banner39

03.01.2015, 09:45

Vadi Dayf'tan sonra Suriye krizinin girdiği son viraj

Esad rejimi, hakim olduğu bölgelerde günden güne yalnızlaşmaya ve birbiriyle olan bağlantı noktalarını kaybetmeye başladı. O kadar ki, bazı bölgelerde kazanma umudu olmadan sistemsiz bir şekilde intihar eylemleri düzenleniyor. Bu gelişmeler ışığında, Suriye’nin geleceğini belirleyecek olan haritayı taraflar arasında devam eden çatışma ve bu çatışmaların doğuracağı köklü düşmanlıklarla çizilecek hatların oluşturacağını söylemek zor değil. Yine olası ihtimaller ve gelişmeler, coğrafyada önyargıların hakim olacağını haber veriyor.   

İdlib’in güneyinde son zamanlarda devam eden çatışmalar ve rejim güçlerinin bölgeden kaçarak uzaklaşması, Suriye’de oynanan savaş tiyatrosunun yeni bir konformasyon ortaya çıkaracağına işaret ediyor. Çünkü bölgenin askeri açıdan Esad rejiminden kurtuluşu, buradaki savaşın anlamını da değiştirdi. Bahsedilen bölge, Esad rejiminin birçok açıdan yardım alabileceği hatların üzerinde yer alması dolayısıyla lojistik bir alanı kapsıyor. Bir diğer anlamıyla, Esadın Suriye’deki otoritesini güçlendirmek ve diğer cephelerde uğradığı hasarı gidermek için sembolik bir öneme sahip.

Sahaya doğrudan inildiğinde, muhalif güçlerin stratejik operasyonlar çerçevesinde elde ettiği başarılar daha iyi tasnif edilebilir. Yani muhalifler şu anda geniş bir alanda konuşlanarak öncelikle devrimciler için bir hareket alanı açmış oldular. Sonrasında ise,  gerekli tedariki sağlama ve gizlenme açısından manevra imkanına sahip oldular. Şu an, doğudan batıya, kuzeyden güneye kilometrelerce uzunluğunda yardım hatları açılmış durumda. Muhalif güçler, bu stratejik başarıyı, rejim askerlerinin kilit noktalarda aldıkları savunma pozisyonunun, bu kilit noktaları Hama’nın batısında bulunan askeri kontrol noktaları ile aralarındaki birden fazla iletişim ağı arasında bir birliktelik kurmaya çalışmalarının ve giderek karmaşıklaşan askeri sisteminin sonucunda elde ettiler. Hama’nın batısı, Esad rejimine insan kaynağı sağlayan önemli yerlerden biri. Bunun yanı sıra, Suriye’nin Masyaf ve Segilbiye gibi sahil kentlerinden gaz akışının geçmesi için Hama’nın bu bölgelerle sıkıca bağlanması gerek.

Rejim güçleri, bu bölgelerdeki varlığını kuvvetlendirmek için oluşturduğu karışık arazi sistemini rapor etmişti. Buradaki amaç İdlibin güneyindeki ve kuzeyindeki köyler arasında bağlantıyı koparıp, devrim askerlerinin buralara özellikle de Hamanın kuzeyine gelmelerini engellemekti. Peki nasıl oldu da Esad rejimi sürpriz bir şekilde bu alanlarda hakimiyetini kaybetmeye başladı. Üstelik bir çok gözlemci Esadın Halep’te kendi düzenin kurmaya çok yaklaştığından bahsederken.. bunun yanı sıra İran’dan gelen askeri destek yoğun bir şekilde devam ederken ve yardımcılarının kendisini “ esrarengiz stratejilerin lideri” olarak tanımladığı komutan Sehil Hasan birliklerin başına geçmişken !!

Elde edilen bu sonucun dayandığı genel bazı kanılar var. Örneğin savaş çok fazla uzadığı için artık çatışmaların şekli de değişmeye başladı. Özellikle de alt yapıların tamamen çökmesi, Esadın askerlerinin stratejik bölgelerden kaçmaya başlaması, ordudan kopuşların yaşanması ve hegemonyanın yoğun bombardımanlarla sağlanmaya çalışılması başarısızlığın getirilerinden oldu. Rejim, askeri başarılara imza atması için gerekli olan karargahlarını koruyacak olan alt yapıyı tamamen kaybetti. Yanı sıra, hakim olduğu bölgelerin çoğunluğundaki tepeleri ve dağları da kaybetti. Yardım yolları tıkandı. Ordusunda yer alan profesyonel askerler birer birer kaçmaya başladı. Böylelikle de savaş, hiçbir tecrübesi olmayan elemanlarla sürdürülmeye çalışılan bir savaşa dönüştü. Buna ek olarak, rejim güçlerinin klasik yapısını kullanarak devam ettirdiği stratejik taktiklere karşı devrim güçleri büyük bir değişim paketi hazırladı ve orduyu çözümsüzlüğe doğru itti. Hazırlanan tuzaklar ve beklenmedik hızlı saldırılar ile kaynak noktalara koydukları keskin nişancılar önemli bir atılım oldu. Ayrıca merkeze uzak olan teşkilatları çökertme konusunda kuşatıcı bir üslup kullandılar ve küçük dağıtıcı operasyonlarla rejim askerlerinin çabalarını boşa çıkardılar. Bu yeni taktikler savaş boyunca yapılan faaliyetlere de darbe vurdu.  

Peki rejimin destekçileri bu yeni taktikler karşısında artık tahammül edemeyip yıpranma sürecine mi girdiler? Ya da Esad rejiminin atardamarlarını besleyen güçler zayıflamaya mı başladı? Ya da Esad rejimi artık içten mi zayıflıyor da sistemin kendisi kopma noktasına mı geliyor?

Der’a ve Kuneytranın güneyindeki çökmekte olan cepheler, Kalmun, Humus, Hama ve İdlibin köyleri, Halebin kuzeyi, Deyr Zor’un doğusundaki gelişmeler, Esadın destekçilerinin meydanlardan çekilmeye başladıkları ve savunma pozisyonu aldıkları gerçeğini gözler önüne seriyor. Destekçilerin çekilmesi, Esadın da dört yıllık Suriye savaşında geriye doğru gittiğini, tarafların hedeflediği dinamiklerden elde edilen gelişmelerin tamamen değiştiğini gösteriyor.

Öyle görünüyor ki, İran projesi Yemenden Lübnan’a kadar yayılan bir sorunla karşı karşıya ve tahran, bu sorunun üstesinden gelebilecek maliyeti tek başına kaldırabilecek durumda değil. Bu durumda Suriye’deki ve belki de Iraktaki nüfuzunu Körfez ülkeleriyle, Türkiye’yle ve Amerika’yla paylaşmayı kabul edecek gibi gözüküyor. Tabi Suriye’nin sahilleri ile Iraktaki petrol bölgelerinde stratejik bir dengenin sahibi olma kanaati ile..    

Son zamanlarda ekonomik ve siyasi kaosun içinde olan Rusya ise,  Esad rejiminden bir parçayı kurtarmak ve Suriyenin geleceğinde rol alma konusunda kendisine muhalif olanları ehlileştirme karşılığında kendisine düşen payı kabul edecekmiş gibi bir yönelim içerisinde. Bu durumla eş zamanlı olarak, Hizbullah da Suriye sınırında maruz kaldığı yoğun hasardan sonra Lübnan içine çekilmeye hazırlanıyor. Bunun sebeplerinden biri, petrol fiyatlarındaki hızlı düşüş nedeniyle İranın karşılaştığı ekonomik sıkıntıyla orantılı olarak Hizbullahın finansal olarak desteklenmesindeki düşüşün de etkisi var.

Suriyedeki savaş sahnesine geri dönersek, gelişmelerin seyri için artık net ve gerçek bir yorum yapmanın imkanı yok. ortaya çıkan derin kaos, rejim adına savaşan tüm cepheleri kapsıyor. Mesela, sayıları bini geçen teşkilatlar var. Hepsinin hedefi birbiriyle çelişiyor ve birbirleriyle uyum içinde değiller. Bu şekilde bu cephelerin ayakta kalmaları çok zor. Resmi, tanınan kuvvetlerin dışında, “ulusal savunma”, “halkı koruma birliği,” gibi paralel teşkilatlar, bölgesel ve mahalleler arasına sıkışmış örgütler de var. Bunların arasında İranın Suriyede kurduğu askeri birliklerden başka Hıristiyan, Dürzi ve şii birlikler gibi mezhep eksenli olanlar da var.  Tüm bu yapıların farklı hedefleri, farklı finansal kaynakları ve kendilerine özel bağlantıları var. Bazıları, gıda maddesi ve muhaliflere silah satarak kendi kendisini finanse ediyorlar. Böylece Esada bağlılıkları formaliteden ibaret kalıyor.

Bu anlatılanlar, Suriye toprakları üzerindeki gerçekleri yansıtıyor. Bu karışık durumu düzeltmek için sunulan önerileri ne iç kuvvetler ne de dış güçler yerine getirecek durumda. Dolayısıyla Esadın Suriyede yeniden otorite kurması rüyası, imkansız bir gerçeğe dönüşmeye başladı. Bu durumda Esad, gelecek dönemlerde daha dar hedeflere doğru yürümek zorunda. Bunu da ancak iki şekilde gerçekleştirebilir:

Rejim Halep, İdlib, Der’a, Kuneytra ve Deyr Zor’da kalarak Suriyeyi bölme girişimleri çerçevesinde katliamlara devam eder. Bunun stratejik avantajları var. Muhaliflerinin çabalarının daha geniş bölgelere yayılmalarını sağlayarak onları bölebilir. Bu sayede muhalifler arasındaki bağlantıları da koparabilir. Bunun yanı sıra, Suriyedeki hükmünü sembolik olarak da devam ettirebilir. Gelecekteki hedefleri için siyasi faydasını da görür. Ancak bu metodun maliyeti fazla ve kalıcı sorunlara yol açabilir. Ayrıca kendi ülkesinin çocuklarını öldürme konusunda kendi çevresinden de şiddetli reaksiyonlar görmeye başlayabilir.

Rejim, bunları bir kenara bırakıp doğuda Hamadan, batıda sahil kentlerinden oluşacak, Şama giden yollarla bağlantı içinde olacağı ve Humusu da etkisi altına alacak kendi küçük devletçiğini koruma yoluna gidebilir. Bu olasılık çerçevesinde elinde kalan savunma birliklerini de toplayabilir.

Vadi Dayft’aki ve Hamidiye’deki Esad askerlerinin yenilgisi, Esadın savaşçılarını korumak istediğini açıklıyor. Çünkü Esad artık Suriyenin bütününe hakim olamayacağını biliyor ve görüyor. Bu yüzden şu an kendi küçük devletçiğini korumayı düşünüyor.

Dünya bülteni için çeviren: Tuba Yıldız
Kaynak: El Cezire

Yorumlar (0)
12
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?