banner39

'Macron'un dili Avrupa'daki aşırı sağcıların, faşistlerin dilidir'

AK Parti MKYK toplantısı sonrası Ömer çelik önemli açıklamalar yaptı.

Türkiye 24.03.2021, 19:45
'Macron'un dili Avrupa'daki aşırı sağcıların, faşistlerin dilidir'

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklamalarından öne çıkanlar:

Cumhurbaşkanlığımızın başkanlığında, ilk toplantımızı yapıyoruz. Genel başkanımız siyasi değerlendirmelerini, hangi beklentiler içinde olduğunu paylaştı. MKYK üyeleri söz alarak değerlendirmelerini paylaşıyorlar. Bu dönemde Binali Yıldırım ve Numan Kurtulmuş Bey genel başkanı olarak görev yapacak.

Binali Yıldırım, Genel Başkan Vekili
Numan Kurtulmuş, Genel Başkan Vekili
Ömer Çelik, Parti Sözcüsü
Erkan Kandemir, Teşkilat Başkanı
Fatih Şahin, Genel Sekreter
Hayati Yazıcı, Siyasi Hukuki İşler
Ali İhsan Yavuz, Seçim işleri
Hamza Dağ, Tanıtım ve Medya
Efkan Ala, Dış İlişkiler
Jülide Sarıeroğlu, Sosyal Politikalar
Özlem Zengin, Sivil toplum Halkla ilişkiler
Mehmet Özhaseki, Yerel Yönetimler
Nurettin Canikli, Ekonomi işleri
Vedat Demiröz, Mali ve İdari İşler
Mustafa Şen, Arge
Leyla Şahin Usta, İnsan Hakları
Ömer İleri, Bilgi ve İletişim
Çiğdem Karaarslan, Çevre Şehir Kültür Başkanı oldu.

Bir kere daha bütün arkadaşlarıma bu göreve seçilmelerden dolayı teşekkür ediyoruz. Teşkilatlarımız Türkiye'nin her tarafından geldiler. Büyük kongreler demokrasi şöleni olduğu gibi siyasi bir ahidleşmedir. Bütün teşkilatlarımıza burada beraber olduğumuz olamadığımız kardeşlerimize, arkadaşlarımıza, bütün vatandaşlarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Sorular ve cevaplar

Kabine değişikliği Cumhurbaşkanımızın takdirinde bir konu. Bu tip durumlardaki bütün tahminler boşa çıkar. Ne zaman yapıacağı nasıl yapılacağı Cumhurbaşkanımızın takdirindedir. Listelerin uydurulmuş olduğunu görmüşünüzdür.

Hepimizin odaklanması gereken konu kadınların kazanımların nasıl artacağıdır, kadına şiddetin önlenmesi için daha çok yapacağımızdır. Kadınların kazanımların artması politik bir tercih değildir, ahlakidir. Kim ne derse desin kadın haklarını güçlü bir şekilde savunuyoruz, bunu ahlaki bir zorunluluk olarak görüyoruz. Bunun altını çiziyoruz. Sistematik olarak geri bırakılmış, şiddetle karşı karşıya kalmış, kazanımları elinden alınmış kadınlara pozitif ayrımcılık uygulamak dengeyi bozan bir mesele değildir. Kadınlar onurlu, görkemli mücadelesi sayesinde elde edilmiştir. Kadınların görkemli mücadelesi aslında bir insanlık mücadelesidir.

Cumhurbaşkanımızın bu konuya verdiği önem açıktır. Kadın haklarının korunması bizim için politik tercih değil, ahlaki ve insani bir zorunluluk. Politik istikametimizi ahlaki ve insanı zorunluluğun üzerine yerleştiriyoruz. Kadın haklarından taviz vermek, şiddetle mücadelede üzerimize düşen bir şey var ve yapmıyorsak, bu ahlaki zorunluluktan ayrılmak anlamına gelir. Bunun enstrümanı yasalar olur, uluslararası sözleşmeler olur. Türkiye'de bunun takdirini yapacak olan tabii ki hükümettir. Kadınlarımızın kazanımlarını korumaya ve arttırmaya güçlü bir şekilde devam edeceğiz.

Mesele öncelikle kültüreldir, çocukların yetiştirilmesinden, sokaktaki gündelik hayattan başlayarak duyarlılık oluşturulması gerekmektedir. Her türlü yapıcı eleştiriye, fikre de açığız. Hep beraber kadınlarımızın kazanımlarını daha çok korumaya odaklanalım. Burada enstüramanların ne olduğundan ziyade hedefin güçlü bir şekilde korunması gerekir. Cumhurbaşkanımız çok net beyanlar verdi. Bu çok boyutlu bir mücadeledir. Buna karşı sıfır tolerans ilkesiyle hareket ediyoruz.

Biz kadını şiddetten korumanın insanlığı koruma vazifesi olduğunun farkındayız. Kadına karşı şiddette tavizsiz ve sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu kararlılığımız için yasa çıkarılması gerekiyorsa, kültürel çalışma yapılması gerekiyorsa hazırız. Aile Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız ve diğer bakanlıklarımız bu konuyu takip etmeye devam ediyor. Bizim politik tercihimiz değildir bu, ahlaki ve insani zorunluluktur.

Fransa Devlet Başkanı Sayın Macron'un sayın C umhurbaşkanımızla yaptığı video görüşmesi son derece olumlu geçmişti. Doğrusunu söylemek gerekirse hepimiz sayın Macron'un oradaki çizgisini korumasını çok arzu ederiz. Akdeniz, Suriye, Libya'daki sorunlar konusunda tabii ki köklü ilişkilerimiz olan, müttefikimiz olan Fransa ile samimi, yapıcı bir diyalog olmasını isteriz. Cumhurbaşkanımız muhataplarıyla bu diyaloğa her zaman hazır olduğunu söylüyor. Sayın Macron'un geçmişteki üslubunu bırakarak ortaya koyduğu yaklaşımını hepimiz olumlu bulmuştuk. Sayın Macron'un açıklamasının video konferanstaki olumlu çizgiyle uyumlu olduğunu söyleyemeyeceğim.

Avrupa'daki aşırı sağcıların, faşistlerin dilidir bu. Bu konuda Fransız yönetimiyle açık bir diyalog içerisinde olmak isteriz. Fransa'daki Müslüman grup barışçıl, iyi nitelikleri olan insanlardan oluşan topluluktur. Bu şekildeki söylemler maalesef onları da rahatsız eden Fransa kamu düzeninin dengesini bozan yaklaşım. Seçimlere müdahale ile ilgili herhangi bir devlet başka devleti suçluyorsa ortaya somut bir kanıt koysun. 'Ben böyle düşünüyorum' yaklaşımının diplomatik teamülde yeri yoktur. Bir devlet çıkıp da başka devleti seçimlerime müdahale edecek diyorsa, demokrasisinin kırılgan olduğunu söylemiş oluyor. Demokrasi kültürünün, oyların korunması konusunda kendi sistemlerin zaaf içerisinde olduğunu söylemek istiyor. Biz bunların düzeltilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bizim hiç kimsenin seçimlerine karışmak gibi bir arzumuz sözkonusu olamaz. Tabii ki Türkiye ile uyumlu çalışacak yönetimler olmasını isteriz.

Kaynak: Habertürk

banner53
Yorumlar (0)
14
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?