber sancağı” altında toplanmış ve organize bir şekilde beklemekteydi. Karargâh merkezi Sultanahmet Camii avlusu idi.

Ocağın kapatılmasına dair ferman burada okunurken, ilk olarak padişahla işbirliği yapan ve kendilerini “Eşkinci Ocağı” talimine ikna etmeye çalışan Yeniçeri Ağası Celaleddin’i hedef alan isyancılar, Süleymaniye’deki Ağakapısı’nda onu bulamayınca yine projeye destek veren Mısır Kethüdası Necib Efendi’nin konağını basarak Babıâli’ye yürüdüler. Aradıkları hiç kimseyi bulamayan ve kışlalarına çekilen Yeniçeriler, topçulara ve Boğaz yamaklarına gönderdikleri isyana katılım davetinin reddedilmesi üzerine tuzağa düştüklerini anladıklarında ise çok geçti. Ağa Hüseyin Paşa, Mehmed Paşa, Topçubaşı Numan Ağa emirlerindeki kuvvetlerle kışlalara doğru gelirken, Süvari Topçu Yüzbaşı Kara Cehennem İbrahim Ağa, buraları topa tutturmaya başladı. Et Meydanı’nda kalanlardan birçoğu top ve tüfek ateşiyle öldürülürlerken, kışlalara sığınmış olanlar binaların ateşe verilmesi sonucu yanarak can verdiler. İstanbul’da bir iç savaşın yaşandığı, bu silahlı çatışma ortamından kurtulabilenler ise yakalanarak önlerine getirildikleri Serasker ve Sadrazam’ın siyaseten verdiği hükümlerle idam edildi. Cesetlerden birçoğunun denize atıldığı bu tasfiye hareketi sırasında idam edilenlerin sayısı hakkında yerli ve yabancı kaynaklarda birbirinden farklı miktarlar telaffuz edilmekteyse de 6000 ila 8000 arasında bir rakamda birleşilmekteydi.

Yeniçerilerden bir kısmı başkentte, sürgün edilen diğer bir kısmı ise gönderildikleri yerlerde hapis ve ağır işlerde çalışma gibi cezalara çarptırılırken, İstanbul’dan kaçmayı başarabilenler, vilayetlere gönderilen yakalama emirleri uyarınca ölümle cezalandırıldı. Yeniçerilere ait bütün kayıt ve defterler de bu katliamdan nasibini aldı. Yeniçeri mezar taşlarından bir kısmı tahrip edilirken belge ve defterlerden bir bölümü de Ayasofya Hamamı külhanında yakıldı.

 Bu konu ile ilgili belgelerden biri Osmanlı Arşivleri’nde uzman olarak çalışan Orhan Sakin tarafından, “Yeniçeri Ocağı Tarihi ve Yasaları” adlı kitapta yayınlandı. Miladi 21 Eylül 1827 tarihli  bu belgede, Defterhane yanındaki mahzende depolanmış çeşitli mali kayıtların imha edilmesi için onay istenmekteydi. Sultan II. Mahmud’un otoritesini güçlendiren ve klasik Osmanlı tarihlerinde “Vaka-i Hayriyye”-“Hayırlı Olay” olarak vasıflandırılan üç günlük bu harekâtla Yeniçeri Ocağı resmen ve fiziken ortadan kaldırılmış oldu.

Kaynaklar:

Gültekin Yıldız, Neferin Adı Yok, İstanbul, 2009.

Orhan Sakin, Yeniçeri Ocağı Tarihi ve Yasaları, İstanbul, 2011.

 

Güncelleme Tarihi: 17 Haziran 2014, 02:22
YORUM EKLE
YORUMLAR
kaya
kaya - 4 yıl Önce

15 temmuz 2016 tarihinde Türk ordusu içinde bir kısım general ve subaylar FETÖ adlı anarşi ve fitne hareketinin iğvasına kapılmış amirlerine isyan etmiş İsyan kalkışması yaşanmıştır. Türk Milleti başında başkomutan sıfatı ile cumhurreisi R.Tayyip Erdoğan Türk Halkını direnmeye çağırmış. Türk hükümeti bütün azaları ile Bu isyan hareketini 161 şehit vererek bastırmıştır. Cenabı Allah beterinden muhafaza eylesin

banner39

banner50

banner47

banner48