Uganda’da Kaddafi İzi

Uganda'da yüksekçe bir tepenin üzerinde büyükçe bir cami yapılmış. Bu camiyi diğerlerinden ayıran bazı özellikler var. Öncelikle burası Kaddafi tarafından yapılmış büyük yatırımlardan birisi. Tüm kıtada Kaddafi’nin yatırımları gerçekten çok. Şehre hâkim bir tepede büyükçe bir cami ve birçok alanda hizmet veren kültür merkezi olarak kullanılan çevresiyle bir abide eser burası. Bu caminin bahçesi ve çevresi de bir kültür merkezi olarak düzenlenmiş. Burada bize rehberlik eden Sena Vakfı'nın dikiş atölyesi var.

Radyo Bilal

Başka bir köşede Radyo istasyonu mevcut... Ülkede televizyon çok yaygın değilmiş. Özellikle Müslümanlar -muhtemelen televizyonda kendi inanç ve ahlaklarını uygun yayın bulmakta da zorlanıyorlar- televizyon yerine sürekli radyo dinliyorlar. Bize rehberlik eden Asım Bey radyonun etkileri konusunda şunları ifade ediyor: “Burada bir Müslüman ya Kur'an okuyordur, ya yanındaki ile sohbet ediyordur veya da Radyo dinliyordur…”

TİKA'nın da verdiği destekle bir radyo istasyonu kurulmuş. Ülkenin en büyük iki radyosundan birisinin minik stüdyosundayız. Bilgisayara kaydedilmiş bir konuşma- vaaz yayında olduğu için daha kolay gezebiliyor, resim alıyoruz. Elimizde namaz takkesi, bayanlar için başörtüsü ve kıyafet var. Hediyelerimizi takdim ediyoruz.

Merkezi caminin minaresine çıkıp başkent Kampala’yı izlemek, Ramazan olmasına rağmen çok zor olmadı. Baş müftülük, bizdeki karşılığı ile “Diyanet İşleri Başkanlığı” da burada. Ülkenin baş müftüsünü de ziyaret etmek istedik. Lakin aynı anda Mısır'dan gelen başka bir heyet olduğu için bizim ziyaret bir başka bahara kaldı. Burada dikkat çeken en önemli nokta, Afrika'nın büyük çoğunluğunda Kaddafi’ye karşı duyulan hayranlık ve şükran ifadesi… Her biri kendi ülkesinin lideri kadar sayar ve severler onu… Zira çok ciddi yatırımlar yapılmış, eserler bırakılmış.

Kaddafi ve Afrika

Biz Kaddafi’yi çoğunlukla basın yoluyla tanıdık. Kendine göre bir adamdı. Deli- dolu, nerede ne söyleyeceğini bilmeyen / tartmayan birisi… Benim zihnimde ona ait kalan en önemli anekdot; Refah-Yol hükümeti döneminde rahmetli Erbakan Hoca'nın Libya’ya yaptığı seyahatte kullandığı ölçüsüz cümlelerdi. Yaşım o dönemi çok hatırlamasa da 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda bize Savaş desteği vermesini Türk millet olarak unutmayız. Belki de Kaddafi’ye ait en unutamayacağımız şey, onun bir çukurdan korkulu gözlerle çıkarılıp linç edilerek ölümüdür…

Gerçekten bunu hak etti mi? Zalim bir insan mıydı? Veya ülkesine birçok nimet ve güzellikleri yaşatan bir lider mi? Bunların hesabını Allah'a bırakıyorum. Ancak Afrika'nın her köşesinde Kaddafi’ye ait birçok eseri görmek mümkün. Mali’de büyük bir Libya Camisi ve bakanlıklara ait binaları gördüm. Burkina Faso’da büyük bir oteli var. Bu otelin tüm geliri Libya tarafından kurulmuş bir İslami Davet Vakfı'nın giderlerine harcanır.

Yüzlerce hocanın maaşı ödenir. Bugün Libya’da memurların bile düzenli maaş alamadığı biliyoruz. Ama Burkina Faso’daki bu hizmet devam ediyor. Yolumuz Sudan’a düşünce orada da bir dizi yatırımlarını görmüştük. En son olarak da Uganda’da gördük. Daha farklı ve özel bir yatırımı daha sonra müstakil olarak ele alacağım inşallah…

Elbette insan merak ediyor: Kocaman Afrika kıtasına bu kadar el uzatmış, oradaki Müslümanların huzuru, refahı ve onların manevi yaşamlarına katkı sunacak eserler bırakmış bir insan, niçin bu şekilde öldü? Doğrusu bu sünnetullaha çok da uymuyor.

Bir kaç yıl önce Kuzey Afrika'da yaygın olarak bulunan Senusi Tarikatı ile ilgili bir araştırma yapma ihtiyacı doğmuştu. Kaddafi'nin niçin öyle bir sonla dünyadan ayrıldığını o zaman daha iyi anlamak mümkün oldu. Mısır ve Libya’dan gelmiş bir başka Müslümanın yıllar önce anlattıklarıyla birleştirince, resim daha net görülmeye başladı.

Libya deyince bizim aklımıza ilk gelen isim, Mücahit Lider Ömer Muhtardır. O da aynı zamanda bir Senusi şeyhidir. Kaddafi iktidara geldikten bir süre sonra yaptığı bazı hatalar nedeniyle bu Senusi tarikatının önde gelenleri itiraz ederler. Bu nasıl bir itiraz sesi olmuşsa, Kaddafi bu olayı çok kanlı bir şekilde bastırır. Buna ilave olarak, her yıl aynı tarihte o tarikatın önde gelen isimlerine benzeri acı akıbetleri yaşatır. Bazı yıllar böylesi bir katliam yapılmasa da eski görüntüler yeniymiş gibi kamuoyuna servis edilir. Böylece de karşısında onu eleştirecek bir sesin çıkmasına imkân tanınmaz. Cihadın en büyüğü; “zalim sultana karşı hakkı söylemektir.” Ama buna imkân verilmez, bu cesaret tamamen yok edilir.

Yapılan onca hayra ve yardıma rağmen böylesi bir zulüm, başına bela olur. Neredeyse tüm Afrika’nın, hakkında hüsn-ü şehadette bulunduğu bir isimdir Kaddafi… Allah hepimizi dünyevi hırslardan korusun. Kimi zulüm ve hatalarımız da salih amellerin yok oluşuna sebep olmasın…

YORUM EKLE

banner39